|
 
ize,
“muteber bir kişi olmak ister misiniz?” gibi bir sual yöneltmeden önce, bu kavramı tarif etmeye
çalışayım.
Dilimizde; saygın, hatırlı, sevilen, sözü dinlenen, kariyeri olan, bazı konularda başarı kazanmış kişi
anlamlarında kullanılıyor “muteber” kelimesi.
Ancak ;
“Muteber olmak için yeteneklerinizin
olması kâfi midir?”
ve “Bu yeteneklerinize ilaveten,
sırtınızı sağlam bir yere dayamak gibi bir şart var mıdır?” gibi sualler muteber olma niteliğine
gölge düşürüyor, ortalığı bulandırıyor ve konuyu saptırıyor.
Kısacası, eğer yerine oturmazsa en karmaşık konuların başında geliyor muteber
olma olgusu
Kaht-ı rical,
Osmanlı’nın son döneminde dilimize yerleşmiş bulunan bir deyim. Kaht; kıtlık, kuraklık, ve
kuraklıktan ötürü ürünlerin yetişememesi; Rical ise belli mevki sahibi anlamına geliyor.
(Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat/Ferit
Develioğlu ) Bu kavram tamlama haline dönüşünce “ muteber adam kıtlığı ” anlamını alıyor.
Evet, toplum içinde tabir yerindeyse muteber olma özelliğine haiz çok az kişi var. Yani açıkça muteber
adam kıtlığı yaşanıyor.Ve bu konuda enteresan bir uygulama varki hayli dikkat çekici adeta bir gelenek
haline gelmiş. Örneğin; aile fertleri içinde muteber biri varsa, diğer fertler onun bu vasfından
faydalanmayı düşünüyor, kendilerine de aynı ilginin gösterilmesini bekliyorlar. Bunun sonucunda, pek çok
bireyin aileden kalan bu miras ile uzun süre muteber insan hüviyetiyle yaşamına devam ettiğine tanık
oluyoruz. Bazı kimseler ise dolduruş neticesi kendilerini bu halde buluyor.
Benim kanaatime göre muteber kimse
etrafına adam toplamayan, olup bitene doğru dürüst akıl erdirebilen, duygusal tepki vermeyen, kendinden
başka kimseyi sorumlu tutmayan, her zaman haklı olduğuna inanmayan, bir olayı ön yargılı irdelemeyen,
günlük çalkantılardan kurtularak bakabilen ve kendini dünyanın merkezi gibi kabul etmeyen insandır.
Bilinen bir gerçek var; her ortamda muteber insan gözde. Çalışma hayatında
da güvenilir, itibarlı bireyler şiddetle aranıyor. Böyle kişileri bulmak için bir hayli zorluk çekildiği
malum.
İnsanın, yanında güven duyabileceği muteber bir insanın bulunması, tarifi
imkansız bir rahatlığa da yol açıyor.
Bu nitelikteki insanların, toplumun hayata bakış açısının bile değişmesine sebep olabildiği fark edilir.
Mistisizmin konuya yaklaşımı ise bir hayli farklı, değişik !..
Muteberlik belli bir kemâlat ile oluşmakta. Bir nebi/resul oğlunun dahi mutlaka muteber
bir kişi olamayacağı bildirilmiş bizlere.
Hz. Resulullah, kendisine
Risalet gelmeden önce de toplum içindeki yaşantısı, insanlara eşit davranışı, başkalarının
hakkını gözetmesi, kendine emanet edileni himayesine alması, maddi olanaklara düşkün olmayışı gibi
hasletleriyle muteber bir kişi olarak biliniyor.
O’na verilen “ Emin İnsan ” sıfatı bu nedenlere dayanıyordu.
Efendimiz,
muteberlik vasfını ilim ve irfan sahibi olanlar için kullanmıştır...
“İlim sahiplerine saygılı olun, onlar Allah Resullerinin varisleridir.”sözleriyle
bu olguya işaret etmektedir.
Kur’an da aynı parelelde,
son derece duyarlı, muteber insan olarak kabul ettiği bu zatlara değinirken, onları “Korku ve
mahzunluk oluşturabilecek bir ortamın olamayacağı” şeklinde tarif ediyor.
Sadece muteber insanlar değil bir de muteber kentler var. Bu şehirler,
üzerinde yaşayanların muteber oluşları dolayısıyla böyle ifade ediliyor. Kutsal topraklar olarak
tanımlanmalarının asıl sebebi bu.
Söz konusu kentlere giden insanlarında kendilerini maddi/manevi alanda korumak zorunda kalmaları
gerektiğini hatırlatalım. Bilginiz olması bakımından söylüyorum. Bu ayrıntıyı göz ardı etmemek lazım.
Başta Mekke ve Medine, sonra sırasıyla Kudüs, İstanbul, Şam ve Bağdat da
muteber şehirler arasında yer alıyor..
İstanbul
- 25.04.2002
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com
|