Kur’an Tetkikleri - 4

Kur’an denizindeki seyrimize devam ediyoruz. İnsan ayetlerin ortasına gönlünü,

yüreğini koyarsa,her dönem yeni anlamlar sezmesi,görmesi mümkün.

EBU LEHEB’İN ELLERİ KURUSUN!.. Ebu Cehil İslamiyetin baş düşmanı olmasına rağmen Onun adı yok Kur’an’da.Ebu Leheb,üstelik karısı ile birlikte zikredilmiş.Hem de namazda sıkça okunan bir surede.Katmerli müşrikin adı niçin Kur’an’a girmiş olabilir?..

Kelimelerde çok işaretler saklı.Adamın asıl adı Ebu Leheb değil.Bu Onun lakabı.

Ona Leheb lakabını Rasül’den çok önce,Mekke’liler vermiş.Leheb:Siması Kırmızıya

Çalan demek.Bir diğer manası da;öfkeli-hırçın-ateşli-basit olaylarda bile par diye yanan kimse!..Ebu Leheb hakikaten öyle.Kendiyle barışık olmayan,içsel kavgaları insanlarla geçimsizlik şeklinde dışa vurmuş asabi,hatta psikopat bir tip.Bu sebeple Rasül ve ashabı Ona Öfkenin,Ateşin Babası anlamına Ebu Leheb diyorlar.

Konumuz geçmişte yaşamış Ebu Leheb değil tabii ki.Biz Kur’an’da hala diri olan Ebu Leheb’le bize namazda neyin tekrarı yaptırılıyor onu anlamaya çalışıyoruz.

Öfke,hırçınlık,asabiyet ve iç çekişme insanı çok şeyden mahrum eder.Kızgınlık;

bizi ateşe çeken mıknatıstır adeta.Rasül,öfke kontrolünün önemine şöyle değinmiş.Sahabeden biri gelir ve sorar:

-Ya Rasülallah beni cehennemden kurtaracak küçük,basit,sade bir şey söyle!

Rasül buyurur:KIZMA!...

Bir daha sorar.Rasül yine:KIZMA!..

Üçüncü kez de sorunca aynı cevabı alır.

TEBBET SURESİndeki anlamı bir daha okuyalım:TEBBET YEDÂ EBÎ LEHEBİN VE TEBBE MÂ AĞNÂ ANHU MALUHÛ VE MÂ KESEB!..“Ebu Leheb’in İki eli kurusun!

Zaten kurudu.Ona malı ve kazancı fayda vermedi.”

Biz,bütün çağlara hitap eden Kur’an’da Tebbet manasını Ebu Leheb’in şahsından kurtarıp özde düşünürsek:“Öfkelenen,hırçın,kızgın ve asabi kimsenin iki eli de kurusun,kurur.Ona sermayesi ve kazancı fayda vermez.”anlamına varırız.

Eki El;batıni anlamda insanın hayatiyet mihveri AKIL-DUYGU diye düşünelim.

Sermayeyi GENETİKLE ALINAN KİŞİLİK MİRASI;Kazancı da İLİM-BİLGİ BİRİKİMİ diye düşünelim.Mana bakalım ne olacak?

(EBU LEHEB’İN)Öfkeli,kızgın,asabi kimsenin (İKİ ELİ)Aklı-Duygusu(KURUSUN)

faydasız hale gelsin.(KURUDU DA)Zaten fayda vermez,işlevsiz hale gelir.(ONA)

Kızgın kişiye (MALI)genetik miras olarak aldığı kabiliyetleri ve (KAZANCI)

sonradan kazandığı ilmi-bilgisi (FAYDA VERMEDİ)hiçbir fayda vermez!...

Kızdığımız zaman ne kabiliyetlerimizi ne de akıl ve mantığımızı kullanamadığımız, sonuçta  zararlı çıktığımız bir gerçek değil mi?..

TESBİH NE DEMEK? Tesbih kelimesi ve onun ana kökü “Se-Be-Ha” dan türeyen kavramlar Kur’ân-ı Kerim’de çok fazla geçiyor.SEBBAHA-YUSEBBİHU diye

başlayan sure ve ayetlerde “Yerde ve göklerde ne varsa Allah’ı tesbih eder” anlamını tekrarlıyoruz.

