SINIF FARKI..


Bir bilgisayar almam teklif edildiği ilk zamanlarda, yetenek fakiri olduğum için dudak bükerek, doğrusu bu ya, pek hoş karşılamamıştım.
Nedense bu alete pek sıcak bakamıyordum. Bilgisayar benim neyimeydi?
"Şayet yazacak bir şeyim varsa, emektar daktiloma başvurup hallederim" diye düşünürdüm.
Zira, ona derin bir muhabbet ve sevgiyle bağlıydım.
Şimdi, bilgisayar olmazsa hiçbir şey yapamazmışım gibi geliyor. Sadece almakla  kalmayıp düşüncelerimi, öğrendiklerimi paylaşmak için adıma bir site bile açtım.

Bilim ve teknoloji, günümüzü bu aracın ekranına dayatarak "dikkât et, devrime uy" demektedir.
İnsan hedefine koşar adımlarla giderken, artık her gün internet alanında gezinmek, bu teknoloji harikasından kaynaklanan bilgiyi birikimlerine katmak zorunda.

Diğer taraftan, "ben geliyorum" diyen elektrik kısıntıları nedeniyle buz gibi olan evin içinde üst üste giyilen kazaklarla dolaşırken bir de su kesintileri başlayınca bu kez de jeneratör alma teklifiyle karşı karşıya kaldım.
Sağduyu sahibi birisi olarak, daha önce bilgisayarla yaşadığım deneyimi de dikkâte alınca, fazlaca düşünmenin bir mantığı yoktu.
Bütçemizi denkleştirip basit bir jeneratöre sahip olmanın yollarını düşündüm. Yetmezmiş gibi apartman sakinlerine de durumun vahim olduğunu izah etmeye çalıştım.

Demek istediğim şu: Galiba sınıf atladım. Tabi bu anlayışım ancak beni ilgilendirir.
Sınıf farkından söz edince aklıma bir fıkra geldi. Bir süre önce Erzurumlulardan dinlediğim fıkrayı nakledeyim:
"Erzurum'a gelen tren yolda bozulmuş. Kondüktör, birinci mevki yolcularının bulunduğu vagona gelmiş 'Sayın yolcular,' demiş, 'tren bozuldu, yollar karlı, sizin için özel otobüsümüz gelecek ve hepinizi kente götürecek.'
Ardından, ikinci mevki yolcularının bulunduğu vagona gelmiş, 'Arkadaşlar,' demiş, 'tren bozuldu, lütfen bagajlarınızı alıp yola düşün.'
Üçüncü sınıf yolcuların vagonuna gelince bir de ne görsün, yolcular bagajlarını almış, yola düşmek üzere trenden iniyorlar. 'Heey' demiş yolcuların arkasından, 'Durun! Nereye gidiyorsunuz, siz olmadan bu treni kim itecek?..' "

Size tavsiyem, yaşam treninin üçüncü vagonunda asla bulunmamanızdır.
Sonra arkadan itmek zorunda kalırsınız!

Ahmet F. Yüksel
İstanbul - 29.1.2000