utbolun ne denli yaygın bir spor olduğunu gösteren bulgular var. Yapılan araştırmalar, dünyada bir buçuk milyon futbol takımı ve 300 bin futbol kulübünün varlığını ortaya koyuyor. 240 milyon insan da düzenli olarak futbol oynuyor. Yani, dünyadaki 25 insandan biri, kendisini futbol oyuncusu olarak tanımlıyor.

1998 yılındaki dünya kupası maçları, televizyondan naklen 196 ülkede izlenmiş. Toplam otuz  bin saat dünya kupası karşılaşmalarıyla ilgili yayın yapılmış. Ve en son dünya kupasını televizyondan izleyen toplam izleyici sayısı 34 milyara ulaşırken, Haziran ayında Güney Kore ve Japonya' da başlayacak dünya kupasında bu izleyici miktarının yaklaşık iki katına, evet yanlış duymadınız, tam 55-60 milyar kişiye ulaşması bekleniyor.

Bu rakamlara göz atınca, futbolun toplumsal yaşamımızda ne kadar önemli bir yeri olduğunu hesap edebilirsiniz. Bu sporun doğal olarak bir endüstri dalı haline geldiğini artık kabullenmek gerek. Futbol beynelmilel bir lisan gibi!... Tüm dünya insanları futbolla yatıp kalkarken aynı dili konuşuyor, aynı şarkıları söylüyor, sevinçleri ve kederleri ile ortak noktada buluşuyor.

Benim  90 dakikalık oyun içinde uygulanabilecek ve oyunu güzelleştirecek yeni önerilerim var:

1) Oyun sırasında en fazla üç  oyuncu değişimi uygulanıyor. Bu kural özellikle değişmeli. Üçü devre arasında, üçü de oyun esnasında olmak üzere toplam altı oyuncu değiştirme imkânı sağlanmalı.

2) Sakatlanan bir oyuncunun tedavisi, mutlaka kenarda yapılmalı. Oyunun hızını keserek avantaj elde etme önlenmeli. Sakatlanan oyuncu sahadan alçalabilen - yükselebilen tekerlekli sedye ile taşınmalı.

3) Sakatlanan futbolcu yan hakemine danışarak veya 4. hakem ile temas kurarak oyuna girebilmeli.

4) 4. Hakem, kurallara uymayan teknik direktörleri saha dışına çıkarabilmeli. Maç öncesi ve devre arası kale ağlarını kontrol etmeli.

5) Taç atışlarının mutlaka iki elle yapılması gerekliliği kural dışı bırakılmalı. Atışlar iki elle, aynı zamanda tek el ile,  kaleci degajı şeklinde kullanılabilmeli.

6) İletişim kurulması bakımından oyuncuların (özellikle 1. ligde oynayan sporcularla ) yabancı temasların olabileceği düşünülerek İngilizce öğrenmeleri sağlanmalı.

7) Santra çizgisinin 5 m. yanlarında kesik çizgiler çekilmeli, oyuncuların burada durması ofsayt olarak kabul edilmemeli.

8) Futbol maçlarını naklen yayımlayan kanalların oyun esnasında sahayı örtecek biçimde reklam koymaları önlenmeli.

9) Basketbol oyununda olduğu gibi, futbol maçları da otuzar dakikalık üç  devre halinde oynanabilmeli. Böylece performansı düşen futbolculara yerinde dinlenme imkânı sağlanmalı.

10) Tartışmalara konu olacak pozisyonlar, TV çekimlerinde yakın planda gösterilmeli. Kale çizgisini ve ofsayt pozisyonunu gösteren kameralar mutlaka kullanılmalı. Olağanüstü bir haksızlık maç bitiminde de olsa bu şekilde önlenebilmeli.

11) Herhangi bir sakatlıkta oyuncu maçlarda oynuyormuşçasına primlerden istifade edebilmelidir.

Futbolda adaletin, heyecanın, oyunun ve gol sayısının artmasının bu sebeplerle ilintili olabileceğini düşünüyorum.

İstanbul - 07.05.2002
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail