|
Olası Bir Salgın İçin Kuş Gribi Aşısı
Avrupa İlaç Dairesi EMEA, ilk
kez insanda kullanılacak kuş gribi aşısı için umut verdi.
GlaxoSmithKline şirketi tarafından üretilen Prepandrix aşı
maddesi Vietnam’ daki H5N1 virüs kökünün antijenini içermekte.
Aşı olası bir salgının başlangıcında kullanılacak. EMEA’nın
önerisi Avrupa komisyonu tarafından henüz onaylanmadı ve aşının
ne zaman piyasaya verileceği henüz belirsiz.
Tıp uzmanları önümüzdeki yıllarda dünya genelinde bir kuş gribi
salgısının yaşanabileceğini tahmin ediyorlar. Salgına yol
açabilecek kuş gribi virüsü H5N1. Bu enflüenza alt tipi şimdilik
sadece hayvanlarda salgına neden olabiliyor ama bugüne kadar
dünya genelinde en az 365 kişiye bulaştı ve bunlardan 231’i
yaşamını yitirdi. Bilim insanları, virüsün insandan insana
bulaşacak hale gelmesiyle dünya genelinde büyük bir salgının
yaşanmasından endişeliler. Bu tür bir virüs oluştuktan sonra söz
konusu salgına uygun aşı geliştirilebilecek..
Prepandrix gibi aşı maddelerinin en azından aşılanan insanların
çok ağır hastalanmamalarını sağlaması umuluyor. Sanofi Pasteur
tarafından üretilen benzer bir H5N1 aşı maddesi, geçen yılın
nisan ayında Amerika’da onaylanmıştı. Avrupa’da Daronrix (GlaxoSmithKline)
ve Focetria (Novartis) olmak üzere salgın aşısının iki prototipi
onaylandı. Ancak bu maddelere salgın anında, yeni virüs
antijenlerinin eklenmesi gerekmekte.
Kaynak:
CBT/ Son Araştırmalar
http://sufizmveinsan.com
22/04/2008
İnsanlarda Melatonin Etkisi
İnsanlar
üzerinde yapılan araştırmalar, hamile kalma olasılığının
mevsimsel olarak dalgalandığını gösteriyor. Michigan
Üniversitesi’nden David Lam, kuzey Avrupa’da doğum oranlarının
mart ayında ortalamanın %10 üzerine çıktığını belirtiyor. Bu da
bebeklerin haziran ayında rahme düştüğü anlamına geliyor.
Kültürel ve sosyal faktörlerin insanlarda hamile kalma
zamanlamasını etkilediği kesin olarak bilinse de, hormon
analizleri biyolojinin de güçlü bir rol oynadığını gösteriyor.
Bie çalışma, erkeklerde testosteron, kadınlarda lütein hormon
(yumurtlamayı tetikleyen hormon) düzeyinin haziran ayında
ortalama %20 üzerinde setrettiğini ortaya koyuyor.
Terman, kış depresyonunun nedenlerine ve baharda bu çoküşün
nasıl ortadan kalktığı konusuna öncelik veriyor ve duygu
durumunu n düzelmesini sabah ışığının erken doğmasına bağlıyor.
Terman, ABD’deki, saat dilimlerinin batı bölgelerinde güneşin
daha geç doğduğuna dikkat çekerek, buralarda kış depresyonunun
daha fazla görüldüğünü ileri sürüyor.
Kaynak: CBT
http://sufizmveinsan.com
23/04/2008
İki Ayak Üzerinde Yürüme Yeteneği Altı Milyon Yıl Önce Gelişmiş
2000 yılında Kenya’ da bulunan ve öncü insan Orrorin
Tugenensis’e ait kemiğin son analizlerinden anlaşıldığı üzere
atalarımız en az altı milyon yıl önce Afrika savanlarında iki
ayak üzerinde yürümeye başlamışlar. Üst baldır kemiğinin biçimi
ve yapısı, yaklaşık olarak dört milyon yıl önce Afrika’da
yaşamış olan öncü insan türü Australopithecus’un kemik yapısına
benzemekte.Birçok uzman daha önceleri Orrorin Tugenensis’in iki
ayak üzerinde yürüdüğünü zaten tahmin ediyordu. Ama son
araştırma aynı zamanda Orrorin Tugenensis’in,
Australopithecus’tan daha çok insana benzediğini, dolayısıyla da
insanın doğrudan atası olabileceğine dayanan tezi de çürüttü
diyor George Washington Üniversitesi’nden Brian Richmond ve
Stony Brook Üniversitesi’nden William Jungers Science dergisinde
Üst baldır kemiğinin Australopithecus kemiğiyle benzerliği, dik
yürüme yetisinin evrimin çok erken bir safhasında başladığını ve
kemik yapısının uzun bir süre değişmediğini kanıtlamakta.Üst
baldır ve kalça kemiği iki milyon yıl kadar önceki geç Pliosen
döneminde Homo türünün ortaya çıkışıyla önemli ölçüde
değişmiştir diyor uzmanlar. Anlaşıldığı üzere yedi milyon yıl
önce yani Orrorin Tugenensis’ten bile önce yaşayan öncü insan
Sahelanthropus tchadensis’in de dik yürüdüğü tahmin ediliyor.
Ancak bu insan türüne ait şimdiye dek sadece kafatası ve dişlere
ait kalıntılar bulundu. Bu nedenle yürüyüş biçimi hakkında kesin
bilgiler bulunmuyor.Hatta insanın soyağacındaki yeri bile henüz
belirsiz.
Kaynak:
CBT
http://sufizmveinsan.com
24/04/2008
İnsanın Düşünce Yetisi Hayvandan Dört Kat Daha Üstün
Dört yetenek insanın düşünme
biçimini eşsiz kılmakta. İnsanlar hayvanlardan farklı olarak
güncel bilgileri ve önceden bilinenleri yeni çözümler için
birleştirebiliyor, belli bir kuralı veya çözümü diğer olaylara
aktarabiliyor, semboller yaratabiliyor ve anlıyor, soyut düşünce
süreçlerini duygulardan ve duyu ifadelerinden ayırt
edebiliyorlar.Hayvanlar son yıllarda
bilişsel yetileri nedeniyle araştırmacıları şaşırtıyordu.
Harvard Üniversitesi psikologu Marc Hauser, şimdi insanın ve
hayvanın düşünme yetisi arasındaki farklılıkları ortaya koydu.
Bilim insanları uzun bir süre alet yapma yeteneğinin sadece
insanda bulunduğuna inanıyorlardı. Ancak özellikle son yıllarda
gerçekleştirilen araştırmalarla bazı hayvanların da alet
yapabildikleri anlaşıldı. Örneğin şempanzeler. Ayrıca hayvanlar
aleminde kısa vadeli belleğin varlığı da tespit edildi. Dahası bazı hayvanlar basit
matematik sembollerini bile öğrenebiliyorlar. Kısa bir süre önce
şempanzelerin sayı dizilerini insandan daha iyi akılda
tutabildiği görüldü. Ne var ki bu bilişsel yetiler daha çok tek
boyutlu. Hayvan bir problem için sadece belli başlı bir çözümü
kullanıyor. Oysa insan diyor Hauser, bir problemi hemen
kavrayarak bir dizi çözüm stratejisi ve bilgiyle bağlayabiliyor.
İnsan bu dört bilişsel yetisi sayesinde beynini geliştirebilmiş
ve hayvanlarda bulunmayan sanat ve kültürü keşfederek hayvanlar
aleminde eşsiz bir yer edinmiştir.
Kaynak: CBT
http://sufizmveinsan.com
25/04/2008
Kadının Belleği Daha Güçlü
Kaybolan bir eşyayı kadınların niçin daha çabuk bulabildikleri
anlaşıldı. Kadının kısa vadeli belleği erkekten daha iyi.
