Simge


oplum içinde alçakgönüllüğü, çalışkanlığı ve dostluğa olan inancıyla simge haline gelen, gördüğü ya da göremediği insanlardan sorumlu olduğunu düşünen sıra dışı insanlar bulunmakta. Bu niteliği elde etmiş insanlar, diğerlerinden farklı ve çok daha etkileyici oluyorlar. Halk, onlara ulaşmak veya izlemek için her türlü meşakkâti çekmekten, fedâkarlığa katlanmaktan asla kaçınmıyor.

Simge, sadece bireylere değil, onların ürettiklerine, toplumlara ve ülkelere de mal edilir.
Bazen nitelikleri tasvir etmek için hayvanlar, nesneler ya da başka benzetmelere başvurulur. İri cüsseli ve güçlü kuvvetli bir hayvan, örneğin aslan bir ekolün, timsah başka bir grubun,  horoz ise bir ülkenin simgesi olabilir.

Bir süre Alman halkının gözlerini bağlayabilmiş ve peşinden sürükleyebilmiş Hitler’i anımsayalım. Onun meşhur selamı, Nazilerin simgesi olarak bilinir. Evrim Teorisi’nde simgeleşen isim Darwin’dir. Napolyon ise “Para, para, para” sözleriyle simgeleşmiştir.
Yıkım ve zorbalık dışında insanlığa sunabileceği hiçbir perspektifi kalmamış, kendi halklarının nezdinde dahi meşruiyetlerini yitirmiş Ebu Cehil ve Ebu Leheb gibi isimler de zamanın olumsuzluk simgesi olarak kabul edilir.
Tarih; zorbalığa, sömürüye ve gericiliğe karşı yıllarca süren mücadelenin sembolleri olarak kabul edilen büyük düşünür Aristo, Eflatun, Sokrat gibi isimleri bizlere tanıtır.
Fizik dalındaki icatları ile ünlü Einstein, İsac Newton, Nilsen Bohr asla unutulamaz. Her biri kendi alanlarında bir otorite/dahi sembol olarak kabul edilmişlerdir.
Bütün bu isimler simgeleşerek, toplumsal belleğimizde silinmez bir yer almışlardır.

Madalyonun diğer yüzünde ise, gelmiş geçmiş bütün Nebi ve Resuller içinde Ululazim niteliği ile dikkat çekmiş Hz.Adem, Hz.Nuh, Hz.İbrahim, Hz.Musa ve Hz.İsa diğerlerinin yanında  simge ismi olmuşlardır.
Hanif dininin kurucusu ve Hullet makamının asaleten sahibi olan Hz. İbrahim’in tüm Nebi ve Resuller arasında ayrı bir yeri bulunduğunu ve bu vasıfları ile simgeleştiğini kabul etmek doğru olur.
Tasavvuf felsefesinde insanlık basamağının zirve noktasında yer almış isimlerden İbn-i Arabi Vahdeti Vücud’un, Hz. Ali İlmin, Hallacı Mansur  “Enel Hak” sözü ile Fenafillah’ın, İmamı Mehdi ise Velâyet Kemâlatının simgesi olmuştur. Suskunluk orucunun gerçek sahibi Hz.Meryem değişik bir olayın, boyutun simgesidir. Feridüddin-i Attar ise İran halkının edebiyat/şiir boyutundaki simge ismidir.

Diğer yandan Hz. İsa’nın, ekmeğini şaraba banıp yerken söylediği sözler Hıristiyan alemi için bedeninin bir simge olarak kabul edilmesine neden olmuştur. Keza Sezar’ın bıçak darbeleriyle öldürülmeden evvel tarihe yayılan meşhur sözü, Brütüs’ün kalleşliğinin simgesi olarak kabul edilmektedir.

Aydınlanmanın, atılımın, evrenselliğin 1400 yıldan önceki habercisi Hz.Muhammed (s.a.v.) İslâm ve insanlık aleminin ayrıcalıklı tek simge ismidir.
Allah’ın bizler için seçtiği bu büyük insanı çok iyi tanımamız  gerekiyor...
Bu hepimizin görevi olmalı...

İstanbul - 20.03.2003
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail