|
 
NUR ÜSTÜNE NUR!
Hakikat Yolcusu mümin,kendi özüne yöneldiğinde Allah’ın
Nuru;ilmi kuşanarak,rıza halinde sırat-ı müstakime yol
bulur.Potansiyel keşfedilmiş,nur yakalanmıştır ama hala istenen
mertebe ortada yoktur.Yaşanan tek nurdur,oysa istenen “Nurun Ala
Nur-Nur Üstüne Nur” halidir.
Nuru yaşamak suyu bulmaktır.Ancak henüz ırmak olup
çağlama,şelale olup coşma,sel olup taşma hali yoktur.İlk bakışta
bu hal yeterli sanılır.Oysa değildir.
Ebu Kuhafe’nin oğlu Ebubekir,Muhammed’den önce de putlara
tapmamış,ticarette dürüstlükten sapmamış,kimseye zulmetmemişti.
Celaleddin,zahiri ilimleri yutmuş,kürsüleri titretecek çapta
derinliğe ermişti.İlmin çeşmesi,şeriat boyutunun en gözde hocası
idi Selçuklu Başkenti Konya’da.
Kadı Mahmut,adil ve dirayetli bir devlet adamıydı Osmanlı
gözdesi Bursa’da.
Türkmen delikanlısı Yunus,Taptuk Emre’yi tanımazdan önce de
temiz ahlaklı idi.
Ebu Kuhafe’nin oğlu,Hz.Muhammed’e teslim olunca Hz.Ebubekir
oldu.SIDDIYK-I EKBER gibi yüksek bir makama Onu taşıyan
Muhammed’in nuru idi.Ebubekir’deki nur Muhammedî nurla
birleşince yaşandı nur üstüne nur!..
Celaleddin,Tebrizli Şems’in gözlerinden fışkıran nura çarpılınca
yaşadı bu hali.
Biricik dayanağı vaaz ettiği kitapları idi.Şems hepsini suya
attı.”Yeter artık satırdan konuştuğun,sadırdan(gönülden) konuş
ey Celaleddin!” diye kükredi
Şems.Sayfalar suda erirken içi gitti Celaleddin’in.Giden;aslında
ayak bağları,gönül prangaları idi.Eriyen;sayfalar
değil,farkında olmadığı,Alim unvanı ile perdeli benliğiydi
Hoca Efendinin.Nur üstüne nur olarak Şems geldikten sonra ortaya
çıktı MESNEVİ-DİVAN-I KEBİR ve yüzlerce beyit RUBAİLER.
Kadı Mahmut,dünyalığa da ilme de doymuştu.Adaleti dillere
destandı.Üftade’de fark etti nuru.O nurla birleşmek kolay
değildi.Kıymetli şeylerin pahası ağırdı.Kadı Mahmut’un ciğerine
nur hançeri sapladı Üftade.Ciğerden geçilince,ciğer olan
benlik hakikat pazarında yere serilince nur üstüne nur tecelli
etti Kadı Efendide.
Asırlarca nice kadılar,yöneticiler gelip geçti,çoğu
unutulurken,hala Üsküdar’daki tepeden nurlar saçar Aziz Mahmud
Hüdai!
Çiftçi çocuğu,Yörük delikanlısı Yunus,Taptuk Ocağına dağdan
kestiği odunları taşıdı.Odun kestiği yer dağ gibi güçlü
nefsiydi.Eğri odun getirmedi hiç;nefsinin yamukluklarını
aklî-ilmî-dinî bahanelerle hiç perdelemedi Yunus.Ne ise O
oldu.
Nasılsa öyle göründü ve yontula yontula taşıdı kendini dergaha.
Dergah mutfağında yanan odun değil,Yunus’un terkibiydi.Kabuk
yanıp,kapsül parçalandıktan sonra Yunus füzesi çıktı
ortaya.Sevginin,aşkın mekiği Yunus,nur üstüne nur olarak hızla
akıyor çağlara.
***
Nur;ilimdir.Nurun ala nur;İlim üzerine Aşktır.İlimde
kemale erenlere,gönlü sırlar alemine açık;engin yüreklere bir de
aşk lütfedilir.Gönlü açık olana aşkın sırçası sürülür de pırıl
pırıl parlar,nurlar saçar aleme.Yakîn haline;Aşkla geçilir.
ALLAH,DİLEDİĞİNİ KENDİ NURUNA YÖNELTİR VE İNSANLARA BİRÇOK
MİSALLER VERİR.ALLAH,HER ŞEYİ BİLENDİR.”
“Siz
dileyemezsiniz;sadece ve sadece Allah diler”(Dehr-30) Onun
dilemesi dışında yaprak kımıldamaz.Onun iradesi dışında tabiri
bile yanlış,iradesinin egemen olmadığı mahal düşünmek zaten
muhal!O halde Nurun Ala Nur sırrını yaşatacağı,
özlerindeki projektörlerini fark ettireceği birimleri O seçer ve
kendine çeker.
Ayetteki “Kendi
nuruna YÖNELTİR” ifadesi önemli.Kendi nurunu verir,kendi
nurunu gösterir demedi de yöneltir dedi.Şimdi düşünelim,nedir
yöneltilmek?
Ya da
Kur’anî kavramı ile nedir HİDAYET?
Özdeki
nuru suya benzettik.Su aka aka yolunu bulur değil mi?Su ne zaman
yön değiştirir de farklı mecraya akar?Karşısına engel çıktığı
zaman!Bentler konduğu zaman,yardan aşağı döküldüğü
zaman!..
Gündelik
hayatını tek düze yaşayan,halinden memnun görünen,oysa asıl
yatağından uzak olan kuluna Allah çeşitli engeller,bentler
koyar.Çırpınsın,aşmaya çalışsın da güç kazansın ve asıl kulluk
görevini icra edeceği hakiki kanala doğru aksın diye!Su böyle
yöneltilir verimliliğe.Barajlar konmasa,nehirler enerjiye
dönüşür müydü?
O halde
nuruna yöneltilmeyi de böyle
düşüneceğiz.Kayıplar-Acılar-Sarsıntılar
Depresyonlar-Bunalımlar-Sıkıntılar kişiyi Allah Nuruna
yöneltir.Yoksa işi tıkırında giden kimse kendini fark etmeyi
nasıl düşünebilsin?..Yeni çareler,yeni açılımlar elde etmeyi
nasıl akledebilsin?
Yöneltilmek;dönüştürülmektir.Hidayet;dönüşümdür.Hayat
yoluna çıkan vesileler kişiyi Hakka yöneltir.Bu yönelim bazen
bir ölüm,bazen bir hastalık,bazen mal kaybı,bazen de umulmadık
anda karşılaşılan bir kişi aracılığı ile olur.Yolunuza çıkan bir
Allah Dostu,tek kelime konuşmasa bile örnek hali-duruşu ile
beyninizde şimşek çaktırır.İşte o an oluşan
yıldırım,sarsıntı,zihinsel çarpışma yeni idraklere vesile
olur.(Biz bunu geniş biçimde “Bilinç Yarılınca” başlığı altında
işlemiştik.)
Hidayet
vesilesi;olay yada kişi olabileceği gibi,çözümsüzlük içinde
bocaladığınız bir anda rast gele kütüphaneden çektiğiniz bir
kitap,geçerken gördüğünüz bir manzara,istem dışı kulak misafiri
olduğunuz bir sohbet dahi olabilir.Size sizi,size sizdeki
hakikati fark ettiren,sizi Hakka çeken etkidir hidayet.Hidayet
ancak Allah’ın dilemesi ve kendine seçmesi ile oluşur.
Hidayet;Kur’andır;Muhammedî Ahlaktır.
“İşte
o Kitap,bunda şüphe yok;korunacaklar için hidayetin ta
kendisi.”(Bakara-2)
“Bu
(Kur'an) basiret nurları (insanların kalp gözünü açan bir nur)
ve kesin bilgi edinecek bir kavim için de hidayet ve
rahmetin ta kendisidir.”(Casiye-20)
“Ve onlar
ki,hem sana indirilene iman ederler,hem senden evvel indirilene.
Ahirete
kesin inancı da bunlar edinirler.Bunlar işte Rablerinden bir
hidayet üzerindedir ve bunlar işte o murada eren
kurtulmuşlar.”(Bakara-4/5)
Hidayet;Rasulüllah’tır.
“O'dur
Resulünü hidayet rehberi ve hak dini ile gönderen;”
(Fetih-28)
Hidayet;mükemmeli arayışın sonucunda Haktan gelen
lütuftur.Yatağını arayan nehir bir gün mutlaka olması gereken
mecrayı bulacaktır.Arayan;aradığını bulana dek gayret edecek,gayretin
ödülü himmet mutlaka gelecektir!..
***
Ayetin “Ve
insanlara bir çok misaller verir” kısmını,kandil benzetmesi
olarak anlamak bizce çok sığ kalır.”Dilediğini kendi nuruna
yöneltir” dedikten hemen sonra VE bağlacı ile “Ve insanlara bir
çok misaller verir” buyrulması;misallerin hidayet verilenlerle
bağlantılı olduğunu düşündürüyor.
Hidayet
ettikten sonra Allah’ın insanlara verdiği misaller neler
olabilir? Biz bunu HİDAYETE ERMİŞ ÖRNEK İNSANLAR ve
KARAKTERLER diye düşündük.Kimler onlar?..Hidayet kelimesi
geçen Kur’an ayetlerine bir göz atalım.Fatiha Suresine
dönüyoruz.
İHDİNAS
SIRATAL MUSTAKİM;SIRATALLEZİYNE EN’AMTE ALEYHİM
“Bizi
sırat-ı müstakim’e hidayet et!Kendilerine nimet verdiklerinin
yoluna!”
Nimet
verilenler;özlerindeki nur fark edenler;nur kandillerini
tutuşturup aydınlananlar ve çevrelerini aydınlatanlar.Kimler mi?
Öncelikle
NEBİLER-RASULLER.Onların hepsi insanlık için çağlar boyu
örnek alınacak karakter ve ahlak numuneleri olarak Kur’an’da
canlı ve taze olarak yaşıyorlar.Tevekkül
Misali;İbrahim,Teslimiyet Misali;İsmail,Sabır Misali;Eyyub Ve
Yakup,Hükümranlık Misali;Süleyman,Azim ve gayret
misali;Nuh,Mahlukatla bütünleşip zikir-tesbihatla özünü fark
etme misali;Davud,Kişisel ve ailevi ahlakı muhafazanın
misali;Lut!Dünyevi zihniyete uhrevi hakikati gösterme
misali;Musa!.
Hepsinde
örnek karakterler seyrediyoruz.Hepsi de belli alanlarda hidayet
rehberimiz…
Sonra
kimler? Elbette EVLİYAULLAH…Allah’ın has kulları;kendine
seçtikleri.
Pişmanlık
ve yıkım hissetmeyecek derecede ebedi saadeti kucaklamış
olanlar.
Allah,Vakıa Suresinde insanlığı 3 gruba ayırıyor:
1-Sağ
Ehli;Cennet Ehli;Müminler.
2-Sol Ehli;Cehennem Ehli;Küfürde Kalanlar.
3-Öncüler ve Yakınlaştırılanlar…
İşte bu
üçüncü sınıf Allah Dostları…Kendine yakınlaştırdığı;YAKÎN halini
bahşettiği,bütün insanlığın ÖNCÜLERİ diye takdim ettiği seçkin
sınıf.
“Önde,en
öne geçenler,işte o ileride olanlar!Naim cennetlerinde(Allah'a)
yakın olanlardır.Nimet cennetlerindedirler.”(Vakıa-10/12)
“Dikkat ediniz!..Allah’ın Dostları için korku yoktur.Onlar
mahzun olacak da değillerdir”(Yunus-62)
Daha sonra
kimler?Sözü çok uzatmadan bunu da Asır Suresi ve iki hadisten
işaretleyip hidayet konusuna nokta koyalım.
“Asra
yemin olsun ki;İnsan (Toplulukları)
hüsran(kayıp-zarar)dadır.Bundan istisna
tutulanlar(kurtulanlar-hidayete erenler);İMAN EDENLER,SALİH AMEL
İŞLEYENLER,SABRI VE HAKKI TAVSİYE EDENLER!”
“Âlimler
dışında insanlar helâk oldu,ilmiyle amel etmeyen âlimler de
helâk oldu. Bunların içerisinde ilminde ihlaslı olmayan,Allah
rizasi için ilim talep etmeyenler de helâk oldu.Iste sadece
muhlis ve ilmiyle âmil âlimler kaldı.Bunlar da büyük
bir tehlike üzeredirler.”(H.Ş)
"Ya âlim
ol,ya da ilim öğrenen ol,ya bunlara yardım eden ol,yâhut da
bunları seven ol,sakin beşincisi olma,aksi takdirde helâk
olursun.”(H.Ş)
……....
Nur Suresi
35.ayete küçük-mütevazı-özde bir yaklaşım denemesinde bulunduk.
Kur’an bir
okyanus,Kur’an bütün zamanlara akan bir nur çağlayanı…Ona her
devirde yaklaşanlar farklı ışıklar sezdi,değişik manalar
gördü.Bakışlar sürdükçe sezişler ve görüşler genişleyerek devam
edecek.
Kur’an
özümüzdür.Kur’an
mushaf satırlarından içre,mini kainat olan
özümüzde,sadırlarda!Onu orada hissedebilirseniz,orada
duyabilirseniz,iç dengenizi onunla sırat-ı müstakim doğrultusuna
getirebilirseniz hakiki aydınlanmayı yaşarsınız.
Özündeki
kandili fark edip,öz nurunu Kur’an ve Rasül nurlarıyla
sırlayarak ebediyet meşalesini tutuşturabilen
bahtiyar,öncü,yakınlaştırılmış kullardan olmanız dileğiyle….
İlgilenenlere:
1-Gönül Uyandırma-www.benotesi.com
2-Siyah ve Yeşil/N.Şahinler/İnsan yayınları-www.kitapyurdu.com
3-Bilinç Yarılınca-
http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/gokyarildi.html
4-Yemin Olsun İncire-http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/yeminolsun.html
Mehmet DOĞRAMACI
İstanbul - 25.05.2005
m_dogramaci@yahoo.com
http://sufizmveinsan.com
|