|
İNSANLAR
YAŞADIKÇA..
 Dünyanın,
Güneşin veya kendi ekseni etrafında dolaşım turları mutlak zaman
kavramı ile anılırken, Einstein farklı şeyler söylüyordu;
“Mekân, aslında var olan bir şey değil, varlığın özünden dışa
giden bir dizi, bir oluş, zaman da o dizilimde yer alan bir iletişimdir...”
Bu
anlayışa dayanarak, zamanı
“şimdinin geçmiş olmasını sağlayan bir giz ve kesintisiz hareket
biçimi denebilen
bir olgu” olarak nitelendirebiliriz.
Dilimize
yerleşmiş,
“Zaman,
artık o zaman değil”, “Zamana ayak uydurmak”
gibi mecaz ifadelerde de, aynı düşünüşün yansımaları görülüyor.
Onun
neresinde olduğumuzu, ise asla saptayamıyoruz...
Evrenin
tam on beş milyar yıl önce büyük patlama “Buum” ile var olması
da başlangıç tarihini göstermiyor.
Hawking “Zamanın Kısa Tarihi” adlı eserinde, bu izafiliği dile
getirmiştir.
Evet,
akıp giden ve kesin ölçülere
girmeyen bir olgu aslında zaman...
Tasavvuf
felsefesinin yaşayan erleri, bilimin yeni geldiği noktaya çok önceden
varmış, ‘AN’ olarak algılamayı değerlendirip
tafsiline de “zaman” adını vermişlerdir.
Gözleyene bağlı olarak değişen bu kavramın insan bedenindeki yaygın
varlığı, bebeklik, gençlik ve ihtiyarlık gibi devrelerle anılmasına
neden olur.
Nedense,
bebeklik ve gençlik yılları pek sevilir de, yaşlılığı kimse
istemez, oysa bu doğanın kanunudur.
İnsan bedenindeki hareketlenme değerlendirildiğinde, yaşlanma
belirtilerinin başladığı dönemin hayatın en zorlu ve acı veren
safhası olduğu görülecektir.
Ancak
akıp gideni ters yöne çevirmek imkânsızdır.
Schopenhauer,
“İhtiyarlığın en fena yanı, genç olmaktır...”
sözü ile tesbit etmiş anlatılan gerçeği...
Şunu demek istemiş bence;
“Kafam genç, dinç, sağlam ve dinamik, ama bedenim kafama uymuyor ve ben
hâlâ kendimi bulduğum yaşta hissediyorum.”
Yani hayatın, akıp giden
hadiselerin değerlendirilmesinde “kafa
ile beden yaşının” iyi ayarlanamaması söz konusu...
Aslında,
yaşlı insanların gençlerden hoşlanmasının
bir sebebi fizyolojik ise, diğer ve asıl önemli yönü zaman
boyutu ile ilgilidir...
Gençlerle
beraber olmayı istemeleri bilinçaltında anı
yaşama hevesinden kaynaklanıyor...
Onlarla uyum sağlama arzularının nedeni bu...
Yine
de, zaman-beden-yaş kavramlarının yerinde değerlendirilmesinden yanayım.
Zamanın hareketliliği sizi yanıltmasın.
Haftaya
buluşmak üzere...
Ahmet
F. Yüksel
Londra
- 16.2.2000
|