|
 
özlükte
“Terketmek, ayrılmak, ilgisini çekmek” anlamına gelen
Hicret kelimesi kişinin herhangi bir şeyden bedenen ve şuursal
olarak ayrılıp uzaklaşması demektir. Daha çok Hz. Resûlullah'ın
Mekkeden Medineye göç etmesi olayı ile bu kavramın
simgelendiği görülmüştür. Hz. Muhammedin ve müslümanların göçünü ifade eder.
Medineye göç eden Allaha iman etmiş müslümanlara muhacir, Hz. Resûllulah'a ve muhacirlere yardım eden, Medineli müslümanlara da Ensar adı verilmiştir.
Kur’anı
Kerim de Hicret kelimesi yer almamakla birlikte, 31 yerde
“hecr” kökünden gelen çeşitli, türevlerin geçtiğini görmekteyiz.
Örneğin;
“Kur’an’ı terketmek (el-furkan/25-30)” / “Bir
kişiden veya gruptan ayrılmak (el-nisa 4/34; Meryem 19/46, El Müzelmin 73/10)/ “Kötü şeyleri terketmek (el
müddesir 74-5)” / “Allah
uğrunda başka bir yere göç etmek, (el bakara 2/18)”
anlamlarına gelmektedir.
Diğer
taraftan hicretin farklı boyutlarda kullanıldığı da görülmektedir.
Mesela bir Hadiste “Muhacir Allahın yasakladığı günahları terkeden kimsedir” denilmekte. (Buhari İman/4) Başka bir hadiste “Hicretin kötü şeyleri
terketmek” manasına geldiği belirtilmektedir.
Yani “Haramları terkedip kötülüklerden uzaklaşmak”/
“tabiatın dürtüleri istikametinde yaşamayı terketmek şeklinde
kullanılmıştır, Seyri sülük denilen tasavvuf
ehlinin manevi yolculuğuda bir çeşit hicret sayılmıştır.
Bu örneklemeler
dikkate alındığında Hz. Resûlullah'ın yapmış olduğu
miraç da, kesret boyutundan teklik boyutuna yapılan bir
yolculuk olması ciheti ile hicret olarak nitelendirilmelidir.
Kur’anı
Kerim, Hz. Resûlulah'tan önceki dönemlerde, inanan insanların
kafirlerce hicret etmeye zorlandıklarından bunların inançları
doğrultularında yurtlarını bırakıp
başka yerlere göç ettiklerinden bahseder.
Hz. İbrahim
kavmini kendini ateşte yakma teşebbüsü ardından, “doğrusu
ben rabbimin emrettiği yere hicret ediyorum (el Ankebut 29/26)
demiş, ilk etapta Filistine ardından Mısır’a göç edip,
daha sonra da Ken’an diyarına yerleşmiştir.
Hz. İbrahimle beraber Filistine değin, bu hicrete katılan Hz.
Lut nübüvvet görevini yaparken kafirlerin azgınlık ve
ahlaksızlıkları karşısında Allahtan aldığı bir emirle
bir gece vakti inanlarla birlikte vatanından çıkmış arkasına
dönüp bakmadan gitmesi istenilen yere adımlarını atmıştır.
(hud 11/80-81 , el hicr 15/65)
Hz. Şuayb'a kavmin ileri gelen kibirlileri “Ey Şuayb! Kesinlikle seni ve seninle beraber
iman edenleri memleketinden çıkaracağız
yahud dinimize döneceksiniz” demişler. (el-araf 7/88) O’
nu ve müminleri hicrete zorlamışlardır.
Hz. Resûlullah,
ve kendisine inananlarda daha önceki nebi ve Resûller ve ümmetlerinin
akıbetlerine maruz kaldılar. Mekke müşrikleri Resûl-u Ekreme karşı, İslam dinini tebliğe başlamasından itibaren maalesef
olumsuz bir tavır takındılar. Hz. Resûlullah alaya
alındı, O’ na inananlara baskı uygulandı, ve bu baskılar
eziyet ve işkenceye dönüştü.
Hz. Resûlullah İslâm'ın önde gelen isimlerini ve bir grup müslümanı
bu taciz karşısında Habeşistan'a gitmesine izin verdi.
İslâmiyetin
hızla gelişmesine tahammül edemeyen müşriklerin konuyu kan
davasına dökmelerine kadar uzanan hareketleri karşısında
kendisine suikast yapılacağı haberi Cebrail vasıtası ile
bildirildi, Hz. Muhammed Hicret etmek üzere Hz. Ebu Bekr in
evine gitti Onunla beraber bir plan hazırladı, plan gereğince
bir klavuz buldular. Abdullah adındaki bu klavuz müşrik
olmakla beraber, güvenilir ve mert bir kişiydi. Hz. Resûlullah
yolculuğa başlamadan evvel, evi kontrol edebilecek müşrikleri
yanıltmak ve kendisine emanet bırakılan bazı eşyayı
sahiplerine vermek üzere Hz. Ali'yi görevlendirdi.
Hz.
Muhammed Ebu Bekr ile beraber yola çıkarak Mekkenin Güney Batısındaki
Sevr dağına varıp bir mağaraya gizlendiler.
Resûlu Ekrem'i öldürmek ile görevlendirilmiş olan
Mekkeliler onu her yerde aradılar çevreyi taramayı başladılar,
başlarına ödül koyduklarını ilan ettiler. Bu aramalar sırasında
bir grup Hz. Resûlullah ve Ebu Bekr’ in saklandıkları
mağaranın yanına kadar gelmişti. Hatta Hz. Ebu Bekr
bir ara duyduğu seslerden endişe ederek, “Ey Allahın Resûlu
eğilip baksalar bizi görecekler!” diyor, Resûlu Ekrem ise,
Kur’an da işaret edildiği üzere, “Üzülme Elbette Allah
bizimle” cevabı ile onu teskin ediyordu. (Et-Tevbe 9/40).
Allah Resûlunün korunduğu aşikardı, çünkü müşrikler mağaranın yanına kadar geldikleri halde içine bakmadan çekip gittiler. Onların mağaraya bakmadan dönmelerine sebep olarak bir örümceğin mağaranın ağzına ağ ördüğü belirtilmektedir.
Hz. Peygamber'in Sevr dağındaki olayı takib Mekkeden Medine'ye hicreti nedeniyle, İslâm tarihinde yeni bir dönem başlamış, tasavvuf dili ile Fena dan Bekaya dönüşe adım atılmıştır.
Konunun bir başka yönü ise, müşriklerin tacizkar hareketlerinin altında yatan asıl sebebin,
Mekke'nin celalli havasından kaynaklanması, bu konumun Hz. Resûlullah'ın yeniliklere açık olmasını engelleyici bir faktör teşkil etmesi, Allah Resûlu'nun,
isteklerini yapabilmesi için daha ılımlı, müsait şartlara sahip Medine şehrini tercih etmesidir.
İşin enteresan olan yanı,
Müşriklerin mağaranın içine bile bakmalarını engelliyecek
örümcek ağının kısa süre içinde nasıl örüldüğüdür..
Bu perdeyi,
sizce kim yaptı dersiniz.?
İstanbul
- 07.4.2000
http://afyuksel.com
Kaynakça
:
İslam Ansiklopedisi / Türkiye Diyanet Vakfı
|