İyimserlik, yalnız kişiler değil, toplumsal yaşam için de aranan bir özelliktir. İyimserlik havası ileriye yönelik bekleyişlerin olumlu olabileceği sinyalini verir ve bu halin nedenleri vardır. Gerçekleşebilen, elverişli koşullar iyimserliğin dilemesi ile mümkündür.

Bazı gelişmeler, iyimser olmayı haklı gösterecek nitelikte midir? Bu soruyu zaman cevaplar. Ancak, iyimserliği aşırılığa götürerek hayalciliğe dönüştürmek çok sakıncalı olabilir. Bizler yaşam boyunca iyimserlik ile hayalciliği karıştırmışızdır.
Hayalcilikte, akılcılıktan pek söz edilemez. Düşünülenlerin yoğunlaşması yok denecek kadar azdır. Konuşmalarda sıkça kullanılan
“ umarım” sözcüğü, bir bakıma, kişiyi hayalcilikten kurtarıp iyimserliğe yönlendirir.
Hayal kurmak, kuşkusuz insan yaşamının önemli bir gereksinimidir. Ama getirdikleri de yok denecek kadar azdır.

Yahya Kemal ise, hayalin insan yaşamında önemli bir yapı taşı olduğunu savunanlardan.
“İnsan bu alemde hayal ettiği müddetçe yaşar” dizesiyle düşüncelerini dile getirmiş.

Şayet belli nedenler var ve somut veriler söz konusuysa hayalcilik, yerini ister istemez iyimserliğe bırakır. Konuları düşünmeden, irdelemeden, ciddi bir neden olmadan bir yerlere varma isteği, hayalden öte bir şey değildir.

Toplum veya kendisi için bugüne değin yararlı bir şey yapmamış kişilerin düşünceleri hayalden sıyrılamaz, ileriye yönelik olamaz, somut örnekleri yoktur.

Herhangi bir düşünce veya felsefe, sağladığı olanaklar ile kendinden söz ettirebilir ve faydalı olabilir. Ama, düşünce dünyamızı, benliğimizi çirkinliklerden koruyamıyor veya kurtulmasına yardımcı olamıyor, düzenin olgunlaşmasını temin edemiyor, aksine gevşeyip laçkalaşmasına yol açıyorsak, bu felsefe bırakın iyimserliği, hayal kavramı ile dahi tasvir edilemez.

Aslına bakarsanız, iyimserliğimizin dahi analiz edilecek birçok yanı var. Bunlar bizi uyarmaya çalışır. Biz uyarıları görmezlikten gelir, daha mantıklı düşünmeyi reddedersek, ortamda oluşan herhangi bir değişiklik karşısında şaşırır hale geliriz. Bu bakımdan iyimserlik, bir nebze de olsa, hayalcilikten, hayal kurmaktan iyidir. İnsanı dizginler. İyimserlikte bir temenni bulunur. Hayalde ise buna benzer nitelikler...

Gerçekler doğruya ve aydınlığa, düşler ise karanlığa ve yanlışa götürür. Belirli bir kültür seviyesi, iyimserliğin olgunlaşabilmesi, yaşanabilmesi bakımından önemli bir etmendir. Gereksiz ve hayali mesajlar, boş konuşmalar, gevezelikler, kişinin anlamsız ve saçma olduğunu bilmesine rağmen, düşünmekten kendini alıkoyamadığı fikirler, imaj veya düşünceler, kısaca Obsesyon hali, insanı iyimserlik havasından uzaklaştırmaktadır.

Hayalin netlik kazanabilmesi, düşünsel boyutta mutlaka bir gerçeğe uzanmasını gerektirir. Olmayacak düşüncelerle hayallere dalmak, asla somut verilere yaklaşmak değildir.

Düşüncelerimizde hayal ile kopukluk ve iletişimsizlik var. Dolayısıyla, hayallerin insana asla ulaşmadığı görülüyor. Görüyorsunuz adı bile hayal, yani boş bir düşünce...
Olmayacak bir serüvene uzanma isteği.

İnsan hayalini iyimserliğe terk edebildiği sürece, şüphesiz daha akılcı ve yaşama sevinci ile daha dolu bir hale gelecektir.

İstanbul - 05.11.2001
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail