Kısır döngü


Bireylerin tartışmaya ve karşılıklı olarak birbirlerini anlamaya, dolayısıyla ortak bir gelecek inşa etmeye çalışmaları, ancak sürekli bir diyalog içinde bulunmaları ile mümkün.
Böyle olması gerekirken, yaşam can sıkıcı ve her yönüyle karmaşık bir halde geçip gidiyor. Anlaşılacağı gibi burada, ilişkilerin sağlıklı, samimi olmadığı gerçeği ortaya çıkıyor.
İletişimin sıcak oluşu bir yana, insanoğlu hayatın aşırı istekleri karşısında kontrolünü, duyarlılığını kaybediyor.
Dengelerin bozulup tek kutuplu bir dünyanın oluşması gibi bir şey bu. Söz konusu olumsuzluğun nedenleri başta bilgi ve kültür olmak üzere birçok alanda fertlerin birbirine yaklaşım eksikliğinin bulunması ve konuya tek açıdan yani yanlı seviyede bakmaları.
Tabi sonuçta kişi, bir ‘kısır döngü’ misali çaresizliğe, yalnızlığa mahkum oluyor.
Bu noktayı anlayabilmek çok önemli. Koşulların tersine çevrilmesi, teorik olarak belki kolay gibi düşünülüyor, ama iş fiiliyata gelince ne kadar zor olduğu anlaşılıyor.
İnsan bu hususta elinden geleni yapıyor, ihtiyaçlarını erteliyor, isteklerinden vazgeçiyor, zor koşullara hazırlıklı girmeye çalışıyor, yeni hedefler saptıyor, yeni yeni önlemler almaya çalışıyor, ancak kısır döngü yaratmama konusunda bir sonuç alınamıyor.
Kısır döngü, gerçekten tek bir hedefe ‘kilitlendiğimiz’ için mi, yoksa başkalarına zarar vermemek için mi kendiliğinde gelişip yoğunlaşıyor, tam olarak kestirebilmiş değilim.
Bu tutulum, sadece duyu boyutlarına gelecek biçimde yaşanmıyor.
Duygularımızı dışa vuramadığımız anlarda, kısır döngüyü içimizde de yaşamak zorunda kalıyoruz.
Böylesi daha berbat ve acı.
Örneğin, samimi biçimde, bir şeyi, neden ve ne için olduğunu bilemeden yaptığını itiraf edenlerin yanında, idare maksadıyla ve bir sonuç oluşturmayacak şekilde işi başka yerlere taşıyanlar var. Kimileri ise bin bir kelime oyunu içine girerek rasgele konuşmalarla karşısındakini aldatma yoluna gidiyor. Aslında aldattıkları karşılarındaki değil, bizzat kendileri. Farkında olabilseler ne kadar iyi olacak.
Bazılarının ise ‘öküz altında buzağı arama ‘ misali davranışlara girdiğini anlamak oldukça zor.
Evet bu düşünceler, kısır anlayışları, değerlendirmekte zorluk çektiğimiz nedenleri oluşturmakta. Bunlar kolay kolay çözülecek gibi görünmüyor.
Kendimizi derleyip toparlayalım. Kimsenin yaşamına, maddi, manevi alanına dokunmadan ve bu acayipliklere/kısır döngüye düşmeden yaşamayı bilelim.
Değerli dostlarım bunu yapabilmenin yolları aranmalı. Şayet kişinin önünü tıkayacak engeller varsa onları ortadan kaldırmaya çaba göstermesi gerekir diye düşünüyorum.
Zira, şekillenen yeni dünya anlayışında girdaplara düşmeye yer yok.
Yapılacak yegâne şey, temel tercihlerin ve ilkelerin belirlenmesi, insana özgü bir tartışma ortamının yaratılması ve çalkantıya mahal bırakmayacak şekilde yola devam edilmesidir.
 

Londra- 16.10.2003
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail