HAYAT SERMAYESİ

Ölüm ve Kıyamet Gerçeği

Dr. Hüseyin Emin Sert
 

Dünyevi meşguliyetler hepimizi kuşatmış durumda, fakat acı gerçek ölüm veya kıyamet her an gelebilir. Bundan kaçışın olmadığını da şöyle veya böyle çok iyi biliriz. Buna rağmen günümüz insanının hayat tarzı ölüm yokmuş gibi, dünyevi hedefleri ön plana çıkaran bir yapıdadır. Adeta ölümsüz bir hayatı garantilemiş gibi yaşamaya devam etmekteyiz. Ama inandığımızı ifade ettiğimiz dinimizin en önemli prensiplerinden biri de ahirete imandır ve bu iman, hayatımızı şekillendirmediği müddetçe, Müslümanlık bilincine erişmek mümkün değildir.

Allah’a imandan sonra İslâm'ın ikinci temel inancı olan Âhiret hayatının ilk aşamasını ölüm ve kıyamet oluşturur. Her canlı varlık için ölüm kaçınılmaz bir gerçektir. Kur'an-ı Kerim: "Her can ölümü tadıcıdır" (Âl-i İmrân: 3/185); "Yeryüzünde bulunan her canlı fanidir" (er-Rahmân: 55/26) ikazını yapmaktadır.

Allah'ın hayatı ve ölümü yaratmasının sebebi şöyle açıklanır: "O, hanginizin daha güzel amel yapacağınızı denemek için, ölümü de hayatı da takdir edip yaratandır" (el-Mülk: 67/2). Mümin için önemli olan her an ölüme hazır olmak “Ölmeden önce ölebilmek”tir. Kendimizi muhasebeye çekerek, ruhun bedenden ayrılması ile başlayacak kabir ve ebedi hayata hazırlanmak gerekir.

Dünyanın sonu ve genel bir yok oluştan sonra yeniden dirilişle başlayacak Haşr, Hesap, Mizan, Cennet ve Cehennem gibi olaylar, Kıyâmet sonrası gündemi oluşturur. Bu nedenle Âhiret inancı, ölüm, Kıyâmet ve onunla birlikte gelecek olayları kapsamaktadır. Bu büyük önemi yüzünden Kur'an-ı Kerîm, ölüm ve kıyâmeti sık sık hatırlatır, zaman zaman da bir korkutma, uyarma öğesi olarak kullanır.

Kıyamet kesin olarak gerçekleşecek (el-Hicr, 15/85), şüphe götürmeyen bir olaydır (el-Hac, 22,7). Alametleri belirmiş (Muhammed, 47/18), yaklaşmıştır (el-Kamer, 54/1). Ancak bir göz kırpması gibi ya da daha yakındır (en-, Nahl, 16,77). Kâfirler, bu günün gerçekliği noktasında bir şüphe içindedirler (el-Hac. 22/55) ve bu günü yalanlarlar (el-Furkan 25/11). Kıyametin ağırlığına ne gökler, ne de yer dayanabilir, ansızın gelir (el-A'raf, 7/187). Sarsıntısı korkunç bir şeydir (el-Hac, 22/1), belalı ve acı bir saat'tır (el-Kamer, 54/46). Yalanlayanlar için çılgın bir ateş hazırlanmıştır (Furkan, 25/11).

Kıyamet koptuktan sonra da ahiret hayatına yeni bir yaşam için geçecek olan insanoğlu dünyadaki inanç ve amel durumuna göre Cennet veya Cehennemdeki ebedî hayatta yerini alacaktır. İnanç sahibi olup da amel eksikliği bulunanlar ise Cenab-ı Hakk'ın takdiri kadar cezalarını çektikten sonra Cennet’e girebileceklerdir. 

Kur'an, Kıyâmet olayının kesinliğini, yakınlığını bildirdiği, hatta oluş biçimine ilişkin tasvirler verdiği halde, zamanı konusunda kesin bir açıklama yapmaz. Kıyâmet doğrudan doğruya Allah'ın dilemesine bağlı bir olaydır ve O'ndan başka hiç kimsenin bu konuda bir bilgisi yoktur.

Yüce Kitabımız, "Kıyâmet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah katındadır" (Lokman, 31/34) gibi âyetlerle, Kıyâmet'in zamanının hiç kimse tarafından bilinemeyeceğini belirttikten sonra, bu konuda sorulan soruları şöyle cevaplar: "De ki: 'Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini kendisinden başkası açıklayamaz" (el-A'raf, 7/187). "Kıyâmet'in ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Senin neyine gerek onun zamanını bildirmek. Onun nihayeti ancak Rabbine aittir" (en-Nâziât, 79/42-44).

Cibril Hadisi olarak ünlü hadiste, Hz. Peygamber (s.a.s) Hz. Cebrâil'in bu konudaki sorusunu “Sorulan, sorandan daha bilgili değildir” diye cevaplayarak kendisinin de kıyâmetin zamanına ilişkin bir bilgiye sahip olmadığını açıklamıştır (Buhârî, İmân, 37).

Hayatın bu acı gerçekleri karşısında ferdin sonu ölüme ve dünyanın sonu kıyamete daima hazırlıklı olmak her müslümanın şiarı olmalıdır. İbret vesilesi ölüm ile ilgili olarak Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Lezzetleri yok eden ölümü çok anın" (Tirmizî, Zühd: 4). “Ahiret hayatını isteyen dünya hayatının süsünü terk eder." (Tirmizî, Kıyâme: 24).

Hayat sermayesini sorumluluk bilinci içinde geçirebilenler için ölüm; aşığın maşukuna kavuşması, Mevlana’da olduğu gibi “Şeb-i Arûs” yani düğün gecesi gibidir.

 

 
 
Elazığ - 21.11.2006
eminsert@hotmail.com
0535 593 79 05 (Kamucell)
0 424 237 00 00 / 51 12
http://sufizmveinsan.com