KURBAN!

 
 

Âyetlerde Kurban:

Kaynak: Ahmed HULÛSİ-Allâh İlminden Yansımalarla Kur’ân-ı Kerîm Çözümü:

Kevser Sûresi (108) / 2. Âyet: O hâlde Rabbin için salâtı yaşa ve kurbanı (benlik) kes!

Bakara Sûresi (2):

196. Âyet: Haccı da umreyi de Allâh için tamamlayın. (Bunu yapmaktan) engellenirseniz hediye kurban da yeterlidir. Kurbanınız kesilene kadar başınızı tıraş etmeyin. İçinizden kim hasta olursa ya da başında (hacca engel) bir sıkıntısı olursa, oruç yahut sadaka veya kurban diyet gerekir. (Engelleme kalktığında) emin olduğunuzda kim hacca kadar umreyi yaşamak, yararlanmak isterse, kolayına gelen bir hediye kurbanı kessin. Fakat bulamayana hac günlerinde üç, döndükten sonra da yedi olmak üzere on gün oruç gerekir. Bunlar ailesi (yerleşim alanı) Mescid-i Haram civarı olmayanlar içindir. Allâh'a karşı gelmekten korunun. Ve iyi bilin ki Allâh, hak edilen karşılığı şiddetle verir.

67. Âyet: Hani Musa kavmine demişti ki:

"Allâh size, bir inek boğazlamanızı emrediyor..." Dediler:

"Sen bizimle alay mı ediyorsun?" Musa:

"Cahillerden olmaktan hakikatim olan Allâh'a sığınırım!"

68. Âyet: Dediler:

"Bizim için Rabbine yönel de bildirsin nasıl bir şey (kesmemizi) istiyor?" "Kesinlikle O diyor ki, o ne yaşlı ne de çok genç, ikisi arası bir inektir..."

Hadi emredileni uygulayın.

69. Âyet: (Aldıkları cevapla tatmin olmayıp daha gereksiz detaya indiler) dediler:

"Rabbine yönel de bize ne renk olduğunu bildirsin!"

"Kesinlikle O diyor ki, o (kesecekleri) sapsarı parlak renkli bir inektir ki, bakanlara zevk verir."

70. Âyet: (Üstelediler) dediler:

"Rabbine yönel de açıklasın bize nasıl bir inek kesmemizi istiyor; zira bu tarife benzer çok inek var? İnşâAllâh biz tam istenilen ineği buluruz"...

71. Âyet: O diyor ki:

"Muhakkak ki o inek boyunduruğa bağlanmamış, toprak sürmemiş, ekini sulamamış, serbest bırakılmış dolaşan, alacası olmayan biri!" Dediler:

"İşte şimdi Hak olarak ortaya koydun isteneni."

İşte bundan sonra (güçlükle bulup o vasıftaki tek ineği) boğazladılar... (Ancak çok bedel ödediler o özellikteki tek inek için.) Neredeyse başaramayacaklardı!

Âl-u İmran Sûresi (3) / 183. Âyet: Onlar (Yahudiler) şöyle demişlerdi:

"Allâh bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir Rasûle iman etmememiz konusunda emretti." De ki:

"Benden önce Rasûller açık deliller olarak gelmiş ve de istediğinizi getirmişlerdi. Eğer sözünüzde sadık idiyseniz, niçin onları öldürdünüz?"

Maide Sûresi (5) / 27. Âyet: Onlara Adem'in iki oğlunun haberini, Hak olarak anlat... Hani ikisi de birer kurban takdim etmişlerdi de, birinden kabul olunmuş, diğerinden kabul olunmamıştı... (Kabul olunmayan Kabil) şöyle dedi:

"Kesinlikle seni öldüreceğim"... (Kabul olunan Habil) ise:

"Allâh yalnızca muttakilerden kabul eder" dedi.

Hacc Sûresi (22):

28. Âyet: "Tâ ki kendileri yararına şahit olsunlar... Kendilerini rızıklandırdığımız kurbanlıkları kurban ederek, bilinen günlerde Allah'ın ismini zikretsinler... Artık onlardan yeyin ve fakir, muhtaç olanlara da yedirin."

29. Âyet: "Sonra (nefslerinin) kirlerine son versinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'lerini (şerefli-özgür ev'i) çok tavaf etsinler."

34. Âyet: Allah ismini anmaları için, kurbanlıklarla rızıklandırdığımız her ümmete bir mensek (ibadet yeri-Rahmanî hakikatin gereği) kıldık... Sizin ilâh olarak düşündüğünüz, Ulûhiyet sahibi TEK'tir! Bu durumda O'na teslimiyetinizin farkında olun! Teslimiyet ve itaati fark etmeye müsait olanları müjdele!

36. Âyet: Develeri de sizin için Allah'ın kurallarından kıldık; sizin için onlarda hayır vardır... Ön ayaklarından biri bağlı olarak ayakta iken, Allah'ın ismini zikredin (hatırlayın)... Yere yıkıldıklarında da, onlardan yeyin ve orada bulunanlara da, isteyen kimseye de yedirin... İşte böylece onları size boyun eğdirdik ki şükredesiniz.

37. Âyet: Onların etleri de kanları da Allah'a asla erişmez; fakat sizden O'na takva (itaatle elde edilecek yararlar) ulaşır... İşte böylece (Allah) onları size boyun eğdirdi ki; size hakikati fark ettirdiği kadarıyla Allah'ı tekbir edesiniz... Muhsinleri müjdele!

Saffat Sûresi (37):

100. Âyet: (İbrahim): "Rabbim, bana sâlihlerden hibe et!" (dedi).

101. Âyet: Bunun üzerine Onu Halîm bir oğul ile müjdeledik.

102. Âyet: (Oğlu İsmail) Onunla birlikte yürüme olgunluğuna ulaşınca, (İbrahim) dedi ki:

"Ey oğulcuğum! Muhakkak ki ben seni uykuda görüyorum ve ben seni kurban ediyorum... Bak bakalım sen ne dersin bu işe?"... (Oğlu) dedi ki:

"Ey babacığım... Emrolunduğun şeyi yap İnşâAllah beni sabredenlerden bulacaksın."

103. Âyet: İkisi de (hükme) teslim olup Onu (İsmail'i) yüzüstü yatırdığında...

104. Âyet: Biz Ona: "Ey İbrahim!" diye seslendik.

105. Âyet: "Gerçekten rüyanı doğruladın... Doğrusu biz muhsinleri (müşahedelerinde Hak'tan gayrı bulunmayanları) böylece cezalandırırız (Yaptığının sonucunu yaşatırız)."

106. Âyet: Muhakkak ki bu apaçık bir belâdır (öğretici, idrak ettirici deneyim)!

107. Âyet: Ona, bedel olarak çok büyük kurban verdik.

108. Âyet: Sonrakiler içinde, Onun anılmasını sağladık.

109. Âyet: Selâm olsun İbrahim'e.

Hadisi Şeriflerde Kurban:

Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor:

Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:

-Hiç bir kul, kurban günü, Allah indinde kan akıtmaktan daha sevimli bir iş yapamaz. Zîra, kesilen hayvan, kıyamet günü boynuzlarıyla, kıllarıyla, sınnaklarıyla gelecektir. Hayvanın kanı yere düşmezden önce Allah indinde yüce bir mevkiye ulaşır. Öyle ise, onu gönül hoşluğu ile ifâ edin.

Rezîn şunu ilave etmiştir: "Kurban sahibine, hayvanın her bir tüyü için sevap vardır.” (Kütüb-i Sitte -1146)

Ebu Bekri's-Sıddîk (r.a.) anlatıyor:

Rasûlullah (s.a.v.)'a:

-Hangi hacc daha efdaldir? diye sorulmuştu.

-Yüksek sesle telbiye getirilip, kurban kesilerek yapılan hacc! diye cevap verdi. (Kütüb-i Sitte -1476)

İbnu Ömer (r.a.) anlatıyor:

-Rasûlullah (s.a.v.) Veda haccında umre ile hacca kadar temettuda bulundu ve kurban kesti. Kurbanını Zülhuleyfe'den itibaren beraberinde götürdü. Menâsikin icrasına (umre için niyetli) başlayıp, umre telbiyesi getirdi. Sonra hacc için telbiye getirdi. Beraberindeki ashabı da umre ile hacca kadar temettuda (istifade) bulundu. Hacc kafılesi içerisinde kurbanı olanlar da vardı, olmayanlar da. Rasûlullah s.a.v.) Mekke'ye geldiği zaman halka hitâben:

-Kimin kurbanı varsa, haccını tamamlayıncaya kadar ihramdan çıkmasın, kimin kurbanı yoksa tavaf ve sa'yini yapsın, saçını kısaltarak ihramdan çıksın. Sonra hacc için tekrar ihrama girip kurbanını kessin, kim kurban bulamazsa hacc sırasında üç gün, evine dönünce de yedi gün olmak üzere (on gün) oruç tutsun…" buyurdu.

(Kütüb-i Sitte -1267)

İkrime anlatıyor: "İbnu Abbâs (r.a.)'a müt'atul-hacc'dan sorulmuştu, şu cevabı verdi: "Veda haccında, Muhacirler, Ensarîler ve Rasûlullah (s.a.v.)'ın zevceleri hep ihrama girdiler, biz de girdik. Mekke'ye geldiğimiz zaman Rasûlullah (s.a.v.) :

-Kurbanlık nişanlıyanlar hariç, herkes hacc için giydiği ihramı umreye çevirsin… diye emretti. Biz de Beytullah'ı tavaf etik. Safâ ve Merve'de sa'y yaptık. (İhramdan çıkarak) kadınlarımıza geldik, elbiselerimizi giydik.

Rasûlullah (s.a.v.) şunu da söylemişti:

-Kim kurbanlık nişanlamışsa, kurbanlığı mahalline varıncaya kadar ihramdan çıkmasın!

Terviye akşamında (yani Zilhicce'nin 8. günü) bize hacc için ihrama girmemizi emretti. (Harem bölgesinin dışına çıkarak ihramlarımızı giyerek hacca başlayıp) menâsiki tamamladığımız zaman Mekke'ye geri gelip Beytullah'ı, Safâ ve Merve'yi tavaf ettik. Böylece haccımız tamamlanmış, âyet-i kerimenin buyurduğu üzere (Meâlen):

"Haccı da umreyi de Allah için tam yapın. Fakat (herhangi bir sebeple bunlardan) alıkonursanız, o halde kolayınıza gelen kurban gönderin..." (Bakara 196) üzerimizde kurban borcu kalmıştı." (Kütüb-i Sitte -1268)

İbnu Ömer (r.a.) demiştir ki:

-Kim hacc aylarında umre yapar, sonra Mekke'de hacc zamanı gelinceye kadar ikamet ederse bu kimse, hacc da yaparsa mütemettidir. Bu durumda kolayına gelen bir kurban kesmesi vacib olur. Eğer kurban bulamazsa, üç günü hacc sırasında, yedi günü de döndüğü zaman olmak üzere (on gün) oruç tutar.

İmam Mâlik der ki: "Bu hüküm, o kimsenin hacc zamanına kadar orada ikamet etmesi ve aynı sene içinde hacc yapması halinde câridir." (Kütüb-i Sitte -1272) 

İbnu Abbâs (r.a.) anlatıyor:

"Biz Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte bir seferde iken kurban Bayramı geldi. Kurban için, sığırda yedi kişi, devede on kişi ortak olduk." (Kütüb-i Sitte -1447) 

Hz. Enes (r.a.) : "Rasûlullah (s.a.v.), ayakta olduğu halde yedi deveyi kendi eliyle kesti. Medine'de ise, boynuzlu ve alacalı iki koyun kurban  etti. Rasûlullah (s.a.v.) keserken tekbir getiriyor, besmele çekiyor ve ayağını hayvanların boyunlarının üzerine koyuyordu." (Kütüb-i Sitte -1453)   

Ebu Said (r.a.) anlatıyor:

"Rasûlullah (s.a.v.) boynuzlu erkek bir koçu kurban etti. Koç siyahın içinde bakar, siyahın içinde yürür, siyahın içinde yerdi." (Kütüb-i Sitte -1454) 

Yine Hz. Câbir (r.a.) anlatıyor:

-Hz. Rasûlullah (s.a.v.) ile musallâda hazır bulundum. Hutbesini tamamlayınca minberinden indi. Kurbanlık koçuna gelip kendi eliyle kesti. Keserken:

"Bismillahi vallahu ekber. Bu benim adıma ve ümmetimden kurban kesmeyenlerin adınadır!" dedi. (Kütüb-i Sitte -1474) 

Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor:

-Rasûlullah (s.a.v.) Medine'de iken Kâbe'ye kurban sunar, ben de kurbanının boynuna takılacak nişanlarını hazırlardım. Bu sırada Rasûlullah (s.a.v.) ihramlıların sakındığı yasaklardan sakınmazdı." (Kütüb-i Sitte -1487) 

Hz. Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor:

Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:

-Maddi imkânı olup da kurban kesmeyen namazgâhımıza sakın yaklaşmasın. (Kütüb-i Sitte -6888) 

-Cimrilerin en kötüsü kurban kesmeyendir[SEbediyye]

-Kurbanlarınız, semiz olsunOnlar, Sıratta bineklerinizdir[Zâd-ül mukvin]

-Kurbanın derisindeki her tüy sayısınca size sevap vardırKanının her damlası kadar mükâfat vardırO sizin mizanınıza konacaktırMüjdeler olsun! [İbni Mace]

-Kurbanlarınızı gönül hoşluğu ile kesin! Çünkü hiçbir Müslüman yoktur ki, kurbanını kıbleye döndürüp kessin de, bunun kanı, boynuzu, yünü, her şeyi kıyamette kendi mizanına konan sevabı olmasın! [Deylemi]

-Sevap umarak kurban kesen, Cehennemden korunur[Taberani]

-Kurban bayramında yapılan amellerden Allah-ü Teâlâ katında kurban kesmekten daha kıymetlisi yokturDaha kanı yere düşmeden Allah-ü Teâlâ, onu muhafaza ederOnunla nefsinizi tezkiye edin, onu seve seve kesin! [Tirmizi]

-Kurbanların en hayırlısı boynuzlu koçtur[İbni Mace]

-Ya Fatıma, kurbanının yanına git! Kesilirken orada bulun! Yere akacak ilk kan damlası ile, geçmiş günahların affedilir[İbni Hibban]

-Kesilen kurban, Kıyamette, etiyle, kanıyla 70 kat büyüyerek mizana konur[İsfehani]

Ahmed HULÛSİ - Cuma Sohbetleri: Antalya-27.Nisan.1996:

Yarın ne bayramı?..

Kurban bayramı değil!.. HAC Bayramı!.. Hacca gidenlerin bayramı!..

Hacca gidenler günâhlarından arınıyorlar. Bu arınmanın bayramını yapıyorlar.

Biz de onların bu sevincine, mutluluğuna iştirak ediyor, onlar bayram ettiği için biz de bayram ediyoruz.

Ve de, şükür olarak kurban kesip, onların etini de kendimize hiç bir parça ayırmadan olduğu gibi ihtiyaç sahiplerine, yoksullara, yetimlere, fakirlere dağıtıyoruz..

Bu, zahirde kesilen kurban!.

Bir de mânevi kurban var!.

Mânevi kurban nedir?.

Genelde, klasik anlatımda; “Nefsini kurban etmekten” söz ederler.

“Nefsini kurban et Allah yolunda!.” derler.

Bu söz ile, aslında başka bir şey anlatılmak istenmektedir.

Nedir bu anlatılmak istenen?..

“Kendine ait olarak kabul ettiğin bedenin, istek,  arzu ve zevklerinden arın! Bedenini kurban et!.” Fikri anlatılmak istenmektedir..

Bedenini kurban etmekten manâ, kafayı kesmek değil; bedenin aşırı istek ve hırslarını frenlemek!.

Doğal yaşamı için gerekli olanları verip; onun ötesindeki şeylerden bedeni frenlemektir. Yani, tabiatı kontrol altına almaktır.

Bedenin doğasını, tabiatını kontrol altına almak!. Bedenini kurban etmek!.

Daha önemlisi; Allah’tan ayrı olarak var kabul ettiğin “ben”liğinin, gerçekte hiç bir zaman var olmadığını idrak etmek suretiyle “benlik” kavramını kurban etmek. Elbette ki bu daha da zoru!.

Bu durumda, kurbanın üç derecesi çıktı ortaya!.

1.Zâhirdeki kurban.

2.Tabiatın, yani, bedenin istek ve arzularını kurban.

3.Allah’tan ayrı saydığın, ayrı bir varlık olarak düşündüğün “ben” kavramını kurban.                                                                                                        

Mademki senin varlığın, Allah’ın varlığından meydana gelmiştir, varlığın Allah’a aittir. “sen” diye bir şey yok!.. Bu durumda yapman gereken şey şu..

Bunu anlayıp idrak etmek suretiyle  “ben” kavramından kurtulmak…

İşte bu üç kurbanı kesebilen sıratı geçmiş, cehennemden kurtulmuş, cennet hayatında vuslata ermiş olur…

Cehennemin üstündeki Sırat, şu dünya yaşantısıdır.

Şu anda siz, Sırat’ın üstünde adım atıyorsunuz.

Ahmed HULÛSİ - Sistemin Seslenişi-2- Kurban Kes - Sayfa:257:

Kurban, arınmak içindir!… Diyet, kurtulmak içindir!.

Besili, semiz, ama boynunda tasma izi olan köpekle, kuru kemikleri çıkmış kurdun konuşmasını dillendirmişlerdir! Tasmalıyla tasmasız arasındaki fark anlaşılsın için!.

Bazen kurtlar da tasmalanır takdiri ilahi!

Ama tasmalar, asla takılamaz sonsuza dek, başkaları tarafından!. Birinin taktığı tasma er geç çıkar…

Ya senin kendine taktığın tasma!.

İşte onu bu dünyada çıkaramazsan tasmanı, ebeden çıkaramazsın boynundan!…

O elinle, beyninle, taktığın tasmanın adı “BEN”dir!

Bu tasmadan kurtulmanın yolu, diyetini vermektir!. Kendini kurban etmektir…

KURBAN KES”, hükmüne itaat edip, gerçekte varolmayan “BEN”ini (eneni) yok etmek; Bâki’ye Fâniyi kurban etmektir!.

Ahmed HULÛSİ – Mesajlar-Sayfa:148:

Kebapçılardan çıkmayanların; barbeküde bonfile, pirzola çevirenlerin; stres atmak için çıktığı  balıktan   dönenenlerin  oturup kurbanlara acıdıklarını söylemelerini “timsahın gözyaşları” olarak nitelesek sanırım hiç yanlış olmaz!..

“Hac Bayramı”,  zaman içinde “Kurban bayramına” dönünce, halkın dilinde “kavurma bayramı” niye olmasın ki?

Ahmed Fevzi YÜKSEL- “Kurban” başlıklı yazıdan:

Doğrusunu söylemek gerekirse bana en uygun düşeni Prof.Dr. Zekeriya Beyaz’ın (İ.Ü.İlahiyat Fak.Öğr.Üy.) “Kurban kesmek sünnettir. Aslında farzdan aşağı sünnetten biraz yukarıdır. Kurbanın asıl maksadı olan fakire bunun bir bedeli verilirse yeterlidir” şeklindeki sözleri idi..

Kurban hususunda ele alınması gereken bir başka nokta ise;
"Benliğin kurban edilmesidir"

Ahmed Fevzi YÜKSEL- “HAC ARAFAT'TIR” başlıklı yazıdan:

Zahiri manada Kurban kesmek, Bâtıni anlamda Allah yolunda bedeni feda etmeye işarettir.

Ahmed Fevzi YÜKSEL- “HACI BAYRAM VELİ (1352-1429)” başlıklı yazıdan:

Hacı Bayram öyle büyük bir ün kazanır ki, kendisine düşman olanların çıkardığı, devlete karşı ayaklanma başlatacağı şeklindeki bazı dedikodular dönemin padişahı II. Murat’ın kulağına gider. Bundan rahatsız olan Padişah, Hacı Bayram’ı Edirne’ye çağırtır. Kendisiyle bizzat görüştükten sonra, duyduklarının iftira olduğunu anlar ve ona bağlı olan dervişlerin vergiden muaf tutulacağını beyan eder.
Ancak bu, birçok taklit ehlinin de el alıp tarikata girmesine yol açar. Sayıları kırk bini aşar dervişlerin. Şikâyetler artınca, Padişah, Hacı Bayram-ı Veli’ ye haber yollatıp kaç müridinin olduğunu öğrenmek ister. "Bunlar dervişlerinizse vergi alınmayacak, ama gerçekten hepsi de sizin müritleriniz mi?" diye sorar.

Bunun üzerine Hacı Bayram
“Benim bütün dervişlerim, falanca gün Ankara ovasında toplansın!..” diye ilan verir.
Büyük bir çadır kurulur, yemekler yenir, dualar okunur...
Nihayet, Hacı Bayram Veli  görünüp kalabalığa seslenir:
“Kim gerçekten bana teslim olmuşsa gelsin, ben onu kesip Allah`a ulaşması için kurban edeceğim!.”
Herkeste bir telaş ve korku...
Topluluğun içinden bir kadın öne çıkar, bir de adam!.
“Alın içeri!.” denir....
Çadıra girerler!..
Birden dışarı kanlar akmağa başlar.
Kanları gören, ardına bakmadan kaçar... Meydanda kimseler kalmaz.
Aslında önceden çadıra gizlenen koyunların kanıdır akan!... Ama bu olay gerçek teslimiyet ve imanı ortaya koymaya yetmiştir.

Bunun üzerine Hacı Bayram, Padişaha şöyle bir mektup gönderir:
“Padişahım, benim bir buçuk dervişim var..."

Kurban ile ilgili bazı hususlar:

- Kurban Yüce Allah'ın rahmetine yaklaşmak için ibadet niyeti ile kesilen özel hayvandır. Kurban bayramı günlerinde (ilk üç günde) Allah rızası için kesilen kurbana (Udhiyye), bunu kesmeğe de "tazhiye" denilir.
- Kurban Bayramında ibadet niyeti ile kurban kesmek, hür, mukîm (yolcu olmayan), müslim ve dinen zengin sayılan kimseye vaciptir.

- Kurbanlar yalnız koyun, keçi, deve ve sığır cinsi hayvanlardan kesilebilir. Mandalar da sığır cinsindendir.
- Koyun ile keçi ya birer yaşını doldurmalı veya koyunlar yedi sekiz aylık olduğu halde birer yaşında imiş gibi gösterişli bulunmalıdır.
Deve, en az beş yaşını, sığır da en az iki yaşını bitirmiş bulunmalıdır.
- Tavuk, horoz ve kaz gibi evcil hayvanlar kurban olamaz. Etleri yenilen vahşî hayvanlar da kurban edilmez.
- Koyun ve keçiden her biri yalnız bir kişi adına kurban edilir. Bir deve veya bir sığır; yedi kişiye kadar kimseler için kurban edilebilir. Ancak bu ortakların hepsi müslüman olup her biri kendi hissesine malik olmalı ve Allah rızası için bir ibadet niyeti taşımalıdır.

- Kurbanın kesilme zamanı nahr (Bayramın birinci, ikinci ve üçüncü) günleridir. Fakat birinci günde kesilmesi daha faziletlidir.
- Kurbanlar, bayram namazı kılınan şehir gibi yerlerde, bayram namazı kılındıktan sonra bayram namazı kılınmayan yerlerde ise bayram gününün fecrinden sonra kesilir. İlk vakti budur. Kurbanı geceleyin kesmek tenzihen mekruhtur.
- Kurbanlar kıbleye karşı yatılarak
"Bismillâhi Allahü Ekber" diye kesilir.

- Kurbanı, elinden geliyorsa sahibi kesmelidir, değilse uygun gördüğü bir müslümana kestirmeli ve kendisi de başında bulunmalı. Şu ayet-i kerimeyi de okumalıdır:
"Benim namazım, ibadetlerim, yaşayışım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir ki, O'nun ortağı yoktur." (En'am: 162)
- Yalnız kurban sahibinin Besmelesi yeterli olmaz; kurbanı kesenin Besmele'yi getirmesi şarttır.
"Bismillâhi Allahü Ekber" demelidir.

- Yeni doğan çocuğun başındaki tüyüne (Akîka) denir. Böyle bir çocuk için Cenab-ı Hakk'a şükür yerine geçmek üzere kesilen kurbana da "Akîka" adı verilmiştir.

- Akîka kurbanı, çocuğun doğduğu günden buluğ çağına erinceye kadar kesilebilir. Fakat yedinci günü kesilmesi daha faziletlidir. Çocuğun yedinci doğum günü adı konulur ve başının saçları kesilip ağırlığınca altın veya gümüş sadaka verilir. Aynı günde bu kurban kesilir.
- Kurbana elverişli olan hayvan akîkaya da yeterli olur.

 
 

Please select a language

 
 

 

 
| More
 
Derleyen;  Hamdi Cenik
İstanbul - 06.10.2010
http://sufizmveinsan.com
hamdicenik@hotmail.com