|
Sarımsak –
Bir beyin zehri. Günümüzde hızla küreselleşen
beslenme eğilimlerine rağmen, insanların neleri
nasıl yediklerini, genellikle yaşadıkları çevrelerin
ve toplumların şartlanmaları belirler. Bu
şarlanmalara beslenme adetleri veya alışkanlıkları
da denir. Bu alışkanlıklar çoğu zaman birbirinden o
derece farklıdır ki,
bir toplumda iştahla yenen birşey, bir başka
toplumdan gelen kişilerin midesini kaldırabilir.
Örneğin,
ne Uzak Asya’daki kurutulmuşu yenen su ürünlerinin
kokusu, ne de İskandinav ülkelerindeki
tereyağında kızartılan salyangozlar Anadolu’da
yaşayanlar için pek iştah açıcı ya da özenilecek
yiyecekler değillerdir. Bunun yanısıra, yetiştiği
toplum içerisinde de çoğunluğa uymayan bazı
yeme alışkanlıklarımız veya yememe alışkanlıklarımız
vardır. Örneğin bazılarımız,
çocukluğumuzdan beri soğan ve sarımsak gibi birkaç
yiyeceği hoş
karşılamaz, hatta elimizden geldiğince onlardan uzak
dururuz...
Hazreti Muhammed aleyhisselâmın yaşadığı devirde ve
ortamda, bugün bizlerin sofralarında yeralan
yiyeceklerden büyük bölümü yoktu. İşlenmiş gıdalar
biryana, domates, patates gibi günümüzde
yaygın tüketilen doğal ürünler dahi henüz Asya ve
Avrupa kıtalarına girmemişti.
Bununla birlikte, Hazreti Muhammed (aleyhisselâm)’ın
hadislerinde, beslenme konusuna son derece büyük
önem verdiğini görmekteyiz. İçeceğimiz suyun
öneminden, anne sütünün, zeytin, üzüm, hurma, incir
gibi
sağlığa son derece faydalı meyvelerin,
zeytinyağının, balın, reyhan, zencefil gibi
baharatların
tüketilmesinin faydalarına, bunlar yanısıra, alkol
gibi uyuşturuculardan, domuz etinden ve
aşırı yemekten uzak durulmasına kadar beslenme
konusunda işaret ettiği gerçekler
yüzyıllar boyunca inananlara yol gösterici olmuştur
Bilimsel araştırmalar sayesinde günümüzde ortaya
çıkan tespitler, ondört yüzyıl önceden Rasûlullah
aleyhisselâm tarafından işaret edilen gerçeklere “iman”
ederek yaşamış olabilmenin
kıymetini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Bu
yazıda sizlerle, soğan ve sarımsak hakkındaki
Rasûlullah (aleyhisselâm)’ın öğütleriyle birlikte,
geçtiğimiz haftalarda yerli basında da yeralan soğan
ve sarımsağın toksik etkileriyle ilgili bilimsel
bulgu
ve açıklamaları paylaşacağım.
Bazı
kişiler, hadislerde işaret edilen soğan ve
sarımsaktan uzak durmayı, sosyal yönüyle ele almakla
yetinse de, konunun biyolojik yönü ve dolayısıyla
beyinle ilgili ve hatta maneviyata uzanan etkileri
gözardı edilemeyecek boyutlardadır.
Buharî ve Ebu Davûd’da yeralan bir hadiste Cabir
(radıyallahu anh)’dan nakledilen hadiste ;
Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ buyurmuştur ki:
“Kim sarımsak veya soğan yerse
bizden uzak dursun −veya mescidimizden uzak dursun−
evinde otursun.”
Diğer birkaç hadiste bildirilir ki:
“Bazen Rasûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm)’a
içerisinde yeşil sebzeler bulunan tencere
getirilirdi
de onda koku bulur ve (ne
olduğunu) sorardı. Kendisine sebze
nevinden ne olduğu bildirilince,
tencereyi, beraberindeki arkadaşlarından birini
göstererek ona vermelerini söylerdi.
Aleyhissalatu vesselam, onun yemekten çekindiğini
görünce: “Sen bana bakma, ye!
Zira ben senin gibi değilim, senin konuşmadığın
(meleklerle)
konuşuyorum” derdi.”
Hazreti Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Biz
çiğ olarak sarımsak yemekten yasaklandık.”
Ömer
bin Hattab’dan (radıyallahu anh): “Ben
mescidde, Rasûlullah’ı soğan ve sarımsak kokusunu
aldığı bir kimseyi, mescidden çıkarılmasını
emrederken gördüm. Bu adam, Bâki kabristanlığına
kadar mescidden uzaklaştırılmıştı.”
(Müslim)
“Sarmısak,
soğan, pırasa ve turp yiyen, mescidimize
yaklaşmasın. Çünkü insanların rahatsız olduğu
şeylerden melekler de rahatsız olur.”
(Taberanî)
Halk
arasında sarımsak bazen tansiyon düşürücüdür, bazen
uyku verici, bazen de her derde devâ.
Oysa, uyku halinin sarımsağa karşı vücudun alerjik
bir reaksiyonundan kaynaklanabileceği yönünde
bulgular olduğu gibi, içerdiği
'sulfonhydroxyl' denen maddenin öldürücü
zehir olduğu yönünde bilimsel açıklamalar var.
Sarımsak birçok beyin hücresinin ölümüne neden
olmaktadır ve böylece sağ ve sol beyin arasındaki
senkronizasyon dengesini bozmaktadır. Beynin tepki
verme hızını birkaç kat yavaşlatmaktadır.
Eskiden gangster ve askerler, silahlarını
ateşlemeden önce mermilerine sarımsak sürerlermiş ki
öldürücü olsun! Tarımda biyolojik mücadele yöntemi
olarak haşerelere karşı sarımsak halen
kullanılmaktadır. Bu açıklamaları yapan Amerikalı
hekim Dr. Robert C. Beck’in İngilizce röportajını
buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
Ayrıca aşağıda, ABD’de yayımlanan Nexus Dergisi
Şubat/Mart 2001 sayısında yeralan ve Dr. Robert
C Beck, DSc’ın, Seattle, Washington’da, 1996 yılı
Mart ayında verdiği dersin kaynak gösterildiği
‘SARIMSAK – TOKSİK
ŞOK – Bir beyin zehri’ başlıklı
makalenin çevirisini okuyabilirsiniz.
Yazının yazımlandığı web sitesinde sarımsağın beyne
zehirli etkisi sorgulanıyor.
“Sarımsağın zehirli olmasının sebebi, kimyasal
içeriğinde bulunan sulphone hydroxyl iyonunun tıpkı
sulfoxide zehir olan DMSO (dimetil sulfoksit) gibi
vücudumuzdaki kan-beyin bariyerini delerek beyin
hücrelerine özel zehriyle zarar vermesidir. Bu
durumu, dünyanın en büyük Etik EEG
(elektroansefalografi) geribildirim
ekipmanı üreticisi olduğum sırada ürkütücü bir
şekilde keşfettik.
Öğlen yemeğinden dönen insanların, gelişimlerini
izlemek için EEG’lerini çektiğimizde klinik olarak
ölü
gibi olduklarını gördük. Peki ne olmuştu?.
Yemeğe bir İtalyan lokantasına gitmişlerdi
ve salatalarını
sarımsaklı sosla yemişlerdi. Bu yüzden,
onlara testlerden önce sarımsaktan uzak
duracaklarına
dair belge imzalattık; çünkü aksi halde hem onların
zaman ve paralarını, bizim de zamanımızı
boşa harcıyorduk. Sanırım içinizde pilot olanlar
veya uçuş testlerine katılanlar vardır.
1950’li yılarda Doc Halan grubunda uçuş test
mühendisliğindeydim. Uçuş hekimi her ay yanımıza
gelerek
bize bir tembihte bulunurdu: “Uçuşa
çıkacağınızın 72 saat öncesinden itibaren sakın
sarımsağa
yaklaşmayın, yoksa reaksiyon gösterme süreniz 2 ve 3
kat artar! Birkaç diş sarımsak
yediğinizde, normale göre refleksleriniz 3 kez daha
ağırlaşır.”
Bu
olayın üzerinden geçen 20 yıl boyunca, bunun
sebebinin ne olabileceğini, sarımsağın genellikle
beyin dalgalarını düzensiz hale getirdiğini
(senkronizasyon bozukluğuna uğrattığını)
keşfedinceye kadar anlamamıştık.
Bunun üzerine Stanford Üniversitesinde bir çalışma
yürütülmesini sağladım ve gördük ki sarımsak aslında
bir zehirmiş. Ayağınızın altında bir diş sarımsak
ezerseniz, kokunun kısa bir süre sonra bileklerinize
sonra da tüm vücudunuza işlediğini fark
edebilirsiniz. İşte, zehirli DMSO adlı madde bu
yüzden tıpkı sarımsak gibi kokar. Sarımsağın ihtiva
ettiği Sulphone Hydroxyl iyonunun beynimizde
iletişimi sağlayan (corpus callosum) büyük
ağ yapıya kadar her bariyeri delip geçer. (Corpus
callosum, 200 milyon civarında olduğu düşünülen
nöro-fiber ağı; beynin sağ yarım küresi ile sol
yarım küresi arasındaki bağlantı ve iletişimi
sağlıyor.)
Organik tarım yapanlar, bitkilerini böceklerden
korumak için DDT kullanmak yerine sarımsak
kullanılabileceğini ve sarımsağın haşerelerin
yolundaki herşeyi öldüreceğini bilirler.
Birçok insan çok kere sarımsağın faydalı olduğu
yolunda şeyler işitmişlerdir. Bize göre bunu kabul
eden
kişiler, geçtiğimiz yüzyılın başlarına kadar
eczanelere gidip ‘morfin sülfat’ alıp bunu uyumaları
için bebeklerine veren cahil annelerle aynı sınıfta
sayılırlar.
Eğer
baş ağrılarından şikâyetçi, dikkatlerini
toplayamayan veya bilgisayar başında işlerine
odaklanamayan hastalarınız varsa, basit bir deneme
yapabilirsiniz! Bu insanların sarımsaktan uzak
durmalarını sağlayın
ve çok kısa sürelerde ne kadar iyileşme
gösterdiklerini göreceksiniz. Yaklaşık üç hafta
geçince,
onlara sarımsak yemeleri için yeniden müsaade edin.
“İnanamıyorum, şikâyetlerimin
sebebinin sarımsak olabileceğini hiç aklıma
getirmezdim” diyeceklerdir.
Belki bu anlattıklarım pek popüler değil ama
gerçeği söylemek zorundayım.
Bilim bunları söylüyor... Dünya yüzündeki birçok
mistik inançta da soğan, sarımsak, pırasa, turp gibi
şeylerin, negatif enerjileri çektiği, kötü
enerjilerin de kötü kokuları sevdiği inancıyla
yenmemeleri tavsiye edilir.
DİN’de, insanları uzaktan izleyen yargıç bir
tanrının yeri olmadığı gibi, ne o tanrının emirleri,
ne de kimse için
o tanrının koyduğu “yasaklar”
sözkonusu değildir!.. Ancak, herkesin yaptığı
seçimlerin sonuçlarını
yaşayacağı da kaçınılmazdır! Adına ister 'O'nun
takdiri' densin, isterse 'kişinin
seçimi',
bu işleyiş değişmez ve sünnetullah denen varoluş
sisteminin temel bir realitesidir |