Kur'an Tetkikleri - III
 

Kur’an-ı Kerim’i değişik yönlerden incelemeye,ayetlerde yeni açılımlar aramaya devam ediyoruz.

SUDA DOĞUM: Sanatçı Nurgül Yeşilçay bebeğini su dolu havuzcukta dünyaya getirdi.Doktorlar,tıp çevreleri suda doğumun iki önemli faydasını zikrediyorlar:

1-Suyun kas gevşetici özelliğinden dolayı annenin çekeceği doğum sancısı %60 oranında azalıyor.

2-Bebek;anne karnındaki sudan,havuzdaki suya çıktığı için ortam değişikliğinin stresini yaşamaksızın dünyaya geliyor.

Nette suda doğumla ilgili linkleri inceliyorum.İlk suda doğumun 1803 yılında Fransa’da yapıldığını kaydediyor tıbbi veriler.Kur’an’a dönüyorum.Meryem Suresinde İsa’ya hamile olan Meryem’in doğum esnasında yaşadıkları anlatılıyor:

“Derken sancı onu bir hurma dalına götürdü ve:"Keşke bundan önce ölmüş olsaydım da unutulmuş gitmiş olsaydım."dedi.Derken aşağı tarafından ona şöyle seslendi:"Sakın üzülme,Rabbin senin altında bir su arkı yarattı.Hurmanın dalını kendine doğru silkele üzerine derilmiş taze hurmalar dökülsün.Artık ye,iç,gözün aydın olsun.”(Meryem-23/24)

Üzülme;sancı duyma (…)Su arkı(…)İlk suda doğum ne zaman olmuş gördük değil mi?!..Hamileliğin son dönemleriyle,lohusalık esnasında hurma yemenin ne gibi faydaları var acaba?Onu da siz araştırın!

TÜKENMEK;POTANSİYEL ENERJİYİ TETİKLER: Hz.Nuh kavmine uzun uzadıya tebliğini yapmış,bütün gücüyle çalışmış,onlardan bir destek yada yöneliş göremeyince tükendiğini hissetmişti.Tükenişini içtenlikle Rabbine açarak şöyle yakardı:

"Rabbim ben bittim,yardımıma sen yetiş!” Bunun üzerine biz de semanın kapılarını ardına kadar açıp boca ettik!" (Kamer-10/12)

Nuh’un bu duasından sonra gemi yapma emri gelir ve tufan başlar.Nuh ve iman edenleri kurtulurken,Ona cephe alanlar feci biçimde boğulurlar.

Çalıştınız,çabaladınız,gayret ettiniz ama bir türlü başarı gelmedi öyle mi?..Dua ve niyaza da devam ediyorsunuz.Fakat sonuç değişmiyor.Niyaz halinden naz haline geçme vaktiniz gelmiştir.Niyazınızı naza dönüştürün!Konuşun Rabbinizle.O sizden uzak değil,zaten sizde!…Konuşun,naz edin,tükendim,artık ne yapacaksan yap, yetiş deyin…

Bunu dediğiniz anda,bilincinizde saklı olan büyük bir güç açığa çıkacak!Nereden mi bu kanıya vardık?

Ayete tekrar bakalım.Nuh’un “Rabbim ben bittim,sen yetiş” demesi üzerine“Biz de semanın kapılarını ardına kadar açıp boca ettik” müjdesi var.

SEMA;tasavvuf literatüründe ŞUUR-BİLİNÇ anlamınadır.O halde şöyle sırlı bir mana açığa çıkar;”BEN BİTTİM,SEN YETİŞ” DİYENLERE,KENDİ ÖZLERİNDEN ÖYLE BİR ENERJİ,ÖYLE BİR KUVVE AKIMI OLUR Kİ,O GÜÇLE BÜTÜN SIKINTI,BELA VE PROBLEMLERE GALİP GELİRLER!....

Dileyen niyaz eder,dileyen;kulluğunun tüm gereklerini ifa ettikten sonra naz eder!..

SESLERİNİZİ NEBİYE YÜKSELTMEYİN! Çölden gelen bedeviler,Efendimiz Hz.Muhammed(s.a.v)in evine yaklaşınca yüksek sesle,kabaca “Muhammeeed!” diye seslenirlerdi.Sahabenin ileri gelenleri,Allah Rasülüne uyku halinde de vahiy gelebileceğini bilerek bundan kaçınırlardı ama ölçüyü unutup pencere altından “Muhammeeeeed!” diye seslenen sahabeler de yok değildi.Bu durumdan Allah Rasülü son derece rahatsız oldu.Hücurat Suresinin şu ayetleri geldi:

Ey iman edenler,seslerinizi Nebinin sesinden üstün kaldırmayın(fazla

yükseltmeyin) ve Ona birbirinize bağırır gibi iri söylemeyin ki,haberiniz olmadan amelleriniz hiçe iniverir!Kesinlikle Allah ve Resulünün yanında seslerini kısanlar (yok mu),işte onlar o kimselerdir ki,Allah kalplerini takva için imtihan etmiştir. Onlara hem bir bağışlama,hem de büyük bir mükafat vardır.(Hücurat-2/3)

Dikkat edilirse,sesleri Nebi sesinin üstünde tutmak amallerin hiç oluvermesi gibi ciddi,ciddi olduğu kadar da korkunç bir netice doğuruyor.Şimdi tefekkür edelim; alt tarafı yüksek sesle bağırmak,niçin amellerin boşa çıkmasına sebep oluyor?..

Olay belli;birkaç bedevi bağırmış,ayet gelmiş.Ama ayet bütün zamanlara hitap ediyor,her dönem geçerli.O halde seslenmekten öte anlamları olmalı değil mi?..

Ses;kelâm;düşüncenin açığa çıkış kapısıdır.Kelimeler;algımızın anahtarlarıdır. Düşünceyi ifade babında konuşuruz.O halde burada sesinizi Nebi sesinin üstüne yükseltmeyin ifadesini düşünce nokta-i nazarından ele alacağız.Şöyle bir mana aklımıza geliyor:

Ey İman Edenler!...Rasülün evrensel hitabı varken,siz kendi beşeri algılarınızın ürünü olan düşünce ve mantığınızı evrensel mesajın üstünde görüşlerle ileri sürmeyin.Mantık ve şahsi düşüncelerinizle ilahi vahyin önünde,dışında görüşlere yönelmek;amelinizi boşa çıkarabilir.

Yakın dönemde bu duruma düşenlere şahit olmadık mı?Kendi düşüncesi ile Kur’anı,Rasülün evrensel mesajını yorumlayarak sapıtanlar biliyoruz!..19 Mucizesi diye bir saplantı ile Kur’anı matematiğe vurup bilgisayara yüklediler.Her ayette matematiksel bir denklem,kural olduğu varsayımından hareketle rakamsal çıkarımlar yaptılar.Tevbe Suresinin son iki ayeti kurala uymayınca utanmadan,

terbiyesizce kalkıp;”Bu ayetler Kur’andan değil,sonradan eklenmiştir” diyerek isyan sularına gömülüp gittiler…İslam Tarihi,batınîlik adına zahiri,zahirilik adına batını inkar ederek kendi heva ve hevesinin kurbanı olan,imansızlık çukuruna yuvarlanan nice örneklerle dolu.

Allah’ım!Düşüncemizi senin,Rasülünün hitabı önüne geçirme terbiyesizliğinden,

bedbahtlığından sana sığınırız!Seslerini,düşüncelerini senin,Rasülünün hitabı önüne geçirmeyenlere,Kur’an karşısında mantık,akıl ve gönlüyle boyun eğenlere TAKVA İÇİN İMTİHAN ve neticesinde BAĞIŞLANMA-MÜKAFAT müjdeliyorsun.

Sınavı başararak takvayı kuşanan,bağışlanma ve mükafatına nail olanlardan eyle bizi!...

Yazdıklarımız;Kur’an okyanusundan sadece kovamızın alabildikleri.Şüphesiz en doğrusunu Allah ve Rasülü bilir…

İlgilenenlere:

1-Elmalılı-Y.Nuri-Diyanet Mealleri:www.kuran.gen.tr
2-Sema:http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/S1.htm
3-Aşk,Naz Timsali Hz.Rabiatül Adeviyye(k.s):
http://www.rabia.de/dogrul.htm#ask

Mehmet DOĞRAMACI
İstanbul - 28.
04.2005
m_dogramaci@yahoo.com
 http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail