Tanrı- Allah Kavramı, Kader, İrade-i Cüziye ve İrade-i Külliye -2-
 

Kaderi algılama konusunda pek çok doküman var. Ayrıntılardan bir tanesi ve belki de en önemlisi şudur:

O gün bir melek gelir;

“Cenine ecelini, rızkını, amelini ve said veya şaki” olduğunu yazar.

Bu hadis inkâr götürmez bir gerçektir ve çok açıktır.

Ayrıca:

Her şey kader iledir! Hatta acizlik ile zeka ve beceriklilik bile!...Yahud Beceriklilik zeka ve acizlik bile..” buyruğu ona yardımcı olarak her şeyi net bir biçimde göstermektedir. (Bu arada Efendimizin (s.a.v) neden bir şeyi iki kez değiştirerek söylediğini ve bunun ne anlama geleceğinin yorumunu sizlere bırakıyorum.)

Kader olgusu aslında varlığın bölünmez parçalanmaz bir bütün olduğunu belirtmesi bakımından oldukça ilginç konumlara neden oluyor.

Ama öncelik tümel iradeye işaret verilmesi.

Önem taşıyan yeri işte burasıdır.

Şayet iyi düşünülürse, bu açıklamalara istinaden İrade-i cüziyye asla olamayacağına göre, “fiili” ortaya koyanın ‘insan olmadığı’ gerçeğine ulaşılır.

Yeri gelmişken açıklamak zorundayım, bu arada; “insan neden bu konuyu hemen hemen her devirde, özetle tarih boyu anlayamıyor?”

Böyle bir soru olası.

Aslında bu soru yanlış.

“İnsanoğlunun varoluş felsefesindeki yeri nedir? Bu bilince varabilecek mi?" denmesi daha makul olurdu.

Diğer yandan, Nokta ilminden haberdar olanlar; esmanın çıkışı ile insanın vücut bulduğunu, aslında onun, ‘yoktan var olduğunu’ kabul ederler.

Haliyle, yok olan bir varlığın irade-i cüziyyesinin bulunması söz konusu olamaaz..

Bu aşamada “savunduğumuz tezin aksi gibi görülen” bir ‘ayeti’ yorumlamak zorundayız.

Yoksa savunduğumuz felsefenin arkasında durmamış oluruz.

Kur’an’da “Allah insanlara zulmetmez. Her birey kendi yaptığı çalışmanın karşılığını alacaktır.” demektedir. Bu yaklaşım irade-i cüziyyeyi kabul edenleri belki rahatlatmaya yeterli olabilir.

Ancak, anlamı hiç de öyle değildir.

Burada Allah’ın zulmedici olmadığı, ama dilediğini yapma hükmüne sahip olduğu belirtilmektedir.

Zulmetmek başka,                                                                                                 Dilediğini yapmak başka.                                                                                                      İkisi apayrı şeylerdir!

Açıklaması şudur; Allah dilediğini yapar ve yaptığından sual olunmaz. Dolayısıyla ortada bir zulüm yoktur. ”…birey kendi yaptığı çalışmasının karşılığını alacaktır.” hükmüne gelince; Esmanın zuhuru-açığa çıkışı ile var olan yapının, kendini bir "birim gibi kabul edecek şekilde algılanması sonucu yaşanacak!" bir durumu anlatır.

Burada varlık-yokluk anlamında fahiş bir hata bulunmaktadır.

Zira birimin kendine has bir yapısı yoktur. Varlığı "esma bileşimine" dayandığına göre yukarıda da belirttiğimiz gibi varlığı söz konusu bile değildir. Beş duyuya "dayalı bir yaşamı tercih ettiği içindir ki" kendini madde boyutunda bir bedende bulmuş ve onu sahiplenmiş, birimleşmiştir.

Burada doğru bir değerlendirme işi bitirir.

Nitekim, Efendimizin (s.a.v) torunu Abdülkerim Ciyli Hazretleri, “alemlerin aslı hayaldir” diyerek bu noktaya ışık tutar.

Bütün iş, bu kırılma noktasını değerlendirmek, çok önemli kilidi açmak, düğümü çözmektir. Ya insan kendini bir birey olarak kabullenecek, hatalı bir kader algılamasına mahkum olacak ya da içkinlikle hakikati bilip gerçek manada kaderi yaşayacak ve “mukarrebun zümresine” iltihak edecektir.

Kaç kere yazdık, kaç kez söyledik.

Yineleyelim:

Kâinatta en küçük bir ayrıntı yerini/karşılığını bulacaktır.

Bu yaklaşımlar "noktanın projeksiyonunda yer almış figürler" olarak göze batar. Hayal kabul edilen Efal boyutunun gerekleridir.                  Ancak yine de “temel eksende belirlenmiş” sabit değerleri, örneğin said ve şaki oluşu değiştirmez.

Ayrıca, yukarıda işaret ettiğimiz gibi (hadisi kast ediyorum) yinede “kader hükmüne göre yapılanmış” unsurlar olarak göze çarpar.

Buradan yola çıkarak şunları söyleyebilmek mümkün:

Sistemin değişebilirliği-değişmezliği kadere tabidir.

Çünkü sonsuz denilen sistemlerin de bir kaderi vardır.

 

 

 
 
İstanbul - 01.07.2009
sufizmveinsan@gmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com