|
“Ustanın
yüz oyunu varmış, 99’unu öğretir, birini kendine saklarmış.”
der eskiler.
Çünkü, o
sakladığı oyunu da söylese, ustanın ustalığı kalmaz dillere
düşer; çırak ustayı hemen alt edermiş.
Usta insancıl,
babacan, bilge olur, direktifleri renk getirir. Korkmadan,
bıkmadan, insan üstü bir sabırla, asla taviz vermeden yaşar.
Toplumun
üyeleri arasındaki sıkı iletişim, yine onun sayesinde
gerçekleşir. İnsanın yaptığı ya da yapmakta olduğu her işte onun
mutlaka bir parmağı vardır.
Kişi, ustasına
gönülden bağlanışı ile farkında olmadan kendi gücüne güç katar,
enerji dolar. Ustanın sevgisi, çırağa sağlam bir irade ve
kişilik kazandırır. Onun sayesinde insanoğlu bencilliğini bir
yana bırakarak, teslim olmayı, Allah’a kul olabilmeyi öğrenir.
İnsanları
birleştiren bir etmen olduğu gibi, iyinin /kötünün
fark edilmesine de vesile olur. Bizler bu sayede olumlu olanı
olmayandan ayırt edebiliriz.
Kur’anı
Kerim’de geçen “ Hepiniz toptan Allah’ın ipine sımsıkı
sarılınız, birbirinizden kopmayınız ve Allah’ın sizin
üzerinizdeki nimetini hatırlayınız. Hani siz birbirinize düşman
idiniz de O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı…”
ayetinde yer alan ‘Allah’ın ipi’ ibaresi, bir kısım
tefsircilere göre, topluluk ve cemaat şeklinde nitelendirilmiş
ise de esas itibariyle ‘Allah’ın ilmi’ şeklinde
değerlendirilmelidir. İşte algıladığımız anlamdaki Usta,
abartısız bir şekilde kendilerine inananları törpüleyen, bu
ilmi kabiliyet ve istidat sahiplerine aktaran yetkili bir
mahaldir.
Bu yönleri ile
Ustalar, hakikâtin en layık temsilcileri olmaktadır.
Mevcut berbatlıktan sadece onların sayesinde kurtulabilmek
mümkündür. Yaptıkları hiçbir iş duygusallık kokmaz. Onlarınki
bir kaos düzeni
değildir.
İnsanın yaşamında Usta ile ilişkisini kesmesi, kendini
bitirmesi/dağıtması anlamına gelir. Ustalar kendileri
hakkında söylenen “abuk/sabuk”, “deli”... gibi
tanımlamaları dikkâte almadan yaşamlarını sürdürür. Almamacasına
gönülden verir. Gelişmeler ne düzeyde olursa
olsun, ‘Biz dünyanın merkeziyiz, her şey bizim
etrafımızda dönüyor’ gibi komik iddialarda bulunmaktan
kaçınırlar. Mertebe/makam talebi olmaksızın
yaşar. İstikametleri, sadece Allah Resulü Hz.
Muhammed’in yoludur.
Bütün bunlara
rağmen, iyimserliğini muhafaza edip ‘Ustanın yolunda’
devam etmek bazı kimselerin zaman zaman amacından
uzaklaştıkları ve bir zamanlar yere göğe sığdıramayıp koyacak
yer bulamadıkları bu insanlara karşı kabaca cüretkâr tavırlarda
bulundukları görülebilir. Doymak bilmeyen bu insanlar için yakın
ve açık bir tehlike vardır. Her konuda egolarını ispat etmeye
çalışan, aydınlanmadan/eğitimden yoksun,
münasebetsiz/göstermelik hallerinin kendi yollarını kestiği
akıllardan çıkarılmasın.
Ustayı
anlamayanın ne Allah Resulü’nü ne de Mutlak Yaratıcı’yı
algılayabilmesi/değerlendirmesi mümkündür. Kimi zaman aşka varan
bir sevgiyle bağlandığımız bu muhteşem/üst seviyedeki
insanların, duygularımızı ve düşüncelerimizi hissedebildiklerini
bilebilsek, ne kadar iyi olacak!
Londra-
09.10.2003
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com
|