Merak etmek


Meraklı olmak elbette güzel bir şey.
Merak etmek, böylece iyi güzeli ayırt edebilmek, en önemlisi doğru olanı  bulabilmek...
Değerli dostlarım; insanoğlunun kendini geliştirebilmesi için önce 'merak' edici bir niteliğe sahip olması gerekir. Gözlemlerin, araştırma ve analizlerin temelinde hep  merak denen tutku bulunmaktadır.
Merak edip araştırmazsak, okuyup izlemezsek, gözlemlemezsek, tartışmazsak nasıl bir çıkarımda bulunabiliriz ki!..
İnsan ilgi duymadığı, beğenmediği, benimsemediği bir konuya alâka duymaz. Bu nedenle merak, kişilerin  ilgi alanlarına göre farklı boyutlar kazanır. Dolayısıyla bu kavramın olumsuz tarafları da var.
Bizler her şeye dört kolla sarılmayı marifet saydığımızdan ötürü 'merak' konusunu daha düşünceli bir şekilde ele almalıyız. Bir bakıma sıkça kullanılan  'insanın başına ne gelirse meraktan gelir' sözü kulaklarımıza küpe olmalı.
Çok enteresandır insanlar kendi kişisel ve toplumsal yaşamları ile ciddi konulara kulak asmazken, en akıl dışı durumlara meraklanabiliyor.
Bunu yaşam biçimi edinenlerin, kendilerine kazandırdıkları ya da başkalarına verebilecekleri ne olabilir ki?
Sufi ahlâk anlayışı pek önemli olan bu noktaya parmak basmış ve topluma verdiği mesajlarla “ insanların hayatları ile uğraşmayın ”  demiştir.
Sosyal yaşamda da bireyselliğe dönük, akılcı bir temele dayandırılarak yapılan böylesi ikazlar, bireylerin  'eğitimine' göre geçerlilik kazanmaktadır.
Bu arada kimileri, istenilen şartları yerine getirmede azami gayret sarf ederken, bazıları da ‘Nuh deyip Peygamber demeyerek’ inatla bu tutumlarını sürdürmekte, sonra da, 'engin'  düşünceleriyle etraflarını merak ettikleri  konu hakkında bilgilendirmeye, yönlendirmeye
çalışmaktadır.  
Şimdilerde neredeyse bütün dünya, merak içinde birbirini izliyor.Ne varki ayakta durabilmek için bu hastalığa tutulmamak zorundasınız.
Genelde olumsuz merakın altında yatan gerçek; stres, yetersizlik duygusu ve paranoyadır. Özel yönlerin bilinmek istenmesi gerçeğine dayanır. Birikimlerini arttırmak isteyenlerin sayıları ise bir elin parmakları kadar azdır.
Yaşamın her alanında öğrenmeyi 'düstur' sayanlara bir şey söyleyemeyiz.
Ancak meraklı olma hali, üzülmeyi, aşağılık kompleksine kapılmayı, o konuyu bilememekten ötürü yok saymayı, hatta  değersizleştirmeyi getirmemelidir.
Böyle bir durumda aşağılanmış, aldatılmış hissine kapılmak mümkündür. Sözünü ettiğimiz bu tipler genelde, kendini olduğundan büyük gören ve gösterme kolaycılığına kaçanlar,  savundukları şeyi İlahi bir buyruk edasıyla dayatmaya kalkanlardan oluşuyor. 'İnançsızlık/eğitimsizlik' kokan bu davranış biçimlerine ikili ya da grupsal çıkar ilişkileri de eklenince, niçin böyle hissettiklerini daha net anlayabiliyor insan. Makam ve mertebe, güç uğruna 'dayanışma' adı altında gerçekleştirilen bu birliktelikler, maalesef günümüzde yanlış düşüncelerin ürünü  ve yetersizlikten kaynaklanan meraklanma duygusuyla sık sık karşımıza çıkıyor.
Yıllardır kişisel nefretlerini ‘merak’ sayesinde bir platforma taşıyanlar ne bekliyorlar belli değil!..
Bunun yanıtını vermek, şimdilik imkânsız gibi.

 

İstanbul- 25.09.2003
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail