Allah İlminin Yaşam Üzerindeki etkinliği

“İlim,ilim bilmektir
İLİM KENDİN BİLMEKTİR.”

“Ete, kemiğe büründüm
YUNUS DİYE GÖRÜNDÜM.”

Yunus Emre  tarafından ulaştırılan bu sözler, kendini sadece et ve kemikten ibaret bir beden zanneden, bilincini bu bedene hapseden bizlere gerçek ilmin Öz’ümüzü, Hakikâtimizi, Kendimizi ve Kendimizde mevcut özellikleri  tanımak  olduğunu  bildiren en  etkili  anlatımlardan biridir.

Asıl varoluş sebebi Kendini Tanımak olan insan, içinde bulunduğu toplumun kurallarını, terkibiyeti doğrultusunda, algılama kapasitesi oranında değerlendirerek  benimsemiş, değer yargıları, şartlanmalar, bedensel istekler batağına saplanarak varoluş gayesinden, Kendini Tanımaktan uzaklaşmıştır.

Bizler ,varoluş gayemizi gerçekleştirebilmek için yaşamımızda köklü değişiklikler yapmak zorundayız. Evrende, her şeyin bir sebep-sonuç ilişkisi ile meydana geldiğini, her sebebin bir sonuç doğuracağını, bu sonucun bir sonraki olayın  sebebi olacağını, çarkın bu şekilde döndüğünü, değişim yolunda atılan her adımın sonuçta yeni bir oluşumu meydana getireceğini kavrayabilirsek,  yaşamımızı değiştirme zamanı  gelmiş demektir.

Yaşamımızı değiştirmeye, bizi Karartma Perdeleri arkasında yaşamaya mahkum eden, sıkı sıkıya sarılarak  sahiplendiğimiz  değerleri  terk ederek başlayabiliriz.

Örneklersek: Bir olayı, “bana göre”, “benim değerlerime göre” diye yorumlayarak   kendimizi terkibiyetle kayıtlamaktan, “önce Ben” demekten, alıcı olmaktan, toplumun değer yargılarını bire bir uygulamaktan vazgeçip, kendimizi, yorumsuz olmak, “önce Sen” demek, verici olmak şeklinde değiştirebilirsek , alışkanlıklar listemizde yer alan ve bizlerle maddi veya duygusal olarak sıkı bir bağ oluşturan değerleri sahiplenmeyi terk ederek,  alışkanlıklarımızı değiştirebilirsek, Bizi esir alan yeme, içme, uyku gibi bedensel isteklerimizi gemlemek suretiyle değiştirebilirsek,bu değişimin sonucunda;
Bilincimizi örten perdeyi  aralayarak, kendimizi tanıyabilme yolunda bir adım atmış oluruz.

Hz.Resul Aleyhisselam tarafından önerilen  Namaz, Oruç, Zekat, Hac, Zikir gibi değerler, yine sebep- sonuç ilişkisi   içinde yer almakta ve  bu değerlerle yapılan çalışmalar sebebi  oluşturarak, insanın terkibiyetini, değer yargılarını, şartlanmalarını ve bedenin istek ve arzularını değiştirerek, sonucunda kendi hakikâtini bilmeye, Kendini Tanımaya yönelik bir oluşum meydana getirir.

Yaşamın  bu dünya ile sınırlı olmayıp sonsuza kadar devam edeceği, ne hal ile yaşanırsa, o hal ile ölüneceği; ne hal ile ölünürse o hal ile Ba’s olunacağı ve o hal üzere haşrolunacağı Resulallah tarafından bizlere  bildirildiğine göre, dünya  yaşamında kendi  aslımızı, hakikâtimizi bilmek, Kendimizi Tanımak için yapacağımız değişim çalışmalarının, sonsuz yaşam üzerindeki sonuçları ve etkinliği de açıkça görülmektedir.

Av. Aytül Ardor