Kuyu Dibinden Kraliyet Sarayına
-1-

Kur’an-ı Kerim dikkatle incelediğinde görülür ki;geçmiş ümmetlerin kıssaları, Rasül ve Nebilerin mücadele dolu  hayatları kitabın bütününe nispetle önemli bir yer tutar.Rivayete göre insanlık alemine 124.000 veya 324.000 Rasül-Nebi gelmiş olmasına karşın, Kur’an’da sadece 27 (İkisinin durumu İhtilaflı-25) tanesinin hayatına dair izler bulunması da dikkat çekici bir noktadır.

Bize göre;27 tanesinin seçilişindeki hikmet, hayatlarında bütün çağlara hitap edecek, psiko-sosyal ibretler ve geleceğe dönük mesajların fazlaca oluşudur. Birer hikayeden öte, düşünsel şifreler, işaretler taşıyan bu kıssaları okurken çok dikkat etmek, o çağda olanlardan ziyade, günümüze nasıl bir mesaj verilmekte, anlamaya  çalışmak gerekir. Çünkü, bütün çağlara inmiş bir kitapta yer alanlara öncekilerin hikayesi diye yaklaşmak yanlış olur.Kıssalardan günümüze çözümlemeler yapma gayreti içinde daha önceki bir yazımızda Eyyub (a.s)’ın hayatında dersler görmeye çabalamıştık.
http://www.sufizmveinsan.com/konuk/bahtiyar.html

Bu hafta Yusuf Suresini inceleyeceğiz.Yusuf (a.s) kıssası hemen hemen hepimizin yabancısı olmadığımız bir hayat hikayesidir. Bu sebeple, tekrar olayı anlatacak değiliz. Kur’an ayetleri çerçevesinde sureden almamız gerekenleri maddeler halinde açıklayalım ki zihnimizde kalıcılığı kolay olsun.

1-İnsan hayatında rüyalar önemlidir:

“Bir vakit Yusuf babasına: Babacığım, ben rüyada on bir yıldızla güneşi ve ayı gördüm.Gördüm ki, onlar bana secde ediyorlar, dedi.”(Yusuf-4)

Önceleri maddeci bakış çerçevesinde önemsenmeyen rüya olayı, bugün batılı psikanalistlerin incelemeye aldığı başlıca konulardan biridir.Kişinin madde kalıplarını kırarak ruhen seyahate çıkışı da diyebileceğimiz rüyalarda;geleceğe dönük haberler, başımıza geleceklerin önceden seyrettirilişi gibi imgeler, şifreler saklıdır. Serüveni bir rüya ile başlayan Yusuf (a.s), bu rüyada tüm yaşamını simgeler halinde seyretmiştir.Kendisi de Allah’ın lütfu ile tabir ilmine sahip olan  Yusuf (a.s) hikayesinin ilerleyen bölümlerinde de rüyalarla iç içedir.Rüyalar önemsenmeli, tabir ilmi ciddiye alınmalıdır.Çünkü;rüya (bize göre)kişinin kendi levh-i mahfuzunun, kader defterinin ona açılması demektedir.

2-Kıskanç kimselere karşı güzellikleri saklamak esastır:

“Babası:Yavrum, rüyanı kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar;çünkü şeytan, insana belli bir düşmandır, dedi”(Yusuf-5)

Haset;şeytânî sıfatlardan insanları en çok tahrip edenidir.İnsan;çoğu kere başkasındaki nimet ve iyiliği çekemez. Yakup (a.s) Yusuf’a karşı üvey kardeşlerinin kıskanç davranmalarından korkarak “Rüyanı kardeşlerine anlatma” demiştir.Başımızın fitne ve hasetten emin olmasını istiyorsak güzellikleri, bize lütfedilen iyilikleri saklamak en doğrusudur.

3-Çocuk sevgisinde kardeşler arası denge şarttır:

“Çünkü kardeşleri:Kesinlikle Yusuf ve kardeşi,  babamıza bizden daha sevgilidir.Oysa biz birbirine sargın bir topluluğuz.Doğrusu babamız belli ki,  yanılıyor, dediler.”(Yusuf-8)

Yakup(a.s) oğlu Yusuf’un rüyasından ona Nebilik verileceğini anlamış, daha fazla sever, kollar olmuştu.
Anne-baba her ne kadar evlat ayrımı yapmaz dense de çocuklarımızdan bazılarını diğerlerinden çok severiz.Sevgide ölçü tutturmak güçtür.Yusuf kıssasında evlatlar arasında sevgi ayrımının bedelini uzun yıllar çile çekerek, evladını kaybederek öder Yakup (a.s). İşte bu nedenle çocuklar arasında adaletli bir sevgi tesisi aile huzuru için anne-babaların başta gelen görevidir.

4-Korkularımızı açıklamak düşmana ipucu verir:
“Vardılar babalarına:Ey babamız, neden sen, Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun?Oysa biz onun iyiliğini isteyenleriz.Yarın onu bizimle gönder, gezsin oynasın. Şüphesiz biz onu gözetiriz, dediler. Babası:Onu götürmeniz, beni mutlaka üzer ve korkarım, onu kurt yer, haberiniz olmaz, dedi.”(Yusuf-11/13)
Kardeşleri Yusuf’u gezmeye götürmek istediklerinde Yakup, onu kurt yemesinden korktuğunu açıklar.
Zaten Yusuf’u bir şekilde uzaklaştırmak isteyen kardeşler için tam da babanın korkularına uygun bir gerekçe kendiliğinden çıkmıştır.Onu kuyuya atarlar ve “Nasılsa babamız kurttan korktu, biz de öyle yalan uydururuz”derler. Düşman, genellikle zaaf ve korku noktalarından vurur.Onun için hayatta çevrenize korku ve zaaflarınızı belli etmemeye çalışınız.

5-Kadın-Erkek karma hayatın sakıncaları vardır:
“Derken evinde bulunduğu hanım, bunun nefsinden kâm almak istedi (onu birlikte olmaya çağırdı) ve kapıları kilitledi;Haydi gel, seninim, dedi.O:Allah'a sığınırım, doğrusu O, benim efendim, bana iyi baktı ve gerçek şu ki, zalimler iflah olmaz, dedi.”(Yusuf23)

Yusuf, sarayda uşaklık eden bir gençtir. Sarayın hanımı, vezirin karısı onunla birlikte olmak istemiştir.
Sosyal açıdan imkansız gibi görünen bu olay bize büyük ibretler sunar.Kadın-Erkek iki zıt cins olarak daima birbirinin çekim alanı içindedir.Günlük hayatta iş ortamları gereği birlikte ve yakın çalışanlar her an mesafeyi korumak, konum ve şartlar ne olursa olsun kendilerinin karşıt cins olduğunu unutmamak
durumundadırlar.Elbette ayrımcılığı savunmuyoruz, sadece olası bir tehlikeye dikkat çekiyoruz.İş yerlerinde, toplu mekanlarda zaman zaman yaşanan taciz olayları sanırız ne demek istediğimizi anlatacaktır.

6-İyiliğe ömür boyu şükran-minnet esastır:
O:Allah'a sığınırım, doğrusu O, benim efendim, bana iyi baktı ve gerçek şu ki,  zalimler iflah olmaz, dedi.”(Yusuf-23)

Vezir karısının kirli teklifine karşı Yusuf, ailenin kendisine katkılarını hatırlamış, olaydan sakınırken ekmeğini yediği kişiye ihanet edemeyeceğini ortaya koymuştur.Gördüğümüz iyilikleri bir süre sonra unutabilmekte, zor anımızda elimizden tutanlara günün birinde sırt çevirebilmekteyiz.Kişi gördüğü iyilik ve nimeti bir ömür boyu unutmamalıdır.Unutmayalım ki;”Kullara şükran duymayan Allah’a da şükrünü tam yerine getiremez.”(H.Ş)

7-Kimseyi kınamamak gerekir, kimse kimsenin yerinde olamaz:
Şehirdeki birtakım kadınlar da: Azizin karısı, delikanlısının nefsinden murat istiyormuş (onunla birlikte olmak istiyormuş), onun aşkından yüreğinin zarı çatlamış;kan besbelli çıldırmış, dediler. Onların gizliden gizliye dedikodularını duyunca, onlara bir davetçi gönderdi, onlar için dayalı döşeli bir sofra hazırladı, her birine bir bıçak verdi ve:Çık karşılarına, dedi. Kadınlar onu görür görmez çok büyülendiler, kendi ellerini doğradılar ve:Haşa,  Allah için bu bir insan değil, ancak değerli bir melektir, dediler.”(Yusuf-30/31)

Her kul kendine özel bir terkiple yaratılır.Bu açıdan kimse kimsenin yerinde olamaz.Herkesin şartları kendine özeldir.Vezirin karısını ”Uşağına aşık olmuş!..“ diye kınayan kadınlar Yusuf’u görünce meyve bıçağı ile parmaklarını doğrarlar.O halde kimseye bahane bulmamalı, kimseyi kınamamalıyız.”Mümin kardeşini günahı sebebiyle kınayan bir kimse, o günahı işlemeden can veremez.”(H.Ş)

8-İyi niyet;iftira ve yalana galip gelir:
Yusuf :O, kendisi beni birlikte olmaya çağırdı, dedi. Hanımın akrabasından bir şahit şöyle şahitlik etti:Eğer gömleği önden yırtılmış ise, hanım doğru söylemiştir, bu yalancılardandır. Yok eğer gömleği arkadan yırtılmışsa hanım yalan söylemiştir, bu doğrulardandır.
Gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce:Anlaşıldı, o, siz kadınların tuzaklarından biridir; gerçekten sizin tuzağınız çok büyüktür, dedi”(Yusuf-26/28)

Yusuf kadından kaçmak isterken kadın Yusuf’un gömleğini çekerek arkadan yırtmıştır.Bunun üzerine aileden biri şahitlik eder ve bir görüş sunar.Bu görüşe göre saldırı ve isteğin kadından geldiği açığa çıkar.

İyi niyetli ve dürüst kişiler iftiraya da uğrasalar onları koruyacak olan Allah’tır.Kıssada Yusuf’a şahitlik eden adamı çıkaran da Allah’tır.Kalbiniz temiz, niyetiniz saf ise;büyük sıkıntılara uğrasanız dahi sizi çekip kurtaracak olan Allah’tır.Bundan emin olunuz!..

9-Hapis, ceza ve sıkıntı bir anlamda korunmadır:
Yusuf:Ey Rabbim, zindan bana bunların davet ettikleri işten daha sevimlidir.Eğer sen, bu kadınların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, ben onların sevdasına düşer, cahillerden olurum, dedi.Bunun üzerine Rabbi duasını kabul buyurup onların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı.Muhakkak O,  her şeyi işiten,  her şeyi bilendir.”(Yusuf-33/34)

Zindana düşmek için  bu sözlerle dua eden Yusuf;bela ve sıkıntının bir anlamda korunma olduğuna işaret ediyor.Günübirlik bakmaz, görüş pergelimizi ileriye doğru açarsak, yaşadığımız buhranların bize neler kazandırdığını, nelerden koruduğunu  fark edebiliriz.

10-Bilgi ve kabiliyet kurtuluşa vesiledir: 
“Onunla birlikte zindana iki delikanlı daha girdi.Birisi: Rüyada kendimi şarap sıkarken görüyorum, dedi.Diğeri:Ben, rüyada kendimi başımın üstünde bir ekmek götürürken görüyorum, ondan kuşlar yiyor. Bize bunun tabirini haber ver;çünkü biz seni iyilik sevenlerden görüyoruz, dedi. Yusuf şöyle dedi:Size yiyeceğiniz bir yemek gelecek ya, işte, o gelmeden önce kesinlikle ben size bunun tabirini bildirmiş olurum. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Çünkü ben,  Allah’a inanmayan ve hepsi ahireti inkar eden bir topluluğun dinini bıraktım, dedi"(Yusuf-36/37)
Gelip:Yusuf,  ey dosdoğru kişi, yedi semiz inek. bunları yedi arık inek yiyor ve yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak, rüyasını bize tabir et, ümit ederim ki,  o insanların yanına cevapla dönerim,  ola ki,  değerini bilirler dedi.”(Yusuf-46)

Zindanda iki kişinin rüyasını tabir eder Yusuf.Bunlardan biri idam edilirken diğeri kral tarafından affedilerek saraya döner.Yusuf’un ünü sarayda duyulunca ülkenin geleceği ile ilgili kralın rüyasını tabir işini de Ona sorarlar.Bu tabir onun zindandan saraya tırmanışına kapı aralar.

Bilgi ve kabiliyetlerinizi yeniden gözden geçiriniz!...Hobilerinizi, işinizin dışındaki yan uğraşlarınızı ihmal etmeyiniz.Diploma ve unvan her zaman kişiyi yüceltmez. Ancak bunalım anında öne çıkaracağınız bir kabiliyetiniz, bilginiz sizi ummadığınız mevkilere, bağışlara taşıyabilir. Bugün yeniden bakın kendinize ve lütfen gizli kalmış yönlerinizi keşfe doğru zihinsel bir yolculuk yapın…

11-Doğrudan Allah’a yönelmek;aracı koymaktan kazançlıdır:
“Bir de bu ikisinden kurtulacağını sandığı kişiye:Efendinin yanında beni an, dedi. Ona da şeytan, efendisinin yanında anmayı unutturdu da yıllarca zindanda kaldı.”(Yusuf-42)

Yusuf, saraya dönecek arkadaşı zindandan çıkarken;”Beni unutma, kralın yanında adımı an da ben de kurtulayım” der.Bu hepimizin yaşayabileceği bir tutumdur.Sıkıntıdan kurtulmak için büyük kişilere ulaşacak vesileler ararız.Oysa en büyük güç Allah’tır.O dilemedikçe aracılar, devreye konan hatırlı kişiler hiçbir şeye güç yetiremez.Bunu bir an unutan Yusuf’a Allah’ın ikazı;o kişinin Yusuf’u unutması şeklinde gelmiş ve zindan süreci uzamıştır.Bu sebeple, kurtulmak istediğiniz sıkıntılar, olmasını istediğiniz işler varsa doğrudan el açın Allah’a.O’nun açılan eli boş çevirdiği görülmemiştir.

(Sürecek..)

 

Yararlanılan Eserler:

1-Elmalılı Tefsiri(www.kuran.gen.tr)

2-Kur’an’a Göre Peygamberler ve Peygamberimiz/A.Tabbara.

Mehmet DOĞRAMACI
İstanbul - 10.08.2004

m_dogramaci@yahoo.com
 http://sufizmveinsan.com

 

 


Üst Ana sayfa e-mail