Stockholm Üniversitesi’nden Agneta Herlitz ve Jenny Rehnman,
gündelik olayları hatırlama yetisinin cinsiyetler arasında
farklılık gösterip göstermediğini araştırmışlar.Araştırma
sırasında ilk önce sözcükleri, objeleri ve etkinlikleri akılda
tutmaya çalışan kadınlar, sözcüklerle ilgili bağlantıları daha
iyi akılda tutabildikleri için gördüklerini hatırlarken
erkeklere göre daha başarılı olmuşlar. Fakat mekanları hatırlama
testinde de kadınlar daha başarılı. Mesela kadınlar anahtar gibi
eşyaların yerlerini çok daha çabuk hatırlıyorlar. Ayrıca yüzleri
hatırlama konusunda da kadınlar önde. Kadınlar hemcinslerinin
yüzlerini daha iyi hatırlıyorlar diyor Herlitz. Bilim insanları
elde ettikleri sonuçlara göre kadınlardaki kısa vadeli belleğin
(epizodik bellek) erkeğe göre daha iyi işlediğini söylüyorlar.
Epizodik bellek uzun vadeli belleğin otobiyografik kısmıdır ve
kişinin deneyimlerine dayanan olayları işleyip, kaydettikten
sonra bunları zamansal olarak ilişkilendirmekte. Bundan sonraki
araştırmalarla bellek yetisinin kalıtımla olan ilişkisi
incelenecek.
Kaynak: CBT
http://sufizmveinsan.com
26/04/2008
Susuz Bir Gelecek
Avustralya’ yı susuz bir gelecek bekliyor. Geçen
nisan ayında hükümetler düzeyinde gerçekleştirilen İklim
Değişikliği Paneli’ nde başta Avustralya olmak üzere Afrika
kıtasının tümü, Çin ve Asya’ nın, Avrupa’ nın, ABD’nin bazı
bölgelerinde susuzluğun hüküm süreceği uyarısı yapıldı.
Tahminlere göre kuraklık 2100 yılına dek 3,2 milyar insanı
etkileyecek.
Kaynak: CBT
http://sufizmveinsan.com
27/04/2008
BÖBREKLERE TUZ, SODA VE C VİTAMİNİ ZARARLI
Böbrekle ilgili
hemen her hastalık oldukça sinsi seyreder.Enfeksiyonu, taşı,
kisti, fonksiyon yetersizliği..Bunlar önemli problemlerdir.Eğer
böbrek taşınız varsa ya da hayatınızın bir döneminde böbrek taşı
düşürdüyseniz yapmanız gereken ilk iş, bir dahiliye ya da
üroloji uzmanına gitmektir.İdrar testiniz ve özellikle de
düşürdüğünüz taşın analizi yapılabildi ise; bu sonuçlar, sizin
nasıl beslenmeniz gerektiğine ışık tutacaktır.Günde en az sekiz
bardak su içmelisiniz. Çıkardığınız idrarın rengi size günlük su
tüketiminizin yeterli olup olmadığı konusunda bilgi verir. Eğer
idrar renginiz koyu ise az su içiyorsunuz, eğer renk açık ise
yeterli su içiyorsunuz demektir. Günlük sıvı ihtiyacınızı bir ya
da iki kerede tamamlamayın. Yani bir kerede yarım ila bir litre
su içmeyin. Soda içmeyin.Kahve ve çayı az için, unutmayın hiçbir
şey suyun yerini tam olarak tutamaz.C vitamini de oksalat
oluşumunu kolaylaştırdığı için, C vitamini takviyelerini
azaltın. Lifli besinler yiyin.
Kaynak: Vakit
Gazetesi
http://sufizmveinsan.com
29/04/2008
Bahar yorgunu musunuz?
Bazı hastalık belirtileri
bahar yorgunluğuna benzer.
Her sene bu zamanlar kendinizi halsiz, yorgun, uykusuz
hissediyorsanız, sürekli eklem ağrılarınız varsa siz de bahar
yorgunu olabilirsiniz.
Ama her halsizliği, yorgunluğu, uyuma isteğini, eklemlerde ağrı
şikâyetlerini bahar yorgunluğu olarak düşünmemek gerekiyor. Peki
yorgunluğa hangi hastalıklar sebep olabilir?
Anemisi (kansızlık) olan hastalarda da halsizlik, yorgunluk,
uyuma isteği, eklemlerde ağrı şikâyetlerine ilave olarak baş
ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, ellerde ve ayaklarda üşüme, saç
dökülmesi de görülebilir.
Vitamin B12 eksikliğinde bahar yorgunluğu belirtilerine ilave
olarak, baş dönmesi, denge bozukluğu, vücutta çeşitli yerlerde
uyuşma ve keçelenmelerin olması, unutkanlık, saç ve tırnaklarda
dökülme şikâyetleri de ortaya çıkar.
Hiperlipidemisi (kan yağlarının yüksek olması) olan hastalarda
da ayrıca baş ağrısı, baş dönmesi, denge bozukluğu, göğüste
baskı hissi, vücutta uyuşmalar gibi belirtiler olabilir.
Hipotiroidi (tiroid bezinin tembelliği), hastalığında bahar
yorgunluğundan farklı olarak üşüme, kabızlık, ciltte kuruluk,
dilde büyüme, kolay kilo alma ve zor kilo verme, unutkanlık
görülür. Kronik yorgunluk sendromunda da benzer şikayetler
hissedilir.
Fibromiyalji sendromunda vücutta ağrı (ağrımayan yer yok gibi),
halsizlik, yorgunluk, depresyon (sebepsiz yere ağlama, sıkıntı
hissi, derin nefes alma ihtiyacı, geceleri uyuyamama gibi)
şikâyetleri mevcuttur.
Zaman
Gazetesi
http://sufizmveinsan.com
01/05/2008
Çok nasihat etmek, çocukla ilgilenmek anlamına gelmez
Anne
babalar olarak çok bilgili ve tecrübeli olabilirsiniz. Bu bilgi
birikiminizi ve tecrübelerinizi de çocuklarınızla paylaşmak
isteyebilirsiniz.Çocuğunuza
saatlerce yaşadığınız olayları anlatıp, çocuğunuzun bilgi sahibi
olması isteyebilirsiniz. Ama şu unutulmamalıdır ki, çocuklara
çok nasihat etmek, çocuklarla çok ilgilenmek demek değildir.
Çünkü "Sizin ne anlattığınızdan ziyade, karşı tarafın ne
anladığı önemlidir." Çocuklara çok uzun süreli ve sık yapılan
nasihatler çocukları sağır, tepkisiz ve duyarsız yapıyor. Çocuk
anne veya babasını dinler ama hafızasına hiçbir bilgi girmez.
Çok konuşmak demek, çok bilgi öğretmek demek, değildir. Gelişim
düzeylerine uygun az ve öz bilgiler vermeliyiz.
Kaynak: Zaman
Gazetesi
http://sufizmveinsan.com
02/05/2008
Yaprak Böceği Fosili
Ocak 2007’ de Almanya’ nın Messel bölgesinde bulunan
47 milyon yaşındaki bir yaprak böceği fosilinin
modern zamanlardaki akrabalarıyla yakın benzerlikler
taşıdığı ve böceğin milyonlarca yıldır çok az
değişime uğradığı ortaya çıktı. Böylece böceklerin
düşmanlarından korunmak için edindikleri kamuflaj
yeteneğinin milyonlarca yıldan beri var olduğu
anlaşıldı.
Kaynak: CBT
http://sufizmveinsan.com
03/05/2008
Emlakçılar, villaları Google Earth'ten satıyor
Teknolojiyi
yakından takip eden satıcılar, Google Earth'ü pazar
olarak kullanmaya başladı. Özellikle Bodrum, Didim,
Kuşadası, Alanya gibi yaz aylarının gözde
merkezlerindeki emlakçılar, Google Earth'e
ekledikleri resimlerle satılık villa ve arsa reklamı
yapıyor
Bodrum'a bağlı Mumcular beldesinde faaliyet gösteren
Kocalar Emlak'ın sahibi Sinan Koca, Google Earth'e
ilan verenlerden. İlan fotoğrafının yayınlanmasından
sonra geri dönüşlere şaşırdığını kaydeden Koca, ilan
vermekten memnun olduğunu söyledi. Özellikle
İstanbul'dan çok sayıda kişinin Google Earth'teki
ilanları görerek aradığını belirten Koca, site
yönetimine, fotoğrafların tamamını yayımlamadığı
için sitem etti. Çok fotoğraf göndermelerine karşın
sadece 5'inin sitede yer aldığını aktaran Koca,
"Fotoğrafları seçerek siteye koyuyorlar. Bir benzin
istasyonunun fotoğrafına izin vermediler, ama
telefon numaralarımızın bulunduğu panoyu siteye
koydular." diye konuştu.
Didim Akyeniköy civarında yer alan Yeşiltepe
Sitesi'ndeki villa ve arsalarını satışa çıkaran
Mehmet Genç, sitede yazlığının resmini gören çok
sayıda kişinin kendisini telefonla aradığını ifade
etti. "Beklediğimizden çok fazla arandık." diyen
Genç, daha düzenli bir çalışma yapılması halinde
daha fazla kişinin aramasının sağlanabileceğini
belirtti. Siteye Türkçe, İngilizce, Almanca ilanlar
veren emlakçıların yanı sıra Google Earth'te
dükkânın yerini gösteren fotoğraflar da yer alıyor.
Uydudan çekilmiş fotoğrafların birleştirilmesiyle
oluşturulan Google Earth sayesinde kullanıcılar,
uydu üzerinden dünyayı inceleme, evlerini ve
binaları görebilme imkânına sahip olabiliyor.
Kaynak: Zaman Gazetesi
http://sufizmveinsan.com
04/05/2008
Bebek Mamut
Mayıs ayında bir Sibiryalı
geyik çobanının bulduğu donmuş haldeki küçük mamut cesedi,
dünyanın en bozulmamış mamutu olarak değerlendiriliyor. Çoban
donmuş cesedi, çözülmeden yakınlardaki Salekhard isimli Rus
kentindeki doğa tarihi müzesine taşıdı. 4 aylıkken öldüğü
düşünülen mamutun 40 bin ile 30 bin yıl önce yaşamış olduğu
ileri sürülüyor. Paleontologlar özellikle mamutun dişlerinin
kimyasal ve izotopik yapısına odaklanmış durumda. Dişler ağaç
gövdesi gibi halkalar halinde uzadığı için hayvanın yaşadığı
dönem ile ilgili çok önemli bilgiler elde edilebilecek.
Özellikle mamutların kütlesel yok oluşlarının nedeni bu şekilde
anlaşılabilecek.
Kaynak: Zaman
Gazetesi
http://sufizmveinsan.com
05/05/2008
Diyet yapmak, yağ hücrelerini öldürmüyor
İsveç'teki
Karolinska Enstitüsü'nden bilim adamlarının yaptığı
araştırma, yağ hücreleri sayısının ergenlik çağında
belirlendiğini, bu dönemden sonra kişi obez olsa
dahi değişmediğini ortaya koydu.
Sonuçları Nature dergisinde yayımlanan araştırma
sırasında, diyetle çok sayıda kilo veren kişilerde
yağ hücreleri sayısında değişiklik saptanmadı.
Doktor Kirsty Spalding, bu araştırmanın kilo vermek
için diyet uygulayanlara kötü bir haber olduğunu
belirterek, "Bu, kilo vermenin ve verilen kiloyu
korumanın neden bu kadar zor olduğunu açıklıyor."
diye konuştu.
Kaynak: Zaman Gazetesi
http://sufizmveinsan.com
06/05/2008
Emzirme ile zekâ arasında bağlantı bulundu
Kanada'daki
McGill Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir
araştırma, emzirme ile artan zekâ arasında güçlü
bağlantı buldu.
Emzirme konusunda bugüne kadar yapılan bu en büyük
araştırmanın sonuçlarına göre, emzirme çocukların
zekâsını artırıyor ve akademik başarılarını
geliştiriyor. Genel Psikiyatri Arşivleri'nin yeni
sayısında yayımlanan Emzirme ve Çocuk Bilişsel
Gelişimi başlıklı makalede doktor Michael Kramer,
araştırma sonuçlarının, 6,5 yıldır incelenen 14 bin
çocuktan elde edildiğini belirtiyor. Kramer ve
meslektaşları, Belarus'taki 31 hastane ve klinikte
çocuklar üzerinde yaptıkları araştırmada denek
annelerin yarısından bebekleri yalnızca
emzirmelerini istedi. Daha sonra bu çocukların
bilişsel kabiliyetleri, zekâ testleriyle ölçüldü.
Testler sonucunda yalnızca emzirilen çocuklardaki
ölçümler önemli derecede yüksek çıktı.
Kaynak: Zaman Gazetesi
http://sufizmveinsan.com
07/05/2008
Klavyede, klozetteki kadar bakteri varmış
İngiliz bilim adamları,
bilgisayar klavyelerinde klozetteki kadar bakteri bulunduğunu
ortaya çıkardı. Klavyedeki milyonlarca bakterinin kullanıcılarda
ishal, kusma ve benzeri rahatsızlıklara yol açabildiğine dikkat
çeken bilim adamları, bakterilerin arasında kolibasili ve
enfeksiyonlara yol açan Staphylococcus aureus'un da bulunduğunu
bildirdi. 'Which?' adlı dergide yayımlanan araştırmada, 33 ayrı
klavyeyi inceleyen bilim adamları, klavye bakterileriyle klozet
ve tuvaletlerin kapı kollarında bulunan bakterileri
karşılaştırdı. İnceledikleri klavyede, bir klozettekinden 5 kat
fazla bakteri bulunduğunu gören bilim adamları, kirliliğin kabul
edilebilir düzeyin 150 kat üstünde olduğunu belirtti.
Klavyelerde bakteri üremesinin en önemli sebebinin,
kullanıcıların bilgisayar başında yemek yemesi olduğunu kaydeden
bilim adamları, dökülen kırıntıların bakterilerin üremesine yol
açtığını ifade etti. Bilim adamları, kullanıcıların kişisel
temizliğe dikkat etmemesi ve el yıkamamasının da bakteriyel
kirliliği artırdığına dikkat çekti.
Kaynak: Zaman Gazetesi
http://sufizmveinsan.com
08/05/2008
Caddeler çevreleyen ağaçlar çocukları astımdan
koruyor
Çevresinde bolca ağaç bulunan
cadde ve sokaklarda yaşayan çocukların astıma yakalanma
oranlarının daha düşük olduğu bildirildi. İngiliz yayın kuruluşu
BBC'ye göre, New York'taki Columbia Üniversitesi'nce yürütülen
ve Journal of Epidemiology and Community Health dergisinde
yayınlanan bir araştırma, kilometrekare başına düşen fazladan
her 343 ağacın, yaşları 4 ile 5 arasında değişen çocuklarda
astım oranlarını yüzde 25 oranında azalttığını gösterdi. New
York'ta astım 15 yaş altındaki çocuklarda hastaneye yatırılma
sebepleri arasında en önde geliyor. Araştırmacılar, ağaç
sayısının artışının hava kalitesini artırarak veya çocukları
dışarıda oynamaya heveslendirerek astım oranlarını azalttığını
düşünse de, gerçek nedenin hâlâ bulunamadığı belirtiliyor.
