Mutlak hiçliğin olamaması ve zıttı olan Mutlak varlığın oluşta olma gereği - 2
V. Korhan Koral
 

Gerçek ve mutlak anlamda bir hiçlikten nasıl varlıklar türeyebilirdi? Mutlak hiçlik, hiçbir varlığa hiçbir zaman varlık izni vermeyen bir kavramdır; öyle ki kendisinin bile var diye bir tanımlaması yapılamaz. Ve eğer en küçük bir zerre bile varsa, bu durumda, mutlak hiçlik hiçbir zaman olmamış ve olmayacak demektir. Mutlak hiçlik vardır demek, var olan şeyin mutlak anlamda yokluğundan bahsedilemeyeceği için, zaten baştan muhaldir. Yani var, varlık, ya da vardır etiketiyle mutlak hiçlik etiketi aynı şey için kullanılamaz. Öyleyse mutlak hiçlik, ancak yoktur diye söylenebilir. Mutlak hiçlik vardır, denemez. Zaten sırf mutlak kelimesi de, hiçbir şeye bağlı olmadan kendi başına var olma anlamına gelir ki, yine mutlak hiçlik derken, olamayacak bir şeyi, yani var olmayla hiç olmayı, var olmamayı aynı kavram için kullanmış oluruz.

Mutlak hiçlik hiç yoksa bu durumda da zıttı olan Mutlak varlık olmak durumundadır. Burada mutlak hiçliği, kendinden olan bir gerçeklik olarak değil, Mutlak varlığı açıklamak amacıyla soyut manada kullanmak durumundayız ki, Mutlak varlığın zıddı, yani mutlak hiçlik, dediğimiz üzere, aslında olmayan, olamayacak olan bir şeydir. Mutlak varlık, zıddı yani içinde yokluğu ya da yok olma potansiyeli olmayan varlıktır da denebilir. Evrende her şeyin zıddının olduğunu düşünerek Mutlak varlığın zıddı olan mutlak hiçliğin de olması gerektiği ileri sürülemez; çünkü Mutlak varlık, evrensel varlıkların ötesindeki bir Salt gerçeklik halidir. Yani bu boyutta, zıtlıktan söz edilemez. Eğer söz edilebilseydi, bu düzlemde de zıtların birbirini bir şekilde ve zamanda tüketmesi gerekirdi ki, bu durumda yine sebep-sonuç ilişkisi sonsuza gidip muhal olurdu. Zıtlıklar, izafi varlıklar düzleminde, izafi varlıkların Mutlak varlık olamaması ve varlıklarının zıttı olan yokluğu da beraberlerinde taşımaları nedeniyle vardır. Aksi hal, zıtlıklarından kurtulmuş tüm varlıkların Zorunlu ve Mutlak varlıklar olmaları demek olur. Oysa biliyoruz ki tüm varlıklar bir var bir yok olabilen, varlıkları yokluklarıyla eşit derecede mümkün olabilen, mümkin varlıklardır. Ancak tüm bu mümkin varlıkların gerisinde, Mutlak bir varlığın olması zorunludur ki, mutlak hiçlik olmamış olsun. Bir mümkin varlık olan bizlere göre de mutlak hiçliğin olmamış olmasının en büyük delili, tüm bu gözlemlediğimiz mümkin varlıkların varlıklarıdır. Evrende mümkin varlıklar olduğuna, hatta evrenin kendisi bir mümkin varlık olduğuna göre, mutlak hiçlik var değil yok demektir ve mutlak hiçlik olmadığına göre de, Mutlak varlık olmak durumundadır. O nedenle Allah, en küçük bir oluşma bakarak bile müşahede edilebilir, denir. Çünkü zerre* küllün* aynasıdır ve bir zerre, varlığıyla mutlak hiçliğin hiç olmadığını, olamayacağını ve bundan dolayı da Mutlak varlığın olması gerekliliğini haykırır durur.

 

 

 
 
İstanbul - 27.05.2008
korhan@korhankoral.com

http://sufizmveinsan.com