|
 
nsan
olabilmek kolay değil, elde edilmesi hayli güç bir nitelik!. Bu konuda çok hassas davranan ünlü filozof
Dalai Lama, değişik bir bakış açısı göstermiş. Onun sık sık ettiği duayı yazıyorum,
şöyle bir inceleyelim, insanlık nasıl zor bir işmiş görelim ve artık bir şeyler yapabilmek için
kararımızı verelim.
Lama’nın dua metni şöyle:
“Bir insanla ilişkiye geçtiğimde, kalbimin derinliklerinde, kendimi tüm
insanların en aşağısı ve onu da, en yücesi olarak görebilsem!..
Günahkâr tabiatlı, şiddet dolu günahlar ve elemlerin altında ezilmiş
varlıklar gördüğümde, bu nadir kişileri, sanki değerli bir hazine bulmuş gibi kucaklayabilsem!..
İnsanlar, kıskançlık nedeniyle beni incittiklerinde, iftira edip, benzeri
şeyler yaparak kötü davrandıklarında, uğradığım bozgundan dolayı acı çekebilsem ve zaferi onlara
sunabilsem!..
Büyük bir umutla bağlandığım kişi, beni çok kötü kırdığında, onu en yüce
varlığım olarak kucaklayabilsem!..
Kısacası; doğrudan ya da dolaylı olarak, tüm varlıklara yararlı olabilsem ve onları
mutlu edebilsem!..
Tüm varlıkların uğradığı zararı ve çektikleri acıları kendi üzerimde toplayabilsem!..”
Böyle yapabilirsek, hepimiz güzelliklere ulaşabiliriz diyebilirsiniz!
Lakin, anlaşıldığı kadarıyla bu tavsiyeler,
sadece şuuru biraz olsun bulanmamış insanlara hitap
ediyor.. Bizler
benzer öğretiler ışığında “ İnsan ” olabilmek için çırpınıp durur bu şartları sağlamaya
çalışırken, diğer taraftan toplumumuzda gerginlik git gide artıyor, tırmanışa geçiyor!.. Şayet bu
gerginlik bunalıma dönüşürse, kesinlikle psikolojik bir vakayı da beraberinde getirebilir.
Kimin kime ne yaptığının, ne dediğinin çok önemli olduğu şu günlerin getirisi, insanın kendisindeki esas
güzellikleri fark edememesine sebep oluyor. Bireysel ve toplumsal varoluşumuzda, insani
niteliklerimizi gösteren faaliyet ve ilişkiler, bir nedenle yerini çirkinliklere bırakıveriyor. Ne
getirip götüreceğini bilemediğimiz hususlarda ön yargılı davranmak çok heyecanli bir şekilde taraf tutar
tavır içinde olmak güzelliklere set çeken davranışlardır .
Güzelliklere ulaşabilmeyi, ufku genişleten, kamçılayıcı bir faktör olarak kabul
edebiliriz. Çirkinlikleri oluşturan, daha net bir ifade ile söylemek gerekirse, biraz daha aktif hale
getiren “ eşitsizlik ilkelerinin ” derinine inmek, sanırım bir nebze olsun açıkların
kapanmasını telafi edebilecek bir davranış olacaktır.
Güzelliklerin hakim olduğu bir ortam yaşanırken, bir gün ansızın o güzellikleri
yitirileceğini bilmek çirkinliklere davetiye çıkarmak anlamına gelmez. Diğer taraftan, kişilerdeki
sürekli bir “ üstünlük ispatı ” duygusu, ötekini yok etme anlayışını körüklediği gibi,
haliyle çeşitli olumsuzlukları da beraberinde getirecektir. Bu koşullarda birileri üste
çıkıp hükmetmeye, birileri de isteyerek ya da istemeyerek söylenenlere uymaya başlıyor. Anlaşmazlıkların
çoğu da bu tahakkümle ilişkin konulardan çıkıyor ve taraflardaki bütün güzelliklerin kapanmasına,
çirkinliklerin açılmasına vesile oluyor.
İnsan olmak ve güzellikleri yaşamak için, insani
temennilerde bulunabilmek, karşındakinin hakkını çok iyi düşünmek, yapılabileceklerin belki de en
iyisidir!.. Güzelliklerle çirkinliklerin bazen birbirine karıştırılması, saplantıların,
çıkarların, hırsların insanlık adına yol gösterici olması, sonradan telafisi imkânsız olacak yanlışları
da beraberinde getirecektir.
İstanbul
- 23.05.2000
http://sufizmveinsan.com
|