|
İnsanın
nasıl düşünmesi, karar verebilmesi, kısacası doğruyu bulabilmesi
hususunda kendini mutlak yetkili sanması ve kendi çizdiği
sınırlar dışına çıkmamaya özen gösteren bir durum arz etmesi
gerçekten çok acı verici.
Siz hiç böyle bir şeye tanık oldunuz mu?
Ben oldum!.
“ Yapmayın, etmeyin, yanlış oluyor ” dememe rağmen,
bazıları yine bildiklerini okumaya devam ettiler. Israrla
üzerinde durduğum bu noktadan, sonraları “belki de benim
anlayamadığım şeyler vardır, isteyen istediğini düşünür”
diyerek vazgeçtim.
Değerli dostlarım;
Unutmayalım ki, kişinin bir konuyu kendi bilgisi dahilinde
yorumlayıp beklenti içine girerken farkına varamadığı hususlar
var.
Bunlar yanlış bilgi ve yanlış analizdir!..
Yanlış bilgi, yanlış analizden doğar ve yanlış söylemi
getirir. Akabinde de sancılı bir yaşama adım atmaya vesile
olur.
Örneğin; bir kitabın birkaç sayfasını okuyarak o kitap hakkında
fikir sahibi olunamayacağı gibi, bir ressamın tek bir resmini
görmekle o ressamın tarzı, ortaya koyduğu eserler hakkında da
bir yorum sahibi olunamaz.
Dini hususlarda Ayetlerin/Hadislerin zahir ve batın
yanı bilinmedikçe, bu anlamlı sözleri hakkıyla
değerlendirebilmek mümkün değildir.Takdir edersiniz ki,
Kuran’ın bir bölümünü okumak, tamamı hakkında fikir sahibi
olmak anlamına gelmiyor.
Müteşabih ayetler hakkında derinlemesine bilgiye sahip
olan bir kimse Kuran’ı tam olarak analiz edebilir mi?
Sadece Müteşabih ayetleri kabul etmek, diğerlerini es
geçmek, savsaklamak mantıklı mıdır?
Ya da, “Müteşabih ayetler bizim için değildir”
demek, ne derecede doğrudur? Şunu da hemen belirtelim, bu idraki
benimseyen kişiye muhkem ayetlerden sual edilecek olsa, vereceği
yanıtlar ne kadar abuk sabuk olur tahmin edersiniz.
Ayrıca önemli olan bir husus da, ayetlerin değerlendirebilmesi
için bir değil, birkaç tefsiri incelemenin şart olduğudur.
Konuya uzak olan ise verilen her yanıtı doğru gibi kabul ederek
cehaletini ortaya koymaktan başka bir şey yapamaz.
Bir olaya ön yargılı şekilde yaklaşım yapmak da neticede, tüm
yanlışlıkları beraberinde getirecektir. Dolayısıyla
bizler, olayları analiz ederken o anki konumu, anlık gelişmeleri
değil, özellikle ileriye dönük düşünceleri göz önüne
almalıyız. Zira; ‘anlık’ değerlendirmelerde
ortaya çıkan pozitif veya negatif uçlar ve
bunlar arasındaki gidip gelmeler, doğru teşhisi önleyen en
önemli faktördür.
Şu noktada anlaşalım: Doğru analiz yapılmadığı takdirde,
fikirlerin yol alabilmesi mümkün değildir. Ayrıca, yaratıcı
fikirlerin de mutlaka derin analizlere ihtiyacı vardır.
Referans olarak alınan bir düşünce ne kadar doğrudur ne kadar
yanlıştır, önce bunun etüdünün yapılması şarttır.
İnancının, kendi doğrularının peşinde koşan ve bu şartlarla
ufuklara yelken açtığını düşünen bir insan, bunun, hayır mı şer
mi olduğuna bir türlü karar veremez.
Bu şekilde yaşayanlar ise maalesef amacına ulaşamaz!..
Nitekim, Kuran’ı Kerim bu anlamda: “ Sizi bir imtihan olarak
hayır ile de şer ile de imtihan ediyoruz “ demektedir
İstanbul-
04.09.2003
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com
|