|
 
ireysel gelişim serüveni, insanlık tarihi boyunca yaşanan bir olgudur.
İnsan
Mutlak Varlığın kendine bahşettiği güçlerini kontrol altına
aldığı, onları daha güzel bir yaşam için kullandığı sürece
ilerlemeler kaydeder.
Bugün
ilerleyen teknoloji sayesinde, zaman ve mekân bağımlılığı
olmaksızın yaşıyoruz. Elektronik çağ,sayısız kapılar açıyor
.Örneğin, sağlık alanında
kullanılan teknoloji ile hem insanı tehdit eden hastalıklarla
başa çıkmada hem de yüzyıllarca insana sır kalan bilgilere
ulaşmada epeyce yol kat ediliyor. İletişim ve ulaşım için
her gün yeni bir kolaylık getiriliyor.
Eğitim/öğrenim büyük çaplı dönüşümlerden geçiyor. Bu
noktada eğitim sistemini, ezbercilik ve
nakilcilikten, bilgi depolama alanına kaydırıp, düşünmeye
sevk ederek bu yönde
bir ivme kazandırmak gerekiyor.
Toplum
yaşayışında köklü değişikliklerle karşı karşıya kalıyoruz.
Yüzyıllardır süregelen kölelik, son iki yüzyıl içinde
gezegen çapında yürütülen devrim sonucunda hemen hemen tümüyle
ortadan kalkıyor. Binlerce yıldır erkeğin bir adım
gerisinde yürüyen, siyasi, ekonomik iktidar kapıları kapalı
tutulan kadınlar, en geri kalmış toplumlarda bile bu
konularda erkeklerle eşit duruma geliyorlar. Çağdaş
tarihimizde ilk kez büyük saldırı savaşları, saldırgan
devletlerin yurttaşları tarafından
kınandığı için son buluyor. Körükörüne milliyetçilik
ve anlamsız gurur duygularının
kışkırtılarak galeyana getirilmesi şiddetini yitiriyor.
Hayat standardının yükselmesi nedeniyle , dünyanın her
yerinde çocuklara daha iyi davranılıyor. Son yirmi otuz yılda
gezegen çapındaki değişimler insan soyunun sürdürülebilmesi
yolunda gerçekleşiyor.
Hepimizin tek bir türden geldiği bilinci yerleşmeye başlıyor.
Bütün
bu değişimlerle birlikte, özgür, rahat ve kolay, alt yapı
sorunlarını bir nebze olsun halledebilmiş, ufuk açan bilgi
ve üretimle katkılı sanal gerçekliği bulma ve yaratma
yollarını keşfetmiş bir kültüre eğilim duymaktayız. Diğer
taraftan toplumsal değer yargılarımızda istikrarı yakalayıp
önemli yenilikler sağlamamız gerekiyor.
Örneğin,
sadece yakın çevremizdeki bireylerle ilişkilere girmek yanında,
dünyanın herhangi bir ülkesinde oluşan değer ortamlarını
kabul eder hale gelebilmeliyiz. Sırf bize yabancı olduğu için
güvensizlik ya da nefret duygularıyla baktığımız farklı
kişi ya da toplumların ayakta kalabilmek için gereksindiğimiz
bilgiyi sunan kaynaklar olduğunu unutmamalıyız.
Sadece
beklenti içinde olan değil,yenilik peşinde koşan ve bunu her
sahaya yansıtabilme hünerine sahip toplumları örnek
alabilmeliyiz. Kadercilik anlayışının üstünü örten,
geleceğini köşelendiren, şekillendiren, aynı zamanda
planlayan ve istenilen yönde değiştirmek için çaba gösteren
birey sınıfına dahil olabilmeliyiz.
Bazen
yeteri kadar bilgi birikmesi halinde köklü değişikliler
yapmak gerekebilir; bunun insana acı veren ağır bedelleri de
olabilir. Ancak, “İlmin ateşin arkasında olduğu” gerçeğini
görmezden gelmeye devam ettikçe bireysel gelişimden de söz
etmek imkânsız olacaktır.
Unutulmamalıdır
ki, araştırıcı, düşünen, düşündüren, üretici, yaratıcı
özelliklerin atıl bir halde kalmasına izin vermeyen bireyler,
katılımcı ve paylaşımcı nitelikleriyle toplumsal yaşamda
her zaman söz sahibi olabilmiş, aranan,özlenen bireyler olmuşlardır.
"Başdöndürücü
bir hızın yaşandığı çağımızda geleceğin mirasçıları
kendilerini yetiştirenlerdir. " diyen Eric Hofer,
teknolojinin çağımıza yansıttığı değerleri ve bireyin
bu ortamda yapabileceklerini çok güzel bir şekilde özetlemiş.
İstanbul
- 05.10.2000
http://afyuksel.com
|