|
Toplumun
en alt katmanından tutun en üst konumda bulunanlara değin hemen
hemen herkesin bir ideali mutlaka mevcuttur. Toplumsal bir
ideal, bilincin örtülmemesini, açık sözlülüğü, nezaketi,
soyluluğu, dürüst tavır ve hareketi, cesareti, kibarlığı,
görevlerin uygulanmasını, bilgi edinebilme arzusunu, irfan
sahibi kişilere saygılı olmayı dile getirebiliyorsa tasvip
edilir.
Normal bir yaşam
tarzına sahip olup da, ‘benim idealim yok’ diyeni ise
haksız ve yanlış bir düşünce içersinde buluyorum. Böylesi
olgunlaşmamış bir ortam her zaman için vardır. Bir
elinde cımbız/Bir elinde ayna/Umurundamı dünya ve
'Bu yeni bir şey değil ki.?' türünden
anlayışlar daima bulunur. Ben bu tür sınıfın ideali olmak bir
yana her geçen gün çok daha bencilleşmeye başladığını
görüyorum. Bir şeye karşı istek duyup, aşırılığa gitmek,
sonrasında vazgeçmek de sağlıklı bir ideal olarak kabul
edilemez.
İnsanın gerçeğine ve
gereksinimlerine ulaşabilmesi için yoğun bir düşünce
yapısına sahibi olması gerekiyor. Bu kafa yapısında olanlar ise
başkaları tarafından hemen fark ediliyor.
Büyük patron, önemli
kişi olma, iyi bir evlilik yapabilme, sevdiğine kavuşma, dünyada
bırakıp gideceği şeylere yatırım yapmayı bir ideal olarak
benimseme, aşkı tanıma, bir yüksek okul bitirme, insanların
farklı psikolojilerini yakalama gibi düşünceler bireysel
idealler arasında yer alırken, bireyin tam bir teslimiyet
arzusu ile kendini tanıması en uygun ve önemli ideal
biçimiolarak
tanımlanıyor.
Bu açıdan bakıldığında, kazanacak ve kaybedecek bir şeyi
olmayanın bütüne, gerçeğe yaklaşım yaptığını söyleyebiliriz.
Aslına bakarsanız ne biz idealimizden ayrıyız ne de o bizden.
Çocukluğumuzda sahip olduğumuz merakı yitirdiğimizden onu
hatırlayamaz olduk. Bu niteliğe sahibi olabilmek için sınırlı
pencerelerden değil, sınırsız perspektiften bakmak gerekiyor.
Bazı insanlar
isteseler de, gayret etseler de şu veya bu nedenle maalesef
emellerini gerçekleştirmekten mahrum oluyorlar. Onların
kolayca hayâl kırıklıkları yaşadığını görüyoruz.
Başkalarında takdir
ettiğimiz her davranış biçimi
bize düşüncelerimizin/dileklerimizin yakın olduğunu veya aksi,
bizi üzen, sinirlendiren her hareketin ideallerimizden ne kadar
uzakta bulunduğumuzu gösteren işaretleridir. Sorumluluklarını
bilmek ve yaşamak, ufukları oldukça geniş olanların başında
gelen bir haslettir.
Önemli olan ideal
peşinde koşarken, bunalıma düşmeden ‘benim çıkarlarım’, ‘bana
kimse karışamaz’ gibi düşüncelerden uzak durabilmektir.
Şartlanma ve değer yargılarından vazgeçebilme idealimize
kavuşabilmek için oldukça önemli bir aşamadır.
Aksi halde, insan
olaylardan yeterince ders çıkaramamış ve idealine kavuşamamış
olur...
.
İstanbul - 19.06.2003
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com
|