Bunları Biliyor musunuz? 1. SAYFA

Bunları Biliyor musunuz II


Olası Bir Salgın İçin Kuş Gribi Aşısı

Avrupa İlaç Dairesi EMEA, ilk kez insanda kullanılacak kuş gribi aşısı için umut verdi. GlaxoSmithKline şirketi tarafından üretilen Prepandrix aşı maddesi Vietnam’ daki H5N1 virüs kökünün antijenini içermekte. Aşı olası bir salgının başlangıcında kullanılacak. EMEA’nın önerisi Avrupa komisyonu tarafından henüz onaylanmadı ve aşının ne zaman piyasaya verileceği henüz belirsiz.
Tıp uzmanları önümüzdeki yıllarda dünya genelinde bir kuş gribi salgısının yaşanabileceğini tahmin ediyorlar. Salgına yol açabilecek kuş gribi virüsü H5N1. Bu enflüenza alt tipi şimdilik sadece hayvanlarda salgına neden olabiliyor ama bugüne kadar dünya genelinde en az 365 kişiye bulaştı ve bunlardan 231’i yaşamını yitirdi. Bilim insanları, virüsün insandan insana bulaşacak hale gelmesiyle dünya genelinde büyük bir salgının yaşanmasından endişeliler. Bu tür bir virüs oluştuktan sonra söz konusu salgına uygun aşı geliştirilebilecek..
Prepandrix gibi aşı maddelerinin en azından aşılanan insanların çok ağır hastalanmamalarını sağlaması umuluyor. Sanofi Pasteur tarafından üretilen benzer bir H5N1 aşı maddesi, geçen yılın nisan ayında Amerika’da onaylanmıştı. Avrupa’da Daronrix (GlaxoSmithKline) ve Focetria (Novartis) olmak üzere salgın aşısının iki prototipi onaylandı. Ancak bu maddelere salgın anında, yeni virüs antijenlerinin eklenmesi gerekmekte.

Kaynak: CBT/ Son Araştırmalar

http://sufizmveinsan.com
22/04/2008

İnsanlarda Melatonin Etkisi

İnsanlar üzerinde yapılan araştırmalar, hamile kalma olasılığının mevsimsel olarak dalgalandığını gösteriyor. Michigan Üniversitesi’nden David Lam, kuzey Avrupa’da doğum oranlarının mart ayında ortalamanın %10 üzerine çıktığını belirtiyor. Bu da bebeklerin haziran ayında rahme düştüğü anlamına geliyor. Kültürel ve sosyal faktörlerin insanlarda hamile kalma zamanlamasını etkilediği kesin olarak bilinse de, hormon analizleri biyolojinin de güçlü bir rol oynadığını gösteriyor. Bie çalışma, erkeklerde testosteron, kadınlarda lütein hormon (yumurtlamayı tetikleyen hormon) düzeyinin haziran ayında ortalama %20 üzerinde setrettiğini ortaya koyuyor.
Terman, kış depresyonunun nedenlerine ve baharda bu çoküşün nasıl ortadan kalktığı konusuna öncelik veriyor ve duygu durumunu n düzelmesini sabah ışığının erken doğmasına bağlıyor. Terman, ABD’deki, saat dilimlerinin batı bölgelerinde güneşin daha geç doğduğuna dikkat çekerek, buralarda kış depresyonunun daha fazla görüldüğünü ileri sürüyor.

Kaynak: CBT

http://sufizmveinsan.com
23/04/2008

 

İki Ayak Üzerinde Yürüme Yeteneği Altı Milyon Yıl Önce Gelişmiş

2000 yılında Kenya’ da bulunan ve öncü insan Orrorin Tugenensis’e ait kemiğin son analizlerinden anlaşıldığı üzere atalarımız en az altı milyon yıl önce Afrika savanlarında iki ayak üzerinde yürümeye başlamışlar. Üst baldır kemiğinin biçimi ve yapısı, yaklaşık olarak dört milyon yıl önce Afrika’da yaşamış olan öncü insan  türü Australopithecus’un kemik yapısına benzemekte.Birçok uzman daha önceleri Orrorin Tugenensis’in iki ayak üzerinde yürüdüğünü zaten tahmin ediyordu. Ama son araştırma aynı zamanda Orrorin Tugenensis’in, Australopithecus’tan daha çok insana benzediğini, dolayısıyla da insanın doğrudan atası olabileceğine dayanan tezi de çürüttü diyor George Washington Üniversitesi’nden Brian Richmond ve Stony Brook Üniversitesi’nden William Jungers Science dergisinde Üst baldır kemiğinin Australopithecus kemiğiyle benzerliği, dik yürüme yetisinin evrimin çok erken bir safhasında başladığını ve kemik yapısının uzun bir süre değişmediğini kanıtlamakta.Üst baldır ve kalça kemiği iki milyon yıl kadar önceki geç Pliosen döneminde Homo türünün ortaya çıkışıyla önemli ölçüde değişmiştir diyor uzmanlar. Anlaşıldığı üzere yedi milyon yıl önce yani Orrorin Tugenensis’ten bile önce yaşayan öncü insan Sahelanthropus tchadensis’in de dik yürüdüğü tahmin ediliyor. Ancak bu insan türüne ait şimdiye dek sadece kafatası ve dişlere ait kalıntılar bulundu. Bu nedenle yürüyüş biçimi hakkında kesin bilgiler bulunmuyor.Hatta insanın soyağacındaki yeri bile henüz belirsiz.

 Kaynak: CBT

http://sufizmveinsan.com
24/04/2008

 

İnsanın Düşünce Yetisi Hayvandan Dört Kat Daha Üstün

Dört yetenek insanın düşünme biçimini eşsiz kılmakta. İnsanlar hayvanlardan farklı olarak güncel bilgileri ve önceden bilinenleri yeni çözümler için birleştirebiliyor, belli bir kuralı veya çözümü diğer olaylara aktarabiliyor, semboller yaratabiliyor ve anlıyor, soyut düşünce süreçlerini duygulardan ve duyu ifadelerinden ayırt edebiliyorlar.Hayvanlar son yıllarda bilişsel yetileri nedeniyle araştırmacıları şaşırtıyordu. Harvard Üniversitesi psikologu Marc Hauser, şimdi insanın ve hayvanın düşünme yetisi arasındaki farklılıkları ortaya koydu. Bilim insanları uzun bir süre alet yapma yeteneğinin sadece insanda bulunduğuna inanıyorlardı. Ancak özellikle son yıllarda gerçekleştirilen araştırmalarla bazı hayvanların da alet yapabildikleri anlaşıldı. Örneğin şempanzeler. Ayrıca hayvanlar aleminde kısa vadeli belleğin varlığı da tespit edildi. Dahası bazı hayvanlar basit matematik sembollerini bile öğrenebiliyorlar. Kısa bir süre önce şempanzelerin sayı dizilerini insandan daha iyi akılda tutabildiği görüldü. Ne var ki bu bilişsel yetiler daha çok tek boyutlu. Hayvan bir problem için sadece belli başlı bir çözümü kullanıyor. Oysa insan diyor Hauser, bir problemi hemen kavrayarak bir dizi çözüm stratejisi ve bilgiyle bağlayabiliyor. İnsan bu dört bilişsel yetisi sayesinde beynini geliştirebilmiş ve hayvanlarda bulunmayan sanat ve kültürü keşfederek hayvanlar aleminde eşsiz bir yer edinmiştir. 

Kaynak: CBT

http://sufizmveinsan.com
25/04/2008

Kadının Belleği Daha Güçlü
Kaybolan bir eşyayı kadınların niçin daha çabuk bulabildikleri anlaşıldı. Kadının kısa vadeli belleği erkekten daha iyi. Stockholm Üniversitesi’nden Agneta Herlitz ve Jenny Rehnman, gündelik olayları hatırlama yetisinin cinsiyetler arasında farklılık gösterip göstermediğini araştırmışlar.Araştırma sırasında ilk önce sözcükleri, objeleri ve etkinlikleri akılda tutmaya çalışan kadınlar, sözcüklerle ilgili bağlantıları daha iyi akılda tutabildikleri için gördüklerini hatırlarken erkeklere göre daha başarılı olmuşlar. Fakat mekanları hatırlama testinde de kadınlar daha başarılı. Mesela kadınlar anahtar gibi eşyaların yerlerini çok daha çabuk hatırlıyorlar. Ayrıca yüzleri hatırlama konusunda  da kadınlar önde. Kadınlar hemcinslerinin yüzlerini daha iyi hatırlıyorlar diyor Herlitz. Bilim insanları elde ettikleri sonuçlara göre kadınlardaki kısa vadeli belleğin (epizodik bellek) erkeğe göre daha iyi işlediğini söylüyorlar. Epizodik bellek uzun vadeli belleğin otobiyografik kısmıdır ve kişinin deneyimlerine dayanan olayları işleyip, kaydettikten sonra bunları zamansal olarak ilişkilendirmekte. Bundan sonraki araştırmalarla bellek yetisinin kalıtımla olan ilişkisi incelenecek.
Kaynak: CBT

http://sufizmveinsan.com
26/04/2008

Susuz Bir Gelecek
Avustralya’ yı susuz bir gelecek bekliyor. Geçen nisan ayında hükümetler düzeyinde gerçekleştirilen İklim Değişikliği Paneli’ nde başta Avustralya olmak üzere Afrika kıtasının tümü, Çin ve Asya’ nın, Avrupa’ nın, ABD’nin bazı bölgelerinde susuzluğun hüküm süreceği uyarısı yapıldı. Tahminlere göre kuraklık 2100 yılına dek 3,2 milyar insanı etkileyecek.

Kaynak: CBT

http://sufizmveinsan.com
27/04/2008

 

BÖBREKLERE TUZ, SODA VE C VİTAMİNİ ZARARLI
Böbrekle ilgili hemen her hastalık oldukça sinsi seyreder.Enfeksiyonu, taşı, kisti, fonksiyon yetersizliği..Bunlar önemli problemlerdir.Eğer böbrek taşınız varsa ya da hayatınızın bir döneminde böbrek taşı düşürdüyseniz yapmanız gereken ilk iş, bir dahiliye ya da üroloji uzmanına gitmektir.İdrar testiniz ve özellikle de düşürdüğünüz taşın analizi yapılabildi ise; bu sonuçlar, sizin nasıl beslenmeniz gerektiğine ışık tutacaktır.Günde en az sekiz bardak su içmelisiniz. Çıkardığınız idrarın rengi size günlük su tüketiminizin yeterli olup olmadığı konusunda bilgi verir. Eğer idrar renginiz koyu ise az su içiyorsunuz, eğer renk açık ise yeterli su içiyorsunuz demektir. Günlük sıvı ihtiyacınızı bir ya da iki kerede tamamlamayın. Yani bir kerede yarım ila bir litre su içmeyin. Soda içmeyin.Kahve ve çayı az için, unutmayın hiçbir şey suyun yerini tam olarak tutamaz.C vitamini de oksalat oluşumunu kolaylaştırdığı için, C vitamini takviyelerini azaltın. Lifli besinler yiyin.

Kaynak: Vakit Gazetesi

http://sufizmveinsan.com
29/04/2008

Bahar yorgunu musunuz? 

Bazı hastalık belirtileri bahar yorgunluğuna benzer.
Her sene bu zamanlar kendinizi halsiz, yorgun, uykusuz hissediyorsanız, sürekli eklem ağrılarınız varsa siz de bahar yorgunu olabilirsiniz. 
Ama her halsizliği, yorgunluğu, uyuma isteğini, eklemlerde ağrı şikâyetlerini bahar yorgunluğu olarak düşünmemek gerekiyor. Peki yorgunluğa hangi hastalıklar sebep olabilir?
Anemisi (kansızlık) olan hastalarda da halsizlik, yorgunluk, uyuma isteği, eklemlerde ağrı şikâyetlerine ilave olarak baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, ellerde ve ayaklarda üşüme, saç dökülmesi de görülebilir.
Vitamin B12 eksikliğinde bahar yorgunluğu belirtilerine ilave olarak, baş dönmesi, denge bozukluğu, vücutta çeşitli yerlerde uyuşma ve keçelenmelerin olması, unutkanlık, saç ve tırnaklarda dökülme şikâyetleri de ortaya çıkar.
Hiperlipidemisi (kan yağlarının yüksek olması) olan hastalarda da ayrıca baş ağrısı, baş dönmesi, denge bozukluğu, göğüste baskı hissi, vücutta uyuşmalar gibi belirtiler olabilir.
Hipotiroidi (tiroid bezinin tembelliği), hastalığında bahar yorgunluğundan farklı olarak üşüme, kabızlık, ciltte kuruluk, dilde büyüme, kolay kilo alma ve zor kilo verme, unutkanlık görülür. Kronik yorgunluk sendromunda da benzer şikayetler hissedilir.
Fibromiyalji sendromunda vücutta ağrı (ağrımayan yer yok gibi), halsizlik, yorgunluk, depresyon (sebepsiz yere ağlama, sıkıntı hissi, derin nefes alma ihtiyacı, geceleri uyuyamama gibi) şikâyetleri mevcuttur.

Zaman Gazetesi

http://sufizmveinsan.com
01/05/2008

Çok nasihat etmek, çocukla ilgilenmek anlamına gelmez

Anne babalar olarak çok bilgili ve tecrübeli olabilirsiniz. Bu bilgi birikiminizi ve tecrübelerinizi de çocuklarınızla paylaşmak isteyebilirsiniz.Çocuğunuza saatlerce yaşadığınız olayları anlatıp, çocuğunuzun bilgi sahibi olması isteyebilirsiniz. Ama şu unutulmamalıdır ki, çocuklara çok nasihat etmek, çocuklarla çok ilgilenmek demek değildir. Çünkü "Sizin ne anlattığınızdan ziyade, karşı tarafın ne anladığı önemlidir." Çocuklara çok uzun süreli ve sık yapılan nasihatler çocukları sağır, tepkisiz ve duyarsız yapıyor. Çocuk anne veya babasını dinler ama hafızasına hiçbir bilgi girmez. Çok konuşmak demek, çok bilgi öğretmek demek, değildir. Gelişim düzeylerine uygun az ve öz bilgiler vermeliyiz.

Kaynak: Zaman Gazetesi

http://sufizmveinsan.com
02/05/2008

Yaprak Böceği Fosili

Ocak 2007’ de Almanya’ nın Messel bölgesinde bulunan 47 milyon yaşındaki bir yaprak böceği fosilinin modern zamanlardaki akrabalarıyla yakın benzerlikler taşıdığı ve böceğin milyonlarca yıldır çok az değişime uğradığı ortaya çıktı. Böylece böceklerin düşmanlarından korunmak için edindikleri kamuflaj yeteneğinin milyonlarca yıldan beri var olduğu anlaşıldı.

Kaynak: CBT

http://sufizmveinsan.com
03/05/2008

Emlakçılar, villaları Google Earth'ten satıyor

Teknolojiyi yakından takip eden satıcılar, Google Earth'ü pazar olarak kullanmaya başladı. Özellikle Bodrum, Didim, Kuşadası, Alanya gibi yaz aylarının gözde merkezlerindeki emlakçılar, Google Earth'e ekledikleri resimlerle satılık villa ve arsa reklamı yapıyor
Bodrum'a bağlı Mumcular beldesinde faaliyet gösteren Kocalar Emlak'ın sahibi Sinan Koca, Google Earth'e ilan verenlerden. İlan fotoğrafının yayınlanmasından sonra geri dönüşlere şaşırdığını kaydeden Koca, ilan vermekten memnun olduğunu söyledi. Özellikle İstanbul'dan çok sayıda kişinin Google Earth'teki ilanları görerek aradığını belirten Koca, site yönetimine, fotoğrafların tamamını yayımlamadığı için sitem etti. Çok fotoğraf göndermelerine karşın sadece 5'inin sitede yer aldığını aktaran Koca, "Fotoğrafları seçerek siteye koyuyorlar. Bir benzin istasyonunun fotoğrafına izin vermediler, ama telefon numaralarımızın bulunduğu panoyu siteye koydular." diye konuştu.
Didim Akyeniköy civarında yer alan Yeşiltepe Sitesi'ndeki villa ve arsalarını satışa çıkaran Mehmet Genç, sitede yazlığının resmini gören çok sayıda kişinin kendisini telefonla aradığını ifade etti. "Beklediğimizden çok fazla arandık." diyen Genç, daha düzenli bir çalışma yapılması halinde daha fazla kişinin aramasının sağlanabileceğini belirtti. Siteye Türkçe, İngilizce, Almanca ilanlar veren emlakçıların yanı sıra Google Earth'te dükkânın yerini gösteren fotoğraflar da yer alıyor. Uydudan çekilmiş fotoğrafların birleştirilmesiyle oluşturulan Google Earth sayesinde kullanıcılar, uydu üzerinden dünyayı inceleme, evlerini ve binaları görebilme imkânına sahip olabiliyor.

Kaynak: Zaman Gazetesi
 

http://sufizmveinsan.com
04/05/2008

Bebek Mamut

Mayıs ayında bir Sibiryalı geyik çobanının bulduğu donmuş haldeki küçük mamut cesedi, dünyanın en bozulmamış mamutu olarak değerlendiriliyor. Çoban donmuş cesedi,  çözülmeden yakınlardaki Salekhard isimli Rus kentindeki doğa tarihi müzesine taşıdı. 4 aylıkken öldüğü düşünülen mamutun 40 bin ile 30 bin yıl önce yaşamış olduğu ileri sürülüyor. Paleontologlar özellikle mamutun dişlerinin kimyasal ve izotopik yapısına odaklanmış durumda. Dişler ağaç gövdesi gibi halkalar halinde uzadığı için hayvanın yaşadığı dönem ile ilgili çok önemli bilgiler elde edilebilecek. Özellikle mamutların kütlesel yok oluşlarının nedeni bu şekilde anlaşılabilecek.

Kaynak: Zaman Gazetesi

http://sufizmveinsan.com
05/05/2008

Diyet yapmak, yağ hücrelerini öldürmüyor

İsveç'teki Karolinska Enstitüsü'nden bilim adamlarının yaptığı araştırma, yağ hücreleri sayısının ergenlik çağında belirlendiğini, bu dönemden sonra kişi obez olsa dahi değişmediğini ortaya koydu.
Sonuçları Nature dergisinde yayımlanan araştırma sırasında, diyetle çok sayıda kilo veren kişilerde yağ hücreleri sayısında değişiklik saptanmadı. Doktor Kirsty Spalding, bu araştırmanın kilo vermek için diyet uygulayanlara kötü bir haber olduğunu belirterek, "Bu, kilo vermenin ve verilen kiloyu korumanın neden bu kadar zor olduğunu açıklıyor." diye konuştu.

Kaynak: Zaman Gazetesi

http://sufizmveinsan.com
06/05/2008

Emzirme ile zekâ arasında bağlantı bulundu

Kanada'daki McGill Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, emzirme ile artan zekâ arasında güçlü bağlantı buldu.
Emzirme konusunda bugüne kadar yapılan bu en büyük araştırmanın sonuçlarına göre, emzirme çocukların zekâsını artırıyor ve akademik başarılarını geliştiriyor. Genel Psikiyatri Arşivleri'nin yeni sayısında yayımlanan Emzirme ve Çocuk Bilişsel Gelişimi başlıklı makalede doktor Michael Kramer, araştırma sonuçlarının, 6,5 yıldır incelenen 14 bin çocuktan elde edildiğini belirtiyor. Kramer ve meslektaşları, Belarus'taki 31 hastane ve klinikte çocuklar üzerinde yaptıkları araştırmada denek annelerin yarısından bebekleri yalnızca emzirmelerini istedi. Daha sonra bu çocukların bilişsel kabiliyetleri, zekâ testleriyle ölçüldü. Testler sonucunda yalnızca emzirilen çocuklardaki ölçümler önemli derecede yüksek çıktı.

Kaynak: Zaman Gazetesi

http://sufizmveinsan.com
07/05/2008

Klavyede, klozetteki kadar bakteri varmış

İngiliz bilim adamları, bilgisayar klavyelerinde klozetteki kadar bakteri bulunduğunu ortaya çıkardı. Klavyedeki milyonlarca bakterinin kullanıcılarda ishal, kusma ve benzeri rahatsızlıklara yol açabildiğine dikkat çeken bilim adamları, bakterilerin arasında kolibasili ve enfeksiyonlara yol açan Staphylococcus aureus'un da bulunduğunu bildirdi. 'Which?' adlı dergide yayımlanan araştırmada, 33 ayrı klavyeyi inceleyen bilim adamları, klavye bakterileriyle klozet ve tuvaletlerin kapı kollarında bulunan bakterileri karşılaştırdı. İnceledikleri klavyede, bir klozettekinden 5 kat fazla bakteri bulunduğunu gören bilim adamları, kirliliğin kabul edilebilir düzeyin 150 kat üstünde olduğunu belirtti. Klavyelerde bakteri üremesinin en önemli sebebinin, kullanıcıların bilgisayar başında yemek yemesi olduğunu kaydeden bilim adamları, dökülen kırıntıların bakterilerin üremesine yol açtığını ifade etti. Bilim adamları, kullanıcıların kişisel temizliğe dikkat etmemesi ve el yıkamamasının da bakteriyel kirliliği artırdığına dikkat çekti.

Kaynak: Zaman Gazetesi

http://sufizmveinsan.com
08/05/2008

Caddeler çevreleyen ağaçlar çocukları astımdan koruyor

Çevresinde bolca ağaç bulunan cadde ve sokaklarda yaşayan çocukların astıma yakalanma oranlarının daha düşük olduğu bildirildi. İngiliz yayın kuruluşu BBC'ye göre, New York'taki Columbia Üniversitesi'nce yürütülen ve Journal of Epidemiology and Community Health dergisinde yayınlanan bir araştırma, kilometrekare başına düşen fazladan her 343 ağacın, yaşları 4 ile 5 arasında değişen çocuklarda astım oranlarını yüzde 25 oranında azalttığını gösterdi. New York'ta astım 15 yaş altındaki çocuklarda hastaneye yatırılma sebepleri arasında en önde geliyor. Araştırmacılar, ağaç sayısının artışının hava kalitesini artırarak veya çocukları dışarıda oynamaya heveslendirerek astım oranlarını azalttığını düşünse de, gerçek nedenin hâlâ bulunamadığı belirtiliyor.

Kaynak: Zaman Gazetesi

http://sufizmveinsan.com
09/05/2008

Bilim adamları acımasızlık genini keşfetti

İsrailli bilim adamları neden bazı insanların diğerlerine göre daha acımasız olduklarını araştırdı. Buna göre, “AVPR-1” genini taşıyanlar bencil ve zalim davrandıklarında büyük haz alıyorlar.
Araştırmaya göre, “AVPR-1” adlı gen ile bencil ve acımasız davranışlar arasında bir bağ bulunuyor. Bir başka deyişle, “acımasızlık” insanların genlerinde saklı.
İsrailli bilim adamları, “AVPR-1” genini taşıyanların başkalarına yardımcı olacak hareketlerden daha az zevk aldıklarını ortaya koydu.  Araştırmaya göre bu gene sahip olan insanlar bencil davrandıklarında normal insanlardan çok daha büyük haz duyuyor.

Kaynak: Ntvmsnbc.com
 

http://sufizmveinsan.com
12/05/2008

Obezlerin beyinleri daha hızlı yaşlanabilir

Aşırı kilolu veya obez orta yaşlı kişilerin beyinlerinin daha hızlı yaşlanabileceği bildirildi.NEW YORK - ABD’de San Francisco VA Tıp Merkezi’nde görevli bilim adamlarının yaptığı araştırma çerçevesinde, aşırı kilolu veya obez orta yaşlı kişilerin beyinlerinde, sağlıklı işleyiş göstergesi olan belirli kimyasallar düşük seviyelerde gözlendi. Araştırma sırasında 50 sağlıklı orta yaşlı kadın ve erkeğin beyinlerindeki söz konusu kimyasalların miktarları MRI yöntemiyle incelendi. Bilim adamları, beyinleri incelenen 50 kişiden 5’inin obez, 15’inin aşırı kilolu ve 30’unun normal kilolu olduğunu, vücut kitle endeksi yüksek olanların beyinlerinde, birçok işlevi bulunan ve sağlıklı bir beynin göstergesi olan N-acetyl-aspartate (NAA)seviyesinin düşük olduğunun saptandığını söyledi. Aşırı kilolu ve obez kişilerin beyinlerinde ayrıca hücre zarlarının oluşumunda kilit öneme sahip maddelerin de düşük seviyede seyrettiği gözlendi. Araştırma ekibinin lideri doktor Stefan Gazdzinski, elde ettikleri bulguların, aşırı kilonun, beynin yaşlanma sürecini hızlandırabileceği ve böyle kişilerin Alzheimer gibi yaşla bağlantılı beyin hastalıklarına yakalanma riskinin artabileceği fikrini verdiğini söyledi.
Kaynak: Ntvmsnbc.com

 

http://sufizmveinsan.com
13/05/2008

VTA

Tıp dilindeki ifadesiyle, Ventral Tegmental Area, beyinde, limbik sistem içinde yer alan bir bölgedir. Amigdala’nın duygular üzerine olan baskısına benzer biçimde VTA’ da alışkanlıklar üzerine etkili olur. Çocukluk döneminde edinilen damak tadı bilgileri dahil olmak üzere alışkanlık yapan hemen her madde, davranış biçimi ya da sosyal olaylar, VTA ile birlikte bellek bölgesi olan Hipokampus’a kaydediliyor. Bu kayıtlama esnasında VTA, beyin ön bölgesine kısa süreli Dopamin akışı sağlayarak keyif durumu yaratıyor. Beyin ön bölgesinin çalışma özelliklerini düzenleyen Dopamin varlığı ile iyi hissediliyor.

Bu bölgenin çalışma özelliklerini iyileştirmek için gerekli olan Dopamin ihtiyacı; sosyal şartlanmaları, duygusallığı, madde ve alkol bağımlılığını, kısaca, kişiye özel hayattan zevk alma ve iyilik halinde olma durumunu sağlıyor. 

Beyin ön bölge çalışmalarında duyarlılık olan insanların, VTA çalışma özellikleri nedeniyle, bağımlılık geliştirme oranı normal kişilere göre çok daha fazladır.

 http://sufizmveinsan.com
15/05/2008

"ZAMANA YOLCULUK” KAPISINI CERN’DE AÇACAK

Avrupa nükleer araştırma kurumu (CERN) mayıs ayında “atom parçalama” deneyi yapacak. Bilim çevrelerinde heyecanla beklenen deneyle ilgili olarak Rus bilim insanları deney sırasında oluşacak tepkime anında zamanda yolculuk kapısı açılabileceğini söylüyorlar. İsviçre’nin Cenevre kentindeki ve Türk bilim insanlarının  da görev aldığı  Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu (CERN), yeryüzünün  oluşmasına neden olduğu varsayılan “Büyük Patlama”  teorisini  denemek için Mayıs’ta yeraltında bir “atom parçalama” deneyi yapacak. Rus bilim insanları bu deneyle, kâinatın yapısında bir çatlak oluşacağını ve bu şekilde zamanda yolculuk kapısının açılacağını savunuyorlar. Moskova Matematik Enstitüsü’nden İrina Arefeva ve İgor Volovich, atom parçacıklarının ışık hızına yaklaşan bir süratle çarpıştırılmasıyla açığa çıkacak enerji ile “gelecekten ziyaretçiler” olabileceği uyarısını yaptılar. Bilim insanları bu tahminlerini, ortaya çıkacak olağanüstü büyüklükteki enerjinin, kendisini çevreleyen uzay ve zamanın biçimini değiştireceğine dair Einstein’ın izafiyet teorisine dayandırarak  “maddenin zaman değiştirebileceğine” işaret ettiler. Isparta’daki uçak kazasında kaybettiğimiz fizikçi Prof. Engin Arık CERN’ deki Türk bilim heyetinin başkanıydı.

Kaynak: Popüler Bİlim

 http://sufizmveinsan.com
16/05/2008

Sağlıkçıların yüzde 95'inin cep telefonunda enfeksiyon var

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nce yürütülen bir araştırmada, sağlık personelinin taşıdığı cep telefonlarının yüzde 95'inin, enfeksiyon hastalıklarına yol açabilecek mikrop barındırdığı belirlendi.Doç. Dr. Şaban Esen ve Yard. Doç. Dr. Fatma Ülger tarafından, 200 sağlık personelinin cep telefonu üzerinde yapılan araştırmada, cep telefonlarında koliform bakteriler, mayalar ve hastane enfeksiyonlarında sorun oluşturan dirençli mikroplar bulundu. Doç. Dr. Esen, cep telefonlarının alkol veya alkollü sileceklerle temizlenmesi gerektiğini söyledi.

Kaynak: Zaman Gazetesi

www.sufizmveinsan.com
19/05/2008

Uykunun süresi değil kalitesi önemli

Erişkin bir insanın ortalama olarak günde 7-8 saat uyuduğu düşünülürse, neredeyse ömrümüzün üçte biri uykuda geçiyor. Fakat vücudumuz için yemek, su ve nefes almak kadar önemli olan uykunun faydaları yeterince bilinmiyor. Yeterli miktarda ve kalitede bir uyku kişinin gün içindeki performansını direkt olarak etkiliyor. Bu nedenle uyku boşa geçen bir süre değil, aksine bedensel ve psikolojik açıdan insan sağlığına büyük faydaları bulunuyor. Memorial Hastanesi Uyku Laboratuarı sorumlusu Doç. Dr. Turan Atay, uykusuzluğun kişiye daha büyük rahatsızlık verdiği için daha fazla önemsendiğini ifade ediyor. Uykunun 24 saat içindeki düzen ve dağılımının biyolojik saatimiz tarafından ayarlandığını aktaran Turan Atay, "Biyolojik saatimize yol gösteren etmenlerin en önemlilerinden biri ışıktır. Gözlerimiz tarafından algılanan ışık, beyindeki ilgili merkeze ulaşır ve bu merkez de ışığın miktarına (gündüz-gece) bağlı olarak uyku getirici veya uyanıklığı sağlayan madde ve hormonları salgılayan merkezlere uyarıcı veya engelleyici mesajlar yollar." dedi. Bilinenin aksine insanlara öğleden sonra uyku bastırması yemekten dolayı değil, hazmın başlamasıyla vücut ısısının düşmesi nedeniyle oluyor. Yeterli uyku süresi kişiden kişiye değişiyor. Kanada'da yapılan bilimsel bir araştırmaya göre ideal uyku süresi 7 saat olması gerekiyor.

Kaynak: Zaman Gazetesi

www.sufizmveinsan.com
20/05/2008

Dondurma besin deposu
Konya Özel Selçuklu Hastanesi Diyetisyeni Mevra Çimili, dondurmanın bazı tatlılara göre besleyici değerinin daha yüksek olduğunu söyledi. Çimili, önemli bir enerji, vitamin ve mineral kaynağı olan dondurmanın yetişkinler ve gelişme çağındaki çocuklar için önemli bir besin deposu olduğunu vurguladı.Temel maddesi süt olan dondurmada sütün içerdiği tüm kaynakların mevcut olduğunu ifade eden Çimili, dondurmanın kalsiyum, fosfor, protein, riboflavin ve A vitamini içeriğinin yüksek olduğunu dile getirdi. Dondurmanın 100 gramında yaklaşık 148 miligram kalsiyum barındırdığını belirten diyetisyen Mevra Çimili, "Bu oran çocukların kalsiyum ihtiyacının bir kısmını sağlayabilir özelliktedir. Bu sebeple özellikle süt tüketiminin azaldığı yaz aylarında dondurma tüketimi artırılmalıdır." dedi. Çimili, 1 yaşına kadar alerji riski olabilen bebeklerin dondurma tüketimine ise dikkat edilmesi gerektiğini hatırlattı. Dondurmanın güvenilir yerlerden taze olarak satın alınması gerektiğini bildiren Çimili, "Paketinde buzlanma olmamalıdır. Üretim izni olup olmadığına ve son kullanma tarihine bakılması gerekir." uyarısında bulundu.

Kaynak: Zaman Gazetesi

www.sufizmveinsan.com
21/05/2008

Diyet Yağ Hücrelerini Azaltmıyor

Stockholm’deki Karolinska Enstitüsü’nde gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, insan bedeni diyetten sonra da aynı miktarda yağ hücresi üretiyor. Zayıf ve şişman insanların yağ hücre sayısı çocukluk döneminde “sabitlendikten “ sonra ömür boyu aynı kalıyor diyor bilim insanları Nature dergisinde. Kirsty Spalding yönetiminde çalışan araştırmacılar, bir yılda yağ hücrelerinin yüzde onunun öldüğünü onların yerine yenilerinin üretildiğini öğrenmişler.Yağ hücrelerinin düzenli olarak dengelenmesi sayesinde yağ hücrelerinin mutlak sayısı ömür boyu değişmemekte. Bu durum şişman insanları diyetten sonra yeni kilolarını niçin koruyamadıklarını açıklamakta. Çünkü yeni üretilen yağ hücreleri kilo kaybından sonra da yeniden yağla dolmakta.

Kaynak: CBT /Son Araştırmalar

www.sufizmveinsan.com
23/05/2008

Kanser Tedavisinde Sarımsağın Etkisi

Yeni bir araştırma sonucuna göre sarımsak meme ve prostat kanserinde uygulanan belli başlı kemoterapinin yan etkilerini azaltmakta. Docetaxel kemoterapi ilacının etkisi de sarımsağın içindeki bir madde sayesinde yükselirken, yan etkilerde bir artış söz konusu değil diyor Honkong Üniversitesi’nden Edward Howard. International Journal of Cancer dergisindeki yazıda, etkisi artan ilacın daha düşük dozda verilebileceğinden söz edilmekte. Daha çok kanser ve prostat kanserinde uygulanan Docetaxel kemoterapi ilacı özellikle de yaşlı insanlarda ağır yan etkileri beraberinde getirmekte. Araştırmacılar kısaca SMAC olarak adlandırılan S-Allylmercapto-Cystein maddesinin üç farklı prostat kanserinin büyümesini durdurduğunu saptamışlar. Docetaxel/SMAC kombinasyonu ile tedavi edilen prostat kanseri farelerde, tümör boyunun %84 oranında küçüldüğü görülmüş. Bu terapi yalnızca Docetaxel ile gerçekleştirilenden %37 daha etkili diyen araştırmacılar, Docetaxel ilacının daha düşük dozda verilmesi halinde yan etkilerinin azaltılabileceğini düşünüyorlar.

Kaynak: CBT/Araştırma

www.sufizmveinsan.com
26/05/2008

Kirazın ağrı kesici etkisi aspirinden on kat daha fazla!

Yapılan her yeni araştırma, meyve ve sebzelerin şifa deposu olduğu gerçeğini açıkça ortaya koyuyor. 20 kirazda 12-25 miligram arası antosiyanin maddesi bulunuyor ve bu maddenin ağrı kesici etkisi aspirinden on kat daha fazla.Vitamin ve mineral deposu olan meyvelerin faydaları saymakla bitmiyor. Yaz aylarının vazgeçilmez meyvelerinden biri olan kiraz, güçlü bir ağrı kesici. 20 kirazda 12-25 miligram arası antosiyanin maddesi bulunuyor ve bu maddenin ağrı kesici etkisi aspirinden on kat daha fazla. Afyonkarahisar Özel Fuar Hastanesi dahiliye uzmanı Dr. Mustafa Şahin, vücudun başlıca düşmanı olan kolesterolün hiçbir meyvede bulunmadığını söylüyor. Dr. Şahin, meyvelerin doğal şeker içerdiğini, ne kadar çok meyve tüketilirse beyindeki sinir hücrelerinin de o kadar geliştiği ve meyve yemenin hafızayı canlandırdığını belirtiyor. Meyvelerin mükemmel lif kaynağı olduğunun altını çizen Şahin, vitamin ve mineral açısından çok zengin olan meyvelerin kalorilerinin az olduğunu ve kilo aldırmadığını ifade ediyor.
Kolesterolü ve kan şekerini düşüren kirazın, kabızlığı da giderdiğini vurgulayan Şahin, kirazda bulunan flavanoidlerin vücuttaki zehri temizlediğini ve antioksidan etki yaptığını kaydetti. Kirazın nikotinin vücuttan atılmasına yardımcı olduğunu bildiren Şahin, "Böbreklerin taş ve kum yapmasını önler ve varsa zamanla döker. Safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olur. Ayrıca yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlamaktadır." dedi.

 

Kaynak: Zaman Gazetesi

                                                                              www.sufizmveinsan.com
                                                                                                 28/05/2008

Güneş sistemi dışındaki en küçük gezegen bulundu

Gökbilimciler, Güneş Sistemi dışında şimdiye kadar gözlenen en küçük gezegeni (dış gezegen) keşfettiler. Normal bir yıldız etrafında dönen ve Dünya'nın yaklaşık üç katı büyüklüğünde olan bu dış gezegenin ortaya çıkarılması, kütlesi Dünya'ya yakın bir gezegenin Güneş Sistemi dışında keşfi araştırmaları açısından büyük önem taşıyor. Bu araştırmalar, yaşama ev sahipliği eden başka dünyalar bulmak açısından yaşamsal görülüyor.Şimdiye dek gözlenen en küçük dış gezegen, çok düşük kütleli bir "sönük yıldız" veya kahverengi cücenin yörüngesinde dönüyor. Astronomlar, "çekimsel mikro mercek" denilen yöntemle keşfettikleri yeni gezegene "MOA-2007-BLG-192Lb" adını verdiler. Bazı araştırmacılar, keşfedilen gezegenin kalın bir atmosferi, hatta yüzeyinde sıvı halde okyanusları bile olabileceğini ileri sürerken, gezegenin iç ısısının yüzeyini ısıtıyor olabileceği düşünülüyor. Yıldızı veya kahverengi cücesi etrafında Venüs'ünkine benzer açıyla dönen gezegenin yıldızının Güneş'ten 3 bin ila bir milyon kez zayıf olduğu, bu nedenle de gezegenin atmosferinin Plüton'dan daha soğuk olduğu sanılıyor. NASA'nın 2013'te uzaya göndermeyi planladığı James Webb uzay teleskobu, Güneş yakınlığında düşük kütleli yıldızların yörüngesindeki Dünya büyüklüğündeki gezegenlerde yaşam işaretlerini araştırmada büyük kolaylık sağlayacak.

Kaynak: www.habervaktim.com

                                                                         www.sufizmveinsan.com
                                                                                            05/06/2008

Bal hafızayı güçlendiriyor

Balın hafızayı da güçlendirdiği ortaya çıktı..Yeni Zelandalı bilim adamları tarafından yapılan araştırma balın yaşlanma etkilerini geciktirdiğini ortaya koydu. Yeni Zelandalı bilim adamları tarafından yapılan araştırma balın yaşlanma etkilerini geciktirdiğini ortaya koydu. Waikato Üniversitesi uzmanlarına göre düzenli olarak bal tüketenlerde erken yaşlanmaya sebep olan stres seviyesi düşüyor ve hafıza güçleniyor. Bu etki balda bulunan güçlü antioksidanlar sayesinde oluyor.

                                                                           www.sufizmveinsan.com
                                                                                              06/06/2008

Cep telefonları çocukları tehdit ediyor

Uzmanlar uyarıyor, çocuklara cep telefonu vermek alkol ve sigara vermekten farksız..10 binden fazla çocuğun incelendiği, geniş çaplı ilk bilimsel araştırmadan çıkan çarpıcı sonuçlara göre, hamilelikte cep telefonu kullanan kadınların çocuklarında hiperaktivite, davranış bozukluğu ve duygusal sorunlar görülme ihtimali daha yüksek. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren uzmanlar, anne babaları uyarıyor: Cep telefonu kullanarak çocuğunuzu içine attığınız tehlike, ona alkol ve sigara kullandırmaktan farksız... ABD’li ve Danimarkalı bilim adamlarının ortak araştırması “cep telefonları çocukları tehdit ediyor mu?” sorusuna verilen en kesin ve bir o kadar da korkutucu yanıt oldu. Araştırmada, 1990’lı yıllardan önce yani cep telefonu kullanımı yaygınlaşmadan doğan çocuklarla daha sonraki yıllarda doğan 13 bin çocu incelendi.Sonuçlar, hamilelikle günde 2-3 kez cep telefonu kullanan kadınların çocuklarında çeşitli davranış bozuklukları görüldüğünü ortaya koydu. Buna göre, anne karnında ya da küçük yaşta aşırı cep telefonu kullanımına maruz kalan çocukların hiper aktivite, duygusal sorunlar ve ilişki kurmada güçlük çekme riski yüzde 54 daha fazla.Uzmanlara göre, bu tehlike 7 yaşından küçük olduğu halde cep telefonu kullanmasına izin verilen çocuklar için de geçerli. Çocuklarda görülen bu davranış bozukluklarının altında başka hiçbir biyolojik neden bulamayan uzmanlar, cep telefonunun yarattığı riskin çocuklara sigara ya da alkol kullandırmaktan farkı olmadığını belirtiyor.
                                                                              www.sufizmveinsan.com
                                                                                                 08/06/2008

10 dakika güneş şeker düşmanı!

Her gün 5-10 dakika güneşe çıkmanın çocuk ve gençlerde şeker hastalığının etkilerini azaltmaya yardımcı olabileceği bildirildi.Kaliforniya Üniversitesinden araştırmacılar, ekvatora yakın bölgelerde yaşayan kişilerin, tip 1 şeker hastalığına yakalanma oranının diğer bölgelerdekine göre daha düşük olduğunu belirledi.İnsan vücudunun güneş ışığının yardımıyla D3 vitamini oluşturabildiğini hatırlatan bilim adamları, günde 5-10 dakikalık "güneşlenmenin" tip 1 şeker hastalığının etkilerini azaltabileceğini belirttiler.Böylece, ilk kez, kandaki D3 vitamini seviyesiyle tip 1 şeker hastalığı arasında da bağ kurulmuş oldu.

kaynak:www.milliyet.com
                                                                               www.sufizmveinsan.com
                                                                                                 10/06/2008

Egzoz, felç riskini artırıyor

ABD’li bilimadamlarının araştırmasına göre, trafikteki araçlardan kaynaklanan hava kirliliği potansiyel ölüm riski taşıyan kan pıhtılaşmalarına yol açabiliyor.Fosil yakıtların yanmasıyla ortaya çıkan küçük parçacıkların kalp hastalıkları ve felç riskini artırdığı biliniyordu. Ancak, Harvard Üniversitesi’nin İtalya’da yaşayan 2 bin kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre, bu küçük parçacıklar kanın pıhtılaşarak beyne gitmemesine de yol açabiliyor. Araştırmada 900’üne daha önce kan pıhtılaşması teşhisi konulan katılımcıların yaşadığı yerlerdeki kirlilik seviyelerine bakıldı. Sonuçta da kan pıhtılaşması yaşayan 900 kişinin, bu teşhis konulmadan bir yıl öncesinde, diğerlerine göre daha kirli ortamlarda yaşadığı belirlendi. Bilim adamlarına göre kirlilik, kanı daha katı ve pıhtılaşmaya daha müsait bir hale getiriyor. Küçük partiküllerin metrekare başına 10 mikrogram artmasıyla, kan pıhtılaşması riskinin yüzde 70 yükseldiği belirtiliyor. Bacakta oluşan kan pıhtıları, kan dolaşımıyla akciğerlere gidip buraya yerleşirse, potansiyel ölüm riski taşıyan damar tıkanıklıklarına yol açabiliyor. Pıhtılaşma riskinin uzun süre hareketsiz kalınmasıyla arttığı biliniyor. Özellikle uzun uçak yolculukları yapanların ve ofislerde hareketsiz oturanların risk altında olduğu kaydediliyor.

kaynak:www.ntvmsnbc.com
                                                                               www.sufizmveinsan.com
                                                                                                 12/06/2008

Gebeliğin ilk 3 ayında saçınızı boyatmayın
Ferti-Jin Kadın Sağlığı Merkezi'nden Op. Dr. Seval Taşdemir hamilelik döneminde kozmetik kullanımı hakkında bilgi verdi: "Hamileliğin ilk 3 ayında annenin maruz kaldığı zararlar, bebeği diğer aylara göre daha çok etkiler. İzotretinoin içerikli sivilce ilaçları doğumsal anomalilere neden olur. Saçları da ilk 3 aydan sonra, bitkisel boyalarla boyatmak gerekir."

kaynak:Sabah Gazetesi
                                                                              www.sufizmveinsan.com
                                                                                                 13/06/2008

Bronzlaşma, derinin hasar görmesi demek
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur, bronzlaşmanın aslında derinin hasar görmesi anlamına geldiğini söyleyerek, "Güneşlenmenin yararı yok, zararı çoktur. Deri kanserlerinin temel nedeni güneştir." dedi. Prof. Dr. Akdur, bilinenin aksine yaz aylarında koyu ve kalın giyinmek gerektiğine işaret ederek, "Deri yaşlanmasının temel nedeni güneştir. Güneşten sadece plaj ve benzeri açık alanlarda değil, her zaman korunmak gerekir." diye konuştu. Prof. Dr. Akdur, "Güneş deride önce bronzlaşma sonra çillenme, kalınlaşma, kabalaşma ve esneklik kaybolması gibi hasarlara neden olarak cildin kısa sürede yaşlanmasına neden olur. Bundan daha da kötüsü, tüm cilt kanserlerinin temel nedeni güneşe maruz kalmaktır." dedi.
kaynak:Zaman Gazetesi

                                                                               www.sufizmveinsan.com
                                                                                                 15/06/2008

 

'Fastfood' beyin sağlığını bozuyor

'Zihin Sağlığı Vakfı'nın araştırmasına göre, yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksik alınması ile fast food tarzı beslenme, 'depresyon, Alzheimer ve şizofreniye' neden oluyor. İNGİLTERE'DE yapılan bir araştırma, son zamanlarda halkın beslenme tarzındaki değişikliklerin zihin sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdi. 'Sustain' adlı örgüt ile Zihin Sağlığı Vakfı'nca desteklenen araştırmanın sonuçlarına göre, fast food tarzı beslenme ile yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksikliği 'depresyon, Alzheimer ve şizofreni' ile doğrudan ilişkili. Araştırmacılardan Courtney Van de Weyer, "Vücudu iyi beslemek, zihni de iyi beslemek anlamına geliyor" dedi. Araştırmaya göre, yemlerde kullanılan katkı maddeleri ve tarım ilaçları, hayvan organizmasında değişikliğe yol açıyor. Bu nedenle de insanlar, omega 6 adlı yağ asidini, omega 3'ten çok daha fazla tüketir hale geliyor. Bu dengesizliğe vitamin ve mineral eksikliği de eklenince, depresyon ve hafıza sorunları ortaya çıkıyor. Araştırma raporunda, beslenme tarzında aminoasitlere, özellikle de balık tüketimine daha fazla yer verilmesi gerektiği belirtiliyor.

kaynak:www.hanımlar.com

                                                                              www.sufizmveinsan.com
                                                                                                 16/06/2008
 

Güvenmediğiniz dondurmayı almayın

Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Başkanı Mustafa Ertek, yaz aylarında sıkça tüketilen dondurmaların hijyenik ortamda üretilmemesi halinde pek çok sağlık sorununa sebep olabileceğine dikkat çekerek, "Kaynağını bilmediğiniz dondurmaları almayın" uyarısında bulundu. Açıkta satılan ve ambalajı bozulmuş gıdaların tüketilmemesi gerektiğini belirten Ertek, yaz aylarında özellikle dondurma tüketiminin arttığına dikkat çekti. Soğukta bazı mikroorganizmaların daha uzun süre hayatta kalabildiğini kaydeden Ertek, sağlıksız dondurmaların besin zehirlenmelerine sebep olabileceğini ifade etti. Ertek, mideye yerleşerek ishal ve kusma ile kendini gösteren norovirüsün de zaman zaman dondurma ile bulaşabildiğini vurguladı.

kaynak:www.zaman.com

                                                                               www.sufizmveinsan.com
                                                                                                 20/06/2008

Sürü psikolojisinin nedeni ayna nöronlar

Bilkent Üniversitesi Akıl, Dil ve Kültür Merkezi tarafından düzenlenen "Ayna Nöronları Ölçmek Konferansı", İktisat Fakültesi'nde gerçekleştirildi. Konferansa, Almanya, İngiltere ve Fransa'daki çeşitli üniversitelerden bilim adamları katıldı.
Bilkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Yard. Doç. Dr. Emre Özgen, konferansta yaptığı konuşmada, 10 yıl önce tek hücreli ölçümlerle bulunan "ayna nöron"ların, son yılların çok ilgi gören nöropsikolojik buluşlarından biri olduğunu belirtti.
Ayna hücreler
Özgen, bu beyin hücrelerinin kişi, bir başkasını gözetlerken sanki o hareketi yapıyormuş gibi faaliyete geçen, adeta gözlemlenen kişinin hareketlerini aynalayan hücreler olduğunu anlattı.
Aynı hücrelerin kişi o hareketi yaparken de faaliyete geçtiğini kaydeden Özgen, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir kişinin masadaki bardağı ağzına götürdüğünü düşünelim. Biz, bu eylemi izlerken kendi beynimizde de aynı işi yaparken kullandığımız hücrelerin bir kısmının harekete geçtiklerini görüyoruz. İşte bu tür hücrelere ayna nöronlar deniliyor.
Bunların taklit etme, öğrenme, başkalarının niyetlerini anlayabilme, kendini başkasının yerine koyabilme, dil ve kültürün öğrenilmesi gibi çok çeşitli zihinsel süreç ve davranışların altında yatan mekanizma olduğu düşünülüyor."
Özgen, bu sistemleri üzerine yapılan araştırmaların yoğun ilgi gördüğünü ifade ederek, "İnsan beynindeki mekanizmaların neden ve nasıl işlediği, hangisinin iyi hangisinin kötü çalıştığı tespit edilmeye çalışılıyor" dedi.
"Akıl okuma"
Pierre Jacob ise ayna nöronların kişinin başka insanların önemli davranışlarını anlayabilmek için de kullanıldığını söyledi.
"Akıl Okuma" olarak adlandırılan bu sistemin karşıdaki kişinin niyetini anlamada kullanılıp kullanılmadığının araştırıldığını belirten Jacob, "Ekip çalışması, çete davranışları, sürü psikolojisi gibi ögelerin altında ayna nöronların olduğu düşünülüyor. Bu sistemi çözmek, başkasının niyetini anlamak, insan davranışını anlamak açısından da çok önemli bir gelişme olabilir. İnsanların bir hareketi yaparken o kişinin niyetini okumasının bu mekanizmalarla olabileceği ortaya koyulmaya çalışılıyor" diye konuştu.


kaynak:www.zaman.com

www.sufizmveinsan.com
22/06/2008
 

Su içmekten daha faydalı olan tek şey

Su içmenin faydalarını bilmeyen yoktur. Peki su içmekten daha faydalı bir şey yok mu? Var! Sıcak su içmek...
Sıcak su mide yüzeyinde kanda direkt olarak emilen birkaç maddeden biri. Beden suyu diğer bileşenlerden ayırmak zorunda kalmaz. Çinliler, 40 yaşından sonra oda sıcaklığından daha soğuk olan hiçbir şeyin bedene alınmaması gerektiğine inanırlar. Çünkü normal yaşlanma fiziksel değişimler getirir.
İşte o değişimler:
Kan damarları daha az elastik olur ve içindeki birikim nedeni ile çapı küçülebilir, bu nedenle yüksek kan basıncı oluşabilir ve kan dolaşımı problemleri ortaya çıkabilir.
Sindirim sistemi de daha az elastik olur, kabızlığa yol açar. Çinliler soğuk içip yemenin içsel organları daha çok büzdüğüne, problemleri daha da kötüleştirdiğine inanır.
Yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya çalışın. Yağlar donar ve yapışır. Ama aynı tavayı sıcak suda yıkarsanız, yağı çözer ve uzaklaştırır. Bedenimiz yağları içerir. Sıcak su sistemimizi temizler.
SICAK SU MUCİZESİ
Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırır. Bu kan dolaşımında artışa neden olur.
İç organları ve kaburga kafesinin etrafındakı kasları gevşetir, daha derin nefes almanızı sağlar.
Mide asidi etkilerini rahatlatir ve asit reflu semptomlarini rahatlatir.
Sulanmayı ve besinlerin emilimini artırarak sindirime yardımcı olur.
Pekliği giderir.
Kilo verme: yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeyi hızlandırır.


kaynak:www.hanımlar.com

                                                              www.sufizmveinsan.com
                                                                                 22/06/2008

Beynin sırrı çözüldü

Bilim adamları, beyinde insanları serüvene iten bir merkez buldu.
Neuron dergisinde yayımlanan araştırmanın sonuçlarına göre, bu buluşun, bazı insanların alışverişe çıktıklarında yeni ürünleri satın alma tuzağına düşmesinin nedeninin bulunmasına yardımcı olacağı tahmin ediliyor.
İngiliz araştırmacılar, beyindeki kan akışını ölçerken, deneklerin olağan dışı nesneleri seçtiği zaman beyinde "ventral striatum" olarak bilinen bölgenin daha çok faaliyete geçtiğini buldu.
Araştırma ekibinin başı doktor Bianca Wittmann, "yeni ve bilinmedik tecrübeler arayışının, insanlar ve hayvanların temel davranış eğilimlerinden biri olduğunu" belirtti. Wittmann, avantajları uzun dönemde görülecek olsa da yeni seçenekleri denemenin akla uygun geldiğini de kaydetti.

Kaynak; Hürriyet Gazetesi

                                                              www.sufizmveinsan.com
                                                                                 26/06/2008

Aşırı ağız kuruluğu gizli şeker habercisi

Sağlık problemi bulunmayan hastalar için bile önemli riskler getiren yüksek sıcaklık, şeker hastaları için çok daha büyük sorunlar doğurabiliyor. Şeker hastalarının, sıcaklığın en yüksek seviyelere çıktığı öğle saatlerinde mecbur olmadıkça dışarıya çıkmamaları gerekiyor.
Aşırı sıcağın etkisiyle vücudun hızla su kaybetmesi, şeker hastalarının kanlarındaki şeker miktarını artırarak kronik böbrek yetmezliğine yol açabiliyor. Vücudun çeşitli yerlerinde görülen yaralar, sıcaklığın etkisiyle aktif hale geçebiliyor. Ani su kaybı, şeker hastalarında kalp krizi ve beyin enfarktüsü gibi komplikasyonların oluşumunu da hızlandırabiliyor. Bu nedenle şeker hastaları bol miktarda sıvı almalı. Sıcakların, aşırı su kaybıyla birlikte gizli şeker hastalığını ortaya çıkarabileceğine de işaret eden uzmanlar, birçok kişinin gizli şeker hastası olduğunu aşırı sıcaklar sonucunda öğrendiğini kaydediyor. Belirtiler ise sıra dışı ağız kuruması, normalden fazla su içmek ve yemek yemek geliyor. Bu durumdaki kişilerin kan şekerlerini ölçtürmelerinde yarar bulunuyor.

Kaynak; zaman gazetesi
                                                              www.sufizmveinsan.com
                                                                                 27/06/2008

VDSL2 hakkında bilmeniz gerekenler

Türkiye, yeni nesil hızlı internet ile 1 Temmuzda tanışacak. İnternet hızının 8 kat artarak 4 megabitten 32 megabite çıkaracak VDSL2'nin (Very High Speed Digital Subscriber Line-Yüksek Hızlı Sayısal Abone Hattı) aylık ücreti 169 YTL olarak belirlendi.
VDSL2 teknolojisinin hizmete girmesi ile birlikte şu anda 4 megabit olan internet hızı 8 kat artarak 32 megabite çıkacak. Hızın artması ile kullanıcılar internet üzerinden film veya müzikleri daha kısa sürede indirebilecek, interaktif oyunlar daha hızlı oynanabilecek. VDSL2 ile birlikte IPTV'nin de altyapısı hazırlanmış olacak.
VDSL2'nin 32 megabitlik hızı ile 700 megabyte büyüklüğündeki bir filmin internetten indirilmesi sadece 4 dakika sürecek.
VDSL2 için altyapısını geliştiren ve yenileyen Türk Telekom, çalışmalar kapsamında kablo ve kutu yenilemeleri de gerçekleştirdi.
Türk Telekom VDSL2'yi İnternet Servis Sağlayıcıları aracılığıyla hizmete sunacak. İnternet kullanıcıları VDSL2'ye aylık 16 megabit için 129 YTL, 32 megabit için 169 YTL ödeyecek.
ADSL için kullanılan modemler VDSL2 için kullanılamayacak. İnternet servis sağlayıcıların bu nedenle kullanıcılara ücretsiz modem veren kampanyalar üzerinde çalıştıkları öğrenildi.
Türkiye, 32 megabit internet hızı ile Avrupa'da Almanya ve Fransa'nın ardından, DSL ile en hızlı internet kullanan 3. ülke olacak.

Kaynak; Haber vaktim.com
                                                              www.sufizmveinsan.com
                                                                                 29/06/2008

Sağlıklı kalp için yeşil çay
Günde bir bardak yeşil çayın damarları hızla açarak kalp sağlığına önemli katkıda bulunduğu bildirildi. Günde bir bardak yeşil çayın damarları hızla açarak kalp sağlığına önemli katkıda bulunduğu bildirildi.Daily Mail'in internet sitesinde yayımladığı yeni bir araştırmaya göre, bir bardak yeşil çay 30 dakika içinde omuzlardan bileklere giden damarları yüzde 4 oranında genişleterek, kanın pıhtılaşma riskini azaltıyor.Akina Tıp Okulu kardiyoloji bölümünden Dr. Nicholas Aleksopulos'la ekibi, omuzdan bileğe uzanan ve vücuttaki kan akışının iyi bir göstergesi olan brakiyal (koldaki) damarların, bazı sıvılar alındığındaki durumunu ultrasonla inceledi.
Bir grup sağlıklı deneğe yeşil çay, kafein ve sıcak su verildi. Her bir sıvıyı aldıktan sonra deneklerin brakiyal damarlarının durumuna bakıldı.
Araştırmacılar, deneklerin yeşil çay içmelerinden 30 dakika sonra damarların yüzde 4 oranında genişlediğini, kafein ve sıcak suyun bu etkiyi göstermediğini saptadı.
Damarların genişlemesi, kan damarlarını saran hücrelerden oluşan ve pıhtılaşmayı önleyen endotelyumun daha iyi işlemesini sağlıyor.
Başka araştırma da yeşil çayın sigara tiryakilerinde endotelyal fonksiyon bozukluğunu ortadan kaldırdığı saptanmıştı. Bunun yanı sıra yeşil çayın kötü kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürmede etkisi olduğu da belirlenmişti.


Kaynak; habervaktim

                                                                               www.sufizmveinsan.com
                                                                                                 06/07/2008


Üst Ana sayfa e-mail