|
 
Kur’an denizindeki seyrimize devam ediyoruz. İnsan ayetlerin
ortasına gönlünü,
yüreğini koyarsa,her dönem yeni anlamlar sezmesi,görmesi mümkün.
EBU LEHEB’İN ELLERİ KURUSUN!..
Ebu Cehil İslamiyetin baş düşmanı olmasına rağmen Onun adı yok
Kur’an’da.Ebu Leheb,üstelik karısı ile birlikte zikredilmiş.Hem
de namazda sıkça okunan bir surede.Katmerli müşrikin adı niçin
Kur’an’a girmiş olabilir?..
Kelimelerde çok işaretler saklı.Adamın asıl adı Ebu Leheb
değil.Bu Onun lakabı.
Ona Leheb lakabını Rasül’den çok önce,Mekke’liler
vermiş.Leheb:Siması Kırmızıya
Çalan demek.Bir diğer manası da;öfkeli-hırçın-ateşli-basit
olaylarda bile par diye yanan kimse!..Ebu Leheb hakikaten
öyle.Kendiyle barışık olmayan,içsel kavgaları insanlarla
geçimsizlik şeklinde dışa vurmuş asabi,hatta psikopat bir tip.Bu
sebeple Rasül ve ashabı Ona Öfkenin,Ateşin Babası anlamına Ebu
Leheb diyorlar.
Konumuz geçmişte yaşamış Ebu Leheb değil tabii ki.Biz Kur’an’da
hala diri olan Ebu Leheb’le bize namazda neyin tekrarı
yaptırılıyor onu anlamaya çalışıyoruz.
Öfke,hırçınlık,asabiyet ve iç çekişme insanı çok şeyden mahrum
eder.Kızgınlık;
bizi ateşe çeken mıknatıstır adeta.Rasül,öfke kontrolünün
önemine şöyle değinmiş.Sahabeden biri gelir ve sorar:
-Ya Rasülallah beni cehennemden kurtaracak küçük,basit,sade bir
şey söyle!
Rasül buyurur:KIZMA!...
Bir daha sorar.Rasül yine:KIZMA!..
Üçüncü kez de sorunca aynı cevabı alır.
TEBBET SURESİndeki anlamı bir daha okuyalım:TEBBET YEDÂ EBÎ
LEHEBİN VE TEBBE MÂ AĞNÂ ANHU MALUHÛ VE MÂ KESEB!..“Ebu Leheb’in
İki eli kurusun!
Zaten kurudu.Ona malı ve kazancı fayda vermedi.”
Biz,bütün çağlara hitap eden Kur’an’da Tebbet manasını Ebu
Leheb’in şahsından kurtarıp özde
düşünürsek:“Öfkelenen,hırçın,kızgın ve asabi kimsenin iki eli de
kurusun,kurur.Ona sermayesi ve kazancı fayda vermez.”anlamına
varırız.
Eki El;batıni anlamda insanın hayatiyet mihveri AKIL-DUYGU diye
düşünelim.
Sermayeyi GENETİKLE ALINAN KİŞİLİK MİRASI;Kazancı da İLİM-BİLGİ
BİRİKİMİ diye düşünelim.Mana bakalım ne olacak?
(EBU LEHEB’İN)Öfkeli,kızgın,asabi kimsenin (İKİ
ELİ)Aklı-Duygusu(KURUSUN)
faydasız hale gelsin.(KURUDU DA)Zaten fayda vermez,işlevsiz hale
gelir.(ONA)
Kızgın kişiye (MALI)genetik miras olarak aldığı kabiliyetleri ve
(KAZANCI)
sonradan kazandığı ilmi-bilgisi (FAYDA VERMEDİ)hiçbir fayda
vermez!...
Kızdığımız zaman ne kabiliyetlerimizi ne de akıl ve mantığımızı
kullanamadığımız, sonuçta zararlı çıktığımız bir gerçek değil
mi?..
TESBİH NE DEMEK?
Tesbih kelimesi ve onun ana kökü “Se-Be-Ha”
dan türeyen kavramlar Kur’ân-ı Kerim’de çok fazla
geçiyor.SEBBAHA-YUSEBBİHU diye
başlayan sure ve ayetlerde “Yerde ve göklerde ne varsa Allah’ı
tesbih eder” anlamını tekrarlıyoruz.
Se-Be-Ha:YÜZMEK…Bildiğiniz suda yüzmek,deriyi yüzmek değil.İyi
de bu yüzmek ile Allah’ı tesbih etmek arasında ne bağlantı var?
Üstelik yerde ve göklerde ne varsa,yani yaratılmışlar aleminde
ne görünüyorsa hepsi doğal olarak,otomatik olarak tesbih
halindeler!..Yani alemde mevcut her şey (Tesbih ediyor);yüzme
hareketi yapıyor.Maddenin özüne doğru gidildikçe atom,atom altı
ve fotonlarla tanışıyoruz.Bazen tanecik,bazen dalga hareketi
olarak gözlenen fotonlar da engin bir evrende yüzmüyor
mu?...Birimsel bakış aşıldığında,evrensel öz tek değil mi?..Öyle
düşünülürse yaratılmışlar dünyasında görünenler;aynı-tek
denizin dalgaları,çırpınışları değil mi?..Sebbaha ve Yüsebbihu
diye başlayan ayetler;
bugün bilimsel çevrelerde tartışmalı sayılan KUANTUM TEORİSİni
işaret ediyor olmasın?!
(…)“Sübhân” kelimesinin de “Se-Be-Ha” kökünden geldiğini
söylüyor ve hemen susuyorum.Sübhânın anlamını Ehlullah
bilecektir.
DAĞLARI DA BİRER ÇİVİ YAPTIK:
Nebe’ Suresinin 7.ayetinde;dağların yer yüzüne kazık gibi
çakılarak bağlantı ve sağlamlığı pekiştirdiğini öğreniyoruz.
Modern bilim bunu doğruluyor.Yer kabuğu boyunca uzanan,kimi
yerde birbirinin üstüne çıkan kime yerde altına giren fay
hatlarının,yer katmanlarının çivi misali dağlarla raptedildiği
kaydediliyor.Bu;işin zahiri.Kur’an’ın en az nefis mertebeleri
adedince(7 değişik) manasının olduğu,bazı hakikat önderlerinin
bu sayıyı 14’e kadar çıkardığını da biliyoruz.
Çivilenen dağları yine özde görmeye çalışacağız.İnsanoğlu
duygu,düşünce
katmanları içinde yaşıyor.Bir zahir,bir de batın yönümüz
var.Aklımız kadar hissiyatımız da hareketlerimizde etkin.Bütün
bunları dengeleyecek,tek doğrultuda sabitleyecek çivi gerek!..
Yeryüzüne çakılan çivileri biz EVLİYAULLAH diye
düşündük.Dünya dengesini onlar koruyor.Ne zaman düşünce ve dini
hayatta bozulmalar olsa onlardan biri gelip hadisenin orta
yerine çivilenerek kitleleri birleştiriyor,sabitliyor. Düşünce
dünyası bazen aşırı Zahirilik,bazen de aşırı Batinilik
sarsıntısı geçirdiğinde dağ misali bir Allah
Dostu,yaşamı-fikirleri ve öğretisi ile gönüllere
giriyor,bağlantıları yapıp SIRAT-I MUSTAKİM çizgisindeki TEK
noktada bütünlüğü sağlıyor!..
Toplumsal manadaki bu perçinleme kişisel bağlamda da
geçerli.Zahir katmanı ile Batın katmanlarının ayrık durduğu
yerde gönül ehli,ikisini çiviliyor da yepyeni bir idrak sunuyor
size.Mevlana’nın zahirle batınını Şems,Yunus’unkini Taptuk,Ebu
Hanife’ninkini İmam Cafer(r.a)birleştirmiş.Dağ misali zirve bir
bilinç,yüksek enerji kaynağı;Aşk çivisi ile raptetmiş mümin
gönülleri.
***
Söyledik ya,bir ayetin en az yedi değişik anlamı var.Doğrusunu
Allah ve Rasülü bilir diyerek,manaları fark edebilenlerden
olmanızı gönülden diliyorum.
Önceki Kur’an Tetkikleri İçin:
http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/tetkik.html
http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/kurantetkikleri.html
http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/tetkik3.html
Mehmet DOĞRAMACI
İstanbul - 10.08.2005
m_dogramaci@yahoo.com
http://sufizmveinsan.com
|