Bana salatı selamda bulunduğunuz zaman, diğer resullerin de üzerine de salat ve selam getiriniz, Ancak ben ancak Resullerden bir Resulum. (İBN-İ KESİR CİLT; XII S; 6838)
Kıyamet günü ecrinin en bol ölçekle kendisine ölçülüp verilmesi, kimi sevindirirse meclisinin sonunda kalkmak istediği zaman şöyle desin; “Senin izzet dolu Rabbin, onların tasniflerinden münezzehtir. Selam olsun Peygamberlere, Hamd olsun alemlerin Rabbı Allah’a.” (İBN-İ KESİR CİLT; XII S; 6838)
Günahın kefareti nedamettir. (İLAHİ NİZAM S: 111)
Ebû Berze (Nadle b. Ubeyd-i Eslemî) şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem sabah namazını her birimiz yanında oturanı tanıyacak kadar aydınlık olduğu zaman kıldırır, bu namazda altmıştan yüz âyete kadar okurdu. Öğlen namazını güneş (mağribe doğru) meylettiği vakitte kıldırırdı. İkindiyi de (öyle bir saatte kıldırır ki,) birimiz (namazdan sonra mescitden) Medîne'nin en uzak yerine gider (evine) dönerdi de güneş henüz dipdiri bulunurdu. Râvî (Ebu'l-Minhâl Seyyâr b. Selâme) Akşam namazı hakkında (Ebû Berze radiya'llâhu anh'in) ne dediğini unutmuş. (Ebû Berze) demiş ki: (Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem) yatsı namazı gecenin (ilk) sülüsüne -sonradan deyişine göre yarısına- kadar te'hirde beis görmezdi. (SAHİH-İ BUHARİ NO; 324)
Her şeyin bir yolu vardır; cennetin yolu da ilimdir. (DEYLEMİ)
Bir kimseye kötülük olarak, müslüman kardeşini hakir görmesi yeter. (SUNEN-İ TIRMIZİ)
Kur an ı kerime saygı göstermek, Eüzü okuyarak başlamakla olur ve Kur an ı kerimin anahtarı besmeledir. (HADİS-İ ŞERİF)
Cabir’den; Hz. Resulullah (s.a.v).`la birlikte gazveye katıldım. Ben su taşımada kullandığımız devemizin üzerinde giderken Resulullah (sav) bana kavuştu. Devem yorgundu ve bu yüzden gerilerden yürüyordu. Durumu görünce Hz. Resulullah (s.a.v).`de geride kalarak deveyi sürdü ve ona dua buyurdu. Bunun üzerine bütün develerin önünden gitmeye başladı. Bana: "Deveni nasıl görüyorsun?" diye sordu. "Çok iyi görüyorum, bereketiniz değdi" dedim. "Onu bana satar mısın?" buyurdu. Ben utandım, bundan başka su taşıyan devemiz yoktu. Yine de "evet" dedim ve Medine`ye varıncaya kadar sırtı benim olmak şartıyla deveyi kendilerine sattım. Ona: "Ey Allah`ın Rasülü yeni evliyim" diyerek izin istedim. Bana izin verdiler. Bunun üzerine, Medine`ye gelince beni dayım karşıladı. Deveden sordu. Deve ile ilgili yaptıklarımı anlatınca beni ayıpladı. İzin istediğim sırada Hz. Resulullah(s.a.v).`"Bakire ile mi, dulla mı evlendin?" diye sormuştu. Ben "dul biriyle" dedim. "Niye bakire ile değil, o seninle sen de onunla şakalaşırdınız" buyurdu. Ben: "Ey Allah`ın Resulü, babam vefat etti. Bir çok kız kardeşim var, hepsi de küçük. Onlarla aynı yaşta, onların terbiyeleriyle meşgul olamayacak, onlara bakamıyacak çok genç biriyle evlenmeyi uygun bulmadım. Bu sebeple onlara bakıp terbiyelerini yapacak bir dulla evlendim" dedim. Resulullah (sav) Medine`ye gelince deveyi vermek üzere yanlarına gittim. Bana parasını verdi ve deveyi de iade etti.(KÜTÜB-İ SİTTE / 276)