UYKULU BEYİNLER NEDEN UNUTUR?

 
 
 

Bilimciler uykusuzluğun beyinde bellek devrelerine dahil olan belirli bir molekülün işlevini etkilediğini buldular. Bu buluşun yorgun beyinlerin tedavisinde faydalı olabileceği düşünülüyor.
İnsan ve kemirgenler üzerinde çalışan nörobilimciler, uyku yoksunluğunun, kendimize dair bilgilerin saklandığı epizodik belleğin depolama işlevini bozduğunu belirlemişlerdir. Bu anılar, beynimizdeki nöronların başka nöronlarla yeni sinapslar oluşturması ya da eski sinaptik bağlantıların güçlenmesi aracılığıyla oluşmaktadır. Birkaç saat içinde gerçekleşen bu bağlantılar süreci, genleri aktif ya da pasif hale getiren ve proteinlerin nasıl davranacağını ayarlayan nöronlar arasında birbiri ile ilişkili moleküler yolaklardan oluşan sağlam bir ağın varlığını gerektirmektedir.
Pennsylvania Üniversitesi’nden nörobilimci Ted Abel ve meslektaşları, bu karmaşık moleküler devreyi çözmeyi ve uyku yoksunluğunun hangi aşamada sorun yarattığını belirlemeyi amaçlamışlardır. Araştırmacılar çalışmaya, uyku yoksunluğu yaşatılan farelerin beynin anı deposu olan hipokampus bölgesinin elektrik sinyallerini inceleyerek başlamışlardır. LTP (long term potentiation) adı verilen ve nöronal bağlantıların güçlenmesi olarak açıklanabilen süreç, bilimcilere göre belleğin oluşmasında temel rol oynamaktadır. Bu hipokampal alanlarda elektriksel ya da kimyasal uyaranlar aracılığıyla LTP oluşturmaya çalışan araştırmacılar, cAMP (siklik adenozin monofosfat) adı verilen molekülün dahil olduğu yolağın çalışmadığını belirlemişlerdir. cAMP bir haberci molekül olarak görev yapmakta ve bellek oluşundan sorumlu genlerin aktivitelerini düzenleyen proteinler arasında, sinyal alışverişinin gerçekleşmesine katkıda bulunmaktadır. Ayrıca uyku yoksunluğu yaşatılan farelerin, normal süre uyuyan farelere göre beyinlerinde yüzde 50 daha az oranda cAMP bulunduğu saptanmıştır. Peki uykusuzluk bu önemli molekülün miktarını nasıl olup da azaltmaktadır?
 

BEYİNDE ENZİM ARTIŞI
Araştırmacılar uyku yoksunluğu yaşatılan farelerin beyinlerinde diğer farelere göre PDE4A5 adı verilen enzimin yüzde 40 oranında daha fazla miktarda bulunduğunu belirlemişlerdir. PDE4A5 bir tür PDE (fosfodiesteraz) enzimi olup, cAMP molekülünü parçalamaktadır. Uyku yoksunluğunun bellek üzerine olan etkilerinin bu PDE4A5 enziminin fazlalığından kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlayabilmek için araştırmacılar, diğer PDE enzimleri ile birlikte PDE4A5 enziminin çalışmasını engelleyen rolipram isimli bir maddeden yararlanmışlardır. Uyku yoksunluğu yaşatılan farelerin hipokampuslarına rolipram uygulandığında, LTP oluşumunun normale döndüğü izlenmiştir.
Nature dergisinde 2009 yılının Ekim ayında yayımlanan makaleye göre, araştırma ekibi, belleğin nasıl etkilendiğini anlamak için, fareleri hafif elektrik şoku ile bir kafes arasında bağlantı kurmalarını sağlayacak bir eğitimden geçirmişlerdir. Ardından farelerin bir kısmı tam bir günlük uykularının yarısı sayılabilecek süre boyunca -5 saat- uyanık bırakılmışlardır. Uykusuzluktan sonra fareler elektrik şoku uyaranı, dolayısıyla korku ile eşleştirdikleri kafeslere konulmuş ve bir doz rolipram verilmiştir. Rolipram verilen farelerin öğretilenler, normal sürede uyuyan fareler kadar iyi hatırladığı görülmüştür.
Araştırma ekibi şimdi diğer PDE enzimlerini etkilemeksizin sadece PDE4A5’in çalışmasını baskılayacak bir ilaç geliştirmeye çalışmaktadır.

Kaynak;birgun.net
 

Please select a language

 
 

 

 
| More
İstanbul - 03.03.2010
http://sufizmveinsan.com