Zaman’ın İçindeki Çocuk Masalı
Nur Cihan
 
 

0 dost, beni sevgi ile, nazla, çeşit çeşit nimetlerle besledi. Etden, deri ve damarlardan dokunmuş çok değerli bir kumaşdan arkama usta bir terzinin diktiği süslü püslü bir elbise giydirdi. Aslında, tenimiz bir hırkadır. Onun İçinde bulunan gönül bir sofudur. Şu gök kubbesinin içindeki bütün âlem, bir ibadet yeridir. Benim Şeyhim'de 0 dur.


................................
 

Padişahlar, bütün hazineleri, yıkık yerlere, viranelere gömerler.

Bizim viranemiz, yıkık gönlümüzse, dostun hazinesinden ötürü virane olmuştur. Dostun ilâhi emânetine dayanamamış, yıkılmış, bu hâle gelmiştir.

...............................

 

Herhangi bir kimsede, gizli bir aşk derdi yoksa, o yaşıyormuş gibi görünse de, onun gönlü ve canı yoktur.  O âdeta gezen, dolaşan bir ölüdür. Eğer aklın varsa, git de Hak'dan derd iste,  çünkü derdsiz olmak, aşk derdine düşmemek, tedavisi imkansız bir hastalıktır.

Hz. Mevlâna Muhammed Celaleddin-i Rûmî (k.s.)


BİR VAR mış BİR YOKmuş
EVVEL ZAMAN içinde AHİR ZAMAN içinde bir çocuk varmış
...


Çocuk Zaman’ın ,insin ve cinnin Padişah’ına ziyarete gitmeye karar vermiş..Çocuk  Padişahlara giderken ve dönüşte kendisini daima kutsal bir emanet gibi hissedermiş..Yeni Padişah’a gitmek çocuğu hep korkutuyormuş ama LatifHakim dostu illa gideceksin demiş, bakalım neler olacak seyreyle,zuhurata uy..O’nun yüzünde ne göreceğine sen karar vereceksin demiş..Çocuk zaten gitmesi gerektiğini biliyormuş da, işte teslimiyet zor bir şeymiş..O çok havai ve sınırsız bir sorumsuzluğun içinde olduğu zannı ile uçuşup duruyormuş..

Zaman tekno devir olduğu için, çocuk da ona verilmiş izinle Padişah’a akşam geleceğine dair mesaj çekmiş, tabii adını yazmayı unutmuş heyecandan:)Onbinlerce köleden biri acaba kim?....!!!Köle sananlara içinde gülmüş çocuk abdiyet- kulluk- kölelik makamı Hz Peygamberin olduğu halde herkesi köle yapabilen bu akıllılara ah keşke demiş, ah keşke...

Çocuk Allah’ın lutfü ile şuna sahipmiş..Mesela sesini duyduğu birine ait yazı okuyorsa o sesin sahibiyle okuyabilirmiş bazen ve okuduğu yazılar kimden esinlenilmiş, kim kimi okuyor, nereye meyyal hep anlarmış..Benim mürşidim- rehberim- putum yok diyenlere bakıyormuş ,yazılarına bakıyormuş,ilgi alanlarına bakıyormuş,sayfalarını süsleyen resimlere bakıyormuş  ve putu olmayan bu dostlara gülerek selam veriyormuş..Yahuuuu putsuz olmuyor işte. Kabe nedir düşünmek lazım: Hakikatte Kabe’nin yerinde bir şey  var mı bilmek lazım..Sen putunun özünü idrak edersen, nereye secde edersen et ,o secde Allah’a dır. O’ndaki tecelliyedir.O’nda ki varlığın hakikatine secdedir. Eşya -esma-insan put değilmidir, düşünmek lazım...Hayatını esmaları çözmeye ayıran kişiler ,sürekli esma çekerek bir şeyler elde etmeye çalışan kişiler, hakikatte ne yapmak istiyorlar acaba diye de düşünmek lazım diyormuş çocuk ..Minicik aklı ve korkak yüreği ile acizane...Allah’tan çocuk çok cahil ve ilimden nasipsizmiş te bu konuda böyle konuşabiliyormuş..Yoksa zaten asla konuşamazmış..:)

