|
|
|
(Bu Yazı 11 Aralık 1999 tarihli akşam gazetesinde yayınlanmıştır.) Bu
siteyi takip edenler, haftanın sohbeti bölümünde yaklaşık bir ay önce
kaleme alınan ‘Çadırlar’
başlıklı yazıyı mutlaka okumuştur. Hatırlatalım; Yazı
başlığının devamı ‘Akdenizde akşamlar bir başka oluyor ama çadır içinde hayat bir
başka yaşanıyor’ şeklinde idi. Sanırım
insanımızı ilgilendiren bu çok önemli gerçeği pek çok kimse görmedi. Bugün
iklim şartları farklı.. Şimdi basın manşetleri şöyle geçiyor ; ‘Hiç
ıslak çadırda sabahladınız mı?..’ ‘Sonbahardan sonra kış
gelir..’ Çadırdaki
bir yaşam öyküsü ise şöyle özetleniyor ; Burası Kaynaşlı, her çadırda fersiz bir yıldızın gölgesi var. Ailesinin yarısını kaybetmiş, Halim, günlerin nasıl geçtiğini anlatıyor; -Ateşin
başında toplanıyor ve düşünüyoruz.
Karısı
sözünü kesiyor; -Yaptığımız
tek şey bir köşeye geçip ağlamak...’ Şöyle
veya böyle.. Önemli olan bundan sonrası. Kış
çetin geçecek, çadırlarda bu yaşantının devamını temin etmek, ağır
şartlara karşı koymak insanımız için çok güç, hatta imkansız.. Önerimiz
ise şu; Devletin
vakit geçirmeden-prefabrik evler tamamlanıncaya kadar çadır kent
sakinlerini, başlarını sokacak bir tas çorba içecek ortama,
kiralayacakları otellere yerleştirmek olmalıdır. Sıcak
bir ortam ve geride bıraktıklarını kaybetmeme teminatının devlet
tarafından verilmesi onları mutlu edecektir. Vakit
geçirmeden bu eylemin yapılması gerekiyor. Umarım
sonuçlanır. Haftaya
buluşmak üzere... Ahmet F. Yüksel
|
||