|
 
iziksel
ve zihinsel; aşağı ile yukarı hep karışmıştır.
Aşağıda neler olup bittiği ilk anlarda fark edilmez.
Şu an farklı bir konumlamanın peşindeyiz.
Sanki başka uğraş yokmuş gibi, hemen her kesimden bireyin ağzına
pelesenk olan ve mistik açıdan zinadan bile daha yoğun günah oluşturabilen bir olgu ile iç içe yaşıyoruz.
Fısıltı...
Kendisini ilgilendirmeyen konuları takip etmekten vazgeçmeyen,
bunu hayatın bir gerçeği olarak algılayan çok sayıda insan
var.
Ama, ağır erkek havasından mı nedendir bilinmez, dedikoduyu
kendimize pek yakıştıramayız.
İnsanlık için asla bir duyarlılık oluşturmayan bu konuyu haftanın sohbetine almamın sebebi, hiç tanımadığım bir dostun gönül dolusu mesajıyla ilgiliydi.
Bütün gücü ile hayatı sahiplenmiş, aynı şiddetle olaylara tepki göstermiş, soru çengelinin peşini bırakmayan demode anlayışların takılı kaldığı kertede, o özseverliğini korumasını bilmiş olmalı ki, geleneksel beddua yerine, zahir yüzünü dahi görmemiş elini sıkmamış birine,
internet ortamındaki tüm ayrıntılara rağmen
“Senin için dua ediyorum” demeyi becerebiliyor.!
Peşin hükümlülerin,
önyargıda bulunanların, insana değil, hayvana bile yapılmayacak
davranışları gösterenlerin arasında sıra dışı olmanın
hüviyetini taşıyabiliyor.
Ömer
Hayyam’ın bir dörtlüğü gönderildiğinde internet aracılığıyla
seslenmeye ihtiyaç duymuş,
“Onu tanımıyorum ilmini de algılayamıyorum” derken,
kendisini bir yerlere çektiğini söylemeyi de ihmal etmemiştir.
Zorda
kalmaması amacıyla. Ömer Hayyam derinliğine girmek
istemedim. Sadece bu hassas, nazik anlayışı için teşekkür
ettim.
Mistisizmin bu özden gelen haykırışlarını duymak içimi
rahatlatmıştı.
Mesajın
alıcısı bellidir.
Demek
ki fısıltıların bir imge oluşturamadığı yerler ve
insanlar da varmış.
İstanbul
- 04.5.2000
http://afyuksel.com
|