Hadisler - Sorular - Yorumlar - 8


S. Kim bir kâhine veya büyücüye gider de, onun söylediğini doğrularsa Muhammed (s.a.v )’ e indirilmiş olana küfretmiş olur. (Hadis)

Büyüye başvurma, toplumların, bireylerin kendilerine olan güvenlerini kaybetmesi ile ilgili bir durum. Dünyanın küreselleşmesinden bahsediyoruz, ama nedense büyü ve kâhinden bir türlü vazgeçemiyoruz. Çünkü, sorunlara kendimizi kapatmamızın ardında, o adını koyamadığımız belirsizlik, itimatsızlık var. Öyleyse neden ‘Ben kendimi toparlayayım’ diyemiyoruz. Büyü ile uğraşanlar bir şekilde iyi niyetli bile olsalar, karşılarındakine ‘yıkıcı’ etkiler üretiyorlar. Herhalde bunu çok iyi biliyorsunuz. Sonuç; büyü entegre çalışan bir sistemi/dini dikkâte almamak anlamına geliyor. Anti sistem anlayışı içinde olanların da küfre girmemesi anormal olur.

Gıybet eden de dinleyen de günahta ortaktırlar. (Hadis)

Gıybet, insanlığın yaratılışı ile var olmuş ve asırlar boyu önemini korumuş bir kavram. Nebiler içinde bu noktaya değinen, en değerli olanı Allah Resulü Hz. Muhammed olmuştur. Biz de bu doğrultuda onlarca kez yazı yazdık… Yine devam edeceğiz. Efendimizin uyarısında bu kez açık bir şekilde yapanın yanında onu dinleyenin de büyük bir günaha girdiği vurgulanıyor.

Astroloji fal mı?

Astroloji denince, nedense insanların aklına bir tek şey gelir: FAL! Benim anlamadığım, insanımızın günler öncesinden, gelecek soğuğun derecesini bilmek olanağına sahipken astrolojinin insan yaşamına sağladığı katkıları ve neler yapabileceğini bilememesi, kabullenememesi!
“Yoksa teknoloji o kadar gelişmedi de bizi mi kandırıyorlar?” diye düşünüyorlar herhalde.
Bu kafayla gidenlerin bu ilmi kabullenmesi zor gibi gözüküyor!
Ne diyeyim, içimden eleştirmek bile gelmiyor onları.
Evet, astroloji kişinin iman dairesinde yer almamış. Henüz kökeni, boyutları ve yayılma süreci tam olarak bilinmiyor kabul, ancak asırlar öncesinde Allah’ın bir Nebisine ilim olarak verilmiş. Zamanla üstü örtülmüş. Ta ki teknik ilerlesin, insanlar bu ilimden faydalanma yoluna gitsin, kontrolsüz kalmasın diye düşünülmüş.
Şimdilerde ise tüm evliyanın baş tacı ettiği astroloji, toplumun bir kesimi tarafından yavaş yavaş kabullenilir hale geldi. Ancak, doğacak bir bebeğin yükseleninin hesaplanarak bulunması ve buna göre davranışlarının tespit edilmesi aşaması henüz oturmadı.
Astrolojiyi inkâr etmek, düpedüz “bu resmen faldır” demek beyni kirletmek olur. Bu kişinin inanç noktasına halel getirmez; ancak alt yapısı olan melekî boyutu reddetmek kişiyi dinden çıkartır.
Bizden söylemesi!

“Nezir” ne anlama gelir?
Önünüze gelen herkesin “Ben nezirim” demesi doğru mudur?

Lügât anlamı, “birini doğru yola sokmak için gözdağı vererek korkutmak” tır. Herkes nezir olamaz. Bir veli bile tasarruf etmez, nüfuz eder. Siz buradan çıkan sonucu lütfen düşünün.

Maşallah mı, maaşallah mı?

İkisini de kullansanız olur.

S. Sabır ve şükür isimleri arasında ne gibi bir fark var?

Sabır flu, şükür ise açık ve net olandır. Bu bakımdan “şükür” ismi, “sabır” isminin üzerindedir. Yaşça olmasa da başça onun ağabeyidir, desek doğru olur.

S.”Ya Alî sen Allah’a aklın ile yakın ol” Hadisi ile ‘Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşır, öyle ki ben onun gören gözü işiten kulağı ve söyleyen dili olurum’ şeklindeki Kudsi- Hadis arasında benzerlik var mıdır?

İkisinde de anlam olarak -değişik yollardan- yakine erme hali bulunuyor.

S. Halik: Benzeri ve örneği olmayan şeyi meydana getiren.

Bari : Her yarattığını farklı bir icad ile meydana getiren anlamına gelmektedir. İki kavram arasında ne gibi bir fark bulunuyor?

Bir varlığın, benzeri/örneği olmayanı meydana getirebilmesi için üzerinde yoğunlaşacağı bir başka görüntüsünün olmaması gerekir. Bu durumda, ondan faydalanılması olanaksızdır. Allah’ın yanında ikinci bir varlık olamadığı içindir ki, O hiçbir şeyi bir başkasından faydalanarak yaratmamıştır. Bu açıdan bakıldığında, salt olarak Halik isminin manası ortaya çıkar.

Bari ismine gelince; ‘Onun her an yeni bir şanda’ oluşu ile örtüşecek şekilde, kendisinde mevcut mucid (icad edici) özelliği ile yarattıklarında mutlak bir farkın bulunmasını gerektirmektedir. Dikkât ederseniz, Mucid’ de sadece icat ediyor, ama Bari isminde -her icad edişte- bir farklılığın olması söz konusu. Bu özellik de Bari isminin manasını zahir kılar.

Halik ve Bari, aynı varlığın, hatta bir başka ifadeyle “Bari” ismi eşi ve bir benzeri olmayan “Halik” isminden tecrit edilmeden, onun bir niteliğidir diyebiliriz.

S. Pineal Gland nedir, ne işe yaramaktadır?

Pineal, seratoninin bir yıkım ürünü olan melatonini salgılayarak uyanıklık ritminin icrasından sorumlu bir bezdir diyor bilim adamları…
Chakralardan yedincisi olan Pineal gland, insanda soyut kavramların başladığı ve değerlendirildiği alandır... Bunun faaliyeti, beyinde düşünsel yaşama boyut atlatmaktadır...
Mistik düşünürler de bu şekilde bir tanımlama getiriyor söz konusu kavramla ilgili
. Ayrıca, beyin sağlığı ile ilgili olarak her gün belirli bir miktar melatonin alınmasını öneriyorlar. Uzun ve çok saat farkı yaşanan uçuşlardan sonra da alınması tavsiye ediliyor.

S. Tasavvuf lisanında kullanılan bazı isimler var. Meselâ “Rab” ve “Rabbulalemiyn” gibi. Bunlar hangi mertebe için geçerli? İki ayrı isimle kullanılması, ayrı varlıklara mı işaret etmektedir?

Tasavvuf terminolojisinde özellik taşıyan bazı isimler var ki, kişi bu isimleri okuduğunda iki ayrı şeyden bahsediliyormuş hissine kapılıyor.
Şöyle ki; Rab ve Rabbulalemiyn kelimeleri, onlar için tek varlığa işaret etmiyor. Hâlbuki Kuran, açık ve net bir şekilde:
‘Rabbın emretmiştir ki, kendisinden başkasına kulluk edilmeye!
Zira Rab tektir, kendisinden başka Rab yoktur
.’ demektedir.

Bu bağlamda ele alındığında Rab ve Rabbulalemiyn kendisi olmaktadır. Dolayısıyla, senin “Rabbulalemiyn” demen, aslında Rabbına yönelmenden başka bir şey değildir. İsim değişikliğinin olması, o varlığın başka yönlerine değinmek anlamına gelir. Anlaşılacağı gibi, fark eden artan özellikleridir. (Ortak noktaları ve farklılığı ilgili kitapta bulabilirsiniz) Bu iki kavram da esma mertebesinde kullanılmaktadır.
Bir başka örneğini Rahman ve Rahim isimlerinde de görmekteyiz.


Rahman ve Rahim, iki ayrı varlık değildir. Rahman var olma, Rahim ise var olanın oluşturduğu, ürettiği şeyler anlamına gelir. Yani eldeki imkânların en iyi, en uygun biçimde kullanılması için bir şeyler üretilmesi gibi.

Devam edelim…

Nefsi kül ve Levh-ü Mahfuz kavramları üzerinde duralım.
Nefsi kül, varlığı oluşturan sonsuz sınırsız enerjinin eski dilde tanımlanmasıdır. “Nur” diye de bilinir. Levh-ü Mahfuz ise ondaki bilgilerin toplamının adıdır. Demek ki, ikisi de kuşkusuz ayrı şeyler olmayıp bireyin özünde mevcut olan boyutun bakış açısına göre aldığı isimlerdir.
Evet, İnsanoğlundan okuduğu metni anlaması, yüzüne gözüne bulaştırmaması ve tanınmaz hale getirmemesi bekleniyor. Aslında bu noktalar çok basit. Ama bizler nedense detaylara girip konuyu anlamakta zorluk çekiyoruz.
Yeni gerçekler görebilme ümidiyle.

Sevgi ile kalın. Allah’a emanet olun, diyorum.

 İstanbul - 02.02.2006
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com

http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail