Âyetlerde Kurban:
Kaynak: Ahmed
HULÛSİ-Allâh İlminden Yansımalarla Kur’ân-ı Kerîm Çözümü:
Kevser Sûresi
(108) / 2. Âyet:
O hâlde Rabbin için salâtı
yaşa ve kurbanı (benlik)
kes!
Bakara Sûresi
(2):
196. Âyet:
Haccı da umreyi de Allâh için
tamamlayın. (Bunu yapmaktan)
engellenirseniz hediye kurban da yeterlidir. Kurbanınız kesilene
kadar başınızı tıraş etmeyin. İçinizden kim hasta olursa ya da
başında (hacca engel) bir sıkıntısı olursa, oruç yahut sadaka
veya kurban diyet gerekir. (Engelleme kalktığında) emin
olduğunuzda kim hacca kadar umreyi yaşamak, yararlanmak isterse,
kolayına gelen bir hediye kurbanı kessin. Fakat bulamayana hac
günlerinde üç, döndükten sonra da yedi olmak üzere on gün oruç
gerekir. Bunlar ailesi (yerleşim alanı) Mescid-i Haram civarı
olmayanlar içindir. Allâh'a karşı gelmekten korunun. Ve iyi bilin ki
Allâh, hak edilen karşılığı şiddetle verir.
67. Âyet:
Hani Musa kavmine demişti ki:
"Allâh size,
bir inek boğazlamanızı emrediyor..." Dediler:
"Sen bizimle
alay mı ediyorsun?" Musa:
"Cahillerden
olmaktan hakikatim olan Allâh'a sığınırım!"
68. Âyet:
Dediler:
"Bizim için
Rabbine yönel de bildirsin nasıl bir şey
(kesmemizi) istiyor?" "Kesinlikle O
diyor ki, o ne yaşlı ne de çok genç, ikisi arası bir inektir..."
Hadi emredileni
uygulayın.
69. Âyet:
(Aldıkları cevapla tatmin
olmayıp daha gereksiz detaya indiler) dediler:
"Rabbine yönel
de bize ne renk olduğunu bildirsin!"
"Kesinlikle O
diyor ki, o (kesecekleri)
sapsarı parlak renkli bir inektir ki, bakanlara zevk verir."
70. Âyet:
(Üstelediler) dediler:
"Rabbine yönel
de açıklasın bize nasıl bir inek kesmemizi istiyor; zira bu tarife
benzer çok inek var? İnşâAllâh biz tam istenilen ineği buluruz"...
71. Âyet:
O diyor ki:
"Muhakkak ki o
inek boyunduruğa bağlanmamış, toprak sürmemiş, ekini sulamamış,
serbest bırakılmış dolaşan, alacası olmayan biri!" Dediler:
"İşte şimdi Hak
olarak ortaya koydun isteneni."
İşte bundan
sonra (güçlükle bulup o
vasıftaki tek ineği) boğazladılar... (Ancak çok bedel
ödediler o özellikteki tek inek için.) Neredeyse
başaramayacaklardı!
Âl-u İmran
Sûresi (3) /
183. Âyet: Onlar
(Yahudiler) şöyle
demişlerdi:
"Allâh bize,
ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir Rasûle iman etmememiz
konusunda emretti." De ki:
"Benden önce
Rasûller açık deliller olarak gelmiş ve de istediğinizi
getirmişlerdi. Eğer sözünüzde sadık idiyseniz, niçin onları
öldürdünüz?"
Maide Sûresi (5)
/ 27. Âyet: Onlara
Adem'in iki oğlunun haberini, Hak olarak anlat... Hani ikisi de
birer kurban takdim etmişlerdi de, birinden kabul olunmuş,
diğerinden kabul olunmamıştı...
(Kabul olunmayan Kabil) şöyle dedi:
"Kesinlikle
seni öldüreceğim"... (Kabul
olunan Habil) ise:
"Allâh yalnızca
muttakilerden kabul eder" dedi.
Hacc Sûresi
(22):
28. Âyet:
"Tâ ki kendileri yararına
şahit olsunlar... Kendilerini rızıklandırdığımız kurbanlıkları
kurban ederek, bilinen günlerde Allah'ın ismini zikretsinler...
Artık onlardan yeyin ve fakir, muhtaç olanlara da yedirin."
29. Âyet:
"Sonra
(nefslerinin) kirlerine son
versinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'lerini
(şerefli-özgür ev'i) çok tavaf etsinler."
34. Âyet:
Allah ismini anmaları için,
kurbanlıklarla rızıklandırdığımız her ümmete bir mensek
(ibadet yeri-Rahmanî hakikatin gereği)
kıldık... Sizin ilâh olarak düşündüğünüz, Ulûhiyet sahibi TEK'tir!
Bu durumda O'na teslimiyetinizin farkında olun! Teslimiyet ve itaati
fark etmeye müsait olanları müjdele!
36. Âyet:
Develeri de sizin için
Allah'ın kurallarından kıldık; sizin için onlarda hayır vardır... Ön
ayaklarından biri bağlı olarak ayakta iken, Allah'ın ismini zikredin
(hatırlayın)... Yere
yıkıldıklarında da, onlardan yeyin ve orada bulunanlara da, isteyen
kimseye de yedirin... İşte böylece onları size boyun eğdirdik ki
şükredesiniz.
37. Âyet:
Onların etleri de kanları da
Allah'a asla erişmez; fakat sizden O'na takva
(itaatle elde edilecek yararlar)
ulaşır... İşte böylece (Allah) onları size boyun eğdirdi ki;
size hakikati fark ettirdiği kadarıyla Allah'ı tekbir edesiniz...
Muhsinleri müjdele!
Saffat Sûresi
(37):
100. Âyet:
(İbrahim): "Rabbim, bana
sâlihlerden hibe et!" (dedi).
101. Âyet:
Bunun üzerine Onu Halîm bir oğul
ile müjdeledik.
102. Âyet:
(Oğlu İsmail) Onunla
birlikte yürüme olgunluğuna ulaşınca, (İbrahim) dedi ki:
"Ey oğulcuğum!
Muhakkak ki ben seni uykuda görüyorum ve ben seni kurban ediyorum...
Bak bakalım sen ne dersin bu işe?"...
(Oğlu) dedi ki:
"Ey
babacığım... Emrolunduğun şeyi yap İnşâAllah beni sabredenlerden
bulacaksın."
103. Âyet:
İkisi de
(hükme) teslim olup Onu
(İsmail'i) yüzüstü yatırdığında...
104. Âyet:
Biz Ona: "Ey İbrahim!" diye seslendik.
105. Âyet:
"Gerçekten rüyanı doğruladın...
Doğrusu biz muhsinleri
(müşahedelerinde Hak'tan gayrı bulunmayanları) böylece
cezalandırırız (Yaptığının sonucunu yaşatırız)."
106. Âyet:
Muhakkak ki bu apaçık bir
belâdır (öğretici, idrak
ettirici deneyim)!
107. Âyet:
Ona, bedel olarak çok büyük kurban verdik.
108. Âyet:
Sonrakiler içinde, Onun
anılmasını sağladık.
109. Âyet:
Selâm olsun İbrahim'e.
Hadisi Şeriflerde
Kurban:
Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor:
Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:
-Hiç bir kul, kurban günü, Allah indinde kan
akıtmaktan daha sevimli bir iş yapamaz. Zîra, kesilen hayvan,
kıyamet günü boynuzlarıyla, kıllarıyla, sınnaklarıyla gelecektir.
Hayvanın kanı yere düşmezden önce Allah indinde yüce bir mevkiye
ulaşır. Öyle ise, onu gönül hoşluğu ile ifâ edin.
Rezîn şunu ilave etmiştir: "Kurban sahibine,
hayvanın her bir tüyü için sevap vardır.”
(Kütüb-i Sitte
-1146)
Ebu Bekri's-Sıddîk (r.a.) anlatıyor:
Rasûlullah (s.a.v.)'a:
-Hangi hacc daha efdaldir? diye sorulmuştu.
-Yüksek sesle telbiye getirilip, kurban
kesilerek yapılan hacc! diye cevap verdi.
(Kütüb-i Sitte
-1476)
İbnu Ömer (r.a.) anlatıyor:
-Rasûlullah (s.a.v.) Veda haccında umre ile
hacca kadar temettuda bulundu ve kurban kesti. Kurbanını
Zülhuleyfe'den itibaren beraberinde götürdü. Menâsikin icrasına
(umre için niyetli) başlayıp, umre telbiyesi getirdi. Sonra hacc
için telbiye getirdi. Beraberindeki ashabı da umre ile hacca kadar
temettuda (istifade) bulundu. Hacc kafılesi içerisinde kurbanı
olanlar da vardı, olmayanlar da. Rasûlullah s.a.v.) Mekke'ye geldiği
zaman halka hitâben:
-Kimin kurbanı varsa, haccını tamamlayıncaya
kadar ihramdan çıkmasın, kimin kurbanı yoksa tavaf ve sa'yini
yapsın, saçını kısaltarak ihramdan çıksın. Sonra hacc için tekrar
ihrama girip kurbanını kessin, kim kurban bulamazsa hacc
sırasında üç gün, evine dönünce de yedi gün olmak üzere (on gün)
oruç tutsun…" buyurdu.
(Kütüb-i
Sitte
-1267)
İkrime anlatıyor: "İbnu Abbâs (r.a.)'a
müt'atul-hacc'dan sorulmuştu, şu cevabı verdi: "Veda haccında,
Muhacirler, Ensarîler ve Rasûlullah (s.a.v.)'ın zevceleri hep ihrama
girdiler, biz de girdik. Mekke'ye geldiğimiz zaman Rasûlullah
(s.a.v.) :
-Kurbanlık nişanlıyanlar hariç, herkes
hacc için giydiği ihramı umreye çevirsin… diye emretti. Biz de
Beytullah'ı tavaf etik. Safâ ve Merve'de sa'y yaptık. (İhramdan
çıkarak) kadınlarımıza geldik, elbiselerimizi giydik.
Rasûlullah (s.a.v.) şunu da söylemişti:
-Kim kurbanlık nişanlamışsa, kurbanlığı
mahalline varıncaya kadar ihramdan çıkmasın!
Terviye akşamında (yani Zilhicce'nin 8.
günü) bize hacc için ihrama girmemizi emretti. (Harem bölgesinin
dışına çıkarak ihramlarımızı giyerek hacca başlayıp) menâsiki
tamamladığımız zaman Mekke'ye geri gelip Beytullah'ı, Safâ ve
Merve'yi tavaf ettik. Böylece haccımız tamamlanmış, âyet-i kerimenin
buyurduğu üzere (Meâlen):
"Haccı da umreyi de Allah için tam yapın.
Fakat (herhangi bir sebeple bunlardan) alıkonursanız, o halde
kolayınıza gelen kurban gönderin..." (Bakara 196) üzerimizde
kurban borcu kalmıştı." (Kütüb-i
Sitte
-1268)
İbnu Ömer (r.a.) demiştir ki:
-Kim hacc aylarında umre yapar, sonra
Mekke'de hacc zamanı gelinceye kadar ikamet ederse bu kimse, hacc da
yaparsa mütemettidir. Bu durumda kolayına gelen bir kurban kesmesi
vacib olur. Eğer kurban bulamazsa, üç günü hacc sırasında, yedi günü
de döndüğü zaman olmak üzere (on gün) oruç tutar.
İmam Mâlik der ki: "Bu hüküm, o kimsenin
hacc zamanına kadar orada ikamet etmesi ve aynı sene içinde hacc
yapması halinde câridir." (Kütüb-i
Sitte -1272)
İbnu Abbâs (r.a.) anlatıyor:
"Biz Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte bir
seferde iken kurban Bayramı geldi. Kurban için, sığırda yedi
kişi, devede on kişi ortak olduk."
(Kütüb-i Sitte
-1447)
Hz. Enes (r.a.) : "Rasûlullah
(s.a.v.), ayakta olduğu halde yedi deveyi kendi eliyle kesti.
Medine'de ise, boynuzlu ve alacalı iki koyun kurban etti.
Rasûlullah (s.a.v.) keserken tekbir getiriyor, besmele çekiyor ve
ayağını hayvanların boyunlarının üzerine koyuyordu."
(Kütüb-i Sitte -1453)
Ebu Said (r.a.) anlatıyor:
"Rasûlullah (s.a.v.) boynuzlu erkek bir koçu
kurban etti. Koç siyahın içinde bakar, siyahın içinde yürür, siyahın
içinde yerdi." (Kütüb-i Sitte
-1454)
Yine Hz. Câbir (r.a.) anlatıyor:
-Hz. Rasûlullah (s.a.v.) ile musallâda hazır
bulundum. Hutbesini tamamlayınca minberinden indi. Kurbanlık koçuna
gelip kendi eliyle kesti. Keserken:
"Bismillahi vallahu ekber. Bu benim adıma ve
ümmetimden kurban kesmeyenlerin adınadır!" dedi.
