|
 
vrim
teorisi, insanla maymunun aynı türden geldiğini ileri sürüyor.
Ancak 'İnsan' sözcüğü, bir anlamda, maymundan ayrılan özellikleri
vurgular.
Ayrıcalıkları
neler olabilir!
'' Büyük kafatası, dik alın, çıkıntılı burun, on iki
çift kaburga kemiği,
Diş kemerleri, tam kapanabilen üst ve alt kesici dişler, pek
uzun olmayan köpek dişleri, belirgin çift tümsekli küçük
azılar, geç çıkan ya da hiç çıkmayan üçüncü büyük
azı, hazır ol duruşunda uyluğun ortasına ulaşabilen kısa
kollar, çukur tabanlı ayak, elde başparmağı, öteki
parmaklarla karşılaştırma yetisi, kısa ayak parmakları...''
gibi
Geçirdiği aşamalar incelendiğinde ise,
Onun “ Homo erectus (dik yürüyen), Homo faber (alet
yapan), Homo lingua (konuşan, dili olan), Homo symbolicus
(soyutlayabilen), Homo Curiosus (araştıran) ve nihayet bir
Homo Sapiens (akıl sahibi) “ olduğu ve bu özelliklerin, hiçbir primatta bulunmadığı görülüyor.
Listenin
uzaması mümkün,
özetle insanın
hayvandan farklı bir yapı taşıdığını söylemek gerekir.
Sadece bu kadar değil tabiki...
İnsan
düşünebilen, tefekkür yeteneği olan, olaylara ferasetle
bakmasını bilen, araştıran, neden- niçin gibi soruların
karşılığını bulan bir varlıktır. Onu farklı kılan
niteliklerinden biri
de hazımlı olabilmesidir..
Kabul edelim ki, biçimsel aksaklıkların altında da hep
“hazımsızlık“ yatıyor.
Allah
rahmet etsin yaklaşık kırk yıl evvel, çok az tanıma fırsatını
bulduğum, Erzincanlı
olan ve “Dede Paşa“ lakabı ile anılan, yaşlı,
muhterem bir zat vardı. Tam bir gönül adamı olduğunu her
halinden belli eder , örneğin kendinden yaşça küçük
insanlara oldukça müşfik davranır, onlara gerekli saygıyı
göstermeyi ihmal etmez, her halükârda yardımcı olur veya
yardım edilmesini tavsiye ederdi. Kısaca, kendisine yapılması
gerekeni önce o yerine getirir ve bunu bir görev sayardı.
Arada bir hiciv dolu sözler ederdi; etrafındakiler de bu sözlerden
paylarına düşeni alır, kendilerine çeki düzen verir ve ona
müteşekkir kalırlardı.
Bir gün benim bulunmadığım bir dost meclisinde yemekten
sonra “Allah hazmını versin“ demiş, davetliler bu
kelâmı önceleri yemeğin hazmedilmesi hususunda bir temenni sanmış,
ancak daha sonra onun bu sözlerinden “mantıksal savurganlık
yapılmaması, her yerde akıl yürütülmemesi, bilmezliğe bürünmenin
daha faydalı olacağı, bireyin ulaşacağı sonuçları önceden
hesap edebilmek için belirli ve kesin bir tavır alması ve bu
nedenle de mutlaka hazımlı olunması gerektiği" gibi
bir mana çıkartmışlardı. Kastetmek istediği de zaten
buydu. Bu tür konuşmaları yaratıcı taraflarından
biriydi.
O gün bugün bu söz aklımdan hiç çıkmadı.
İnsanların toplum içinde başarısız olmalarının en önemli
sebeplerinden biri hiç şüphesiz, yaşadıkları duyguları,
zeminin müsait olup olmadığına aldırış etmeksizin ortaya
koymalarıdır.
Buna, halk deyimiyle “Patavatsız konuşma“ denmektedir. Her
an bir kargaşaya sebep olacak, gönülleri yıkıma uğratan
aynı zamanda kişinin kendi bünyesinde kimlik
zedelenmesine yol açabilecek, anormalliği yaşatacak söz
konusu hareketin frenlenmesi yerinde bir davranış olacaktır.
Kısaca birey kendini her yönde filitrasyona tabi tutması
gerekir.
İnsanı insan yapan özelliklerden biri de, ağır başlı
olması ve her aklına geleni söylemeyi beceri gibi kabul
etmemesidir.
Yersiz
ve taşkın hareketler toplumsal yaşantıda davranış bozukluğu
olarak kabul edilir ve beklentiler doğrultusunda olmayan bu
fiiller haklı eleştirilere yol açabilir. Hazımsızlık bu
aşamada bir suçluluk duygusu yaratır. Aynı zamanda yapanın
yanına korkuyu da salar. Çok az kişi, bu durumda yapılan eleştirilere
aldırış etmemeyi sürdürebilir.
Dolayısıyla,
hazım ve getirisi üzerinde hassasiyetle durulmaya değer bir
konu olarak göze çarpıyor.
Hazmın daha geniş ve kapsamlı bir hali Sır adını alır
Diğer
yandan, “Sır tutabilme” nin sadece özgüven sahibi
kişiler için geçerli olduğu, tüm Peygamberlerin ve Evliyanın
sır tutabilen insanlardan seçildiği göz önüne alınırsa,
bizler için de hazım denilen
şeyin ne kadar büyük bir anlam taşıdığı ortaya çıkmaz
mı ?
Görüldüğü gibi bu olgu karşımıza yeni bir soru alanı çıkartıyor...
Hazım..!
"Oku'mak ve hazmedebilmek... İşte bütün mesle bu!..." demiş diyen.
İstanbul
- 28.03.2000
http://afyuksel.com
|