|
|
|
|
V
W.
1999’un
son CNR araba fuarını gezdiniz mi bilmem ...
Giriş
ücreti beş milyon TL olan, Balkanların bu en büyük fuarına bir
arkadaş ile gitmiştim.
Oldukça
büyük bir otopark alanına sahip fuarın park ücreti de hayli kabarıktı...
Aşırı
kalabalık yüzünden arabamı park etmek için epeyce zorlandım.
Geçen
sene de aynı tarihlerde ziyaret ettiğim standlarda yer alan arabalara
ve günün koşullarına yansıyan fiyatlara baktıkça, gözlerim
fal taşı gibi açıldı.
Birbirinden
güzel otomobiller ve jipler ışıl ışıl parlıyor, insan dehasını
taşıyan çizgiler teknolojik yapım güzelliği ile birleşerek, temaşa
zevkini tattırıyordu.
Sanki her biri bir servet değerinde idi
.
Ancak,
herkesçe malum olduğu üzere, milenyuma dünya çapında ekonomik darlıklarla
girişimiz , her alanda olduğu gibi otomobil fuarında da bütün güzelliklerin
yanı sıra kendini hissettiriyordu...
Standlarda
görebildiğim kadarıyla, geçen seneye nazaran teknik açıdan pek bir
yenilik yoktu. Hatta, geçen sene prototip bazında daha fazla model vardı
diyebilirim.
Dar
boğaza rağmen esas değişikliklerin 2000 yılına saklandığı
otomobillerin ne zaman makyajdan geçirileceği, hangi ay tanıtılacağı
gizli bir araştırma sonucu belirlendi.
Tüketici
tercihlerinde büyük rol oynayacak tanıtımlar, 17 Ocak, 14 Şubat, 14
Mart, 11 Nisan, 12 Mayıs, 13 Haziran, 6 Temmuz, 9Ağustos, 16 Eylül, 17
Ekim, 6 Kasım, 4 Aralık tarihlerinde ve amansız bir yarış halinde
olan Audi, Chrysler, Ford, Hyundai, Mazda, Pegueot,Volkswagen, BMW, Opel,
Rover, Nissan, Mitsubishi, Subaru gibi firmaların katılımıyla gerçekleşecek.
Bu
arada, firmaların fiyatları belirleme açısından birbirlerine yakın
politikalar takip ettiğini gördüm.
Yerli
yapım arabalarda dikkâtimi çeken şey, çizimlerin son derece güzel,
detaylardaki uygulamaların ise yerine oturmuşluğu oldu.
Tofaş
ve Hyundai standları çok sayıda araba sergileme yöntemiyle ilgi
toplamayı başarmışlardı.
Volkswagen
firması ise, kaplumbağa tipindeki modelinin fanatiklerini kaçırmamak
için yeni teknolojiye
uygun, ama yine aynı görünümü andıran modellerini üretmişti.
Aslında
Voswosçular yıllar geçse de kaplumbağa tipinden vazgeçemez.
Bu
model, bazı insanlarda tiryakilik oluşturmuştur.
Belki
basından bir Voswos klübünün varolduğunu bile duymuşunuzdur.
Benim
de bir Voswosum vardı, ilk arabamdı.
Yarı
parasını rahmetli babamdan tedarik ettiğim 1963 model arabayı emekli
bir PTT mensubundan almıştım.
1973
yılında değeri kırk beş bin lira olan bu Voswosa bir o kadar da
masraf ettim...
Motorunun
sesini duymadığım zamanlar, tamirde geçen sürelerdi.
Yine de, acemiliğim, işe gidiş gelişim, gençlik çağımın hızı
hep onunla
geçmişti
Bu
Voswos standının önünde
hatıralara sürüklendim...
Her pazar sabahı kontağına bastığım gibi Beylerbeyi’nden
Cerrahpaşa’ya gider bir dosta ( ismi bize kalsın ) günlük bir
iki gazete, bir ekmek bırakır, tekrar evime dönerdim.
Tik tik tik ...
Durmadan çalışırdı
Her işe tutku ve sevda ile kapılır, bıkmak bilmez
ve hiçbir karşılık beklemezdi...
Hiç
unutmam, istemediğim halde onu satmak zorunda kaldığımızda, alıcının
tesbit edilen fiyatı kabul edip , “bana sadece bir ‘yüz lira’
ikramda bulunun” demesine karşın, satmamış ve
isteğini geri çevirmiştik.
Belki
inanmayacaksınız; bu küçücük arabaya bazen
dokuz kişi bindiğimiz olurdu...
Ne
kadar dayanıklı olduğunu siz tahmin edin...
Şimdi
zaman değişti,
Ama
o unutulmadı...
Baksanıza
hâlâ aynı tipleri üretiliyor...
Ahmet F. Yüksel
İstanbul
- 11 Ocak 2000
|