MÜŞTEREK NOKTALARDA BULUŞABİLMEK
Nazım Akpınar
 

    Hayatı paylaşan çiftler arasında en çok bilinen sözlerden biri de şüphesiz ki “Hayat Müşterektir” prensibidir. Bu prensibi kabullenenler, yaşamlarını iyi ve kötü günde her türlü olumsuz şartlara rağmen müşterek sürdürmeyi göze almış olurlar. Özellikle inançlı bireylerde bu birliktelik dünya yaşamıyla sınırlı olmayıp, ölümötesi sonsuz yaşam boyutlarında da devamlılık arz edecektir. Bu noktada bireyler, gerek dünyevi gerekse uhrevi yaşam faaliyetlerinde iştirak düsturuyla hareket ederler. Verdiğimiz bu ilk örnek, aile yaşantısıyla ilgilidir. Daireyi biraz daha genişlettiğimizde sosyal yaşamda da aynı prensibin geçerli olduğunu görürüz. Eğitimden Sağlığa, Sanayiden Ticarete, Savunmadan Spora, İletişimden Medyaya ve Bilime kadar aklımıza gelebilecek tüm sektörlerde müşterek hareket kesinlikle söz konusu olmaktadır. Zira, hangi yapılanma içinde yer alırsa alsın bireyler ilgili oldukları pozisyonlarda bir ideal ve ülkü etrafında birleşerek yekvücut  olmaktadırlar. Bu birliktelik bir bakıma yaşam sisteminin gerekliliğidir. Yaşam sistemindeki tüm birimler birbirleriyle ilişkili ve ilintili bir yapıya sahiptir. Canlı birimler içerisinde belki de birbirlerinden farkında olarak ya da olmayarak en çok etkilenen ve etkileşimde olan birim insandır. Bu etkileşim, taklidi düzeyden tahkiki düzeye kadar geniş bir skala arz eder. Taklit düzeyde olanları Kur’an “maymun” kelimesiyle sembolleştirirken Tahkik düzeyde olanları ise “Kamil”,  “Salih” gibi kavramlarla açıklar. Çizilen bu profiller, özellikle sosyolojik ve psikolojik tahlil noktasında önem arz eder diyebiliriz.

    İnsanlık âlemi, tarih boyunca müşterek noktaları tespit edebildiği nispette terakki etmiş ve adeta bir insanlık ailesi oluşturabilmiştir. Ne zaman ki egosunu, hırslarını ve ihtiraslarını ön plana çıkarmış o vakit değişik blokajlara ve kalıplarla kendi kendini hapsetmiştir. Yaşanmış tarihi tecrübeler bunun en güzel kanıtıdır. Günümüz İslam düşünürlerinden sayın Yaşar Nuri Bey’in veciz tespitiyle “İnsanoğlu, bütün yollar insan gerçeğine çıkar demedikçe daha çok medeniyetin batışını izleyecektir.” Bu kaçınılmazdır. Bahsettiğimiz tarzdaki sapmalar hemen hemen her alanda açığa çıkabilmektedir. Gerek dünya siyasetine yön verme adına, gerekse inanç bazında insanlığı iyileştirme adına yapılan tüm faaliyetlerde bu yanlışlıkları fark edebiliriz. Buna mukabil aynı idealler için yola çıkıp insanlığı belirli müştereklerde birleştirme gayretinde olan ve bu noktada model teşkil edebilmiş örnekler de anımsanmayacak kadar çoktur.

    Müşterek noktalarda buluşabilmek için öncelikle müşterek değerlerimizin tesis edilebilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu değerlerin başında da değer kavramına gereken değerin verilebilmesi gelmektedir diyebiliriz. Çünkü özellikle günümüz dünyasında bu kavram oldukça basite indirgenebilmekte ve göz ardı edilebilmektedir. Örneğin, kendini değerli gören bazı topluluk ya da toplumlar kendilerinden olmayanları değersiz kabul ederek diğer toplumların nazarında değersiz konuma düşebilmektedirler. (Beni İsrail örneğinde olduğu gibi). Dolayısıyla asıl değerli olan insana ve insanlığa değer verebilme erdemini gösterebilmektir kimseyi ayırt etmeksizin. Farklılıkların, farklı oluş ve oluşumlardaki zenginliği müşahede için yaratıcı düzen tarafından oluşturulduğunu fark edebilmeliyiz kanımca. Evrenselliğe açılabilmenin belki de ilk şartı bu farkındalığı yakalayabilmektir.

     Diğer müşterek noktalarımıza ise bir çok örnek verebiliriz. Örneğin öncelikle hepimizin insan oluşu bir müşterek noktadır. Hayati unsur olan havayı soluyor oluşumuz bir müşterek noktadır. Yaşadığımız Ülkemiz bir müşterek noktadır. Öyle veya böyle inandığımız kutsal değerler bir müşterek noktadır. Konuştuğumuz dil bir müşterek noktadır. Üzerinde yaşadığımız dünyamız bir müşterek noktadır. Yaşamın bizler için sonsuzluk arz etmesi ve aynı akıbete doğru uzun ince bir yolda seyir halinde oluşumuz bir müşterek noktamızdır. Hay (canlı, şuurlu) oluşumuz bir müşterek noktamızdır. Yaratılan birimler olarak Tümel Tek’in değişik yansımaları oluşumuz bir müşterek noktamızdır. Aynı sisteme ve düzene bağlı oluşumuz bir müşterek noktamızdır. Farklı boyutları ve canlılarıyla aynı evreni paylaşmamız bir müşterek noktamızdır. İlk insan kabul edilen Adem Nebi’den dolayı benzer genetik özellikler taşımamız bir müşterek noktamızdır. Örnekleri çoğaltabiliriz. Sadede gelirsek inanç bazında yaşadığımız bir tecrübeyi sizlerle paylaşarak yazımızı noktalayalım:

    Aslen Trabzonlu İbrahim isminde genç bir üniversiteli kardeşimizle bir vesile tanışma imkanı bulmuştum. En son görüşmemizde sohbet esnasında kendisinin Protestan olduğunu ifade etti. Doğrusu biraz şaşırmıştım. Ailesinin ise Müslüman olduğunu dile getirdi. Hıristiyanlığı başkasının telkinleriyle kabullenmediğini, bizzat araştırarak inandığına vurgu yaptı. İnternet siteleri www. incilturk. com . Bağlı olduğu kilise bizim muhitte yer alıyor. Kendisiyle karşılıklı fikir teatisinde bulunduk. Katolik mezhebindeki katı ve şekilci anlayıştan bayağı yakındı. Papanın son Türkiye ziyaretini değerlendirdik. Bendeniz, daha çok Allah kavramına ve Sistemin işleyişine vurgu yaptım. Bu tespitlerim ona ilginç gelmişti. O da inanç faktörünün önem ve değerine dikkat çekerek Allah inancının gerekliliğine vurgu yaptı. Fazla detaya girmeden belirli müştereklerde buluşabilmeyi başarabilmiştik. Karşılıklı tebessümle vedalaştık. Bu örnek olay da gösteriyor ki farklı inançlarda da olsak yine de müşterek bazı hisler taşıyabilmekteyiz. Birbirimizi külliyen reddetmek yerine belirli noktalarda kabullenebilmemiz bizleri fazlasıyla sevindirmeye yetmişti. Özellikle İsevilerle müşterek noktalarımızın olabileceğini düşünüyorum. Zira Müslüman camiaya en çok kin ve düşmanlık besleyenler Yahudiler olmaktadır. Hemen peşinden putperest camia gelmektedir sistemin gereği olarak. Sistemi daha iyi anlayabilme ve anlatabilme adına belirli müştereklerde buluşabilme temennilerimizle. .

--------------------------

Dipnot:İlgili Ayet Örneğini İncelemek İçin Bkz.Maide Suresi Ayet 82-84

 

 
 
Samsun - 22.12.2006
ahad103@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com