|
“Ve fiy enfusikum efela tubsirun ( Zariyat-21)
Nefislerinizde hâlâ görmüyor musunuz?”
Ayeti Kerime ile anlatılmak istenen nedir?
Allah’ ı bir tanrı mesabesinde, ötelerde görmek
isteyenlere açık bir uyarı söz konusu. Bu
sual-yönlendirmede, nefsinizde hatta nefs
dediğiniz şey de “Ben’im” deme keyfiyeti
bulunuyor.
“HU vel Evvelu vel Ahiru vez Zahiru vel Batın ( Hadid-3)
O’dur Evvel ve Ahir ve Zahir ve Batın”
Bu ayetin yorumu sizce nasıl olmalı?
Evvel ve sonra, zahir ve batın yani algılayıp
algılayamadıklarınız; beş duyu ile
değerlendirebildikleriniz ya da
değerlendiremedikleriniz, tanıyıp tanıyamadıklarınız,
beğendiğiniz veya beğenmediğiniz, nefret ettiğiniz,
arkasından durmadan çekiştirip kötülediğiniz, seçip
seçmediğiniz, ez- cümle kâinatta ne varsa, O’ dur diyor
açıkça. Bu ayet, Vahdet-i Vücud’u gösteren bir
emsaldir.
Mirac olayı Kuran’da hangi sure ile belirtilmiştir?
İsra
suresinin 1. ayeti ile miraç olayı anlatılır.
(“Tenzih O Subhan’a ki, (özel) kulunu (abdu HU)
geceleyin (gece içinde) Mescid-i Haram’dan,
havlini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya isra
etti... O’na ayetlerimizden gösterelim diye... Hakikat
şu: O’dur Semi’, Basıyr.”)
Ancak, Hz. Ali’nin iniş sırasına göre düzenlediği
kronolojik (buna Hz. Ali’nin Kur’an’ı derler) Kur’anı
Kerim’de İsra suresinde anlatılan miraç
olayından çok önce Necm suresinde (23. sure) bu
konuya temas edilmektedir. Kronolojik sıralamada İsra
suresi ise 50. sırada yer alıyor.
“Seferde, Ramazan’da oruç tutan, hazerde oruç tutmayıp
iftar eden gibidir.”( Hadis)
Bu hadisi nasıl anlamalıyız?
Bu hadisi anlayabilmeniz için, en başta Hazer
kelimesiyle ilgili bir açıklamada bulunmam gerekiyor.
Hazer, kişinin oturduğu yerde oruç tutması anlamına
gelir. Böyle olunca seferde oruç tutan ile normal
düzeyde oruç tutmayan, aynı mesabede bulunmaktadır.
Seferi olanın kurallara uyması gerekiyor. Bireyin
inançlarını zorlama gibi bir şansı bulunmuyor.
Mümin aynı delikten iki defa sokulmaz.(Hadis)
Bu mübarek sözü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Basit, sıradan biri, başına gelen olaylar karşısında
hayretini gizleyemeyerek şu itiraflarda bulunabilir:
‘Güya onu çok iyi tanırım ben! Böyle bir tuzağa nasıl
düştüm, nasıl aynı hatayı tekrarladım onunla?”
diyebilir. Ama mü’min, işini sağlama bağladığı için
hatayı iki defa üst üste tekrarlamaz demek istiyor Allah
Resulü (s.a.v). Mesele, sizin de fark ettiğiniz gibi
gayet açık.
“Dünyanın eğer Allah indinde bir sinek kadar değeri
olsaydı, kâfirlere bu dünyadan bir yudum su bile
vermezdi” (Hadis)
Bu hadisi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu dünyanın değeri olmadığı için kâfirler de nasibini
alıyor. “Ne alaka?” demeyin. Evet! İşaret edilmek
istenen ana tema budur.
Resûlullah Efendimiz Kâbe’nin içinde hangi yöne doğru
namaz kılardı?
Bir yerin girişi, o yerin veçhi sayılır. Resûlüllah
Efendimiz’in bir vasfı ise hiçbir zaman geriye
bakmamasıdır. Buna göre, Kâbe’nin kapısından
içeriye girdiğinde tam karşı duvarı kıble olarak
tutması olasıdır.
Gen nedir?
Canlı varlıklar, atalarından kalıtım yoluyla gelen
karakterlerini ‘gen’ dediğimiz ve bilgisayar
programlarına benzeyen birtakım yapılar vasıtasıyla
alırlar. Kader adı verilen ve başımıza gelen şeylerin
ana hatları bu genlerde yazılıdır. Genler,
kromozomlar üzerindeki en küçük kalıtsal bilgi
taşıyıcı bölgelerdir.
Hıfz kelimesi ne anlama gelir?
Bu kavram, “muhafaza etmek, korumak” manasına
geliyor. Ne var ki ayet ve hadislerde bu anlam
kullanılmamıştır. Efendimiz (s.a.v) Kur’an’ı ezberleyene
Arşi Kur’an, manasını biliyorsa Sahibil
Kur’an, lafzını bilmiyorsa Lafüzül Kur’an
der.
Genetik nakil ile nakil ilmi aynı şey midir?
Evet, aynı şeydir. Buna göre Resûlullah Efendimiz Hz.
İbrahim’den genetik olarak bir şey almamıştır
diyebiliriz. Nahl suresinin 123. ayetinde
“Hanif olarak, İbrahim’in milletine uymanı sana
vahyettik” denmesi, İslam dininde tanrısallığa yer
olmadığının açık göstergesidir. Bu tanımlama, yine de
Hz. Muhammed’in genlerini Hz İbrahim’den
aldığına işaret değildir.
Hayvan kesmenin ( kan akıtmanın) mantığı nedir?
Hayvanı keserek kan akıtma işlemi, ondaki kanın pis
oluşu ile alakalıdır. Çünkü kesilmeyen hayvanda kan,
ette kalmıştır. Bildiğiniz gibi, beyne atardamar
vasıtasıyla temiz kan gider, toplardamar vasıtasıyla
tekrar vücuda yayılır. Pis kan akıtılmadığı takdirde,
hayvan murdar olur. Toplumsal yaşamda hayvan kesmek
vahşet gibi kabullenilse bile durum bu merkezdedir.
Mekke
ve Medine dönemlerinde hayvanlar kanları akıtılıp
kesildikten sonra hemen çengellere asılıyor ve
çürümelerine fırsat kalmadan etteki suyun tebahhur
etmesinden ötürü peksimet haline geliyor ve bozulmadan
uzun süre saklanabiliyordu. Bu detay da işin farklı bir
yanıdır.
Hatemün Nebiyyin ne anlama gelir?
Kur’an’ın
en son kitap oluşuyla Allah Resulü’nün Hatemün
Nebiyyin vasfını alışıdır.
Namazların dört rekât olmasının esprisi nedir?
Önceleri bütün namazlar iki rekât şeklinde kılınıyordu.
Daha sonra Resulûllah Efendimiz (s.a.v.)
tarafından dörde çıkarıldı. Resulûllah
Efendimiz’in duyurduğu vahiylere “vahyi zahir”,
duyurmadığı vahiylere “vahyi batın” denir.
Kendindeki vahiyle dörde çıkarması vahyi batın
ile ilgili olup asıl neden budur.
Çok sevdiğim birini kaybettim. Ahirette ona
kavuşabilecek miyim?
‘Kişi sevdiği ile beraber olur’
Hadisi gereğince umarım ki, onu kucaklarsınız.
Tagyir ve tebdil kelimeleri arasında ne gibi fark
bulunmaktadır?
“Tagyir”
değişme, “tebdil” değişen şeyin yerine başkasının
gelmesi demektir. Farkı takdir ettiğiniz anda bunu
anlamış bulunuyorsunuz.
Dini terminolojide kullanılan su’l kelimesi ne anlama
geliyor?
Sual;
“sormak, dilenmek”, aynı zamanda
“dua”
manasına gelirken, Su’l kelimesi ise; sadece
sormak anlamını taşır. İçinde dilenme olmayan sorma.
Nitekim, Hz. Musa’nın duasını içeren Taha
Suresinin 25-36 arası ayetlerinde böyle bir keyfiyet
bulunmaktadır…
25. (Musa) dedi ki: “Rabbim, sadrımı açıp genişlet
(Hakkel yakiyn eyle)”.
26. “İşimi bana kolaylaştır”.
27. “Lisanımdan düğümü (bilincimin külli manaları
algılayıp değerlendirmesini engelleyen zihin
düğümlerini) çöz”.
28. “Ki sözümü (derinliğine) anlasınlar
(içlerine tesir etsin)”.
29. “Benim için ehlimden bir vezir oluştur”.
30. “Kardeşim Harun’u”.
31. “Onunla (O olarak) gücümü şiddetlendir”.
32. “Ve Onu işimde ortak yap”.
33. “Ki seni çokça tesbih (tenzih) edelim”.
34.
“Seni çok zikredelim (ilim)”.
35. “Muhakkak ki sen (biz olarak)
Basıyr’sin!”.
36.
“İstediğin sana verildi, ya Musa!”
dedi.
Sevgi ile kalın. Allah’a emanet olun. |