Se-Be-Ha:YÜZMEK…Bildiğiniz suda yüzmek,deriyi yüzmek değil.İyi de bu yüzmek ile Allah’ı tesbih etmek arasında ne bağlantı var? Üstelik yerde ve göklerde ne varsa,yani yaratılmışlar aleminde ne görünüyorsa hepsi doğal olarak,otomatik olarak tesbih halindeler!..Yani alemde mevcut her şey (Tesbih ediyor);yüzme hareketi yapıyor.Maddenin özüne doğru gidildikçe atom,atom altı ve fotonlarla tanışıyoruz.Bazen tanecik,bazen dalga hareketi olarak gözlenen fotonlar da engin bir evrende yüzmüyor mu?...Birimsel bakış aşıldığında,evrensel öz tek değil mi?..Öyle düşünülürse yaratılmışlar dünyasında görünenler;aynı-tek denizin dalgaları,çırpınışları değil mi?..Sebbaha ve Yüsebbihu diye başlayan ayetler;

bugün bilimsel çevrelerde tartışmalı sayılan KUANTUM TEORİSİni işaret ediyor olmasın?! (…)“Sübhân” kelimesinin de “Se-Be-Ha” kökünden geldiğini söylüyor ve hemen susuyorum.Sübhânın anlamını Ehlullah bilecektir.

DAĞLARI DA BİRER ÇİVİ YAPTIK: Nebe’ Suresinin 7.ayetinde;dağların yer yüzüne kazık gibi çakılarak bağlantı ve sağlamlığı pekiştirdiğini öğreniyoruz.

Modern bilim bunu doğruluyor.Yer kabuğu boyunca uzanan,kimi yerde birbirinin üstüne çıkan kime yerde altına giren fay hatlarının,yer katmanlarının çivi misali dağlarla raptedildiği kaydediliyor.Bu;işin zahiri.Kur’an’ın en az nefis mertebeleri adedince(7 değişik) manasının olduğu,bazı hakikat önderlerinin bu sayıyı 14’e kadar çıkardığını da biliyoruz.

Çivilenen dağları yine özde görmeye çalışacağız.İnsanoğlu duygu,düşünce

katmanları içinde yaşıyor.Bir zahir,bir de batın yönümüz var.Aklımız kadar hissiyatımız da hareketlerimizde etkin.Bütün bunları dengeleyecek,tek doğrultuda sabitleyecek çivi gerek!..

Yeryüzüne çakılan çivileri biz EVLİYAULLAH diye düşündük.Dünya dengesini onlar koruyor.Ne zaman düşünce ve dini hayatta bozulmalar olsa onlardan biri gelip hadisenin orta yerine çivilenerek kitleleri birleştiriyor,sabitliyor. Düşünce dünyası bazen aşırı Zahirilik,bazen de aşırı Batinilik sarsıntısı geçirdiğinde dağ misali bir Allah Dostu,yaşamı-fikirleri ve öğretisi ile gönüllere giriyor,bağlantıları yapıp SIRAT-I MUSTAKİM çizgisindeki TEK noktada bütünlüğü sağlıyor!..

Toplumsal manadaki bu perçinleme kişisel bağlamda da geçerli.Zahir katmanı ile Batın katmanlarının ayrık durduğu yerde gönül ehli,ikisini çiviliyor da yepyeni bir idrak sunuyor size.Mevlana’nın zahirle batınını Şems,Yunus’unkini Taptuk,Ebu Hanife’ninkini İmam Cafer(r.a)birleştirmiş.Dağ misali zirve bir bilinç,yüksek enerji kaynağı;Aşk çivisi ile raptetmiş mümin gönülleri.

***

Söyledik ya,bir ayetin en az yedi değişik anlamı var.Doğrusunu Allah ve Rasülü bilir diyerek,manaları fark edebilenlerden olmanızı gönülden diliyorum.

Önceki Kur’an Tetkikleri İçin:

http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/tetkik.html
http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/kurantetkikleri.html
http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/tetkik3.html

Mehmet DOĞRAMACI
İstanbul - 10.
08.2005
m_dogramaci@yahoo.com
 http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail