Ayetler - Hadisler - Sorular - Yanıtlar - 12


“Onlarla savaşın ki, Allah onları sizin elinizle cezalandırsın, rezil etsin onları, yardımıyla sizi onlara karşı zafere erdirsin, mümin bir topluluğun yüreklerine su serpsin.” (Tevbe / 14)

Bu ayeti nasıl yorumlarsınız?

Savaşılması gerekenler; İslâm Dinini inkâr eden, inançsız, bildiğini okuyan, en küçük eleştiriye frensiz öfke, hararetle yanıt verme hakkını kendinde gören toplumlar, yani kâfirler. Ayeti Kerime’ de geçen ‘Allah onları sizin elinizle cezalandırsın’ ibaresi, “şuurunuzla ve layıkıyla bu görevi ifa edin” anlamına geliyor. Sonuçta zafere ulaşacak, münafıklara mutlak bir üstünlük sağlayacak olan sizlersiniz. Ve bundan da büyük mutluluk duyacaksınız, deniyor.

“Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin! Gerçek şu ki, Allah sınırı aşanları sevmez.” (Araf / 55)

Bu ayet neyi anlatmak istiyor?

Gösterişe kaçarak, samimiyetsizlikle, kaygan ve değişken şekilde yönlenmek, herhalde kurumsallaşmış bir kişiselliğin göstergesi. Kur’an, bizi duadaki adap hususunda uyarıyor. Geriye İhlâs ve hazım sahibi olarak Allah’a odaklanmak kalıyor. “Yalvara, yalvara” dan kasıt bu. Bizlerin sahte ikilikten fazlasına ihtiyacımız var.

Aşağıda yazılan hadis-i şerif'ten (yanılmıyorsam Kudsi Hadis) ne anlamalıyız?

« Allah buyurdu: Benim arif ve kendilerine ilham ettiğim kullarımı, aralarında hükmümü verinceye kadar, ne cennetlik ne de cehennemlik kılmayın. »

Bu söz Ramuzul Ehadis’ten alınan bir hadistir.
Kutsi Hadis değildir.
Yorumu ise şöyle: O kimseler, öyle şeyler ortaya koyar, ağırlığını hissettirirler ki sonuçta, siz beşeri değer yargılarınız istikametinde bir hüküm vermek zorunda kalabilirsiniz. Ama böyle davranmamalı, yakınmamalısınız. Susma hakkının kullanılması daha doğru olur, denmek isteniyor.
Duyduğumuz hoşnutsuzluğu hemen dillendirmenin bir anlamı yok.

Allahu Teâlâ’nın öyle kulları vardır ki; Allah’a yemin etseler, Allah onların yeminini doğru çıkarır. ( Hadis )

Diyelim ki gözümüzün içine ‘baka baka yalan söyleyen’ ve üstelik iddiasını yemin ederek teyit eden birinin sözünü Allah doğru çıkarır mı?
Elbette ki hayır!
Esasen, böylesinin lafları kimseye inandırıcı gelmez. Ve onun balonu çabuk patlar.
Ancak, doğru bir insanın hali ortadadır. Söylediği bir sözü ya da yaptığı bir işi yeminle kanıtlaması, güvenilirliğinin daha da yoğunlaşmasına neden olur. Allah da onun yeminini doğru çıkarır. Çünkü o kimsenin yaptığı fiil, Mutlak yaratıcının dilemesi ile meydana gelmiştir. Herhalde, O da kendi kendini tekzip etmez.

Muhakkak Allahu Teâlâ benim için yeryüzünü dürdü de ben onun doğusunu ve batısını gördüm. Muhakkak ki ümmetimin mülkü benim için dürülen yerlere ulaşacaktır. (Hadis)

Yeryüzünün dürülmesi; Yaratıcının dünya üzerinde yaşayan tüm toplumların istek ve arzularını, şartlanma ve değer yargılarını, bununla ilgili tüm detayları mümin kullarına bildirmesi anlamına gelir.

Böyle olunca işler daha da kolaylaşır değil mi?

Çeşitli ayeti kerimelerde Kıyamet gününde hiçbir gölgenin olmadığı günde Allah’ın gölgesinde gölgelenecek bir kısım insanlardan söz edilir. Allah bir tanrı olmadığına göre buradaki “gölge” ve “gölgelenme” olayını nasıl anlayabiliriz?

Bu soruya geçmeden önce, başka bir soruya cevap vermek gerekiyor: Işınsal bir boyutta gölgenin olması mümkün mü? Elbette ki hayır! Haliyle, böyle bir şeyin düşünülmesi muhal olur. Burada bahsi geçen “gölge” mecazidir. Bu saptamada; Allah’ın sevdiği kullarının onun himayesinde oluşu ve dolayısıyla ortamdaki rahatlığı kastedilmektedir.

Düşünce ile tefekkür arasında ne fark vardır?

Benzer şeyler gibi görünmesine karşın, düşünce ile tefekkürü aynı düzeyde tutmak doğru olmaz. Aslında herkes düşünebilir, ama tefekkür edemez. Daha açık anlatımla, her düşünülen, bir taban yaratmamaktadır. Anlamlı düşünce “tefekkür” adını alır. Akla daha yakın bir önermedir. Tefekkür, sonuçta doğru yorumu getirir. Bunun için ‘kişisel hırsları törpülemekte’ yarar vardır. İnsanların gündelik yaşamlarındaki dönüşümlere ve nelerin bu dönüşümlere yol açtığına bakmaları yerinde olur.

İsmi "ALLAH" olan, varlığı dışından yöneten değil; varlığın iç dinamiğinin adıdır!. (A.H.)

Bu cümle ne kadar doğrudur?

Bu soruya iki yönlü yanıt verebiliriz.

a) Burada hemen satır başında kendini belli etmeye başlayan çok ciddi bir ibare var: Varlığı yönetenin dışardan değil, iç dinamikten kaynaklanması. Bu ifade, ismi Allah olanla kavramsal olarak hiç de çakışık değil.

Çünkü ismi “Allah” olan için; “Dış veya iç” ayrıca “yöneten” gibi tanımlamalar geçersiz olur. Onun için ancak ‘öz’ ve ‘dileme’ gibi sözcükler bir şey ifade eder. Bu ve benzer metinlerin tahlilinin yapılabilmesi için tek şart budur.

Bir yandan var olanın ‘Allah’ olduğunu vurgularken, bir yandan da aslında bir ‘dönüm noktasında olduğumuzu’, ‘somut bir tanrı anlayışından’ geçtiğimizi ve bu geçişe tanıklık yapmak için böyle bir sorunun tarafımıza yöneltildiğini düşünmekteyim.

Evet, buna göre, sözün yorumu şöyle olmaktadır; Tanrı anlayışı ile hareket etme prensibi söz konusu değildir. Çünkü varlık tek bir bütündür ve sistem hareket prensiplerini özünden alır.

b) Şayet isimler üzerinde durulmuyorsa, cümle doğrudur. Varlık dışarıda/ötelerdeki bir tanrıdan değil, içten yönetilmektedir.

Beyninize hükmedemediğiniz sürece KADERE tâbisiniz. (A.H.) Bu söz ile ne denmek isteniyor?

Bu sözde şu mesaj var: ‘Hükmedebilirseniz’ , ‘pekâlâ yapabilirsiniz’ denmek isteniyor. Kısaca, beynine/şuuruna tam anlamıyla sahip, terkibiyetten kurtulmuş olan, bozulan dengeleri düzeltmiştir. Ancak, bu şekilde insan, özüne vasıl olur. Bu takdirde, kaderi meydana getiren de kendisidir. Kavramlar arasında çelişki çözümlenebildiği takdirde, mesele açığa çıkmış olur. Burada çelişkili gibi görünen şey, aslında tanımlanabilir bir bütünlüğe işaret ediyor.

Siteniz oldukça revaçta görünüyor? Siz belli bir yoğunlukta mail alıyor musunuz? (E.Y- Kütahya)

Evet dostum. Eminim, sufizmveinsan.com’ da yazan diğer yazarlar da alıyordur. Beni seven, yaşamımı benimseyen, kişiliğime iltifat eden çok kimse var. Özellikle, yurt dışında büyük bir okuyucu kitlesinin yazılarımı takip ettiğini biliyorum. Onların sorduğu soruları yanıtlamaya gayret ediyorum.
Ancaaak! Aleyhimde olanlar da hiç eksik değil. Hani fırsatını bulsalar bir kaşık suda boğacaklar. Allah’ın belası şey nasıl oluyor da bu kadar eleştiriye rağmen ayakta kalıyor? Hangi hakla? Hangi yetenekle?” Diyenler de çok. Şunu bilmelerini isterim. Kimseyle hiçbir alıp veremediğim yok. Önce yoktu şu anda da. Düşündüğümü söylüyorum ve yazıyorum. En sert eleştiriler karşısında bile cevap vermem. Bu benim hayat tarzım. Benim için önemli olan ilimdir.

« Hz. İsa “Rahman; dünya ve ahirette fazla esirgeyici, Rahim ise yalnızca ahirette esirgeyici anlamınadır” demiştir. Bu sözü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu soruya verilecek yanıtım şöyle: Dünyada yaptıklarınızı telafi etme şansına sahipsiniz, ama ahirette bu özelliğinizi kullanma imkânınız kalmıyor. Hayaller kurmaya ve başka türlü bir ‘ahiret boyutu tasarlayabilmeye’ olanak yok gibi

Kolonoskopi hakkında kısa bir bilgi verir misiniz?
(G.D.-İzmit)

Dışkıda kan veya tuvalete çıkma itiyatlarında beklenmedik değişiklikler olursa, kalın bağırsağın başta kanser gibi hastalıklarının mevcudiyetini taramak için özel bir âletle bu bölgeyi incelemeye kolonoskopi denir. Kolon kalın bağırsak, skopi görmek incelemek demektir.

Beş vakit namaz beş duyu ile alakalı mıdır?

Namazın günde beş kez kılınması tahmin edeceğiniz gibi, direkt güneşin hareketleri ile bağlantılıdır. Beş duyu ise uyku bölümü hariç, her an için devrededir. Haliyle, beş duyunun namaz ile alakası olamaz. Kaldı ki, oruç dahi bilindiği gibi ayın hareketleri ile ilgilidir.

Kimi insanlar hangi hayvanın siretinde olur?

Örneklemek gerekirse; kadınların namahremlerle karışmasına göz yuman sıfat galipse domuz, hırs ve emel galipse fare ve karınca, kibir galip gelirse kaplan, haset galip gelirse kurt, şehvet ve hamiyetsizlik yoğunlaşırsa Hımar (eşek) ve domuz sireti oluşur.

Hangileri ‘Haram aylar’ olarak bilinir. Haram kelimesinin bildiğimiz anlamın dışında bir tanımı var mıdır?

1)  Muharrem ayı

2)  Zilkaide

3)  Zülhicce

4)  Recep ayı.

“Haram” bir manada saygıya layık olma demektir. Örneğin Mescidi haram “sevgiye, saygıya layık olan yer” anlamına gelir.

Aşure günü olaylarını açıklayabilir misiniz?

1)  Nuh tufanı

2)  Hz Adem’in affı

3)  Hz. Yunus’un balığın karnından kurtulması

4)  Hz Musa’nın Firavun’u boğuşu

5)  Kerbela

6)   Hicret.

‘İnzar’ kelimesi ne anlama gelir?

İnzar uyarmak manasına gelir. (Bkz. Fetih suresi 8. ayet)

Namazda öne konan eşyaya ne isim verilir?

Bu eşyaya ‘sütre’ adı verilir. Zahirde senin ile Rabbin arasına kimse girmesin diye yapılan bir harekettir.

Sevgi ile kalın Allah’a emanet olun.

İstanbul - 07.07.2006
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com

http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail