|
 
12-Kabiliyet varsa görev istemek ayıp değildir:
“Hükümdar
da dedi ki:Onu bana getirin, kendime müşavir yapayım. Bunun
üzerine, onunla konuşunca da:Sen bugün yanımızda gerçekten bir
mevki sahibi ve güvenilir bir kişisin, dedi.-Yusuf- dedi ki:Beni
ülke hazineleri üzerine memur et, çünkü ben iyi korur, iyi
bilirim!"(Yusuf-54/55)
Hükümdar,
rüya bilgisi ve dürüstlüğünün açığa çıkması üzerine Yusuf’u
kendine danışman yapmak ister.Yusuf ise danışmanlık yerine daha
üst bir görev olan Maliye Bakanlığına talip olur. İslami ölçüde
<görev istenmez verilir>ilkesi vardır.Makam istemek ayıp
sayılır.Oysa, gerçekten kabiliyetli iseniz ve yararlı
olacağınıza inanıyorsanız size uygun yeri istemelisiniz!...Çünkü
başkaları sizi, sizin kadar tanıyamaz ve çok alt görevlere
düşünebilirler.Sizi en iyi siz tanıyorsunuz, o halde yararlı
olacağınız mevki için koşmanız, istemeniz ayıplanamaz.
13-Tedbir almak gereklidir ama takdir değişmez:
“Dedi
ki:Yavrularım! Bir kapıdan girmeyin de ayrı ayrı kapılardan
girin!Gerçi ne yapsam, hiçbir şeyde Allah'ın takdirini sizden
sayamam!Hüküm ancak Allah'ındır! Ben O'na tevekkül kıldım.Onun
için bütün tevekkül edenler O'na tevekkül etmelidirler!
Babalarının emrettiği yerden girdiklerinde o, onlardan Allah'ın
takdirinden hiçbir şeyi savuşturmuyordu; bu sadece Yak'ub'un
içindeki bir isteği yerine getirmişti.Şüphesiz o bir bilgiye
sahipli, çünkü Biz kendisine öğretmiştik.Fakat insanların çoğu
bunu bilmezler.”
(Yusuf-67/68)
Oğullarını
tekrar Mısır’a uğurlayan Yakup:”Şehre farklı kapılardan girin ki
hükümdarın muhafızları sizi kötü kişiler ya da eşkıya grubu
sanmasın” demek ister.Ancak onun da dediği gibi tedbir takdiri
değiştirmez.Farklı yerden girseler de Yusuf’un yolladığı
muhafızlar kardeşlerini bulur saraya getirir.
Kaderimiz
bellidir diye boş vermek edebe sığmaz.Biz yine tedbir alalım ama
tevekkülü elden bırakmayalım.Bir düşünürümüzün bu konudaki
ilginç tespitini buraya almalıyım:”Sanki Allah yokmuş da her
şeyi sen yapıyormuşsun gibi çalış, gayret et!..Bütün gücünü
ortaya koyduktan sonra da var olan Allah’a tevekkül et!..”
14-Niyet hayırlı ise;bazı yönetsel boşlukları kullanmak caizdir
“Sonra
onların bütün hazırlıklarını yaptığı vakit, su kabını kardeşinin
yükü içine koydu, sonra da bir çağırıcı:Ey kafile, siz
kesinlikle hırsızlık yapmışsınız, diye seslendi.”(Yusuf-70)
Öz kardeşi
Bünyamin’i yanında alıkoymak isteyen Yusuf, onun devesine kendi
su kabını koyar.Peşine adamlarını salar ve hırsızlıkla
suçlayarak Bünyamin’i yakalatır.Krala ait bir şeyi çalmanın
cezası Mısır yasalarında sarayda ölene kadar köleliktir.Yusuf
böylece öz kardeşine kavuşur.
Niyet
hayırlı ise bazı ilkesel boşlukları kimseye zarar vermeden
kullanmak mümkündür.Bu tavırda esas olan kimsenin zarar
görmemesi ve olayın Allah rızasına aykırı olmamasıdır.İslam
Fıkıhçılarının HİLE-İ ŞER’İYYE(Dini Hile)dediği şey de benzer
olaylardan doğar.Dini hile kavramı bizim içimize pek
sinmiyor!.Ancak, hile kelimesinin Farsça olduğunu ve ÇARE-ÇÖZÜM
anlamına geldiğini hatırlatalım.
Böyle bakarsak hile-i şer’iyye;kişi veya toplumun tıkandığı
noktalarda dînî-insânî bir çözüm bulmaktır diyebiliriz.Bunu iki
örnekle açalım:
Eyyub(a.s)
çok ıstırap çektiği bir anda karısına sinirlenip şu yemini
eder:”Bir iyileşeyim, sana 100 sopa vuracağım.” İyileşir ve
yemini aklına gelir.Allah ayetle şöyle buyurur:”Yeşil otlardan
al, demet yap da vuruver!.” Sopa yerine acıtmayacak otla vur
diyen, çözümü öneren Allah’tır!.(Sad/44)
Yıldırım
Beyazıt sefere çıkmadan önce zafer nasip olduğu takdirde yirmi
cami yaptıracağına yemin eder.
Zafer kazanılır ama kuruluş aşamasındaki Osmanlı için yirmi cami
ciddi bir külfettir.Alimler toplanır ve “yirmi kubbeli bir cami
ile bu yemin yerine gelir” diye hile-i şer’iyye yoluna giderler
de bugün ki Bursa Ulu Cami yapılır.
15-İnsan terinde katarakta şifa bir madde vardır:
“Fakat
ne zaman ki gerçekten müjdeci geldi, gömleği yüzüne bıraktı,
gözü açılıverdi."Ben size demedim mi, ben Allah tarafından sizin
bilmeyeceklerinizi bilirim ?" dedi.(Yusuf-96)
Yusuf,
yaşadığından emin olsun diye babasına kendi gömleğini ya da iç
elbisesini(atletini) yollar. Yakup onu alıp gözüne sürünce inen
perde açılmıştır.Son yıllarda yapılan tıbbi bir araştırma;insan
terinde katarakta faydalı bir madde olduğunu keşfetmiştir.
Kur’an böyle bir olayı asırlar öncesinden haber vermekle bir
kere daha bizi kendine hayran bırakıyor!..
16-Sabra devam edilirse murada erilir:
“Artık bana
düşen, güzelce sabretmektir.Sizin söyledikleriniz karşısında
yardımına sığınılacak Allah'tır ancak, dedi. Dedi ki:Ben
dolgunluğumu ve üzüntümü ancak Allah'a şikayet ederim ve Allah
tarafından sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim!Allah'ın
rahmetinden ümit kesmeyiniz;çünkü Allah'ın rahmetinden ümidini
kesen ancak kafirler grubudur." (Yusuf-18/86/87)
Bunlar
Yakup(a.s)’a ait sözlerdir. Sabırda acele edilmez ve devamlılık
gösterilirse murada erilir. Bunun en büyük örneği kırk yıl
sonra Yusuf’a kavuşan Yakup’tur. Duada, teslimiyette acele
etmek, rahmetin önünü keser.İşte hadis:”Sizden biriniz acele
etmedikçe istediği verilir.Acele nedir Ya Rasülallah, diye
sordular. Buyurdu ki;yıllardır istiyorum da Allah hala vermiyor,
demenizdir.”
Ümit kesmeyiniz!..Ümit kesmek insan
psikolojisi için çok tehlikelidir.Yukarıdaki “Allah’tan ancak
kafirler ümit keser!” ayetini de unutmayınız.
17-Hıyanet-Düşmanlık ne kadar büyük olursa olsun;Affeden
Kazançlıdır:
"Aaaa!Sen Yusuf musun? dediler.Ben Yusuf'um, bu da kardeşim!
Allah bize lütfuyla iyilikte bulundu;bir gerçektir ki, kim
Allah' tan korkar ve sabrederse, muhakkak Allah iyilerin
mükafatını zayi etmez, dedi. Dediler ki:Vallahi seni Allah bize
üstün kıldı.Biz doğrusu büyük suç işlemiştik!Yusuf dedi ki:Bugün
size karşı kınama yok; Allah sizi mağfiretiyle bağışlar! O,
merhamet edenlerin en merhametlisidir.”(Yusuf-90/92)
Kardeşleri
kralın Yusuf olduğunu öğrenince pişmanlık içinde özür
dilerler.Onu kuyuya atan, öldürmeye kasteden kardeşlerine
Yusuf’un tavrı ne kadar yüce değil mi?Suçu yüze vurmaya bile
gerek duymadan affediyor!..Esas olan affetmektir. Nefreti, kini,
acıyı kan davası gibi yıllar ötesine taşımak kimseye fayda
sağlamaz.Üstelik bu;kişinin kalbini yorar, ruhunu
zedeler.Affetmek, bağışlamak genişlik ve ferahlık verir.
Nimet sahibi Allah tövbe sağlam yapılınca en büyük günahı dahi
affedebiliyorsa yaşanan bazı olaylarda biz niye hala kin
tutuyor, küsüyor ve kırgınlıkları sürdürüyoruz?..
18-Baba duası;Allah’ın bağışlama sebebidir:
“Dediler ki:Ey Bizim Şefkatli Babamız!.Bizim için günahlarımızın
bağışlanmasını dile.Bizler gerçekten büyük günah işlemiştik”
(Yusuf-97)
Kardeşler,
babaları Yakup’tan Allah’ın affı için dua isterler.Baba duası ve
rızası af sebebidir.Neden mi?
İşte hadis:”Babanın evladına duası;peygamberin ümmetine duası
gibidir.”
19-Yapılan her iyilik mutlaka ödülünü alır:
“Kim Allah'
tan korkar ve sabrederse, muhakkak Allah iyilerin mükafatını
zayi etmez, dedi.”(Yusuf-90)
Müslümanların bir kısmı iyilerin ödülünün ahirette verileceğini,
dürüstlerin dünyada hep zindan hayatı yaşayacağını düşünmekte.Bu
doğru değildir.Allah yapılan her iyiliğin mükafatını hem
dünyada, hem de ahirette verecektir.Bunun en canlı örneği
Yusuf’tur.
20-Yusuf Kıssası en büyük motivasyon ve başarı öyküsüdür:
Son yıllarda
kişisel gelişim-başarı dizileri furyası yaşanıyor.İnsanlar
merakla batı kökenli kitapları okuyup maddi-manevi mutluluk
reçeteleri arıyor.Bizce bu formüller kendi kültür köklerimizde
fazlası ile mevcut olup açığa çıkarılmayı beklemektedir. Kur’an
kıssaları başarı ve motivasyonun en canlı prensipleri, örnekleri
ile dolu.
Yusuf’un
başına gelenleri tekrar düşünelim….İlkokul çağında bile
değilken kardeşlerin seni dağ başında kör kuyuya atacak, sonra o
kuyudan su çeken bir kervan seni alıp esir pazarında satacak.
Çocuk yaşta ailenden uzakta itilip, kakılacaksın. Yıllarca karın
tokluğuna uşaklık edeceksin.Ardından ekmek yediğin evin hanımı
başına bela açıp sana iftira edecek.Senelerce hapiste
yatacaksın.Sonra da ilminle, sabrınla, direncinle kimsenin hayal
bile edemeyeceği krallık makamına yükseleceksin.Nereden
nereye?...Kör kuyuda, hayatından ümit kesilmişken tam kırk yıl
sonra kral olduğu haberi babasına ulaşan bir evlat!..
Bundan daha
iyi motivasyon-başarı ve kişisel gelişim öyküsü olur mu?!...
***
Yusuf
Kıssasında naçiz kardeşiniz bunları görebildi, okuyabildi.
Eminim, sizler tefsir ve yorumlardan daha fazlasını okuyacak,
göreceksiniz.
Kur’an
kıssalarına lütfen ilgi duyunuz!...Çünkü:“Gerçekten
onların kıssalarında akıllılar için bir ibret vardır! Bu Ku'ran
uydurulur bir söz değil, ancak kendi önündekinin tasdiki, her
şeyin açıklayıcısı ve iman edecek topluluk için bir hidayet, bir
rahmettir!(Yusuf-111)
Rasül ve
Nebi duaları;dualarımızın kabul sebebi olacak cümleler
içerir.İncelememizi Yusuf’un duasını naklederek bitirelim.”Gökleri
ve yeri yaratan Rabbim, dünya ve ahrette benim velim Sensin!
Ruhumu
Müslüman olarak al ve beni iyiler arasına kat!"
Yararlanılan Eserler:
1-Elmalılı
Tefsiri(www.kuran.gen.tr)
2-Kur’an’a Göre Peygamberler
ve Peygamberimiz/A.Tabbara.
Mehmet DOĞRAMACI
İstanbul - 18.08.2004
m_dogramaci@yahoo.com
http://sufizmveinsan.com
|