|
 
“Kadınlar çok zor !...
Evlenebilmek bir mesele.
Daha iyisi için bizleri tetikliyorlar, ama zaman
tanımıyor ve hep şikâyet ediyorlar. Kanaatkâr olan, hep daha fazlasını
istemeyen kadınlar da var mı acaba ?” şeklindeki
soruyu bana yönelterek yanıt arayan okuruma ve diğer okuyuculara faydalı olabilirim
düşüncesiyle, bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.
Kesin olarak belirtmeliyim ki, Onları anlamak, tanımak oldukça ZORDUR.
Kadın tüm canlılar alemi içinde çok farklı bir kategoride yer almaktadır. Evrene hareket veren
anahtarların kendilerinde olduğunu düşünürler. Var olanı var yapan kendileridir. İlgi alanı sadece
dünyevi değerler olan kadının ne yapacağı asla belli olmaz. Duygularının çalkantılı olduğu dönemlerde,
bir kadına kaba davranmak akıllı bir erkeğin yapacağı şey değildir.
Zira; kadın çok değişken, isteklerinin ardı arkası gelmeyen, kısacası inanılmazı
oynayan bir varlık... Yaratılışı böyle...
İnsanın, kadının dünyaya egemen olmak
isteyen tavırlarına kendini kaptırmaması şart!... Bu bakımdan bir erkek, seks duygularına
kapılıp, karşısına çıkan bir hanımı iyiden iyiye analiz etmeden evlenmeyi düşünürse vay haline!...
Dolayısıyla, sadece evlenmiş olmak için
evlenmek, sonu hüsran olacak büyük bir hatayı beraberinde getirecektir!...
Dolayısıyla sadece seks değil, her şey bir bütün olarak kabul edilip
ilerisi görülmeli ve eş olarak seçilen hanımın zor anlarda neler yapabileceği dikkâte alınarak, ona göre
yaklaşım yapılmalı... Uygulanabilecek sanal açmazlar-çıkmazlar, akıllı taktiklerle,
evlenilmek istenilen hanım iyiden iyiye kontrol edilmeli, gözlemlenmeli..
Tabir yerindeyse “yaş tahtaya basılmamalı”.
Bu şekilde onun o andaki hareketlerinden, bir anlamda tepkisinden, ileride neler yapabileceği aşağı
yukarı kestirilebilir. Önü açık olan, insanın başını ağrıtmayacak bir yaşam-evlilik böyle
oluşur. Unutulmaması gereken çok önemli bir nokta daha var: Kadın her zaman duygularının altına
gizlenir. Takındığı tavır onun maskesidir. Çoğu insan da bunu fark edemez. Özellikle, seks
duygusu aşırı yoğun olan genç erkeklerin bu noktada gözleri adeta kapalıdır. Sonrasında neyin ne olduğu
fark edilir, ama artık iş işten geçmiştir!...
Mutlu evliliklerde burçların uyumu önemli bir faktördür. Bu detayı mutlaka,
hatta ilk plânda göz önüne almak faydalı olur…
Örneğin; aynı yapıdaki burçlar uzun beraberliklerde anlaşamazlar. Zıt burçlar ise birbirleriyle
sürekli çekişme-çatışma halindedir. Ne senle ne de sensiz, misali...
Ateş ve Hava yapılarının, Toprak ve Su yapılarıyla anlaşmaları oldukça
zordur. Meselâ, ağır bir Oğlak yapısının hava grubundan olan hareketli İkizler veya
Terazi ile evliliği pek oturaklı olmayacaktır. Evlilikte en iyi uyum, eşlerin burçları arasındaki
60 veya 120 derecelik açılardır. Yengeç için Başak veya Balık, İkizler
için Aslan veya Terazi gibi...
Evlilik kutsal bir meseledir.
Eşinin inancını-yaşamını paylaşmayan, durmadan isyan eden hanımlar için, dikkât edin, Kur’an, eş
değil de "karı" kavramını kullanıyor... "Nuh'un ve Lut'un KARISI", gibi...
Bu tanımlama, “karı” sözcüğü ile ifade edilen eşlerin
pek muteber kişiler olmadığını açık açık gösteriyor.
Hiçbir kadın şirazesiz değildir. Üstelik çok da zekidir. Ancak zekanın kısa
devrelerde iş gördüğünü ve ileriyi asla göremediğini akıldan çıkartmayalım.
Sonuç olarak şunu söyleyebilirim birey, eş seçimin çok iyi
yababilmeli ve Allah’ın kendine bir emanet olarak verdiği hanımına iyi bakmasını bilmeli, ama onların
egemenlik havasına da asla kendini kaptırmamalıdır diyorum…
İstanbul
- 05.09.2002
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com
|