Yetenekli Olabilmek


Ne istediğini bilen, kendini üst sıralara taşıyan performansını  her gün daha ileri götürerek, Allah Resulününİki günü eşit olan bizden değildir” uyarısı ile değerlendirip, tek bir vücut halinde, sıkılmadan, yılmadan çalışır durumda olan bireyler, her zaman insanlığa örnek olmuştur..
Hemen hemen herkesin en fazla özlemini çektiği, arzu ettiği şey bu vasıflarla donanmış olmak, şayet kendisinde bu kapasite yoksa inandığı, yetenekli bir kişiyle tanışmaktır.
Yetenekli doğmanın/olmanın yetmediğini, ancak çalışarak bir basamak daha yukarı çıkılabileceğini düşünenlerin yanında,  Hz.Muhammed’in  net açıklamaları bulunuyor
O, “ Her şey kader iledir!.. Hatta acizlik ile zekâ ve beceriklilik bile... Yahut beceriklilik ve zekâ ile acizlik bile..” demektedir.
Yetenek; davranışların, konuşmaların jest ve mimiklerin aydınlık yüzüdür.  Kusurlarını ortaya koyanların yanında bu netliğe sahip olanlar hemen fark edilir.
Bu arada siz bütün bunların yanında ‘Maddi güç kimdeyse, yetenek de orada toplanıyor’ diyebilirsiniz!.. Belki bir yere kadar doğru yanı olabilir ama ben bu görüşe tümüyle katılmıyorum.
Çünkü her alanda fışkıran yetenekli kişilerin, işlemez haldeki düzenin içine çomak sokarak işler hale getirdiğini kabul etmek gerek.
Değerli dostlarım, ‘düzlükten tepeye çıkmak çok zordur’. Bunu pek kimse başaramaz.. Ancak, güler yüzlü, ahlâkını evrensel ahlâkla birleştiren  yetenekli kişiler  bunun üstesinden gelebilir.
Onlar  saygıyı kaybetmekten korkmayan, külfetten kaçınmayan, gerçeğin büyüklüğüne erişmiş, en alt basamaklardan en yüksek mevkilere kadar herkese hitap edebilme becerisini gösterebilmiş  nadir kişilerdir.
Yetenekli insanların geçmişinin ne  kadar temiz olduğunu, onları biraz olsun tanıyan herkes söylüyor, hakkını teslim ediyor.
Bu türlerin başarısında en büyük pay hiç kuşkusuz takip ettikleri önderleri. Çünkü bu üst düzeydeki insanlar, eğitimin başında işi sıkı tutan kimselerdir.

Yeteneksiz kişi ise hayal kırıklığı yaşar. Varolan toplumsal sistemde bir boşluk olduğunu ifade eder durur. Bunlar köksüz önyargılara mahkûm olmuş bireylerdir.
Dikkati çeken bir husus, başarı düzeyini yakalayamayanların daha çok bencilleşmeye başlamalarıdır.

Bu şartlarda kişiyi heyecandan heyecana sürükleyen ve seyir zevkini tattıran yetenekli bir insanı tanımak neredeyse mucize oluyor..
Yetenekli insanların ‘etrafa pek dalaşmamak, topluma karışmamak’ gibi bir yaşam içinde olduğunu yorumlamak mümkün belki, ama yeterli değil. Zira bir kısım insanlar kendi içine kapanıp kalırlarken, bu özelliklerini konuşturanlar dünyanın dört bir yanına dağılarak, değişik alanlarda isim yaptılar. Kimisi Tıp alanında önemli bir kalp cerrahı oldu. Kimi piyanist, kimi ise futbolcu yada basketbolcü...
Bu tür insanları dışlamak istemem, ancak benim ilgi alanım mistisizmle ve buradaki kabiliyetlerle ilgili.
Örneğin, Tasavvuf felsefesinde gerçeğe dönük yaşamı ve açıklamaları  ile hayli tartışma yaratıp, mollaların hedef tahtası haline gelmiş, hocaların hocası olarak bilinen, Halk ile Hak  yaşantısında zahmetsiz gidiş-gelişleri ile bize yol gösteren gıpta ile gözlemlediğim sembol biri var. 

İbni Arabi.

Bunun yanında;
“ Şarapla olmuşsam ben sarhoş, öyleyim.

   Herkesin bir zannı var hakkımda benim.
   Ben kendime aitim, nasılsam öyleyim.
   Şarap içmek, şen olmak ayinimdir benim.

   Dedim dünya dedikleri geline: Nedir senin mehrin?

   Dedi: Senin hürrem gönlün mehrimdir benim.” 
diyerek,  dünya saltanatının sonlu olduğunu belirten, fevkalade bir karakter çizmiş, zamanın bütün pozitif bilgilerine sahip gönül adamı Ömer Hayyam ile, aşkın, mutluluğun  simgesi, mana aleminin sarrafı Mevlâna Hz.leri de ilk ağızda aklıma gelen isimler oluyor.
Gerçek olan o ki:  Şu anda yaşayan veya ahirete intikal etmiş  ancak üretime pozitif şekilde katkısı olmuş isimler  bu nitelikleriyle bize her zaman için ışık tutup yol göstermişlerdir.

 


İstanbul - 18.12.2003
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com

 


Üst Ana sayfa e-mail