Vahdet-i vucud neden yaşanmıyor ?


Varlığın bölünemez, parçalanamaz bütünlüğü anlamına gelen bu felsefe çok kimse tarafından benimsenir, ama iş yaşamına gelince, çok önemsediğini söyleyen kişi dahi bu noktadan kaçar gider.
 Sebeplerini şöyle izah edelim :
 Vahdet yaşamı, olaylara kuşkusuz yeni anlayışlar getirir. Ancak beraberinde de bir takım tereddütlerin, kuşkuların doğmasına yol açar.
 Dine yeni adapte olmaya çalışan bir kimseyi düşünün. Hükümler ve kurallar bu birimin tabiatına nasıl zor geliyorsa, vahdet yaşamı da böylesine çetin zorlukları içerir. Bu nedenle herkesin yaşayabileceği bir şey değildir.
 Aslında ne klasik anlamdaki dinde ne de vahdet yaşamında aykırı ve imkansız bir teklif yoktur. Bireyin çok güç olarak kabul ettiği, taşıyamayacağını ve altından kalkamayacağını sandığı şeyler, her alanda olduğu gibi, burada da beşeri takıntıları/özellikleri sayesinde gerçekleşmektedir.
 Abartmadan söylemeliyim, Cami cemaati, aile bağlarına sıkı sıkıya yapışanlar, komplo teorileri üretenler, aşıklar, herkesi suçlayan bireyler, sahiplenenler, sürüler halinde yaşamaya alışmış insanlar, ruhundaki ego dan kurtulmayı beceremeyenler ne yazık ki vahdeti kolay kolay yaşayamazlar.
 Onların bugüne kadar yapa geldiği, dillerinde dolandırdığı şey sadece Evliya menkıbeleridir.
 Diğer yandan yaşantısını iyiliklere dayandıran insanların da bu çok yönlü boyut itibariyle şanslarının pek bulunmadığını söyleyebiliriz. Onlar sonu iflah olmayan bir yola girmişlerdir. Bu türe de vahdet anlayışı ulaşamaz. Neticede bir olay sonrasında kendilerinde, menfaat duyguları ağır basacak ve beyin otomatikman durup, çalışamaz hale gelecektir. İnsanın halife olduğu dikkate alındığında, böyle bir durumun kişilikle ilgili olduğu gerçeği kesinlik kazanacaktır.
 Vahdet yaşamı ilahi hükümlerin uygulanmasını asla red etmez. Ancak birey, bu aşamalarda ki idrak düzeyi nedeniyle çalışmalarını azaltabilir hatta belirli bir süre için askıya dahi alabilir. Bu, istekle olacak bir şey değildir; kendiliğinden oluşur.
 Dışardan bakan bir insanın, böyle bir yaşamı sezinleyememesi,, değerlendirememesi nedeniyle  ona zındık, kafir gibi nitelikler le yaklaşması normaldir. Esasen bu hal suçlayan kişiyle alâkalıdır. Yaşayanı zerre kadar bağlamaz.
 Vahdet boyutu insan fıtratının ve meyilli olduğu şeylerin son bulduğu yerdir.
 Söz konusu koşulu benimseyen insanın,
Allah’a yaklaşma adına, dünyadan el etek çekerek yaşamayı prensip edinmesi yapılacak hataların en büyüğünü teşkil eder. Zira kim kimden el çekiyorsa bilmeli ki orada Allah ona perdelidir.
 Bu nokta itibariyle yapılan çalışmalar, menfaat elde etmek için değil, gelecek yaşamla, ahiret boyutundaki fizyolojik yapı ile ilgilidir.
Teklik seyri içinde Allah'ı görüyormuş gibi bir anlama gelen ve ‘İhsan mertebesine yükselmek’ şeklinde tanımlanan, ibadet türüne yer yoktur. Ruhunun yükseldiği bu aşamada birey, ihtiyaçlarını bir tanrıdan değil kendi özünden talep eder.
 Özü ile tanrı arasındaki farkı değerlendirebilmek ise oldukça güç bir meseledir.
 Vahdete adapte olmanın ilk safhalarında ufak tefek pürüzler/acemilikler görülürse de, sonraları taşlar yerine oturur ve sistem için gerekli olan çalışmalar bir lezzet alınmaksızın yapılır. 
 Vahdet-i vucüd felsefesi belki dilde kolay gibi gözükür, ancak iş tatbikata dönüştüğünde durum değişir, alışkanlıklar/şartlanmalar zaman içinde ağır basar ve kişi farkında olmaksızın eski haline döner. Doğru olan yapılmadıkça şirk batağına düşme tehlikesi her an için mevcuttur..
 Bu arada miskin Yunus’un "Cennet cennet dedikleri bir kaç huri, isteyene ver sen onu, bana seni gerek seni" şeklindeki sözlerinden, kişinin teklik yönüne adım atılması için kullandığını algılayıp, bunun yanı sıra ahiret boyutundaki mekansallığın ve terkibiyetin ilanihaye devam etmesi durumunun ise zihinlerden çıkarılmaması gerektiğini unutmayalım. 
 Aksi takdirde işler iyiden iyiye karışır ve içinden çıkılmaz bir hal alır. Ayakta durabilmek, varoluş gayesine ulaşabilmek için bu felsefeyi benimsemek ve yaşamak zorundayız.
Son derece sınırlı düşünceden geniş bir yelpazeye ulaşabilmek kolay olmasa gerek.!

 


İstanbul
- 14.08.2003
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail