|
 
e
ma erselnake...” ( Enbiyâ 107) diye başlayan Âyet, alemlere
Rahmet olarak indirilene işarettir.
‘Rahmet’
önce ‘Ümmül
Kitap’ olan ve “Tüm
varlığın yaratılış sisteminde” ilk sırayı alan Ruh’a
aittir. Kâinatta ne varsa O’nun hakikâtinin hürmetine yaratıldığı
ve Hz.Ali’nin, “Nokta” sembolüyle ifade ettiği “Ruh”un varlığı, Alemin
start alışı bir başka ifadeyle yayılma noktasıdır.
Kişiliği
yönü ile İnsan-ı Kâmil,
hayatiyeti ile Ruhu Azam
adını alan yapı, bir melek, aynı zamanda orijin İnsan-ı
Kâmil’dir.
Yeryüzü İnsan-ı Kâmilleri
ise, O’nun vekilleridir.
Et-Tin Sûresinde,
“Ahsen-i Takvim” olarak belirtilen O’dur.
~~
“Ya
Gavs-ı Azam!.. İnsanı meydana getirdim, beni taşıyan olması
için... Mükevvenâtı da insanı taşıması için meydana
getirdim.”
Abdülkadir
Geylani Hazretlerinin Gavsiye Açıklamasından alınan bu bölümde,
Mutlak varlığı taşıyacak
mekarim-i ahlak sahibi olan varlık kendisidir. Mekarim-i ahlak sahibini algılayabilecek olan ise mükevvenattır
(yaratıkların hepsi)...
~~
Ağabey
ile Üstad;
kelimeleri arasında fark var mıdır?
sorusunun yanıtı şöyledir:
Ağabey,
yaşça büyük erkeğe sevgi ve saygı belirtmek için kullanılan
bir sözcüktür.
Üstad,
“her şeyi en iyi şekilde bilen” anlamına gelir. Saygınlık
belirten ağabeylik kavramını da kapsamına alır; daha geniş
ve şumûllüdür.
~~
Kulluğun
Rab’la olan bağlantısı ile, “HU”
ya bağlantısı arasında sadece isim benzerliği vardır.
Rabbın
kulluğunda ağırlıklı isimlerin kaydında olma, Hu'ya dönük
kullukta isimlerin kaydından beri bir yaşam vardır.
~~
Allah
isminin mânâsını algılayabilmede, ‘nedir?’ değil
de, “ne değildir?” sorusu ile yaklaşabilmek, bu
manayı tanımaya yardımcı olacaktır...
Ancak
bireyde, öncelikle Tanrı
mefhumunun kafalardan mutlaka silinmesi gerekir.
Yaşamınızdan
on dakikalık bir kesit alıp inceleyin; içinde Tanrı’ya dayanan birçok öğe bulacaksınız.
Hz.
Muhammed’in
(s.a.v) Kelime-yi Tevhid’ de açıkça belirttiği “Tanrı yoktur” anlayışı,
beyinlere kolay kolay yerleşmiyor.
Gerçek anlamın yaşamak için
günde elli milyon kere dil ile tekrar etmek yeterli değildir.
Önemli
olan mânâsını anlayabilmektir. O da ilim gerektirir.
~~
Kur’an
‘ın tamamının ilim olduğunu
bildiren Efendimiz, batın, zahir, Ledün ve Zat ilminin yanı sıra,
Fizik, Kimya, Astronomi ve Astroloji gibi bilim dallarına da işaret
etmiştir.
Bu
arada, kısmen de olsa Fizik ilminin insanın ruh yapısı,
kimya ilminin de biyolojik varlığı ile ilgili olduğunu söylemede
yarar var.
İçinde
yaşadığımız sistemi açıklayan Astroloji ilmi, İdris
Aleyhisselam’dan bu yana bilinmesine rağmen, tanrı anlayışını
perçinlememek için, algılama potansiyeli yüksek, bazı ehil
zatların dışında, genele örtülü kalmıştır.
Hz.
Resûlallah, Kur’an ‘ın toplu olarak kabul edip tasnife
gitmediği konularda, günün ilmi ve yaşam koşullarını dikkâte
alarak, yerine ve zamanına göre detaya girmiş, anlattıklarını,
dinleyenlerin kapasitelerine göre şekillendirmiştir.
Astroloji ilminin yanısıra Vahdet/Teklik ilmini de sınırlı
bir şekilde açmıştır.
“Ben
Resûlallah Efendimiz’den iki kap ilim aldım; birini size açtım,
diğerini de açsaydım gırtlağımı keserdiniz” diyen
Ebu Hureyre ‘nin sözleri, anlatılanları doğrulamaktadır.
Günümüzün
müsbet ilmi, insanda trend oluşturmuş kabiliyet ve
istidatlara pozitif açı kazandırarak, bir anlamda dinin daha
iyi algılanmasına vesile olmuştur.
Bu
nedenle, populer bilim, Hz.Resulûllahın
buyurduğu “faydalı
ilim” kapsamında değerlendirilmelidir.
Bu
açıklamalar tanrı kavramını yok edici niteliktedir.
~~
İbadet
adı verilen çalışmaların, tümüyle beynin biyoelektrik ve
biyoşimik yapısıyla ilgili olduğunu, onun ürettiği ışınsal
yapıya ilim ve enerji yüklemeye çalıştığı gerçeğini diğer
yandan kendine irfan sahibi olabilme, aslını ve hakikatını
tanıma anlayışı ile karıştırmamak gerekiyor.
~~
“Ben
gizli bir hazine idim. Bilinmekliğimi istedim, yarattım alemi;
bilmekliğimi istedim, yarattım Adem’i”
kudsi hadisini ise şu şekilde algılamak gerekir.
Bu
sözle varoluş şekli açıklanırken, gizli olanın
evrensellik ve adem adı altında zahir olduğu da anlatılmaktadır.
Zira düşünülen, düşünenden ayrı olmadığı gibi, yaratılanda
yaratandan ayrı değildir.
İstanbul
- 19.5.2000
http://afyuksel.com
|