|
 
“Bütün
kitaplar tek bir kitabın daha iyi anlaşılması için okunur”
şeklinde bir yayınevi sloganı
hatırlıyorum.Hakikaten;okuduğumuz,tefekkür ettiğimiz unsurlar
bizi Kur’an’a götürmüyorsa hayatın anlam ve gayesini yeterince
kavradığımız söylenemez.Sürekli olmasa da arada bir Kur’an
Tetkikleri adı altında Yüce Kitabımızı çeşitli açılardan
anlamaya çalışacağız.
Çoğulu Olmayan Kelimeler:
Bazı kelimeler Kur’an’da sadece tekil kullanılıyor.
Arap Lisanında çoğulları olmasına rağmen Kur’an’da tekil geçen
kelimeler:
1-DİN:Çoğulu
EDYAN(Dinler).Edyan kelimesi Kur’an’da yok!...
2-NUR:Çoğulu
ENVAR(Nurlar).Envar kelimesi de kitabımızda geçmiyor.
3-HAK:Çoğulu
HAKAİK(Hakikatler)Hakaik kelimesi de yok.
4-İLİM:Çoğulu
ULÛM(İlimler)Bu kelime de hiçbir ayette yok!..
Arap
Lisanında,ilmi eserlerde çoğulu kullanılan bu kelimelerin çoğulu
niçin Kitabımızda yok?!Bunu biz söylemeyelim,ayetler
söylesin.Herhalde anlaşılacaktır.
DİN:ALLAH
İNDİNDE DİN İSLÂM’DIR!(A.İmran/19)
NUR:ALLAH
GÖKLERİN VE YERİN NURUDUR.(Nur-35)
HAK:DE
Kİ;HAK GELDİ,BATIL YOK OLDU;GERÇEKTEN BATIL PEK ZAVALLIDIR!"
(İsra-41)
İLİM:
ALLAH İLİM VE HİKMET SAHİBİDİR.(Nisa-104)
Allah Kelimesinin Etimolojisi:
İlahiyat Fk.
Öğrencileri Arap Gramerinin en ince detaylarına kadar inen yaşlı
hocaya “Allah” kelimesinin etimolojisini(Eki-Kökü-Yapısı)
sordular.Hoca,İlah kelimesinden başlayarak bütün ihtimalleri
tahta başında bir bir anlattı.Görüldü ki;hangi ihtimal ele
alınırsa alınsın,Allah lafzının ekini-kökünü-yapısını bir kurala
oturtmak mümkün gözükmüyor.Yılların hocası sınıfa döndü,ellerini
semaya açarak:
-Allah’ım!Zatını kuşatmak nasıl imkansızsa,adını da kalıba
koymak öylesine
muhal!Doğmadın,doğurmadın!Ahad’sin,Samed’sin!Sana isim olan
kelime de öyle!Affet bizi,Alemlere sığmadın,gramere sığdırmak
kimin haddine!..
Hoca,bir
yandan bunları söylüyor,diğer yandan gözyaşlarına hakim
olamıyordu.
Soru ile dersi kaynattık diye şamata eden gençler manzara
karşısında şoktaydı!
Hepsi Yüzüyor mu?
Yasin
okuyordu.VE KÜLLÜN Fİ FELEKİN YESBEHUUN(40) ayetine geldi. HEPSİ
DE BELLİ BİR YÖRÜNGEDE YÜZÜYORLAR buyuruyordu Allah yıldızlar
için.“Yüzmek” kelimesine takıldı.Suda yüzülürdü.Oysa uzayda su
yoktu.
Eskiden uzay
boşluğu derlerdi.Şimdilerde boşluk olmadığı yönünde yeni
anlayışlar vardı ama niçin yüzmek kullanılmıştı?Nette
dolaştı.Teknonet sitelerini taradı.
Karşısına
Nasa’dan bir haber çıktı:
“Güneşin de
dünyaya benzer bir atmosferi olduğu tespit edildi.Gezegenlerin
bu atmosfer içinde tıpkı suya batmış cisim gibi yüzdükleri
anlaşılıyor!..”
Ne büyüksün
Allah’ım!..Ne büyüksün!...
Aşkı Kime Lütfediyor?
Aşk üzerine
konuştular:”Asıl olan Akıldır,Aşk tehlikelidir” dedi
biri.Öteki;”Esas varılması gereken mertebe Haşyet”
dedi.Bir diğeri;” Aşk;
duygudur”
dedi.Konu daha da ateşlendi;“Aşkta şirk vardır,seven-sevilen
ikilisi vardır,tam bir Vahdet yoktur” demeye kadar
vardırıldı.
Canı
sıkılmıştı.Yunus,Mevlana ve daha bir dizi sırra ermiş,Aşkla
bulduğunu söylerken aşkın yere çalınmasını,hele bir de şirk
denmesini kaldıramamıştı.
Oturduğu
masanın arkasındaki dolapta resmi duran Zata baktı.”Yardım
et,aşkın ne olduğunu fısılda bana!” dedi.Mutlaka yardım
ederdi.Kitabı açtı ve karşısına çıkan cümleleri topluluğa okudu:
-Aşk,kişinin özünde olana yönelişidir...Sevginin târifi,sebebi
çoktur ama AŞK’ın yoktur!
-Aşk,Allah bahşıdır,karşılıksız lütûftur,DİLEDİĞİ KULUNA YÜZÜNÜ
GÖSTERMESİdir!
-Aşk, ancak, KENDİSİNE SEÇTİĞİ kuluna olan HİBEsidir.
-Aşk, bir âteş-i sûzandır ki,sonu HİÇLİKtir.
-Muhabbetin kadar hızlı gidersin!..(*)
Kısa bir
sessizlik oldu.Tekrar resme döndü:”Yardımın için sağ ol.Nur
ol!Ömrün uzun,feyzin bol olsun!..”
Eve
döndüğünde aklına takılmıştı:Acaba Kur’an’da var mıydı Aşk?
Tefsir ciltlerinden birini çekti kütüphaneden.Rast gele açtı
sayfayı. Çıkan ayeti okudu:
İNNELLEZİYNE
AMENUU VE AMİLUSSALİHATİ SEYAC’ALÜ’R RAHMANU VUDDÂ
“İman edip
hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince,Rahman onlar
için bir sevgi(aşk) oluşturacaktır.”(Meryem-96)
Ayette sevgi
kelimesi VÜDD ile ifade ediliyordu.VEDUD esmasının
köküydü VÜDD.Aşıklar;Vedud tecelli eden kullardı.Bir kez daha
anladı ki;İman edip Salih Amel işleyenlere Rahman’ın çok
kıymetli bir hibesiydi Aşk!...Allah hibesi;şirk olur muydu
hiç?!..
Nuh’un Gemisi Nerede?
Müminlerin çoğunluğu her şeyi ötede,uzakta düşünmeye
alışıktı.Gelenek çizgisini yıkmak kolay değildi.Bir araya
gelince özde düşünmek üzerinde çok duruluyordu.Zahir ilmi ile
yetiştiğinden,özde düşünme gündeme geldi mi,”Acaba fazla mı
bâtinî olduk?” diye tedirgin olurdu. Fakat güzeldi özde
düşünmek.Ayetlere bakışı,sureleri algılayışı değişiyor, yeni
manalar açılıyordu.
Kur’an kıssalarının hikmetleri çoktu.Nuh’u okudu o akşam.Nuh’un
gemisini kendinde,özde mi düşünecekti yani?Olsun, denemekten ne
kaybederim, dedi.
Ve O’nu levhalar,çivi(perçin)lerden oluşan şey üzerinde taşıdık(Kamer13)
Nihayet
emrimiz gelip de tennur(gemi kazanı) kaynayınca”(Hud40)
Demek Nuh’un
gemisinin temel özelliği;levhalar,perçinlenmiş çivili yapılar ve
kaynayan kazandan oluşmasıydı. Nuh’un gemisini buhar
motorlu,çelik levhalı,son derece teknolojik diye düşünenler de
vardı. Gemi özdeyse neredeydi?..
Kazanın
TENNUR:NUR KAYNAĞI diye ifade olunması ilginçti(…)Gemi;
perçinli, sağlam, parçalanması güç bir yapıydı.
İstiğfar için
Hakka yönelenler gibi kalbine doğru eğdi başını. Göğüs kafesi
son derece muhkem bir yapıydı. Perçinli kemik doku; hayatiyetin
iki motoru akciğeri, kalbi koruyordu.Dua ve niyazda içlenenler
sinelerinde kaynayan ateşli bir kazan hissediyordu.İçerisi
kaynadıkça dışa salınan buhar;nur kapısı gözlerden akan yaşlar
olmasın?!... Özünün gemisine binenler,gözyaşını Rahmet
bilenler; Nefis ve Şeytan Tufanından kurtuluyor
olabilirler miydi?! Aman Allah’ım bu nasıl mana, yoksa iyice
batına mı daldım diye hayıflanırken, imdadına hadisi şerif
yetişti:
“İki damla
cehenneme haramdır:
1-Şehidin Kanı
2-Allah için ağlayanın Gözyaşı”
Hz.Muhammed(a.s)
--------------------
(*)Dosttan
Dosta/
http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/dost/
Meraklısına:Cenab-ı
Aşk’a Dair/D.Cündioğlu/www.kitapyurdu.com
Mehmet DOĞRAMACI
İstanbul - 12.04.2005
m_dogramaci@yahoo.com
http://sufizmveinsan.com
|