|
 
oplumsal
yaşantımızı etkileyen, hatta belirleyen birçok etken var.
Bunlardan birine değişik vesilelerle bazı yazılarımda yer
verdim. Yine değinmeden geçemeyeceğim.
Bundan yaklaşık
yedi- sekiz yıl önce dost sohbetlerinde, “...Ne
kadar önlem alınırsa alınsın,
ceza oranları da ne derece artırılırsa
artırılsın, trafik kazalarını önlemeye asla gücümüz
yetmeyecektir. Zira, Türk insanında bir umursamazlık geni
var; bu nedenle kazalara engel olmak mümkün değildir. Kazaların
bizde batıya oranla çok daha fazla oluşunun sebebi budur.“
dediğimde birçok arkadaşın yüzüme tuhaf tuhaf bakıp “ ne diyor bu adam yahu ! “ diye mırıldandığını işitir gibiydim. Oysa, bugün gelişen bilim
ve teknoloji, düşüncelerimi haklı çıkaran bulguları önümüze
getirmeye başladı...
Şöyle ki;
“ABD’ de yapılan bir araştırma
‘trafik canavarlığı’ nın kalıtsal olduğunu
ortaya çıkardı. Eğer siz araba kullanırken canavarlaşıyorsanız,
çocuğunuz da sizin bir kopyanız olacak.” “Erkek çocuklar,
kızlara oranla % 50 daha fazla kaza yapıyorlar.”
Cumhuriyet
Gazetesi Bilim Dergisi’nde yer alan habere göre, son beş yılda en az üç kez trafik kazası yapan ebeveynlerin çocukları,
hiç kaza yapmayanların çocuklarına göre
% 22 daha fazla kaza yapma riski taşıyorlar. Trafik
kurallarını ihlâl edenlerin çocukları, bunlara uyanlarınkine
oranla, kuralları % 30 daha fazla çiğniyorlar.
Bu araştırma,
otoyol güvenliği için Sigorta Enstitüsü’nden
Susan Ferguson’un Kuzey
Carolina’da 140 bin ailenin trafik kayıtlarını
incelemesiyle gerçekleştirildi. Sonuçları değerlendiren İngiliz
Trafik Kazalarını Önleme Derneği’nden Jane Eason, çocukların,
ebeveynlerini örnek almalarının doğal olduğunu belirtti.
“
(Hürriyet; 11 mart
2001)
İkinci ve çok
önemli bir konu daha var!..
Geçtiğimiz günlerde
yine Hürriyet
Gazetesi köşe yazarlarından
Cüneyt ÜLSEVER, tüm ulusu ilgilendiren bir meseleyi “ Kullanılmış
Keresteden Yeni Bina Olmaz ” başlığıyla
masaya yatırmış.
Ülsever
yazısında özetle bakın ne diyor;
“TÜRKİYE' nin
yeni bir ekonomik programa ihtiyacı olduğu bir gerçek. On
üç ay yirmi iki gün süren ve sonunda çöken son programın
acı ilacını boşu boşuna içtikten sonra, yeniden bir acı
ilaç içmeye mecburuz. Başka çare yok ...”
Siyaset’ten
anlamadığımı kaç kez söylemişimdir. Ama bu, ülkenin
ekonomik durumu ile de ilgilenmiyorum
demek değildir. Herhalde uzayda
yaşamıyorum. Ekonomi ile ilintili herkes gibi benim de
bazı görüşlerim var. Öncelikle şunu söylemeliyim; “Ekonomi
bilimine “ inanmıyorum . Her aşamada, bünyesindeki
akademisyenlere defalarca işe yaramaz tezler yazdırmayı başarmış
olan bu sistem,insanları biraz daha
cendereye sokup
canından bezdirecek
bir hale getiriyorsa buna nasıl bir bilim dalı diyebilirim ki?
Kendimi daha ziyade,
kalkınma içindeki ülkelerin ancak doğal zenginlikleri varsa,
ayakta durabilecekleri görüşüne yatkın buluyorum.
Bu konudaki değer yargılarım
şu suallerden kaynaklanıyor...
Neden petrol yatakları bulunan ülkelerde bu anlamsız ekonomik
çöküntüler oluşmuyor?.
Yerden doğal gaz fışkıran
bir ülke,
bu acı reçetelerle karşılaşmıyor!
Cevabını verebilir misiniz?
Üretimle ilgisi olmadığı belli. Çok açık...
Bizdeki
kadar bile üretim olmayan bir ülkede neden aynı sonuç yaşanmıyor?
Evet toplum olarak zor
günler geçiriyoruz.Yaşanan sıkıntıların kaynağında
plansız programsız uygulamalar var. Bu olumsuz faktörüde
dikkate almalıyız.
Sözün kısası,
Ülsever’in de dediği gibi “tekrarı olabilecek bir acı reçete
bizleri beklemektedir.“
Ama, elde başka olanaklar yoksa yapılacak tek şey,
idare kabilinden günü birlik bir çözüm olsa da, yine
eskileri kullanmak olacaktır.
Ve bu böyle devam edecek. Örnekleri Brezilya, Arjantin...
Bir müddet önce bu ülkelerde ekonomi düzelmişti. Şimdi tekrar dar boğaz içindeler. Hatta Türkiye’nin şartlarından bile etkilendiler. Sebebide yukarıda belirttiğim etken..
Sadede gelip sıkı düşünelim. Eleştiri
yaparken de kapasitemizi iyi tespit edelim.
Ortak kararımız şu olmalı: Evet, yeni bina
yapılabilmesi için yeni kerestenin kullanılması elzem. Ama
imkânlar elvermiyorsa, eskileri
de kullanma mecburiyeti vardır. Ayrıca, biraz sağlam bir
zemine oturması da gerekiyor.
Zira zelzelelerden bir türlü kurtulamayan ülkemizde
aranan ilk şart da bu...
İstanbul
- 21.03.2000
http://afyuksel.com
|