VE AKLINA GELMİŞ ÇOCUĞUN YAZARKEN ŞİMDİ,  İLİMLERİ PUTA DÖNÜŞMÜŞ OLANLARIN HALİ NEDİR PEKİ DEMİŞ..?O İLİM NEDEN AÇILIP CANLANMIYORMUŞ PEKİİ?    AŞK VE MUHABBET ANCAK MUHAMMEDİYETİ DOĞURACAĞINDAN DEMİŞ KALBİ ÇOCUĞUN..AŞK SIZ İLİM GÖZLERİ GÖRMEYEN BİRİNE BENZİYOR DEMİŞ KALBİ.(ama bu bedensel engelli olan amalar için değilmiş).Çocuk ne çok soru sordum,  artık sormayacaktım hani demiş ve susmuşşş.:)

Ve çocuk araba çağırmış, olan biten herşeyi seyredecekmiş..Sitenin kapısından çıktığında göğe bakmış çocuk; solda yükselmiş tam bir Dolunay varmış, gözlerine tam karşısındaki okul kapısına tören dolayısı ile asılmış koskocaman Türk bayrağı ve Atatürk resmi çarpmış.Gülmüş çocuk ah demiş işaretler çok güzel, doğru yoldayız..
Araba gelmiş, jip gibi yüksek ve lacivertmiş, şöför esmer ve çok küçük yaşlarda bir çocukmuş..Arabaya bindiğinde annesini aramış şöför, yemeğe yetişeceğini annesine haber vermiş..

Ve çocuk düşünmeye başlamış..Hayalinde kendisine Ali kitabını veren Dostu Ali’sine ulaşmadan; kitabını aradığı yılları ve Hz Ali’ye ithaf edilen kitapları okuduğunu ama hiçç anlama ilmine sahip olmadığından kitabının başka bir şey olduğunu, o yüzden de seneler sonra Dostu Ali’sine gittiği zamanı hatırlamış..Çocuk demiş ki Dostu Ali’sine “bana hayalimde vermiş olduğunuz kitabı istiyorum..Evvel Zaman” hiç duymadım evladım neymiş o kitap,ben bilmiyorum” demiş..Çocuk ısrar etmiş “Bilmiyorum evladım, siz daha iyi bilirsiniz “demişEvvel Zaman...Çocuk” hayır siz verdiniz, siz biliyorsunuz” demiş edebsizce..

Ve başka bir şehirden- kitabını istediği o yaz; evine döndüğünde 38 senelik sahip olduğu herşeyin yok olduğunu görmüş..Çocuk elinde çantası öyle kalakalmış..Neler oluyor demiş, neler ama neler olduğunu anlayamamış..Ona verilen yeni mağarasında düşünmek için bir gece kalmaya karar vermiş..Ve o gece hep korktuğu denize girebildiğini ama boğazın derin sularında çok yorulup can havliyle kıyıya tutunduğunu görmüş hayalinde..Çocuk uyandığında belallarına sabretmeye karar vermiş çünkü şimdiye dek hayallerinde denize girmeyi hiç başaramamışmış..Ve madde hayatında da çocuk kimseden dönemezmiş, onu terk etmek  gerekmiş, o kendisi kimseyi terkedemezmiş.. Mesela denize girse ancak ileri gidebiliyor, asla geri dönmeyi başaramıyormuş...Geriye dönemediği içinde sadece bir boy kadar denizde yüzebilirmiş..

Çocuk yine geri dönemeden senelerce belalara sabretmiş durmuş..Başına gelen olayların sebeb- sonuç ilişkisini ancak yeni yeni yapabiliyormuş ve bu onu daha hüzünlendiriyormuş..Acaba talep ettiği içinmi olmuş herşey..Oysa çocuk ne talep ettiğini zaten hiççççç bilmiyormuş ki..İnsan en çekiici olana-Azrailine ölmeden evvel ölebilirmiş..Çocuk cazibenin yüzüne bakarken, ayın arka yüzü ne dolaplar çeviriyormuş..Çocuksa aşkından, O’nun sadece parlak yüzünü görüyormuş..

Şimdi de kendi ayakları ile gittiği Yeni Zaman’dan sonra, başına neler geleceğini bilemediği için çokkk korkuyormuş.Ama çocuk O’na derin bir muhabbet duyduğu için artık eminlikte olduğunun sözünü aldığına inanıyormuş..Sadece huzur istiyormuş çocuk sadece huzur ama derin huzur ...

Çocuk, NefEs-i Rahman yazısını tüm kalbimle deyip vaktinde Zaman’a  yollamışmış. Okuyup okumadığını merak ediyormuş..Eski Padişah çocuğu kalbi ile okuduğunu söylermiş ve aynı rüyayı görüyorlarmış..Ama Yeni Padişah’dan henüz böyle bir tenezzül görememiş çocuk..

Ve çocuk gideceği yere gelmiş..Yüzlerce insanın arasına karışmış ..Tüm seromoniler yapılmış ve çocuğun en sevdiği devrana gelmiş sıra ..Çocuk daima ağlıyormuş tabii..Eskiden Evvel Zaman’a gidip dönerken ve O’nunlayken nasıl sebebsiz ağlıyorsa, şimdi de aynen Yeni Padişah’a aynı gözyaşlarıyla ağlıyormuş çocuk..Ama neden ağladığını hala bilmiyormuş..O gözyaşları kendiliklerinden akıyormuş, bu ağlamalar iyi bir şeymiş çünkü, hiç hissetmediği kalbini artık hissedebiliyormuş çocuk..Bazen muhabbeti arttığında,kollarını çapraz yapıp kalbine, göğsüne bastırıyormuş bilmeden ,kalbi sağlam dursun diye mesela..

Yüzlerce kardeşi sükun hali ile oturuştaymış, sonra dirilip ayağa kalkmışlar devrana durmuşlar..Hay Hay ve Sala bölümünde çocuk darmadağınık olurmuş daima..Ve daire açılmış bir ara ve Zaman tam dairenin ortasına gelmiş ve dostu gelmiş ellerini çapraz birleştirip dönmeye başlamışlar ve daire de dönüyormuş..Çocuk ilk kez gördüğü bu sembole çok şaşırmış..Yazımı okumuş demiş kendince, Nefes’in sistemini bana anlatıyor..Halbuki çocuğa bir şey anlatıldığı yokmuş, o zannediyor ve vehmediyormuş..O her şeyi aynı istediği manaya kolayca getirebildiği için, ne gördüğü hiçç önemli değilmiş ki zaten ..Çocuk dilediği anlamı zannedecekmiş nasılsa..Ve ELELE- AYNALAMAyı anlatan bu dönüş birden değişmiş..Dıştaki yüzlerce kişi Hay Allah Hay diyerek içe doğru kapanmaya başlamış. Bast ken Kabz olmuşlar ya da tek bir noktanın dairesel açılımı yapılmış ama yine tek bir noktaya dönülmüş sanki..Ve el ele çapraz tutularak rüzgar gülü yapılmış, çocuğa göre anasır-ı erbaa yani maddeyi oluşturan dört unsurun NEFES-İ RAHMAN ile hareketlenip HAY olması sembolen anlatılmış.Noktaların hareketlenip maddeleşmesi de..

Sonra sükun olup yüzlerce kişi ikiye ayrılmışlar aynı iki denizin ayrılması gibi..Ve Zaman ortada İki Denizi (MADDE=ZAHİR-MANA=BATIN)birleştiren HIZIR-İNSAN-I KAMİL –SIRR-I BE gibi ayini yönetmiş yine..

Çocuk her şeye bakıyor ve bir anlam çıkartmaya çalışıyormuş, ritüeller bitip yerlerine oturmuşlar .Sohbet başlamış..Zaman, Azrail’i anlatmış, çocuk yazısının okunduğunu zannetmiş ..Demiş ki insandan Azaril olmaz ama Azrail kötü değildir..Azrail sadece Allah’ ın emrini yerine getirir..O çok güzeldir ve cazibedir.Çocuk daha çok ağlıyormuş ve özür diliyormuş içinden..
 

.Zaman çocuğu çok sevindiren açıklamalar yapmış ki; hiç böyle yerlerde kolayca konuşulan manalar değildir diye düşünmüş çocuk..Demiş ki Zaman:” Eski antik tanrılar, Allah’ın esmalarının ve meleklerin ve bazı peygamberlerin surete döndürülmüş putlaştırılmış halidir..Bu neden var ?”demiş Zaman .”Neden “demiş çocuk..”Çünkü “demiş Zaman “insanın bir sureti var ve surete tapmak onun doğasında var..Başka bir şey bilmiyor..Evet demiş çocuk az evvel yaşadığı ve daima bocaladığı secde mevzuunu hatırlamış..Çocuk görmediğim rabbime secde etmem düsturundaymış da, hangi haline secde edeceğinde bocalıyormuş daima..Az evvelde bu sorunu burada yaşamış zaten..

Zaman” insana tapılmaz,mürşide secde edilmez  sadece Allah’a secde edilir demiş ama neye iman ettiğinide bileceksin demiş yine..Yine sağ gösterip sol vurmuş yanii....Çocuk düşünüyormuş ruhuna mı, nefese mi tapsın yoksa bir suret mi hayal etsin..Ama nefes suretsizmiş yani görünemeyen ve bilinemeyen bir alan mış nefes..Ama ruh öyle değilmiş..Ya da ruhun daha kesif hali şu bedenler mesela..Kabe’yi de kaldırsan aradan demiş çocuk ve meleklerin ademe secdesini düşünmüş..Çocuk işin içinden çıkamamış ve bu konuyu düşünmeme kararı vermiş, oluruna bırakmış..

Çocuk kendince pek çok cevap almış..Çocuktan başka tek bir kişi bile ağlamıyormuş nedense ..Ve sohbet bitmiş..Çocuğun ayakları,onu doğğğruca Zaman’ın hücresine götürmüş..Buraya girmek çok zor bir  şeymiş biliyormuş ama kapıya dek gitmiş..Kapıda kimse yokmuş ve kapı aniden içeriden açılmış, çocuğa gel demişler..İçeride gitmek için hazırlanmış olan Padişah ve dostları varmış..Çocuğa eli ile yanındaki koltuğu işaret etmiş Sultan.Çocuk ürkek ama çok rahat oturmuş..Ve eline  beyaz bir kağıda yazdığı hayallerini almış..Unutmam sandığı için sadece başlık attığı hayallerini heyecandan hep unutarak çokk eksik anlatmış  ama akitname hayalini baştan sona yazdığı için heyecanla okumaya başlamış çocuk..
 

Bir an gözlerini kaldırdığında Zaman’ın ona bakmakta olduğunu görmüş.Çocuk kopmuş bir filme dönmüş..O bakışı tanıyormuş çocuk..Ama nereden tanıdığını ancak iki gün sonra hatırlayabilecekmiş tabii..Zaman öyle güzel bakıyormuş kii..Aslında O çocuğa değil, çocukta görünen başka bir şeye hayret ve sevinçle bakıyormuş..Çocuk elindeki hayaline gözlerini  indirmiş ama okumak yerine ona bakarak anlatmaya, anlatırken de pek çok yeri atlamaya başlamış..Çocuk O’ndan gözünü alamıyormuş..

Okuması bitince: Çocuğun Dostu Ali’sinin çocuktaki himmetini söylemiş. Zaten paramparça olan çocuk artık kendini bırakmış ve dostu için ağlamaya başlamış..Tabii Zaman bu küçük kabın ağzına dek eski ile dolu olduğunu biliyormuş ,çocuğun boş kabla oraya gitmesi lazımmış..Bu hali ile çocuk ne öğrenebilirmiş ki?..O yüzden de çocuk tekrar yıkılmalıymış..


Demiş ki Zaman:” Olmadı ,bunlar bir buçukluk ayarda,tam değil, eksik “demiş.Çocuk toparlanmış”ama daha öncekilerde var, biliyorsunuz “demiş..Zaman “onlar sayılmaz, ilk defa aza olmak için geldiniz “demiş..”Üyelik bir seferde kabul olmaz, hem size gelen haber bana gelmedi ki “demiş..

Çocuk telaşla aniden aklına gelen diğer hayallerini sıralamış ama Zaman ayağa kalkmış gitmek için kapıya yürümüş..Çocuk da  peşinden..Zaman demiş ki çocuğa “hayır olmadı henüz, daha gidip geleceksin ..Aynı rüyayı görmedik “ ..Çocuk “hayır demiş bunlar sizden ,ben tek başıma bunları göremem “.. ”Zaman demiş ki:”Arzu ve düşünceleriniz onlar sizin”.Ve demiş ki “yansımalar”..Çocuk edebsiz olduğu için”ama sizin yansımalarınız” demiş Zaman gülümsemiş ve çocuğu hiççççççç incitmemiş..”Size gelen haber bana henüz gelmedi “demiş ve kapıdan çıkmış..Çocuk, O’na gelen haberin O’ndan geldiğini zaten biliyormuş.Buraya kendiliğinden gelemeyeceğini bildiği kadar iyi biliyormuş..

Dönüş yolunu da zuhurata bırakmışlarmış bakalım seyredelim demişler..Orada kendisine kardeş olan biri varmış, çocuğa araba bulmuş..Aaaaa bu sefer şöför baba dostuymuş, hemde adı  Mesut ve araba ilkinden daha büyük ve yüksekmiş hemde rengi beyaz..Mesut’ta bembeyaz saçlı imiş..Yani çocuk gittiği yerden olgun-İHTİYAR dönmüş..

Çocuk yolda  Zaman’ın  bakışını düşünüyomuş..Ruhunun  ona baktığı esnada, (ruhunun gözünden )beden gözleriyle ruhuna bakışıymış Zaman’da gördüğü şey çocuğun..
Çocuk ruhunun sahibinin yüzünde, kendi beden gözleriyle ruhuna bakışını görmüş..YANİ SEN BENSİN BEN DE SEN..Zaman’ında kendisinde ruhunu gördüğünü biliyormuş..O muazzam güzelliği..Ruh nefse aşıktır ve nefsin ona aşık olmasını sabırla bekler..
 

Bir vakitler Ruhunun Nefsine olan AŞKını,sadıkane ve sabırla bekleyişini görmüş bu çocuk..
 

Her şey açıklığa kavuşuyormuş, anlıyormuş..Aslında çocuk yeni hiçbir şey yazmıyormuş..İlk 11 bölümlük yazısal miraç masalını yazarak kendisine açıklıyormuş.Çünkü o zamanlar ne yazdığını hiç bilmiyormuş..

Ve ona verilen aşkın zuhur meydanına gelmekte olduğunu seziyormuş..Neden bu kadar ağladığını anlıyormuş..Aşk acıtıyor ama inanılmaz bir haz da veriyormuş..Çocuk AŞK a yolculuğa niyet etmiş..Vesselammmmmmm

 

 
 
Nur Cihan
24.12.2008
nuralem7@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com