|
S.
Kim bir kâhine veya büyücüye gider de, onun söylediğini
doğrularsa Muhammed (s.a.v )’ e indirilmiş olana küfretmiş olur.
(Hadis)
Büyüye
başvurma, toplumların, bireylerin kendilerine olan güvenlerini
kaybetmesi ile ilgili bir durum. Dünyanın küreselleşmesinden
bahsediyoruz, ama nedense büyü ve kâhinden bir türlü
vazgeçemiyoruz.
Çünkü, sorunlara kendimizi kapatmamızın ardında, o adını
koyamadığımız belirsizlik, itimatsızlık var. Öyleyse
neden ‘Ben kendimi toparlayayım’ diyemiyoruz. Büyü ile
uğraşanlar bir şekilde iyi niyetli bile olsalar,
karşılarındakine ‘yıkıcı’ etkiler üretiyorlar. Herhalde
bunu çok iyi biliyorsunuz. Sonuç; büyü entegre çalışan bir
sistemi/dini dikkâte almamak anlamına geliyor. Anti sistem
anlayışı içinde olanların da küfre girmemesi anormal olur.
Gıybet eden de dinleyen de günahta ortaktırlar. (Hadis)
Gıybet,
insanlığın yaratılışı ile var olmuş ve asırlar boyu önemini
korumuş bir kavram. Nebiler içinde bu noktaya değinen, en
değerli olanı Allah
Resulü Hz. Muhammed olmuştur.
Biz de bu doğrultuda onlarca
kez yazı yazdık… Yine devam edeceğiz.
Efendimizin uyarısında bu kez açık bir şekilde yapanın yanında
onu dinleyenin de büyük bir günaha girdiği vurgulanıyor.
Astroloji fal mı?
Astroloji
denince, nedense insanların aklına bir tek şey gelir: FAL!
Benim anlamadığım, insanımızın günler öncesinden, gelecek
soğuğun derecesini bilmek olanağına sahipken astrolojinin insan
yaşamına sağladığı katkıları ve neler yapabileceğini bilememesi,
kabullenememesi!
“Yoksa teknoloji o kadar gelişmedi de bizi mi
kandırıyorlar?” diye düşünüyorlar herhalde.
Bu kafayla gidenlerin bu ilmi kabullenmesi zor gibi
gözüküyor!
Ne diyeyim, içimden eleştirmek bile gelmiyor onları.
Evet, astroloji kişinin iman dairesinde yer almamış. Henüz
kökeni, boyutları ve yayılma süreci tam olarak bilinmiyor kabul,
ancak asırlar öncesinde Allah’ın bir Nebisine ilim olarak
verilmiş. Zamanla üstü örtülmüş. Ta ki teknik ilerlesin,
insanlar bu ilimden faydalanma yoluna gitsin,
kontrolsüz kalmasın diye
düşünülmüş.
Şimdilerde ise tüm evliyanın baş tacı ettiği astroloji,
toplumun bir kesimi tarafından yavaş yavaş kabullenilir hale
geldi. Ancak, doğacak bir bebeğin yükseleninin hesaplanarak
bulunması ve buna göre davranışlarının tespit edilmesi
aşaması henüz oturmadı.
Astrolojiyi inkâr etmek, düpedüz
“bu resmen faldır” demek beyni kirletmek olur. Bu kişinin
inanç noktasına halel getirmez; ancak alt yapısı olan melekî
boyutu reddetmek kişiyi dinden çıkartır.
Bizden söylemesi!
“Nezir” ne anlama gelir?
Önünüze gelen herkesin “Ben nezirim” demesi doğru mudur?
Lügât
anlamı, “birini doğru
yola sokmak için gözdağı vererek korkutmak” tır.
Herkes nezir olamaz. Bir veli bile tasarruf etmez, nüfuz eder.
Siz buradan çıkan sonucu lütfen düşünün.
Maşallah mı, maaşallah mı?
İkisini de
kullansanız olur.
S.
Sabır ve şükür isimleri arasında ne gibi bir fark var?
Sabır flu,
şükür ise açık ve net olandır. Bu bakımdan
“şükür” ismi,
“sabır”
isminin üzerindedir. Yaşça olmasa da başça onun ağabeyidir,
desek doğru olur.
S.”Ya Alî sen Allah’a aklın ile yakın ol” Hadisi ile ‘Kulum
bana nafile ibadetlerle yaklaşır, öyle ki ben onun gören gözü
işiten kulağı ve söyleyen dili olurum’ şeklindeki Kudsi-
Hadis arasında benzerlik var mıdır?
İkisinde de anlam olarak -değişik yollardan- yakine erme hali
bulunuyor.
S.
Halik: Benzeri ve örneği olmayan şeyi meydana getiren.
Bari : Her yarattığını farklı bir icad ile meydana getiren anlamına
gelmektedir. İki kavram arasında ne gibi bir fark bulunuyor?
Bir
varlığın, benzeri/örneği olmayanı meydana getirebilmesi için
üzerinde yoğunlaşacağı bir başka görüntüsünün olmaması
gerekir. Bu durumda, ondan faydalanılması olanaksızdır. Allah’ın
yanında ikinci bir varlık olamadığı içindir ki, O hiçbir şeyi
bir başkasından faydalanarak yaratmamıştır. Bu açıdan
bakıldığında, salt olarak Halik isminin manası ortaya
çıkar.
Bari
ismine gelince; ‘Onun her an yeni bir şanda’ oluşu ile
örtüşecek şekilde, kendisinde mevcut mucid (icad edici)
özelliği ile yarattıklarında mutlak bir farkın bulunmasını
gerektirmektedir. Dikkât ederseniz, Mucid’ de sadece icat
ediyor, ama Bari isminde -her icad edişte-
bir farklılığın olması söz konusu. Bu özellik de Bari isminin
manasını zahir kılar.
Halik ve
Bari, aynı varlığın, hatta bir başka ifadeyle “Bari” ismi eşi ve
bir benzeri olmayan “Halik” isminden tecrit edilmeden, onun bir
niteliğidir diyebiliriz.
S.
Pineal Gland nedir, ne işe yaramaktadır?
Pineal, seratoninin bir yıkım ürünü olan melatonini
salgılayarak uyanıklık ritminin icrasından sorumlu bir bezdir
diyor bilim adamları…
Chakralardan yedincisi olan Pineal gland, insanda
soyut kavramların başladığı ve değerlendirildiği alandır...
Bunun faaliyeti, beyinde düşünsel yaşama boyut atlatmaktadır...
Mistik düşünürler
de bu şekilde bir tanımlama getiriyor söz konusu kavramla ilgili.
Ayrıca, beyin sağlığı ile ilgili
olarak her gün belirli bir miktar melatonin alınmasını
öneriyorlar. Uzun ve çok saat farkı yaşanan uçuşlardan sonra da
alınması tavsiye ediliyor.
S.
Tasavvuf lisanında kullanılan bazı isimler var. Meselâ “Rab”
ve “Rabbulalemiyn” gibi. Bunlar hangi mertebe için geçerli?
İki ayrı isimle kullanılması, ayrı varlıklara mı işaret
etmektedir?
Tasavvuf terminolojisinde özellik taşıyan bazı isimler var ki,
kişi bu isimleri okuduğunda iki ayrı şeyden bahsediliyormuş
hissine kapılıyor.
Şöyle ki; Rab ve Rabbulalemiyn kelimeleri, onlar için tek
varlığa işaret etmiyor. Hâlbuki Kuran, açık ve net bir şekilde:
‘Rabbın emretmiştir ki, kendisinden başkasına kulluk
edilmeye!
Zira Rab tektir, kendisinden başka Rab yoktur.’ demektedir.
Bu bağlamda ele alındığında Rab ve Rabbulalemiyn kendisi
olmaktadır. Dolayısıyla, senin “Rabbulalemiyn” demen,
aslında Rabbına yönelmenden başka bir şey değildir. İsim
değişikliğinin olması, o varlığın başka yönlerine değinmek
anlamına gelir. Anlaşılacağı gibi, fark eden artan
özellikleridir. (Ortak noktaları ve farklılığı ilgili kitapta
bulabilirsiniz) Bu iki kavram da esma mertebesinde
kullanılmaktadır.
Bir başka örneğini Rahman ve Rahim isimlerinde de
görmekteyiz.
Rahman ve Rahim, iki ayrı varlık değildir. Rahman
var olma, Rahim ise var olanın oluşturduğu, ürettiği
şeyler anlamına gelir. Yani eldeki imkânların en iyi, en uygun
biçimde kullanılması için bir şeyler üretilmesi gibi.
Devam edelim…
Nefsi kül ve Levh-ü Mahfuz kavramları üzerinde duralım.
Nefsi kül, varlığı oluşturan sonsuz sınırsız enerjinin
eski dilde tanımlanmasıdır.
“Nur” diye de
bilinir. Levh-ü Mahfuz ise ondaki bilgilerin toplamının
adıdır. Demek ki, ikisi de kuşkusuz ayrı şeyler olmayıp
bireyin özünde mevcut olan boyutun bakış açısına göre aldığı
isimlerdir.
Evet, İnsanoğlundan okuduğu metni anlaması, yüzüne gözüne
bulaştırmaması ve tanınmaz hale getirmemesi bekleniyor. Aslında
bu noktalar çok basit. Ama bizler nedense detaylara girip konuyu
anlamakta zorluk çekiyoruz.
Yeni gerçekler görebilme ümidiyle.
Sevgi ile
kalın. Allah’a emanet olun, diyorum.
İstanbul -
02.02.2006
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com
|