ULUSAL MARŞIMIZ


Muhyiddin- i  Arabi derki; ilim maluma tabidir...

Kısaca anlamı; malumdan ilim sahibi olabilme... Olayların akışına göre tavır alma, yaşamın bireyi yönlendirmesi ve zuhur edene göre bir ilim sahibi olabilme idrakı....

Bir açıdan bakıldığında birey; insan olduğuna, toplumda yaşam ve kültür seviyesi açısından nerede olabildiğine, malumdan sahip olduğu ilim ile varabiliyor.

Anlatılana; bir örnekle yaklaşımda bulunalım...

Pendikspor, Türkiye kupasında koskoca Fenerbahçeyi yendi diye; taraftarıyla, gazeteleriyle, televizyonlarıyla, yazar – çizer ve ayak takımıyla öyle bir dekor işlendi ki, hazımsızlık nedeniyle olay, gol yiyen kalecinini dövülmesine kadar uzadı... Adeta bir linç hadisesi yaşanmasına ramak kaldı..

Zemin, spor veya başka bir şey de olabilirdi, farketmez... İşlenmesi gereken konu, toplumun belli bir kesiminin ortadaki tabloya bakış açısı, bir diğer kesiminin de, kabaran duyguların fren tutmayışı nedeniyle fiili taarruzda bulunması, bir anlamda birimselliğin yaşanmasıdır.

Malumdan, yani bilinenden zuhur eden fiillerin neticesi ilim sahibi olunmasını gerektiren bir durum...

Tepkisizliğin insana kazandırabileceği olumlu şeyler varken, maalesef aksine davranışlarla tepki koyma yarışı yapılıyor...

Türkiye Cumhuriyetinin Ulusal marşı sözleri, Kurtuluş savaşı sırasında bayrak, millet, kahraman, ırk, bağımsızlık, yurt, vatan, din, iman ve şehit gibi kavramların yer aldığı bütünlük içinde kahraman ordumuza hediye edilmiştir.

Vatanın tüm evlatlarının da bu kavramlardan  nasibi vardır.

Mehmet Akif’in ölümünden sonra Safahat’ın sonuna  eklenen Ulusal Marşımız, bir gelenek haline gelerek her müsabakadan önce okunuyor...

Amacı malum, birliktelik ve beraberlik için...

Varoluşun bir hikmete ve sisteme dayandığını biliyoruz...

Gaye dışı yapılan hareketlerin ise fayda getirmeyeceğini ayrıca insanlığın onur ve şerefi ile asla bağdaşmıyacağını hemen ilave edelim.

Ve malumdan birşeyler kapmaya çalışalım...

Haftaya buluşmak üzere.....

Ahmet F. Yüksel
İstanbul
16.12.1999