Kuyu Dibinden Kraliyet Sarayına
-2-

12-Kabiliyet varsa görev istemek ayıp değildir:
Hükümdar da dedi ki:Onu bana getirin, kendime müşavir yapayım. Bunun üzerine,  onunla konuşunca da:Sen bugün yanımızda gerçekten bir mevki sahibi ve güvenilir bir kişisin, dedi.-Yusuf- dedi ki:Beni ülke hazineleri üzerine memur et, çünkü ben iyi korur, iyi bilirim!"(Yusuf-54/55)

Hükümdar, rüya bilgisi ve dürüstlüğünün açığa çıkması üzerine Yusuf’u kendine danışman yapmak ister.Yusuf ise danışmanlık yerine daha üst bir görev olan Maliye Bakanlığına talip olur. İslami ölçüde <görev istenmez verilir>ilkesi vardır.Makam istemek ayıp sayılır.Oysa, gerçekten kabiliyetli iseniz ve yararlı olacağınıza inanıyorsanız size uygun yeri istemelisiniz!...Çünkü başkaları sizi, sizin kadar tanıyamaz ve çok alt görevlere düşünebilirler.Sizi en iyi siz tanıyorsunuz, o halde yararlı olacağınız mevki için koşmanız, istemeniz ayıplanamaz.

13-Tedbir almak gereklidir ama takdir değişmez:
Dedi ki:Yavrularım! Bir kapıdan girmeyin de ayrı ayrı kapılardan girin!Gerçi ne yapsam, hiçbir şeyde Allah'ın takdirini sizden sayamam!Hüküm ancak Allah'ındır! Ben O'na tevekkül kıldım.Onun için bütün tevekkül edenler O'na tevekkül etmelidirler!
Babalarının emrettiği yerden girdiklerinde o, onlardan Allah'ın takdirinden hiçbir şeyi savuşturmuyordu; bu sadece Yak'ub'un içindeki bir isteği yerine getirmişti.Şüphesiz o bir bilgiye sahipli,  çünkü Biz kendisine öğretmiştik.Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.”
(Yusuf-67/68)

Oğullarını tekrar Mısır’a uğurlayan Yakup:”Şehre farklı kapılardan girin ki hükümdarın muhafızları sizi kötü kişiler ya da eşkıya grubu sanmasın” demek ister.Ancak onun da dediği gibi tedbir takdiri değiştirmez.Farklı yerden girseler de Yusuf’un yolladığı muhafızlar kardeşlerini bulur saraya getirir.

Kaderimiz bellidir diye boş vermek edebe sığmaz.Biz yine tedbir alalım ama tevekkülü elden bırakmayalım.Bir düşünürümüzün bu konudaki ilginç tespitini buraya almalıyım:”Sanki Allah yokmuş da her şeyi sen yapıyormuşsun gibi çalış, gayret et!..Bütün gücünü ortaya koyduktan sonra da var olan Allah’a tevekkül et!..”

14-Niyet hayırlı ise;bazı yönetsel boşlukları kullanmak caizdir
“Sonra onların bütün hazırlıklarını yaptığı vakit, su kabını kardeşinin yükü içine koydu, sonra da bir çağırıcı:Ey kafile, siz kesinlikle hırsızlık yapmışsınız, diye seslendi.”(Yusuf-70)

Öz kardeşi Bünyamin’i yanında alıkoymak isteyen Yusuf, onun devesine kendi su kabını koyar.Peşine adamlarını salar ve hırsızlıkla suçlayarak Bünyamin’i yakalatır.Krala ait bir şeyi çalmanın cezası Mısır yasalarında sarayda ölene kadar köleliktir.Yusuf böylece öz kardeşine kavuşur.

Niyet hayırlı ise bazı ilkesel boşlukları kimseye zarar vermeden kullanmak mümkündür.Bu tavırda esas olan kimsenin zarar görmemesi ve olayın Allah rızasına aykırı olmamasıdır.İslam Fıkıhçılarının HİLE-İ ŞER’İYYE(Dini Hile)dediği şey de benzer olaylardan doğar.Dini hile kavramı bizim içimize pek sinmiyor!.Ancak, hile kelimesinin Farsça olduğunu ve ÇARE-ÇÖZÜM anlamına geldiğini hatırlatalım.
Böyle bakarsak hile-i şer’iyye;kişi veya toplumun tıkandığı noktalarda dînî-insânî bir çözüm bulmaktır diyebiliriz.Bunu iki örnekle açalım:

Eyyub(a.s) çok ıstırap çektiği bir anda karısına sinirlenip şu yemini eder:”Bir iyileşeyim, sana 100 sopa vuracağım.” İyileşir ve yemini aklına gelir.Allah ayetle şöyle buyurur:”Yeşil otlardan al, demet yap da  vuruver!.” Sopa yerine acıtmayacak otla vur diyen, çözümü öneren Allah’tır!.(Sad/44)

Yıldırım Beyazıt sefere çıkmadan önce zafer nasip olduğu takdirde yirmi cami yaptıracağına yemin eder.
Zafer kazanılır ama kuruluş aşamasındaki Osmanlı için yirmi cami ciddi bir külfettir.Alimler toplanır ve “yirmi kubbeli bir cami ile bu yemin yerine gelir” diye hile-i şer’iyye yoluna giderler de bugün ki Bursa Ulu Cami yapılır.

15-İnsan terinde katarakta şifa bir madde vardır:
“Fakat ne zaman ki gerçekten müjdeci geldi,  gömleği yüzüne bıraktı, gözü açılıverdi."Ben size demedim mi, ben Allah tarafından sizin bilmeyeceklerinizi bilirim ?" dedi.(Yusuf-96)

Yusuf, yaşadığından emin olsun diye babasına kendi gömleğini ya da iç elbisesini(atletini) yollar. Yakup onu alıp gözüne sürünce inen perde açılmıştır.Son yıllarda yapılan tıbbi bir araştırma;insan terinde katarakta faydalı bir madde olduğunu keşfetmiştir. Kur’an böyle bir olayı asırlar öncesinden haber vermekle bir kere daha bizi kendine hayran bırakıyor!..

16-Sabra devam edilirse murada erilir:
“Artık bana düşen, güzelce sabretmektir.Sizin söyledikleriniz karşısında yardımına sığınılacak Allah'tır ancak, dedi. Dedi ki:Ben dolgunluğumu ve üzüntümü ancak Allah'a şikayet ederim ve Allah tarafından sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim!Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz;çünkü Allah'ın rahmetinden ümidini kesen ancak kafirler grubudur." (Yusuf-18/86/87)

Bunlar Yakup(a.s)’a ait sözlerdir. Sabırda acele edilmez ve devamlılık gösterilirse murada erilir. Bunun en büyük örneği kırk  yıl sonra Yusuf’a kavuşan Yakup’tur. Duada, teslimiyette acele etmek, rahmetin önünü keser.İşte hadis:”Sizden biriniz acele etmedikçe istediği verilir.Acele nedir Ya Rasülallah, diye sordular. Buyurdu ki;yıllardır istiyorum da Allah hala vermiyor, demenizdir.”

Ümit kesmeyiniz!..Ümit kesmek insan psikolojisi için çok tehlikelidir.Yukarıdaki “Allah’tan ancak kafirler ümit keser!” ayetini de unutmayınız.

17-Hıyanet-Düşmanlık ne kadar büyük olursa olsun;Affeden Kazançlıdır:
"Aaaa!Sen Yusuf musun? dediler.Ben Yusuf'um, bu da kardeşim! Allah bize lütfuyla iyilikte bulundu;bir gerçektir ki, kim Allah' tan korkar ve sabrederse, muhakkak Allah iyilerin mükafatını zayi etmez, dedi. Dediler ki:Vallahi seni Allah bize üstün kıldı.Biz doğrusu büyük suç işlemiştik!Yusuf dedi ki:Bugün size karşı kınama yok; Allah sizi mağfiretiyle bağışlar! O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.”(Yusuf-90/92)

Kardeşleri kralın Yusuf olduğunu öğrenince pişmanlık içinde özür dilerler.Onu kuyuya atan, öldürmeye kasteden kardeşlerine Yusuf’un tavrı ne kadar yüce değil mi?Suçu yüze vurmaya bile gerek duymadan affediyor!..Esas olan affetmektir. Nefreti, kini, acıyı kan davası gibi yıllar ötesine taşımak kimseye fayda sağlamaz.Üstelik bu;kişinin kalbini yorar, ruhunu zedeler.Affetmek, bağışlamak genişlik ve ferahlık verir.
Nimet sahibi Allah tövbe sağlam yapılınca en büyük günahı dahi affedebiliyorsa yaşanan bazı olaylarda biz niye hala kin tutuyor, küsüyor ve kırgınlıkları sürdürüyoruz?..

18-Baba duası;Allah’ın bağışlama sebebidir:
“Dediler ki:Ey Bizim Şefkatli Babamız!.Bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile.Bizler gerçekten büyük günah işlemiştik” (Yusuf-97)

Kardeşler, babaları Yakup’tan Allah’ın affı için dua isterler.Baba duası ve rızası af sebebidir.Neden mi?
İşte hadis:”Babanın evladına duası;peygamberin ümmetine duası gibidir.”

19-Yapılan her iyilik mutlaka ödülünü alır:
“Kim Allah' tan korkar ve sabrederse, muhakkak Allah iyilerin mükafatını zayi etmez, dedi.”(Yusuf-90)

Müslümanların bir kısmı iyilerin ödülünün ahirette verileceğini, dürüstlerin dünyada hep zindan hayatı yaşayacağını düşünmekte.Bu doğru değildir.Allah yapılan her iyiliğin mükafatını hem dünyada, hem de ahirette verecektir.Bunun en canlı örneği Yusuf’tur.

20-Yusuf Kıssası en büyük motivasyon ve başarı öyküsüdür:
Son yıllarda kişisel gelişim-başarı dizileri furyası yaşanıyor.İnsanlar merakla batı kökenli kitapları okuyup maddi-manevi mutluluk reçeteleri arıyor.Bizce bu formüller kendi kültür köklerimizde fazlası ile mevcut olup açığa çıkarılmayı beklemektedir. Kur’an kıssaları başarı ve motivasyonun en canlı prensipleri, örnekleri ile  dolu.

Yusuf’un başına gelenleri tekrar  düşünelim….İlkokul çağında bile değilken kardeşlerin seni dağ başında kör kuyuya atacak, sonra o kuyudan su çeken bir kervan seni alıp esir pazarında satacak.
Çocuk yaşta ailenden uzakta itilip, kakılacaksın. Yıllarca karın tokluğuna uşaklık edeceksin.Ardından ekmek yediğin evin hanımı başına bela açıp sana iftira edecek.Senelerce hapiste yatacaksın.Sonra da ilminle, sabrınla, direncinle kimsenin hayal bile edemeyeceği krallık makamına yükseleceksin.Nereden nereye?...Kör kuyuda, hayatından ümit kesilmişken tam kırk yıl sonra kral olduğu haberi babasına ulaşan bir evlat!..

Bundan daha iyi motivasyon-başarı ve kişisel gelişim öyküsü olur mu?!...

***

Yusuf Kıssasında naçiz kardeşiniz bunları görebildi, okuyabildi. Eminim, sizler tefsir ve yorumlardan daha fazlasını okuyacak, göreceksiniz.

Kur’an kıssalarına lütfen ilgi duyunuz!...Çünkü:Gerçekten onların kıssalarında akıllılar için bir ibret vardır! Bu Ku'ran uydurulur bir söz değil, ancak kendi önündekinin tasdiki, her şeyin açıklayıcısı ve iman edecek topluluk için bir hidayet, bir rahmettir!(Yusuf-111)

Rasül ve Nebi duaları;dualarımızın kabul sebebi olacak cümleler içerir.İncelememizi Yusuf’un duasını naklederek bitirelim.”Gökleri ve yeri yaratan Rabbim, dünya ve ahrette benim velim Sensin!
Ruhumu Müslüman olarak al ve beni iyiler arasına kat!"

 

Yararlanılan Eserler:
1-Elmalılı Tefsiri(www.kuran.gen.tr)
2-Kur’an’a Göre Peygamberler ve Peygamberimiz/A.Tabbara.

Mehmet DOĞRAMACI
İstanbul - 18.08.2004

m_dogramaci@yahoo.com
 http://sufizmveinsan.com

 

 


Üst Ana sayfa e-mail