Bedenin Mesajlarını Okumak Ve Stres
Volkan Tolga
 

Sosyal fobi diye adlandırılan sosyal kaygı; insan hayatının akışını ve duygu durumunu derinden etkileyen, gündelik hayatın gerekliliklerini kâbusa dönüştüren, sosyal ortamlarda açığa çıkan bir korku, kaygı duygusudur. Özellikle kişinin performans gerektiren bir iş ile meşgulken başkaları tarafından incelenmesi durumunda açığa çıkan, diğer kişiler tarafından eleştirilme, alay edilme endişesi, küçük düşme korkusudur. Belirtileri şöyle sıralanabilir:

  • Çarpıntı,

  • Titreme,

  • Terleme,

  • Kaslarda gerginlik,

  • Midede rahatsızlık hissi,

  • Göz temasından kaçınma,

  • Göğüste sıkıntı hissi,

  • Sıcak ya da soğuk basması,

  • Başta ağırlık hissi,

  • Konsantrasyon eksikliği,

  • Yüz kızarması.

Sosyal fobi, kadınlarda da erkeklerde de görülebilir. Kadınlarda daha sık görülmekle birlikte sosyal fobi yüzünden doktora başvuranlar daha çok erkeklerdir. Kadınlar, özellikle çalışmayan kadınlar, zamanlarının çoğunu evde geçirdikleri için belirtiler açığa çıkmayabilir. Erkekler ise çalışma hayatının; yani sosyal hayatın sürekli içinde olmak durumunda kaldıklarından belirtiler gözle görünür hale gelir.

Çalışmak, sosyal hayatın içinde olmayı gerektirdiği için çalışan kadın da bu tehditle yüz yüzedir ve sosyal fobinin belirtilerini daha belirgin olarak hisseder. Bekâr veya boşanmış kişiler ile yüksek eğitimlilerde sosyal fobi daha sık görülmektedir.

 

Stres…

Kaygı düzeyinin yükselmesi beyindeki stres hormonları salgısını arttırır ve aşırı derecede salgılanan stres hormonları öğrenme yeteneğini geriletir. Bunun sonucunda daha da fazla korku açığa çıkar." Stres durumunda sinapslarımızın (beyindeki nöron hücreleri arasındaki bağlantılar. Her beyin hücresi arasında yaklaşık 16.000 sinaps bağlantısı mevcuttur) normal işleyişi bozulur. Stres hormonları dediğimiz adrenalin ve noradrenalin oranı yükselir. Dolayısıyla, bir hücreye ulaşan uyarılar bir diğerine geçemez. İşte bu an, bizim hatırlayamadığımız andır, düşüncelerimiz bloke olur. Yapılan araştırmalara göre sosyal fobik davranışların sinir sisteminin dopamin ve serotonin sistemleri ile ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, korkular kişinin otonom sinir sistemini uyararak kalp üzerinde aşırı zorlanmaya, kalp spazmına ve hatta beslenme bozukluğuna ve bağırsak spazmlarına kadar tüm bedende çeşitli bozukluklara sebep olur. Sigaranın zararlarından biri de sinapslar arasındaki bağlantıları aksatmasıdır.

Bilimsel bir araştırmada bu konuyla ilgili çok güzel bir örnek vardır: Bir köpekbalığı ve başka bir balık aynı akvaryuma konulmuş, ancak araya bir cam bölme yerleştirilerek birbirinden ayrılmış. Köpekbalığı acıkınca karşısındaki balığa saldırmak istemiş, fakat arada cam bir bölme olduğu için cama çarpmış. Tekrar tekrar diğer taraftaki balığı yiyebilmek amacıyla saldırıp dursa da, her seferinde aradaki cam engele takılmış. Karşındaki balığı yemek için 28 saat boyunca uğraşan köpekbalığı, sonunda denemekten vazgeçmiş. Bir süre sonra aradaki cam bölme kaldırılmış, diğer balık yanına gelmiş, ama köpekbalığı onu yememiş ve bir süre sonra açlıktan ölmüş. Aradaki engel kalkmış olsa bile köpekbalığının yeniden deneme gücünü kaybedip başarısızlığı kabul etmesini, yani başarısızlığa şartlanmasını "öğrenilmiş çaresizlik" olarak adlandırabiliriz.

Sosyal fobi yarattığı kaygı nedeniyle birçok psikolojik rahatsızlığa da yol açabilir. Sosyal fobisi olan kişilerde sıklıkla depresyon, panik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk, alkol - madde kullanımı, somatoform bozukluk gibi psikiyatrik hastalıklar ortaya çıkar.

 

Ne Yapılmalı?…

Beynimizin çalışması bir bilgisayar gibidir. Bilgisayarın çalışmasını ve çeşitli fonksiyonları yürütmesini sağlayan ona yüklenen yazılımlar ya da programlardır. İşte, insan beyni de böyledir. Ona "kötü olacak" programını yüklediyseniz, beyniniz davranışlarınızı bu programa göre ayarlayacaktır. Yüklediğiniz program "her şey güzel olacak" programı ise beyniniz başarmanız için sizinle işbirliği yapmaya başlayacaktır. Tüm bu davranışı beyine işlemenin yolu, dikkâtin doğru şekilde odaklanmasından geçer. Dikkat arttırıcı egzersizler son derece fayda sağlamaktadır.

Yapılan araştırmalar stresin pek çok hastalığın başlamasına veya artışına sebep olduğunu göstermektedir. Stres, iç sıkıntısından, vücudun bağışıklık sisteminin bozulmasına kadar geniş bir yelpazede insan sağlığını etkilemektedir. Yoğun stres organizmada otomatik olarak birtakım fizyolojik belirtilerin oluşmasına yol açar. Çarpıntı, nefes darlığı, kas gerginliği ve ilerleyen dönemde bunlara eklenen unutkanlık ve dikkât dağınıklığı gibi yakınmalar, özellikle çok şiddetli olduğunda kişinin yaşamını aksatan bir boyuta ulaşabilir. Bunların ruhsal kökenli olduğunun bilinmemesi kişiyi çeşitli tetkik ve tedavi arayışlarına yöneltebilir. Bu belirtilerin kaybolması ancak stresin kontrol edilmesiyle mümkündür. Stresi kontrol etmek mümkündür.

 

Stres Kontrolunda Neurobiofeedback Kullanımı…

Kişinin beyin dalgalarını bilgisayarda görmesiyle geriliminin azaltılmasına ve gevşemesine dayanan Neuro-Biofeedback (sinir geribildirimi) ile gevşeme yöntemleri uygulanır. Biofeedback, kişinin stresin bedensel belirtilerine yönelik farkındalığını arttırarak bu belirtileri kontrol etmesine, bir anlamda da psikolojik olarak gevşeyip rahatlamayı öğrenmesine yardımcı bir tekniktir. Bu amaçla geliştirilmiş en etkin yöntemlerden biri olan Neuro-Biofeedback'te, bilgisayar ortamında beyin dalgalarının gözlemlenmesi ve kişinin bunları geribildirim aracı olarak kullanması sağlanabilmektedir. Öncelikle beynin biyoelektrik haritası çıkarılır, stresli çalışan alanları belirlenir.

İkinci aşamada Neuro-Biofeedback cihazının elektrotları stresli alanlara takılır. Bilgisayar ekranında beyin dalgaları görüntülenir.

Üçüncü aşamada kişiye beyin gücünü kullanarak "Alfa" dalgalarını arttırması öğretilir. Alfa dalgaları beynin istirahat dalgalarıdır. Bu dalgaları arttırmayı başaran kişiye puan verilir. Azami on seansta kişi beyin gücünü kontrol etmeyi öğrenir. Neuro-Biofeedback, objektif ve ölçülebilir verilerle çalışma imkânı sağlamakta, aynı zamanda tedavinin yararlılığı hakkında da bilgi vermektedir. Kişinin somut verilerle bu bilgiye ulaşması, motivasyonunu ve tedaviye inancını arttırmaktadır.

Beynin temel biyoelektriksel aktivitesi Alfa, Beta, Delta ve Teta dalgalarıdır. Beyin bunların hiçbirini yüzde yüz saf olarak yayınlayamaz, oranları değişir. Normal yaşantı sırasında bu dalgalar karışık olarak yayınlanır. Yayınların karışımında Alfa dalgası çoksa uyanık bir huzur durumu yaşanır. Söz konusu dalgalar feedback aleti ile monitorize edilerek kişiye Alfa durumu görsel ve işitsel sinyaller olarak bildirildiğinde kişi yaşadığı anksiyete durumlarında kendini kontrol altına alarak daha fazla Alfa üretebilmeyi öğrenebilmektedir.

Davranış tedavisinin sistematik duyarsızlaştırma tekniğinde Alfa durumunun hoş, rahatlatıcı, huzur verici özellikleri endişe ile karşıt eşleştirmede kullanılabilmektedir. Kişiye Neuro-Biofeedback aleti ile nasıl daha fazla Alfa üretebileceği öğretilir. Ardından zihninde kendisi için gerginlik yaratacak durumları canlandırması istenir. Feedback sinyali aracılığıyla Alfa miktarının düştüğü saptandıkça canlandırma kesilip hastanın tekrar Alfa durumuna dönmesi sağlanır. Bu tarz bir öğrenme sonucunda kişilerin yaşamlarındaki olayları kontrol edebileceklerine ilişkin inançları ve güven duyguları artmaktadır.

Bireysel psikoterapi ve gevşeme egzersizleri ile birlikte kullanılan Neuro-Biofeedback tekniği ile kişiye özel opsiyonel ayar yapabilme imkânından yararlanılabilir. Kişiye rahatsızlığıyla ilgili farkındalık kazandırmak, motivasyonunu arttırmak, bireysel psikoterapide kazandığı davranış değişikliklerinin beyninde ne tür bioelektriksel görünüm kazandığıyla ilgili geribildirim vermek suretiyle düşüncelerine hâkim olabilme yeteneği kazandırılır.

Ne demişler: Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır. Bu felsefeyle hayatımıza yeni ufuklar kazandırmak mümkün. Bu büyük sözün hayatımıza yön vermesi dileğiyle…

 

Kaynaklar:

http://www.sosyalfobi.com/

http://www.sosyal-fobi.net/

http://tr.wikipedia.org/wiki/Sosyal_fobi

 

 

 
 
Volkan Tolga
İstanbul - 01.04.2009
volkantolga@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com