Enerji Alanları ve Biz
-11-

Bizlerin şartlanma, değer yargıları ve duygularına sahip olmayan ve Hz. İsa ( as)’ın deyişiyle insanca düşünceden arınmış, sıyrılmış Allah gibi düşünen ve o bakışla bakan bu yapılar için iyi ya da kötü, güzel ya da çirkin, zor ya da kolay...vb göreceli tüm kavramlar geçerli olmayıp sadece manaların terkipler halinde kuvveden fiile çıkışı ve kendi içindeki dönüşümleri söz konusudur. Dolayısıyla olanlar, sadece olması gerekli olan şeylerdir. Bu nedenle her şeyin mutlak bir düzen halinde, yerli yerince gördükleri için de ne yazı kış ne de kışı yaz yapmaya çalışırlar. Kendini bilen bu kişiler bize göre acı, ıstırap verici, üzüntülü olayları bile tıpkı hoş, tatlı, sevindirici olaylarda olduğu gibi zevk alarak yaşarlar. Bu yüzden onların bir diğer ismi de “zevk ehli” olarak ifade edilmektedir. Fikir vermesi açısından ünlü bir sufist bu konuda: “Allah bugün bana bela göndermedi yoksa beni unuttu mu? ” diyerek bizim gibi sıradan insanların altından kalkamayacağı bir yaşantı halinde olduğunun işaretlerini göstermektedir. 
Öyleyse bu insanlar, bizlerin daha iyi huylusu, iyi kalplisi, daha safı olan birer iyi ahlak derneği üyeleri midir, yoksa Özlerine vakıf, sistemi Okumuş olarak bu sistemde işlevler meydana getiren üstün yetenekli varlıklar mıdır?Elbette ki, ikincisi... Çünkü; tüm insanların, toplumların iradesi ve tüm dünya üzerindeki olayların yönlendirilmesi yani deprem, sel, kuraklık...gibi doğal afetlerle, savaşlar, büyük olaylar...vb hep Kozmik Bilinci, kapasitelerince ve hiyerarşik bir düzende yansıtan bu yapılarca oluşturulmaktadır. Yani Allah’ın tasarrufunun varlıklara ulaşmasını sağlamaktadırlar. Ya da benzer deyişle, Allah, varlıktaki tasarrufunu bu veli kulları adı altında meydana getirmektedir. Aslında, velilerin sayısı her dönem için yüz yirmi dört bin olarak sabit olmasına karşılık, bunların yaklaşık %99,9’ u, geri kalan % 0,1’ lik dilimde yer alan kendi hakikâtine vakıf olanlarca yönlendirilen ve kendilerini, kendi hakikatlerini bilmeyen bu yüzden de bilinç dışı olarak görevlerini yapan birimlerdir. Bunlar ancak ölüm ötesi yaşantıya geçtikleri anda yaşarken veli olduklarının farkına varırlar ki, bu velilere şeriat velisi adı verilmektedir. Diğerlerine ise Hakikat velisi denir ki, aralarında kıyasa gelmez düzeyde farklılıklar bulunmaktadır. Kaldı ki, hakikat velileri arasında bile Bilinç (boyut) farklılıkları mevcuttur. Kendi aralarındaki görevleri de farklı farklıdır. (1) 

Hakikatini bilen, bu yüzden de yaptığı işi farkında olarak gerçekleştiren görevli veliler bu olayları direkt kendileri Ruh gücü yani Beyin dalgalarıyla oluşturabildikleri gibi, kendi emrine verilmiş görevli avam melaike ve cinleri kullanarak da meydana getirebilmektedirler. Yine aynı şekilde beyin kapasiteleri çok yüksek olan bu insanlar yine belli görevli melek ve ışınsal varlıklara tasarrufta bulunarak onlara istediklerini yaptırarak, onları kullanarak belli şeylerden haberdar olabildikleri gibi, belli şeylere yön verebilmekte ve aynı şekilde etrafındakilere de yardımcı olabilmektedirler.
Olayların meydana gelişinin sistemi ise mesela; doğal afetleri göz önüne aldığımızda, bildiğimiz üzere dünya ve tüm boyutlarıyla evren temel düzeyde mana terkiplerinden, mana (bilinçli enerji) titreşimlerinden, meleklerden oluşmaktadır. İşte bu mana terkiplerinden oluşmuş sistemdeki istenilen terkibe, gönderilen anlam yüklü dalgalar ile manasal dönüşüm oluşturularak arzu edilen olayların meydana gelmesi sağlanır ve biz bunu yaşadığımız boyutta doğal felaketler olarak algılarız. Ya da başka başka olaylar şeklinde... Bunun tam tersi durumların oluşması da yine aynı sisteme dayanmaktadır. Yani felaketlerin ertelenmesi, tamamen durdurulması ya da başka yerlere kaydırılması...vs. Veyahut bir ülkenin, ülkelerin (toplumların) yönlendirilmesi ile ilgili olarak da o bölgenin yetkili, güçlü kişi ya da kişilerinin beyinlerine (hologramlarına) etki edilerek sonuçlanması istenilen yönde kararların alınması dolayısıyla da bu kararların yürürlüğe sokulması temin edilir.
Zaten dua dediğimiz olay da beyinden bir amaca yönelik olarak yönlendirilmiş mana yüklü dalgalar ile, her bir şeyin bir diğer şeyle bağlantı halinde olduğu sisteme etki edilerek istenilen olayların oluşmasını sağlamak değil miydi? Mesela Resulullah “Allah’ı zikredene yıldırım isabet etmez” (2) diyor. Oysa bir yıldırımın gücü en az 3-5 milyon volt iken nasıl oluyor da beyin dalgalarıyla böyle bir güce karşı konulabiliyor. Bunun cevabı yine birçok kez değindiğimiz üzere beyinden yayınlanan anlam yüklü dalgaların o yönde, kendini koruma istikametinde sistemi bilgilendirmesi, sistemin de bu bilgi doğrultusunda hareket etmesi esasına dayanmasıdır. (Bkz. Evrensel Sırlar / Kendini Tanı- Ahmed Hulusi)

 

(1) Hz Muhammed (sav)’ den önce de hakikat velileri bulunmaktaydı ancak Velayet kurumu olarak Hz Muhammed (sav)’ den itibaren başlamıştır. Ondan önceki bu işlevleri ise Melekler meydana getirmekteydi.

(2) Aslında yıldırımdan korunma olayı Allah’ı zikredenin korundukları şeylerden sadece biridir.

Devam edecek...

hologramk@yahoo.com
İstanbul - 04.11.2004
http://sufizmveinsan.com

 


Üst Ana sayfa e-mail