İsviçre Neden Bilimde Fiziki Büyüklüğünden Daha Büyük Değerlere
Sahiptir

 
 
 

İsviçre, doğal peyzaj güzelliği, kayak yapılan dağları, kişi başına
zenginliği, çikolatası, saat sanayisindeki etkinliği, bir zamanlar gizli
hesapları veya kara para aklama bankalarının varlığı ile bilinirdi.
İsviçre genel kültürü, hoşgörüsü, ince sanatsal işlevi ve teknolojisi ile
dünyanın takdirini toplamıştır. Soru şu; İsviçre nasıl başarıyor da
bilimde, sanat ve sosyal hayatta bu ileri düzeyde varlığını koruyor.
İsviçre genelde savaşlardan hep uzak durmuş, bağımsız kalmayı başarmış,
değişik kültürlerin iç içe yaşamayı başardığı bir toplum. Halen Avrupa'nın
en güzel ve gözde ülkesi. Her bir bölgesi bir başka güzel. İsviçre'ye daha
önce bir kaç kez gitmiştim. İlk defa 1988 yılında Almanya'da staj yaparken
gitmiştim. Peyzajı ve varlıklı yapısı her zaman göz kamaştırıyordu. O
zaman ülkenin sosyal ve bilimsel yapısını tam anlayamamıştım. Daha sonraki
yıllarda bilimsel toplantılar yapınca Basel Üniversitesi ve Lozan (Lusan)
Üniversitesi tarafından konuşmacı olarak çağırılmam nedeniyle birçok defa
İsviçre'de bulundum.

İsviçre Hassas İş Yapan Bir Ülke
İsviçre genelde hassas ince el işi ve teknoloji işi yapan bir ülke.
Dünyaca ünlü saatler ve diğer hassas çalışmalar İsviçre'de yapılmaktadır.
Birçok şirketin endüstri merkezleri özellikle ilaç sektörünün fabrikaları
İsviçre'de bulunuyor. Ancak son yıllarda Japonların elektronik saat
geliştirme teknolojisi, bankaların şeffaflaşması ve dünya ticaretindeki
küreselleşme ilişkileri İsviçre'yi artık saat sanayisin da eski konumunda
olmadığı görülüyor. Son yıllarda saat sanayi, güneş enerjisinden
yararlanma konularında halen dünyada bilimsel araştırmaya en çok önem
veren ülkelerin başında gelmektedir.
İsviçre Federal Araştırma Enstitüsü Ülkenin Temel Araştırmalarını Yapıyor
En son 26-29 Ocak 2010 tarihleri arasında Swiss Federal Research Institute
(İsviçre Federal Araştırma Enstitüsü WSL) de düzenlenen COST Aksiyonu
FP0803'nun ikinci yönetim kurulu toplantısı ile birlikte Avrupa çapında
toprak altı karbon döngüsü konusundaki çalıştaya katıldım. Federal
Araştırma Enstitüsü ülkenin önemli bir bilim kuruluşu. Güçlü akademik
kadrosu üniversiteler ile yarışıyor. Hatta belirli alanlarda
üniversitelerden daha etkili bir konuma sahip. Enstitünün orman, tarım,
kar, ekoloji ve toprak bilimi konularında ülkenin değişik bölgelerinde
birimleri bulunmaktadır. Her bir birim kendi başına gelişmiş durumdadır.
Zürih yakınlarındaki Birmensdorf merkezindeki laboratuarlar göz
kamaştırıcı nitelikte.
WSL ülkenin temel araştırma kuruluşu olarak uluslararası düzeyde en ileri
araştırma kuruluşudur. Temel araştırmalar yaparak İsviçre'nin ilgili
konudaki temel politikalarının oluşturmaktadır. Değişik ülkeler ile
işbirliği yapmakta temel problem çözmek üzere şekillendirilmiştir. Kurumda
500 kişi çalışıyor ve yıllık bütçesi 65 milyon İsviçre frangı. Ülkemizde
hangi üniversitenin bütçesi bu kadar diye sorası geliyor insanın.

Bilim İnsanı Seçiminde Seçicidirler
WSL'in direktörü yön vereni bir Amerikalı. Dünyaya açık ilan ile
Kaliforniya üniversitesi başarılı bilim insanı Enstitüde açık olan
profesörlük kadrosuna atanmış ve oradan Enstitünün direktörü olmuştur.
Başkan değil direktör. Yani enstitüye yön veren kişi. İdareci değil,
duruma göre pozisyon alan, günü gün eden biri değil. Toplantımızın açılış
konuşmasında kişinin konuya ne kadar hâkim olduğu ve enstitünün mevcut
araştırma potansiyeli ve geleceğe ilişkin çizdiği yapı kişinin gerçekten
boş olmadığı hemen anlaşılıyor.
İsviçre'nin orman, kar ve toprak konusundaki temel sorunlarını araştıran
pratik çözüm üreten bir kuruma yön veren kişi olarak önemsiyorum.
Enstitüye alınma koşulları ve birimlerin başına gelen kişiler çok
başarılı, içeride ve dışarıda varlığı bilimsel olarak kabul edilmiş bilim
kişilerinden oluşmaktadır. Ölçütleriniz nedir diye sorduğumda, kriterlerin
yüksek olduğu görülüyor. Nedeni de ülkenin ileri araştırma enstitüsü
olarak bilimsel birikimi olan, araştırmadan anlayan, çalışma isteği yüksek
kişileri seçtiklerini belirtiyorlar. Enstitünün kendine özgü çalışma
disiplini olduğu görülüyor.
WSL'de bilim insanları aralıklara değerlenilmeden geçiriliyor. Zaman zaman
5 yıl içinde belirli sayıda proje ve makale üretemeyen, kongreye ve
toplantıya katılmayan kişiler enstitü ile ilişkileri kesilir. Enstitüde
doktoralı kişiler çalışıyor. Ancak üniversiteler ile işbirliği içinde
öğrenciler de alınıyor ve araştırmalarını yapmaktadırlar.
Bölümlerde Seminer Kültürü ve Yönetim Anlayışı İleri Düzeyde Gelişmiştir.

Basel Üniversitesinde sınırlı sayıda profesöre karşın çok sayıda
araştırıcı, post-dok ve teknik personel bulunmaktadır. Probleme dayalı
soruna yönelik araştırma yürüttükleri için bütün süreç çok önceden
organize edilmiştir. Kimin ne zaman ne tür bir proje yürüteceği önceden
belirlenmiştir.
Basel üniversitesi Biyoloji Bölümü tarafından "The role of mycorrhizae in
Ecolojical farming" adlı bir seminer vermek üzere davet edilmiştim.
İsviçre'de son yıllarda ekolojik/organik tarıma olan ilgi hızla
gelişmektedir. Bilimsel olarak değişik platformlarda birlikte çalıştığımız
konu ile ilgili dostlarımızın daveti ile verdiğim seminere katılım ve
sorulan sorular, yapılan eleştirilerin düzeyi insanı gerçekten etkiliyor.
Birimin bir seminer kültürü olduğu her yönü ile kendini his ettiriyor.
Herkes öğrenciler dahi ana dili dışında birkaç başka yabancı dil
(özellikle İngilizce) biliyor. Çay saatlerinde konuşulan konu bilim
dergilerinde yayınlanan makalelerin ve diğer birimlerde ve
laboratuvarlarda yapılan çalışmaların önemi konuşuluyor.
Bölüm başkanı dünya çapında yapılan ilan ile belirleniyor. Bölüm başkanı
bölümün bilimsel etkinliklerinin sağlıklı yapılması bölüme daha çok proje,
eleman kazandırmak için her olguyu en ince ayrıntısına kadar düşünmek ve
süreçlerin organize edilmesinden sorumludur. Dünya çapında saygınlığı olan
bölüm başkanı burada toplantıya geç gelmesinin nedeni olarak fakültenin
öğretim üyelerinin yıllık gelişme raporlarının değerlendirmesi toplantısı
nedeniyle geç geldiğini belirten hoca bilimsel liyakatin önemini anlatı.
Her bir bilim insanının çalışmalarını bir kurul tarafından
değerlendiriliyor. Her yıl bilim insanlarının çalışmaları
değerlendirilirken geleceğe ilişkin post dok, doktora bursu, teknisyen ve
diğer harcamaların değerlendirme sonucuna göre değerlendirildiğini
belirtiler. Üniversitelerin bütçeleri yüksek ve bunların dağıtılmasında
bina yapımı kaldırım çalışmalarından çok araştırmaya önem verildiği için
araştırmamacıların kapasitesi ve başarı ölçütlerine göre destek
görmektedirler. İsviçre Federal Teknoloji İsviçre Üniversiteleri Dünyada Çapında Yüksek Niteliklere Sahiptirler
İsviçre bilimsel olarak dünyada önemli prestije sahip üniversiteleri olan
bir konumda. Üniversiteleri özerk, kendi yönetimlerini kendileri
üstleniyorlar. Her üniversitenin bulunduğu kantona ve bölgeye bağlı
özellikleri bulunmaktadır. Üniversite eğitimi bedava. Bizdeki gibi ikinci
öğretim, ek ders vs gibi konuları hiç bilmiyorlar. Tabii bilim insanları
bilimsel ağırlıklarına yakışır maaş alıyorlar. Bir profesör yaklaşık brüt
olarak 12.000 İsviçre frakı aylık alıyor.

Dünyada İlk 100 Sıralamasında Üç Üniversite Var
2008 dünya sıralamasında İsviçre'nin ilk 100 sıralamasında 3 üniversitesi
bulunmaktadır. Geriye kalan üniversiteleri ilk 500 sıralamasında
bulunuyor. Bu üniversitelerde üretilen bilimsel makale sayı yönünden
TÜBİTAK ULAKBİM tarafında yayınlana verilere göre İsviçre 1981-2007
yılları arasından 306.034 yayınla aynı dönemde Türkiye'nin (120.562)
yaklaşık üç katı kadar, atıf sayısı yönünden (İsviçre 6.324.635 Türkiye
548.547) 11 kat ve etki değeri (İsviçre 20.67 Türkiye 4.55) 5 kat daha
fazla. Katıldığım toplantı ve davet edildiğim üniversitelerde gördüğüm
bilimsel alt yapı, bilim adamı kalitesi, çalışma disiplini ve
sistematikliği hemen kendisini gösteriyor. En küçük araştırma birime
girdiğinizde bir farklılığın olduğu görülüyor. Tabiri caiz ise ortalık
bilim kokuyor.  Sanki kendiliğinde işleyen bir sistem var.

İsviçre Kuralar Ülkesi
İsviçre'de gözüme çarpan en önemli olgu yapılan işin hakkı ile
yapılmasıdır. Kurallara çok önem verilmektedir. Sistematik çalışmayı çok
benimsemişler. Trafikten park edilmeye kadar her şeyde kurallar harfiyen
uyulmaktadır. Yolda giderken göze çarpan en önemli şey, kesilen odunların
düzgün bir şekilde dizilmesidir. Düzgün odunları görünce, Yunus Emre'nin
dergâha kırk yıl boyunca aynı nitelikte düzgün odunları sanki Anadolu'da
değil de İsviçre'de taşımıştır düşüncesi beynimde oluştu.

Özet olarak 7 milyonluk İsviçre bilimsel yönden ileri düzeyde gelişmiş
dünya çapında üniversitelere sahip. Hassas çalışmalar yapılmakta. Hassas
çalışma yapabilme yeteneği belirli bir bilgi bikrimi ve estetik  gerektirir. İsviçre sanata ve estetiğe önem veren bir ülke. Son derece
organize olmuş, sistematik, bir o kadar da güzel ve barışçı bir toplum.
Askeri olmayan, Birleşmiş Miletlerin Avrupa'daki merkezinin bulunduğu
yerdir. Kendi içinde her türlü renkliliği barındıran gelişmiş bir Orta Avrupa ülkesi.

 

 

 
 
 Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
 iortas@cu.edu.tr

İstanbul - 05. 02. 2010
http://sufizmveinsan.com