(Kütüb-i Sitte
-1474)
Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor:
-Rasûlullah (s.a.v.) Medine'de iken Kâbe'ye
kurban sunar, ben de kurbanının boynuna takılacak nişanlarını
hazırlardım. Bu sırada Rasûlullah (s.a.v.) ihramlıların sakındığı
yasaklardan sakınmazdı." (Kütüb-i
Sitte -1487)
Hz. Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor:
Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:
-Maddi imkânı olup da kurban kesmeyen
namazgâhımıza sakın yaklaşmasın. (Kütüb-i
Sitte -6888)
-Cimrilerin en kötüsü kurban kesmeyendir[SEbediyye]
-Kurbanlarınız, semiz olsunOnlar,
Sıratta bineklerinizdir[Zâd-ül
mukvin]
-Kurbanın derisindeki her tüy sayısınca size sevap vardırKanının
her damlası kadar mükâfat vardırO
sizin mizanınıza konacaktırMüjdeler
olsun! [İbni Mace]
-Kurbanlarınızı gönül hoşluğu ile kesin! Çünkü hiçbir Müslüman
yoktur ki, kurbanını kıbleye döndürüp kessin de, bunun kanı,
boynuzu, yünü, her şeyi kıyamette kendi mizanına konan sevabı
olmasın! [Deylemi]
-Sevap umarak kurban kesen, Cehennemden korunur[Taberani]
-Kurban bayramında yapılan amellerden Allah-ü Teâlâ katında
kurban kesmekten daha kıymetlisi yokturDaha
kanı yere düşmeden Allah-ü Teâlâ, onu muhafaza ederOnunla
nefsinizi tezkiye edin, onu seve seve kesin!
[Tirmizi]
-Kurbanların en hayırlısı boynuzlu koçtur[İbni
Mace]
-Ya Fatıma, kurbanının yanına git! Kesilirken orada bulun! Yere
akacak ilk kan damlası ile, geçmiş günahların affedilir[İbni
Hibban]
-Kesilen kurban, Kıyamette, etiyle, kanıyla 70 kat büyüyerek
mizana konur[İsfehani]
Ahmed HULÛSİ -
Cuma Sohbetleri:
Antalya-27.Nisan.1996:
Yarın ne bayramı?..
Kurban bayramı değil!.. HAC Bayramı!.. Hacca
gidenlerin bayramı!..
Hacca gidenler günâhlarından arınıyorlar. Bu
arınmanın bayramını yapıyorlar.
Biz de onların bu sevincine, mutluluğuna
iştirak ediyor, onlar bayram ettiği için biz de bayram ediyoruz.
Ve de, şükür olarak kurban kesip, onların etini
de kendimize hiç bir parça ayırmadan olduğu gibi ihtiyaç
sahiplerine, yoksullara, yetimlere, fakirlere dağıtıyoruz..
Bu, zahirde kesilen kurban!.
Bir de mânevi kurban var!.
Mânevi kurban nedir?.
Genelde, klasik anlatımda; “Nefsini kurban
etmekten” söz ederler.
“Nefsini kurban et Allah yolunda!.”
derler.
Bu söz ile, aslında başka bir şey anlatılmak
istenmektedir.
Nedir bu anlatılmak istenen?..
“Kendine ait olarak kabul ettiğin bedenin,
istek, arzu ve zevklerinden arın! Bedenini kurban et!.” Fikri
anlatılmak istenmektedir..
Bedenini kurban etmekten manâ, kafayı kesmek
değil; bedenin aşırı istek ve hırslarını frenlemek!.
Doğal yaşamı için gerekli olanları verip;
onun ötesindeki şeylerden bedeni frenlemektir. Yani, tabiatı kontrol
altına almaktır.
Bedenin doğasını, tabiatını kontrol altına
almak!. Bedenini kurban etmek!.
Daha önemlisi; Allah’tan ayrı olarak var
kabul ettiğin “ben”liğinin, gerçekte hiç bir zaman var olmadığını
idrak etmek suretiyle “benlik” kavramını kurban etmek. Elbette ki bu
daha da zoru!.
Bu durumda, kurbanın üç derecesi çıktı ortaya!.
1.Zâhirdeki kurban.
2.Tabiatın, yani, bedenin istek ve
arzularını kurban.
3.Allah’tan ayrı saydığın, ayrı bir varlık
olarak düşündüğün “ben” kavramını kurban.
Mademki senin varlığın, Allah’ın varlığından
meydana gelmiştir, varlığın Allah’a aittir. “sen” diye
bir şey yok!.. Bu durumda yapman gereken şey şu..
Bunu anlayıp idrak etmek suretiyle “ben”
kavramından kurtulmak…
İşte bu üç kurbanı kesebilen sıratı geçmiş,
cehennemden kurtulmuş, cennet hayatında vuslata ermiş olur…
Cehennemin üstündeki Sırat, şu dünya
yaşantısıdır.
Şu anda siz, Sırat’ın üstünde adım
atıyorsunuz.
Ahmed HULÛSİ
- Sistemin Seslenişi-2-
Kurban Kes - Sayfa:257:
Kurban, arınmak içindir!… Diyet, kurtulmak
içindir!.
Besili, semiz, ama boynunda tasma izi olan
köpekle, kuru kemikleri çıkmış kurdun konuşmasını
dillendirmişlerdir! Tasmalıyla tasmasız arasındaki fark anlaşılsın
için!.
Bazen kurtlar da tasmalanır takdiri ilahi!
Ama tasmalar, asla takılamaz sonsuza dek,
başkaları tarafından!. Birinin taktığı tasma er geç çıkar…
Ya senin kendine taktığın tasma!.
İşte onu bu dünyada çıkaramazsan tasmanı,
ebeden çıkaramazsın boynundan!…
O elinle, beyninle, taktığın tasmanın
adı “BEN”dir!
Bu tasmadan kurtulmanın yolu, diyetini
vermektir!. Kendini kurban etmektir…
“KURBAN KES”, hükmüne itaat edip,
gerçekte varolmayan “BEN”ini (eneni) yok etmek; Bâki’ye
Fâniyi kurban etmektir!.
Ahmed HULÛSİ
– Mesajlar-Sayfa:148:
Kebapçılardan çıkmayanların; barbeküde
bonfile, pirzola çevirenlerin; stres atmak için çıktığı balıktan
dönenenlerin oturup kurbanlara acıdıklarını söylemelerini “timsahın
gözyaşları” olarak nitelesek sanırım hiç yanlış
olmaz!..
“Hac Bayramı”, zaman içinde
“Kurban bayramına” dönünce, halkın dilinde “kavurma
bayramı” niye olmasın ki?
Ahmed Fevzi
YÜKSEL- “Kurban” başlıklı
yazıdan:
Doğrusunu söylemek gerekirse bana en uygun
düşeni Prof.Dr. Zekeriya Beyaz’ın (İ.Ü.İlahiyat Fak.Öğr.Üy.) “Kurban
kesmek sünnettir. Aslında farzdan aşağı sünnetten biraz yukarıdır.
Kurbanın asıl maksadı olan fakire bunun bir bedeli verilirse
yeterlidir” şeklindeki sözleri idi..
Kurban hususunda ele alınması gereken bir başka
nokta ise;
"Benliğin kurban edilmesidir"
Ahmed Fevzi
YÜKSEL- “HAC ARAFAT'TIR”
başlıklı yazıdan:
Zahiri manada Kurban kesmek, Bâtıni anlamda
Allah yolunda bedeni feda etmeye işarettir.
Ahmed Fevzi
YÜKSEL- “HACI BAYRAM VELİ
(1352-1429)” başlıklı yazıdan:
Hacı Bayram öyle büyük bir ün kazanır ki,
kendisine düşman olanların çıkardığı, devlete karşı ayaklanma
başlatacağı şeklindeki bazı dedikodular dönemin padişahı II.
Murat’ın kulağına gider. Bundan rahatsız olan Padişah, Hacı Bayram’ı
Edirne’ye çağırtır. Kendisiyle bizzat görüştükten sonra,
duyduklarının iftira olduğunu anlar ve ona bağlı olan dervişlerin
vergiden muaf tutulacağını beyan eder.
Ancak bu, birçok taklit ehlinin de el alıp tarikata girmesine yol
açar. Sayıları kırk bini aşar dervişlerin. Şikâyetler artınca,
Padişah, Hacı Bayram-ı Veli’ ye haber yollatıp kaç müridinin
olduğunu öğrenmek ister. "Bunlar dervişlerinizse vergi alınmayacak,
ama gerçekten hepsi de sizin müritleriniz mi?" diye sorar.
Bunun üzerine Hacı Bayram
“Benim bütün dervişlerim, falanca gün Ankara ovasında toplansın!..”
diye ilan verir.
Büyük bir çadır kurulur, yemekler yenir, dualar okunur...
Nihayet, Hacı Bayram Veli görünüp kalabalığa seslenir:
“Kim gerçekten bana teslim olmuşsa gelsin, ben onu kesip Allah`a
ulaşması için kurban edeceğim!.”
Herkeste bir telaş ve korku...
Topluluğun içinden bir kadın öne çıkar, bir de adam!.
“Alın içeri!.” denir....
Çadıra girerler!..
Birden dışarı kanlar akmağa başlar.
Kanları gören, ardına bakmadan kaçar... Meydanda kimseler kalmaz.
Aslında önceden çadıra gizlenen koyunların kanıdır akan!... Ama bu
olay gerçek teslimiyet ve imanı ortaya koymaya yetmiştir.
Bunun üzerine Hacı Bayram, Padişaha şöyle bir
mektup gönderir:
“Padişahım, benim bir buçuk dervişim var..."
Kurban ile
ilgili bazı hususlar:
-
Kurban Yüce Allah'ın rahmetine yaklaşmak için ibadet niyeti ile
kesilen özel hayvandır. Kurban bayramı günlerinde (ilk üç günde)
Allah rızası için kesilen kurbana (Udhiyye), bunu kesmeğe de "tazhiye"
denilir.
- Kurban Bayramında ibadet
niyeti ile kurban kesmek, hür, mukîm (yolcu olmayan), müslim ve
dinen zengin sayılan kimseye vaciptir.
-
Kurbanlar yalnız koyun, keçi, deve ve sığır cinsi hayvanlardan
kesilebilir. Mandalar da sığır cinsindendir.
- Koyun ile keçi ya birer
yaşını doldurmalı veya koyunlar yedi sekiz aylık olduğu halde birer
yaşında imiş gibi gösterişli bulunmalıdır.
Deve, en az beş yaşını, sığır da en az iki yaşını bitirmiş
bulunmalıdır.
- Tavuk, horoz ve kaz gibi
evcil hayvanlar kurban olamaz. Etleri yenilen vahşî hayvanlar da
kurban edilmez.
- Koyun ve keçiden her biri
yalnız bir kişi adına kurban edilir. Bir deve veya bir sığır; yedi
kişiye kadar kimseler için kurban edilebilir. Ancak bu ortakların
hepsi müslüman olup her biri kendi hissesine malik olmalı ve Allah
rızası için bir ibadet niyeti taşımalıdır.
-
Kurbanın kesilme zamanı nahr (Bayramın birinci, ikinci ve üçüncü)
günleridir. Fakat birinci günde kesilmesi daha faziletlidir.
- Kurbanlar, bayram namazı
kılınan şehir gibi yerlerde, bayram namazı kılındıktan sonra bayram
namazı kılınmayan yerlerde ise bayram gününün fecrinden sonra
kesilir. İlk vakti budur. Kurbanı geceleyin kesmek tenzihen
mekruhtur.
- Kurbanlar kıbleye karşı
yatılarak
"Bismillâhi Allahü Ekber" diye
kesilir.
-
Kurbanı, elinden geliyorsa sahibi kesmelidir, değilse uygun gördüğü
bir müslümana kestirmeli ve kendisi de başında bulunmalı. Şu ayet-i
kerimeyi de okumalıdır:
"Benim namazım, ibadetlerim, yaşayışım ve ölümüm
âlemlerin Rabbi Allah içindir ki, O'nun ortağı yoktur."
(En'am: 162)
- Yalnız kurban sahibinin
Besmelesi yeterli olmaz; kurbanı kesenin Besmele'yi getirmesi
şarttır.
"Bismillâhi
Allahü Ekber" demelidir.
-
Yeni doğan çocuğun başındaki tüyüne (Akîka) denir. Böyle bir çocuk
için Cenab-ı Hakk'a şükür yerine geçmek üzere kesilen kurbana da "Akîka"
adı verilmiştir.
-
Akîka kurbanı, çocuğun doğduğu
günden buluğ çağına erinceye kadar kesilebilir. Fakat yedinci günü
kesilmesi daha faziletlidir. Çocuğun yedinci doğum günü adı konulur
ve başının saçları kesilip ağırlığınca altın veya gümüş sadaka
verilir. Aynı günde bu kurban kesilir.
- Kurbana elverişli olan
hayvan akîkaya da yeterli olur.