Kaynak: Zaman
Gazetesi
http://sufizmveinsan.com
09/05/2008
Bilim adamları acımasızlık genini keşfetti
İsrailli bilim adamları neden
bazı insanların diğerlerine göre daha acımasız olduklarını
araştırdı. Buna göre, “AVPR-1” genini taşıyanlar bencil ve zalim
davrandıklarında büyük haz alıyorlar.
Araştırmaya göre, “AVPR-1” adlı gen ile bencil ve acımasız
davranışlar arasında bir bağ bulunuyor. Bir başka deyişle,
“acımasızlık” insanların genlerinde saklı.
İsrailli bilim adamları, “AVPR-1” genini taşıyanların
başkalarına yardımcı olacak hareketlerden daha az zevk
aldıklarını ortaya koydu. Araştırmaya göre bu gene sahip olan
insanlar bencil davrandıklarında normal insanlardan çok daha
büyük haz duyuyor.
Kaynak:
Ntvmsnbc.com
http://sufizmveinsan.com
12/05/2008
Obezlerin beyinleri daha hızlı yaşlanabilir
Aşırı kilolu veya
obez orta yaşlı kişilerin beyinlerinin daha hızlı
yaşlanabileceği bildirildi.NEW YORK - ABD’de San
Francisco VA Tıp Merkezi’nde görevli bilim
adamlarının yaptığı araştırma çerçevesinde, aşırı
kilolu veya obez orta yaşlı kişilerin beyinlerinde,
sağlıklı işleyiş göstergesi olan belirli kimyasallar
düşük seviyelerde gözlendi. Araştırma sırasında 50
sağlıklı orta yaşlı kadın ve erkeğin beyinlerindeki
söz konusu kimyasalların miktarları MRI yöntemiyle
incelendi. Bilim adamları, beyinleri incelenen 50
kişiden 5’inin obez, 15’inin aşırı kilolu ve 30’unun
normal kilolu olduğunu, vücut kitle endeksi yüksek
olanların beyinlerinde, birçok işlevi bulunan ve
sağlıklı bir beynin göstergesi olan N-acetyl-aspartate
(NAA)seviyesinin düşük olduğunun saptandığını
söyledi. Aşırı kilolu ve obez kişilerin beyinlerinde
ayrıca hücre zarlarının oluşumunda kilit öneme sahip
maddelerin de düşük seviyede seyrettiği gözlendi.
Araştırma ekibinin lideri doktor Stefan Gazdzinski,
elde ettikleri bulguların, aşırı kilonun, beynin
yaşlanma sürecini hızlandırabileceği ve böyle
kişilerin Alzheimer gibi yaşla bağlantılı beyin
hastalıklarına yakalanma riskinin artabileceği
fikrini verdiğini söyledi.
Kaynak:
Ntvmsnbc.com
http://sufizmveinsan.com
13/05/2008
VTA
Tıp
dilindeki ifadesiyle, Ventral
Tegmental Area, beyinde,
limbik sistem içinde yer alan
bir bölgedir. Amigdala’nın
duygular üzerine olan baskısına
benzer biçimde VTA’ da
alışkanlıklar üzerine etkili
olur. Çocukluk döneminde
edinilen damak tadı bilgileri
dahil olmak üzere alışkanlık
yapan hemen her madde, davranış
biçimi ya da sosyal olaylar,
VTA ile birlikte bellek
bölgesi olan Hipokampus’a
kaydediliyor. Bu kayıtlama
esnasında VTA, beyin ön
bölgesine kısa süreli Dopamin
akışı sağlayarak keyif
durumu yaratıyor. Beyin ön
bölgesinin çalışma özelliklerini
düzenleyen Dopamin
varlığı ile iyi hissediliyor.
Bu bölgenin
çalışma özelliklerini
iyileştirmek için gerekli olan
Dopamin ihtiyacı;
sosyal şartlanmaları,
duygusallığı, madde ve alkol
bağımlılığını, kısaca,
kişiye özel hayattan zevk alma
ve iyilik halinde olma durumunu
sağlıyor.
Beyin ön bölge
çalışmalarında duyarlılık olan
insanların, VTA çalışma
özellikleri nedeniyle,
bağımlılık geliştirme oranı
normal kişilere göre çok daha
fazladır.
http://sufizmveinsan.com
15/05/2008
"ZAMANA
YOLCULUK” KAPISINI CERN’DE AÇACAK
Avrupa nükleer
araştırma kurumu (CERN) mayıs ayında “atom parçalama” deneyi
yapacak. Bilim çevrelerinde heyecanla beklenen deneyle ilgili
olarak Rus bilim insanları deney sırasında oluşacak tepkime
anında zamanda yolculuk kapısı açılabileceğini söylüyorlar.
İsviçre’nin Cenevre kentindeki ve Türk bilim insanlarının da
görev aldığı Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu (CERN),
yeryüzünün oluşmasına neden olduğu varsayılan “Büyük Patlama”
teorisini denemek için Mayıs’ta yeraltında bir “atom parçalama”
deneyi yapacak. Rus bilim insanları bu deneyle, kâinatın
yapısında bir çatlak oluşacağını ve bu şekilde zamanda yolculuk
kapısının açılacağını savunuyorlar. Moskova Matematik
Enstitüsü’nden İrina Arefeva ve İgor Volovich, atom
parçacıklarının ışık hızına yaklaşan bir süratle
çarpıştırılmasıyla açığa çıkacak enerji ile “gelecekten
ziyaretçiler” olabileceği uyarısını yaptılar. Bilim insanları bu
tahminlerini, ortaya çıkacak olağanüstü büyüklükteki enerjinin,
kendisini çevreleyen uzay ve zamanın biçimini değiştireceğine
dair Einstein’ın izafiyet teorisine dayandırarak “maddenin
zaman değiştirebileceğine” işaret ettiler. Isparta’daki uçak
kazasında kaybettiğimiz fizikçi Prof. Engin Arık CERN’ deki Türk
bilim heyetinin başkanıydı.
Kaynak:
Popüler Bİlim
http://sufizmveinsan.com
16/05/2008
Sağlıkçıların yüzde 95'inin cep
telefonunda enfeksiyon var
Ondokuz Mayıs
Üniversitesi Tıp Fakültesi
Hastanesi'nce yürütülen bir
araştırmada, sağlık personelinin
taşıdığı cep telefonlarının
yüzde 95'inin, enfeksiyon
hastalıklarına yol açabilecek
mikrop barındırdığı
belirlendi.Doç. Dr. Şaban Esen
ve Yard. Doç. Dr. Fatma Ülger
tarafından, 200 sağlık
personelinin cep telefonu
üzerinde yapılan araştırmada,
cep telefonlarında koliform
bakteriler, mayalar ve hastane
enfeksiyonlarında sorun
oluşturan dirençli mikroplar
bulundu. Doç. Dr. Esen, cep
telefonlarının alkol veya
alkollü sileceklerle
temizlenmesi gerektiğini
söyledi.
Kaynak: Zaman Gazetesi
www.sufizmveinsan.com
19/05/2008
Uykunun süresi değil kalitesi
önemli
Erişkin bir insanın ortalama
olarak günde 7-8 saat uyuduğu
düşünülürse, neredeyse ömrümüzün
üçte biri uykuda geçiyor. Fakat
vücudumuz için yemek, su ve
nefes almak kadar önemli olan
uykunun faydaları yeterince
bilinmiyor. Yeterli miktarda ve
kalitede bir uyku kişinin gün
içindeki performansını direkt
olarak etkiliyor. Bu nedenle
uyku boşa geçen bir süre değil,
aksine bedensel ve psikolojik
açıdan insan sağlığına büyük
faydaları bulunuyor. Memorial
Hastanesi Uyku Laboratuarı
sorumlusu Doç. Dr. Turan Atay,
uykusuzluğun kişiye daha büyük
rahatsızlık verdiği için daha
fazla önemsendiğini ifade
ediyor. Uykunun 24 saat içindeki
düzen ve dağılımının biyolojik
saatimiz tarafından
ayarlandığını aktaran Turan
Atay, "Biyolojik saatimize yol
gösteren etmenlerin en
önemlilerinden biri ışıktır.
Gözlerimiz tarafından algılanan
ışık, beyindeki ilgili merkeze
ulaşır ve bu merkez de ışığın
miktarına (gündüz-gece) bağlı
olarak uyku getirici veya
uyanıklığı sağlayan madde ve
hormonları salgılayan merkezlere
uyarıcı veya engelleyici
mesajlar yollar." dedi.
Bilinenin aksine insanlara
öğleden sonra uyku bastırması
yemekten dolayı değil, hazmın
başlamasıyla vücut ısısının
düşmesi nedeniyle oluyor.
Yeterli uyku süresi kişiden
kişiye değişiyor. Kanada'da
yapılan bilimsel bir araştırmaya
göre ideal uyku süresi 7 saat
olması gerekiyor.
Kaynak: Zaman Gazetesi
www.sufizmveinsan.com
20/05/2008
Dondurma besin deposu
Konya Özel Selçuklu Hastanesi
Diyetisyeni Mevra Çimili,
dondurmanın bazı tatlılara göre
besleyici değerinin daha yüksek
olduğunu söyledi. Çimili, önemli
bir enerji, vitamin ve mineral
kaynağı olan dondurmanın
yetişkinler ve gelişme çağındaki
çocuklar için önemli bir besin
deposu olduğunu vurguladı.Temel
maddesi süt olan dondurmada
sütün içerdiği tüm kaynakların
mevcut olduğunu ifade eden
Çimili, dondurmanın kalsiyum,
fosfor, protein, riboflavin ve A
vitamini içeriğinin yüksek
olduğunu dile getirdi.
Dondurmanın 100 gramında
yaklaşık 148 miligram kalsiyum
barındırdığını belirten
diyetisyen Mevra Çimili, "Bu
oran çocukların kalsiyum
ihtiyacının bir kısmını
sağlayabilir özelliktedir. Bu
sebeple özellikle süt
tüketiminin azaldığı yaz
aylarında dondurma tüketimi
artırılmalıdır." dedi. Çimili, 1
yaşına kadar alerji riski
olabilen bebeklerin dondurma
tüketimine ise dikkat edilmesi
gerektiğini hatırlattı.
Dondurmanın güvenilir yerlerden
taze olarak satın alınması
gerektiğini bildiren Çimili,
"Paketinde buzlanma olmamalıdır.
Üretim izni olup olmadığına ve
son kullanma tarihine bakılması
gerekir." uyarısında bulundu.
Kaynak: Zaman Gazetesi
www.sufizmveinsan.com
21/05/2008
Diyet Yağ
Hücrelerini Azaltmıyor
Stockholm’deki Karolinska Enstitüsü’nde gerçekleştirilen bir
araştırmaya göre, insan bedeni diyetten sonra da aynı miktarda
yağ hücresi üretiyor. Zayıf ve şişman insanların yağ hücre
sayısı çocukluk döneminde “sabitlendikten “ sonra ömür boyu aynı
kalıyor diyor bilim insanları Nature dergisinde. Kirsty Spalding
yönetiminde çalışan araştırmacılar, bir yılda yağ hücrelerinin
yüzde onunun öldüğünü onların yerine yenilerinin üretildiğini
öğrenmişler.Yağ hücrelerinin düzenli olarak dengelenmesi
sayesinde yağ hücrelerinin mutlak sayısı ömür boyu değişmemekte.
Bu durum şişman insanları diyetten sonra yeni kilolarını niçin
koruyamadıklarını açıklamakta. Çünkü yeni üretilen yağ hücreleri
kilo kaybından sonra da yeniden yağla dolmakta.
Kaynak: CBT /Son Araştırmalar
www.sufizmveinsan.com
23/05/2008
Kanser
Tedavisinde Sarımsağın Etkisi
Yeni bir
araştırma sonucuna göre sarımsak meme ve prostat kanserinde
uygulanan belli başlı kemoterapinin yan etkilerini azaltmakta.
Docetaxel kemoterapi ilacının etkisi de sarımsağın içindeki bir
madde sayesinde yükselirken, yan etkilerde bir artış söz konusu
değil diyor Honkong Üniversitesi’nden Edward Howard.
International Journal of Cancer dergisindeki yazıda, etkisi
artan ilacın daha düşük dozda verilebileceğinden söz edilmekte.
Daha çok kanser ve prostat kanserinde uygulanan Docetaxel
kemoterapi ilacı özellikle de yaşlı insanlarda ağır yan etkileri
beraberinde getirmekte. Araştırmacılar kısaca SMAC olarak
adlandırılan S-Allylmercapto-Cystein maddesinin üç farklı
prostat kanserinin büyümesini durdurduğunu saptamışlar.
Docetaxel/SMAC kombinasyonu ile tedavi edilen prostat kanseri
farelerde, tümör boyunun %84 oranında küçüldüğü görülmüş. Bu
terapi yalnızca Docetaxel ile gerçekleştirilenden %37 daha
etkili diyen araştırmacılar, Docetaxel ilacının daha düşük dozda
verilmesi halinde yan etkilerinin azaltılabileceğini
düşünüyorlar.
Kaynak: CBT/Araştırma
www.sufizmveinsan.com
26/05/2008
Kirazın ağrı kesici etkisi aspirinden on kat daha fazla!
Yapılan her yeni araştırma, meyve ve sebzelerin
şifa deposu olduğu gerçeğini açıkça ortaya koyuyor. 20 kirazda
12-25 miligram arası antosiyanin maddesi bulunuyor ve bu
maddenin ağrı kesici etkisi aspirinden on kat daha fazla.Vitamin
ve mineral deposu olan meyvelerin faydaları saymakla bitmiyor.
Yaz aylarının vazgeçilmez meyvelerinden biri olan kiraz, güçlü
bir ağrı kesici. 20 kirazda 12-25 miligram arası antosiyanin
maddesi bulunuyor ve bu maddenin ağrı kesici etkisi aspirinden
on kat daha fazla. Afyonkarahisar Özel Fuar Hastanesi dahiliye
uzmanı Dr. Mustafa Şahin, vücudun başlıca düşmanı olan
kolesterolün hiçbir meyvede bulunmadığını söylüyor. Dr. Şahin,
meyvelerin doğal şeker içerdiğini, ne kadar çok meyve
tüketilirse beyindeki sinir hücrelerinin de o kadar geliştiği ve
meyve yemenin hafızayı canlandırdığını belirtiyor. Meyvelerin
mükemmel lif kaynağı olduğunun altını çizen Şahin, vitamin ve
mineral açısından çok zengin olan meyvelerin kalorilerinin az
olduğunu ve kilo aldırmadığını ifade ediyor.
Kolesterolü ve kan şekerini düşüren kirazın, kabızlığı da
giderdiğini vurgulayan Şahin, kirazda bulunan flavanoidlerin
vücuttaki zehri temizlediğini ve antioksidan etki yaptığını
kaydetti. Kirazın nikotinin vücuttan atılmasına yardımcı
olduğunu bildiren Şahin, "Böbreklerin taş ve kum yapmasını önler
ve varsa zamanla döker. Safra kesesi taşının dökülmesine de
yardımcı olur. Ayrıca yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini
sağlamaktadır." dedi.
Kaynak:
Zaman Gazetesi
www.sufizmveinsan.com
28/05/2008
Güneş sistemi dışındaki en küçük gezegen bulundu
Gökbilimciler, Güneş Sistemi dışında
şimdiye kadar gözlenen en küçük gezegeni (dış
gezegen) keşfettiler. Normal bir yıldız etrafında
dönen ve Dünya'nın yaklaşık üç katı büyüklüğünde
olan bu dış gezegenin ortaya çıkarılması, kütlesi
Dünya'ya yakın bir gezegenin Güneş Sistemi dışında
keşfi araştırmaları açısından büyük önem taşıyor. Bu
araştırmalar, yaşama ev sahipliği eden başka
dünyalar bulmak açısından yaşamsal görülüyor.Şimdiye
dek gözlenen en küçük dış gezegen, çok düşük kütleli
bir "sönük yıldız" veya kahverengi cücenin
yörüngesinde dönüyor. Astronomlar, "çekimsel mikro
mercek" denilen yöntemle keşfettikleri yeni gezegene
"MOA-2007-BLG-192Lb" adını verdiler. Bazı
araştırmacılar, keşfedilen gezegenin kalın bir
atmosferi, hatta yüzeyinde sıvı halde okyanusları
bile olabileceğini ileri sürerken, gezegenin iç
ısısının yüzeyini ısıtıyor olabileceği düşünülüyor.
Yıldızı veya kahverengi cücesi etrafında
Venüs'ünkine benzer açıyla dönen gezegenin
yıldızının Güneş'ten 3 bin ila bir milyon kez zayıf
olduğu, bu nedenle de gezegenin atmosferinin
Plüton'dan daha soğuk olduğu sanılıyor. NASA'nın
2013'te uzaya göndermeyi planladığı James Webb uzay
teleskobu, Güneş yakınlığında düşük kütleli
yıldızların yörüngesindeki Dünya büyüklüğündeki
gezegenlerde yaşam işaretlerini araştırmada büyük
kolaylık sağlayacak.
Kaynak: www.habervaktim.com
www.sufizmveinsan.com
05/06/2008
Bal hafızayı güçlendiriyor
Balın hafızayı da güçlendirdiği
ortaya çıktı..Yeni Zelandalı bilim adamları
tarafından yapılan araştırma balın yaşlanma
etkilerini geciktirdiğini ortaya koydu. Yeni
Zelandalı bilim adamları tarafından yapılan
araştırma balın yaşlanma etkilerini geciktirdiğini
ortaya koydu. Waikato Üniversitesi uzmanlarına göre
düzenli olarak bal tüketenlerde erken yaşlanmaya
sebep olan stres seviyesi düşüyor ve hafıza
güçleniyor. Bu etki balda bulunan güçlü
antioksidanlar sayesinde oluyor.
www.sufizmveinsan.com
06/06/2008
Cep
telefonları çocukları tehdit ediyor
Uzmanlar uyarıyor, çocuklara cep
telefonu vermek alkol ve sigara vermekten
farksız..10 binden fazla çocuğun incelendiği, geniş
çaplı ilk bilimsel araştırmadan çıkan çarpıcı
sonuçlara göre, hamilelikte cep telefonu kullanan
kadınların çocuklarında hiperaktivite, davranış
bozukluğu ve duygusal sorunlar görülme ihtimali daha
yüksek. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren
uzmanlar, anne babaları uyarıyor: Cep telefonu
kullanarak çocuğunuzu içine attığınız tehlike, ona
alkol ve sigara kullandırmaktan farksız... ABD’li ve
Danimarkalı bilim adamlarının ortak araştırması “cep
telefonları çocukları tehdit ediyor mu?” sorusuna
verilen en kesin ve bir o kadar da korkutucu yanıt
oldu. Araştırmada, 1990’lı yıllardan önce yani cep
telefonu kullanımı yaygınlaşmadan doğan çocuklarla
daha sonraki yıllarda doğan 13 bin çocu
incelendi.Sonuçlar, hamilelikle günde 2-3 kez cep
telefonu kullanan kadınların çocuklarında çeşitli
davranış bozuklukları görüldüğünü ortaya koydu. Buna
göre, anne karnında ya da küçük yaşta aşırı cep
telefonu kullanımına maruz kalan çocukların hiper
aktivite, duygusal sorunlar ve ilişki kurmada güçlük
çekme riski yüzde 54 daha fazla.Uzmanlara göre, bu
tehlike 7 yaşından küçük olduğu halde cep telefonu
kullanmasına izin verilen çocuklar için de geçerli.
Çocuklarda görülen bu davranış bozukluklarının
altında başka hiçbir biyolojik neden bulamayan
uzmanlar, cep telefonunun yarattığı riskin çocuklara
sigara ya da alkol kullandırmaktan farkı olmadığını
belirtiyor.
www.sufizmveinsan.com
08/06/2008
10
dakika güneş şeker düşmanı!
Her gün 5-10 dakika güneşe çıkmanın
çocuk ve gençlerde şeker hastalığının etkilerini
azaltmaya yardımcı olabileceği
bildirildi.Kaliforniya Üniversitesinden
araştırmacılar, ekvatora yakın bölgelerde yaşayan
kişilerin, tip 1 şeker hastalığına yakalanma
oranının diğer bölgelerdekine göre daha düşük
olduğunu belirledi.İnsan vücudunun güneş ışığının
yardımıyla D3 vitamini oluşturabildiğini hatırlatan
bilim adamları, günde 5-10 dakikalık "güneşlenmenin"
tip 1 şeker hastalığının etkilerini azaltabileceğini
belirttiler.Böylece, ilk kez, kandaki D3 vitamini
seviyesiyle tip 1 şeker hastalığı arasında da bağ
kurulmuş oldu.
kaynak:www.milliyet.com
www.sufizmveinsan.com
10/06/2008
Egzoz, felç riskini artırıyor
ABD’li bilimadamlarının araştırmasına
göre, trafikteki araçlardan kaynaklanan hava
kirliliği potansiyel ölüm riski taşıyan kan
pıhtılaşmalarına yol açabiliyor.Fosil yakıtların
yanmasıyla ortaya çıkan küçük parçacıkların kalp
hastalıkları ve felç riskini artırdığı biliniyordu.
Ancak, Harvard Üniversitesi’nin İtalya’da yaşayan 2
bin kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre, bu küçük
parçacıklar kanın pıhtılaşarak beyne gitmemesine de
yol açabiliyor. Araştırmada 900’üne daha önce kan
pıhtılaşması teşhisi konulan katılımcıların yaşadığı
yerlerdeki kirlilik seviyelerine bakıldı. Sonuçta da
kan pıhtılaşması yaşayan 900 kişinin, bu teşhis
konulmadan bir yıl öncesinde, diğerlerine göre daha
kirli ortamlarda yaşadığı belirlendi. Bilim
adamlarına göre kirlilik, kanı daha katı ve
pıhtılaşmaya daha müsait bir hale getiriyor. Küçük
partiküllerin metrekare başına 10 mikrogram
artmasıyla, kan pıhtılaşması riskinin yüzde 70
yükseldiği belirtiliyor. Bacakta oluşan kan
pıhtıları, kan dolaşımıyla akciğerlere gidip buraya
yerleşirse, potansiyel ölüm riski taşıyan damar
tıkanıklıklarına yol açabiliyor. Pıhtılaşma riskinin
uzun süre hareketsiz kalınmasıyla arttığı biliniyor.
Özellikle uzun uçak yolculukları yapanların ve
ofislerde hareketsiz oturanların risk altında olduğu
kaydediliyor.
kaynak:www.ntvmsnbc.com
www.sufizmveinsan.com
12/06/2008
Gebeliğin ilk 3 ayında saçınızı boyatmayın
Ferti-Jin Kadın Sağlığı
Merkezi'nden Op. Dr. Seval Taşdemir hamilelik
döneminde kozmetik kullanımı hakkında bilgi verdi:
"Hamileliğin ilk 3 ayında annenin maruz kaldığı
zararlar, bebeği diğer aylara göre daha çok etkiler.
İzotretinoin içerikli sivilce ilaçları doğumsal
anomalilere neden olur. Saçları da ilk 3 aydan
sonra, bitkisel boyalarla boyatmak gerekir."
kaynak:Sabah
Gazetesi
www.sufizmveinsan.com
13/06/2008
Bronzlaşma, derinin hasar görmesi demek
Ankara Üniversitesi Tıp
Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof.
Dr. Recep Akdur, bronzlaşmanın aslında derinin hasar
görmesi anlamına geldiğini söyleyerek,
"Güneşlenmenin yararı yok, zararı çoktur. Deri
kanserlerinin temel nedeni güneştir." dedi. Prof.
Dr. Akdur, bilinenin aksine yaz aylarında koyu ve
kalın giyinmek gerektiğine işaret ederek, "Deri
yaşlanmasının temel nedeni güneştir. Güneşten sadece
plaj ve benzeri açık alanlarda değil, her zaman
korunmak gerekir." diye konuştu. Prof. Dr. Akdur,
"Güneş deride önce bronzlaşma sonra çillenme,
kalınlaşma, kabalaşma ve esneklik kaybolması gibi
hasarlara neden olarak cildin kısa sürede
yaşlanmasına neden olur. Bundan daha da kötüsü, tüm
cilt kanserlerinin temel nedeni güneşe maruz
kalmaktır." dedi.
kaynak:Zaman
Gazetesi
www.sufizmveinsan.com
15/06/2008
'Fastfood' beyin sağlığını bozuyor
'Zihin Sağlığı Vakfı'nın
araştırmasına göre, yararlı yağların, vitamin ve
minerallerin eksik alınması ile fast food tarzı
beslenme, 'depresyon, Alzheimer ve şizofreniye'
neden oluyor. İNGİLTERE'DE yapılan bir araştırma,
son zamanlarda halkın beslenme tarzındaki
değişikliklerin zihin sağlığı üzerinde olumsuz
sonuçlara yol açtığını gösterdi. 'Sustain' adlı
örgüt ile Zihin Sağlığı Vakfı'nca desteklenen
araştırmanın sonuçlarına göre, fast food tarzı
beslenme ile yararlı yağların, vitamin ve
minerallerin eksikliği 'depresyon, Alzheimer ve
şizofreni' ile doğrudan ilişkili. Araştırmacılardan
Courtney Van de Weyer, "Vücudu iyi beslemek, zihni
de iyi beslemek anlamına geliyor" dedi. Araştırmaya
göre, yemlerde kullanılan katkı maddeleri ve tarım
ilaçları, hayvan organizmasında değişikliğe yol
açıyor. Bu nedenle de insanlar, omega 6 adlı yağ
asidini, omega 3'ten çok daha fazla tüketir hale
geliyor. Bu dengesizliğe vitamin ve mineral
eksikliği de eklenince, depresyon ve hafıza
sorunları ortaya çıkıyor. Araştırma raporunda,
beslenme tarzında aminoasitlere, özellikle de balık
tüketimine daha fazla yer verilmesi gerektiği
belirtiliyor.
kaynak:www.hanımlar.com
www.sufizmveinsan.com
16/06/2008
Güvenmediğiniz dondurmayı almayın
Sağlık Bakanlığı Refik Saydam
Hıfzıssıhha Başkanı Mustafa Ertek, yaz aylarında
sıkça tüketilen dondurmaların hijyenik ortamda
üretilmemesi halinde pek çok sağlık sorununa sebep
olabileceğine dikkat çekerek, "Kaynağını
bilmediğiniz dondurmaları almayın" uyarısında
bulundu. Açıkta satılan ve ambalajı bozulmuş
gıdaların tüketilmemesi gerektiğini belirten Ertek,
yaz aylarında özellikle dondurma tüketiminin
arttığına dikkat çekti. Soğukta bazı
mikroorganizmaların daha uzun süre hayatta
kalabildiğini kaydeden Ertek, sağlıksız
dondurmaların besin zehirlenmelerine sebep
olabileceğini ifade etti. Ertek, mideye yerleşerek
ishal ve kusma ile kendini gösteren norovirüsün de
zaman zaman dondurma ile bulaşabildiğini vurguladı.
kaynak:www.zaman.com
www.sufizmveinsan.com
20/06/2008
Sürü psikolojisinin nedeni ayna nöronlar
Bilkent Üniversitesi Akıl, Dil
ve Kültür Merkezi tarafından düzenlenen "Ayna
Nöronları Ölçmek Konferansı", İktisat Fakültesi'nde
gerçekleştirildi. Konferansa, Almanya, İngiltere ve
Fransa'daki çeşitli üniversitelerden bilim adamları
katıldı.
Bilkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Yard.
Doç. Dr. Emre Özgen, konferansta yaptığı konuşmada,
10 yıl önce tek hücreli ölçümlerle bulunan "ayna
nöron"ların, son yılların çok ilgi gören
nöropsikolojik buluşlarından biri olduğunu belirtti.
Ayna hücreler
Özgen, bu beyin hücrelerinin kişi, bir başkasını
gözetlerken sanki o hareketi yapıyormuş gibi
faaliyete geçen, adeta gözlemlenen kişinin
hareketlerini aynalayan hücreler olduğunu anlattı.
Aynı hücrelerin kişi o hareketi yaparken de
faaliyete geçtiğini kaydeden Özgen, sözlerini şöyle
sürdürdü:
"Bir kişinin masadaki bardağı ağzına götürdüğünü
düşünelim. Biz, bu eylemi izlerken kendi beynimizde
de aynı işi yaparken kullandığımız hücrelerin bir
kısmının harekete geçtiklerini görüyoruz. İşte bu
tür hücrelere ayna nöronlar deniliyor.
Bunların taklit etme, öğrenme, başkalarının
niyetlerini anlayabilme, kendini başkasının yerine
koyabilme, dil ve kültürün öğrenilmesi gibi çok
çeşitli zihinsel süreç ve davranışların altında
yatan mekanizma olduğu düşünülüyor."
Özgen, bu sistemleri üzerine yapılan araştırmaların
yoğun ilgi gördüğünü ifade ederek, "İnsan beynindeki
mekanizmaların neden ve nasıl işlediği, hangisinin
iyi hangisinin kötü çalıştığı tespit edilmeye
çalışılıyor" dedi.
"Akıl okuma"
Pierre Jacob ise ayna nöronların kişinin başka
insanların önemli davranışlarını anlayabilmek için
de kullanıldığını söyledi.
"Akıl Okuma" olarak adlandırılan bu sistemin
karşıdaki kişinin niyetini anlamada kullanılıp
kullanılmadığının araştırıldığını belirten Jacob,
"Ekip çalışması, çete davranışları, sürü psikolojisi
gibi ögelerin altında ayna nöronların olduğu
düşünülüyor. Bu sistemi çözmek, başkasının niyetini
anlamak, insan davranışını anlamak açısından da çok
önemli bir gelişme olabilir. İnsanların bir hareketi
yaparken o kişinin niyetini okumasının bu
mekanizmalarla olabileceği ortaya koyulmaya
çalışılıyor" diye konuştu.
kaynak:www.zaman.com
www.sufizmveinsan.com
22/06/2008
Su
içmekten daha faydalı olan tek şey
Su içmenin faydalarını
bilmeyen yoktur. Peki su içmekten daha faydalı bir
şey yok mu? Var! Sıcak su içmek...
Sıcak su mide yüzeyinde kanda direkt olarak emilen
birkaç maddeden biri. Beden suyu diğer bileşenlerden
ayırmak zorunda kalmaz. Çinliler, 40 yaşından sonra
oda sıcaklığından daha soğuk olan hiçbir şeyin
bedene alınmaması gerektiğine inanırlar. Çünkü
normal yaşlanma fiziksel değişimler getirir.
İşte o değişimler:
Kan damarları daha az elastik olur ve içindeki
birikim nedeni ile çapı küçülebilir, bu nedenle
yüksek kan basıncı oluşabilir ve kan dolaşımı
problemleri ortaya çıkabilir.
Sindirim sistemi de daha az elastik olur, kabızlığa
yol açar. Çinliler soğuk içip yemenin içsel
organları daha çok büzdüğüne, problemleri daha da
kötüleştirdiğine inanır.
Yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya çalışın. Yağlar
donar ve yapışır. Ama aynı tavayı sıcak suda
yıkarsanız, yağı çözer ve uzaklaştırır. Bedenimiz
yağları içerir. Sıcak su sistemimizi temizler.
SICAK SU MUCİZESİ
Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırır. Bu
kan dolaşımında artışa neden olur.
İç organları ve kaburga kafesinin etrafındakı
kasları gevşetir, daha derin nefes almanızı sağlar.
Mide asidi etkilerini rahatlatir ve asit reflu
semptomlarini rahatlatir.
Sulanmayı ve besinlerin emilimini artırarak
sindirime yardımcı olur.
Pekliği giderir.
Kilo verme: yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak
su iştahı azaltır ve kilo vermeyi hızlandırır.
kaynak:www.hanımlar.com
www.sufizmveinsan.com
22/06/2008
Beynin
sırrı çözüldü
Bilim adamları, beyinde insanları
serüvene iten bir merkez buldu.
Neuron dergisinde yayımlanan araştırmanın
sonuçlarına göre, bu buluşun, bazı insanların
alışverişe çıktıklarında yeni ürünleri satın alma
tuzağına düşmesinin nedeninin bulunmasına yardımcı
olacağı tahmin ediliyor.
İngiliz araştırmacılar, beyindeki kan akışını
ölçerken, deneklerin olağan dışı nesneleri seçtiği
zaman beyinde "ventral striatum" olarak bilinen
bölgenin daha çok faaliyete geçtiğini buldu.
Araştırma ekibinin başı doktor Bianca Wittmann,
"yeni ve bilinmedik tecrübeler arayışının, insanlar
ve hayvanların temel davranış eğilimlerinden biri
olduğunu" belirtti. Wittmann, avantajları uzun
dönemde görülecek olsa da yeni seçenekleri denemenin
akla uygun geldiğini de kaydetti.
Kaynak;
Hürriyet Gazetesi
www.sufizmveinsan.com
26/06/2008
Aşırı ağız kuruluğu gizli şeker habercisi
Sağlık problemi bulunmayan
hastalar için bile önemli riskler getiren yüksek sıcaklık, şeker
hastaları için çok daha büyük sorunlar doğurabiliyor. Şeker
hastalarının, sıcaklığın en yüksek seviyelere çıktığı öğle
saatlerinde mecbur olmadıkça dışarıya çıkmamaları gerekiyor.
Aşırı sıcağın etkisiyle vücudun hızla su kaybetmesi, şeker
hastalarının kanlarındaki şeker miktarını artırarak kronik
böbrek yetmezliğine yol açabiliyor. Vücudun çeşitli yerlerinde
görülen yaralar, sıcaklığın etkisiyle aktif hale geçebiliyor.
Ani su kaybı, şeker hastalarında kalp krizi ve beyin enfarktüsü
gibi komplikasyonların oluşumunu da hızlandırabiliyor. Bu
nedenle şeker hastaları bol miktarda sıvı almalı. Sıcakların,
aşırı su kaybıyla birlikte gizli şeker hastalığını ortaya
çıkarabileceğine de işaret eden uzmanlar, birçok kişinin gizli
şeker hastası olduğunu aşırı sıcaklar sonucunda öğrendiğini
kaydediyor. Belirtiler ise sıra dışı ağız kuruması, normalden
fazla su içmek ve yemek yemek geliyor. Bu durumdaki kişilerin
kan şekerlerini ölçtürmelerinde yarar bulunuyor.
Kaynak;
zaman gazetesi
www.sufizmveinsan.com
27/06/2008
VDSL2 hakkında bilmeniz gerekenler
Türkiye, yeni nesil hızlı
internet ile 1 Temmuzda tanışacak. İnternet hızının 8 kat
artarak 4 megabitten 32 megabite çıkaracak VDSL2'nin (Very High
Speed Digital Subscriber Line-Yüksek Hızlı Sayısal Abone Hattı)
aylık ücreti 169 YTL olarak belirlendi.
VDSL2 teknolojisinin hizmete girmesi ile birlikte şu anda 4
megabit olan internet hızı 8 kat artarak 32 megabite çıkacak.
Hızın artması ile kullanıcılar internet üzerinden film veya
müzikleri daha kısa sürede indirebilecek, interaktif oyunlar
daha hızlı oynanabilecek. VDSL2 ile birlikte IPTV'nin de
altyapısı hazırlanmış olacak.
VDSL2'nin 32 megabitlik hızı ile 700 megabyte büyüklüğündeki bir
filmin internetten indirilmesi sadece 4 dakika sürecek.
VDSL2 için altyapısını geliştiren ve yenileyen Türk Telekom,
çalışmalar kapsamında kablo ve kutu yenilemeleri de
gerçekleştirdi.
Türk Telekom VDSL2'yi İnternet Servis Sağlayıcıları aracılığıyla
hizmete sunacak. İnternet kullanıcıları VDSL2'ye aylık 16
megabit için 129 YTL, 32 megabit için 169 YTL ödeyecek.
ADSL için kullanılan modemler VDSL2 için kullanılamayacak.
İnternet servis sağlayıcıların bu nedenle kullanıcılara ücretsiz
modem veren kampanyalar üzerinde çalıştıkları öğrenildi.
Türkiye, 32 megabit internet hızı ile Avrupa'da Almanya ve
Fransa'nın ardından, DSL ile en hızlı internet kullanan 3. ülke
olacak.
Kaynak; Haber vaktim.com
www.sufizmveinsan.com
29/06/2008
Sağlıklı kalp için yeşil çay
Günde bir bardak yeşil çayın
damarları hızla açarak kalp sağlığına önemli katkıda
bulunduğu bildirildi. Günde bir bardak yeşil çayın
damarları hızla açarak kalp sağlığına önemli katkıda
bulunduğu bildirildi.Daily Mail'in internet
sitesinde yayımladığı yeni bir araştırmaya göre, bir
bardak yeşil çay 30 dakika içinde omuzlardan
bileklere giden damarları yüzde 4 oranında
genişleterek, kanın pıhtılaşma riskini azaltıyor.Akina
Tıp Okulu kardiyoloji bölümünden Dr. Nicholas
Aleksopulos'la ekibi, omuzdan bileğe uzanan ve
vücuttaki kan akışının iyi bir göstergesi olan
brakiyal (koldaki) damarların, bazı sıvılar
alındığındaki durumunu ultrasonla inceledi.
Bir grup sağlıklı deneğe yeşil çay, kafein ve sıcak
su verildi. Her bir sıvıyı aldıktan sonra deneklerin
brakiyal damarlarının durumuna bakıldı.
Araştırmacılar, deneklerin yeşil çay içmelerinden 30
dakika sonra damarların yüzde 4 oranında
genişlediğini, kafein ve sıcak suyun bu etkiyi
göstermediğini saptadı.
Damarların genişlemesi, kan damarlarını saran
hücrelerden oluşan ve pıhtılaşmayı önleyen
endotelyumun daha iyi işlemesini sağlıyor.
Başka araştırma da yeşil çayın sigara tiryakilerinde
endotelyal fonksiyon bozukluğunu ortadan kaldırdığı
saptanmıştı. Bunun yanı sıra yeşil çayın kötü
kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürmede etkisi
olduğu da belirlenmişti.
Kaynak;
habervaktim
www.sufizmveinsan.com
06/07/2008
|