|
İlk başlarda
tanımlayamadığımız ya da anlamakta zorlandığımız konulara
çarpıcı bir biçimde yaklaşım yapabildiğimiz takdirde veya
girdisini çıktısını bildiğimiz bir şeyin somut bir hale
dönüşmesi ile, bizleri iyimserliğe ya da karamsarlığa doğru
sürükleyebileceğini düşünebilmek mümkün.
İnsanlara sonsuz bir
dinginlik ve barış havası veren, canlılık bahşeden iyimserlik
dururken, kötümserliğin seçilmesi için bir sebep olmamalı.
Biraz kolaya kaçıldığını
düşünürsek,gerçekten de sorunlara bu şekilde yaklaşım
yapıldığını, iyimserliğin estetik yanının unutulduğunu; çünkü
bunun insan fıtratına daha zor geldiğini söyleyebiliriz.
İnsanların düşünüp,
tartışıp, içinde bulundukları sorunları kendi gayretleriyle
halledecekleri, anlaşabilecekleri yerde, olumsuzluğu tercih
etmelerinin sebebini herhalde kimse izah edemez ! ..
Bu konuda duyarlı
olduğumuz noktalar çeşitli… Yaşam içinde insan, üzerine gelen
dalga dalga kışkırtmalara, iyimserlikle-karamsarlık arasında
kalan o ince çizgideki badirelere düşmemek için, bir o yana bir
bu yana sallanıp elinden geleni yaparken kara kara da
düşünüyor.
Bazen kendini
frenleyebildiği gibi, yakın dostlarına da öğütler vererek
karamsar olmamaları için tembihlerde, nasihatlerde bulunuyor. Bu
uyarıyı aslında bilinç altında, biraz da kendisi için yaptığının
farkında değil.
Sorunun temelinde
yatan esas şey ise; toplumsal olaylarda insan yapısına ters
düşen vurmalar, kırmalar, güç gösterileri ile oluşan
şiddet kurgusu… Bu tip olaylar iyimserlik havasını aniden
söndürmeye yeterli bir neden. Böylesi görüntülerde iyimserlik
yerini, kolay kolay doldurulamayacak boşluk bırakarak
karamsarlığa terk ediyor. Boşluk deyip geçmeyin!.. Bu halde
korkunç bir acz duygusu ile tükenip gidiyor insan!. İnsanların
bu kadar acıklı, beşeriyet çukuruna düşmüş, karamsar, ümitsiz,
bedbaht bir halde yaşadıklarını hissedebiliyor musunuz?
Neredeyse tek kutuplu bir
düzen oluşacak. İnanın abartmıyorum; durum böylesine vahim!
Aslında daha etkin daha rasyonel kararlar alabilmek ve bunu
uygulayabilmek bireyin kendi elinde.
Kur’an
insanoğluna, bu zaafını göz önünde bulundurarak;
“Ey oğullarım !
Gidin, Yusuf’u ve kardeşini arayın. Allah'ın rahmetinden
ümidinizi kesmeyin, doğrusu kafirlerden başkası Allah'ın
rahmetinden ümidini kesmez.” (Yusuf
Suresi/87) demektedir.
Her vesile ile
vurguladığım gibi, elimizde olmayan nedenlerle bencillik gibi
şeyleri, özellikle de beğenmediklerimizi değiştiremeyeceğimize
göre; hayata iyimser gözle bakabilmenin en mantıklı, en akıllı
yolu, olumsuzlukları baştan kabullenmek ve ümitsizliğe de
düşmemek olmalı.
Salt güç ve düzen
bize bu yolu gösteriyor!..
İstanbul
- 22.02.2003
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com
|