|
|
|
Ulusça
bir hastalığımız var, beğenmeme... Benjamin
Toshcak... Trafik
kurallarına uymayı sevmeyiz, pek de beceremeyiz. Kargaşadan, kazalardan
şikâyet ederiz, ama getirilen katı cezaları da pek beğenmeyiz... Milletimiz
affedicidir, affedilen sevilir. Bir af kanunu çıkartır, ardından
kendimiz dahi çıkarılanı tenkit ederiz. Af edilmesi düşünülenler ise, isyan başlatır. Cezaevindeki, şartların insan yaşamı için elverişli olmadığını bahane eder, kısaca beğenmezler. Çok yönlüyüz,
Avrupa’ya yanaşırız, ama tenkit
edilmek işimize gelmez; kendimizi ancak biz beğenmeyebiliriz!.. Arap ülkelerine yakınlaşma asla söz konusu olamaz; zira, onlar beğenilmemek için varolmuşlardır!.. İşsizler
ordusu içindeyken bir işe talip olur; çalışmak amacıyla binlerce kişi
arasında imtihana girer, başarır, büyük emeklerle elde ettiğimizi beğenmeyiz. Şayet bir politikacıya gönül vermiş veya bir şarkı türünü sevmişsek, alternatifini beğenmeyiz. Önce, kendimizi beğenir, karşımızdakine mutlaka bir kulp buluruz. Yüzünü, eşkalini sevimli, yakışıklı bulmadığımız hiçbir kişiyi ya da bazı huyları, burçlarımız uyuşmadığı gerekçesiyle beğenmeyiz. Bizi
bugünlere getiren anne-babamızı çok severiz, lakin artık çok yaşlanmışlardır,
beğenilecek ne gibi yönleri, fikirleri olabilir ki?.. Allah’ın bir selamını karşımızdakini beğenmediğimiz için esirgeyebiliriz. Kesret
yaşantısı içinde yaşamayı pek sevmeyiz, beğenmeyiz de... Toplumun
değer yargıları, hele şartlanmalar bizi pek sıkar. Beğenmeme
görüntüsünden kurtulmak için, Haftaya buluşmak üzere... Ahmet
F. Yüksel |
||