|
Sevgili okuyucularım! Önce şu bilgileri size vermek istiyorum.
Cuma Notları köşesindeki sohbetlerim mutlaka Cuma gününe
hasredilen yazılarla ilgili değil.
Bu bölümde dikkat çeken konuları, sizleri bir nebze olsun
aydınlatacak hususları, haftada iki ya da üç gün kaleme
alıyorum. Bazen gündem dışı konulara da (siyaset hariç)
değindiğim oluyor. Bu arada, bazı okuyucular şahsıma hemen her
gün değişik sorular yöneltiyor. Bunları ‘yaşça büyük biri
olarak’ cevaplıyorum.
İşte sizle de paylaşmak istediğim ilginç olanları:
S. “Miraç gecesi cehennem bana gösterildi ve oradakilerin
çoğunun fakirler olduğunu gördüm!”
Dediler ki “Ya Rasûlallâh! Mal yönünden fakir olanlar mı?”
“Hayır, ilim yönünden fakir olanlar…” (Hadis)
C.
Mal yönünden fakir olmanın cehenneme gidilmesine vesile
olacağını düşünmek büyük hata olur. Yani konu apaçık ortada iken
yine de böyle bir soruya gerek vardı herhalde diyorum. İlmi
olmayanın imanı, imanı olmayanın çalışmaları da pek olmayacağı
için fakir olanların bu mahalde olmaları söz konusu.
S. Her kim ilmi, âlimlere karşı böbürlenmek, sefihlerle münakaşa
etmek veya insanların teveccühünü kazanmak için öğrenirse,
Allâhû Teâlâ da onu ateşe sokar. (Hadis)
İlmi, beşeri münasebetlerde hava atmak, gururlanmak için
kullananlara son derece sert bir uyarı bu mübarek kelam.
Rahatsız olanlara tepki gösterenlere, “gaflet içindeler”
diye bakmak gerekiyor.
S “124 bin Peygamber vardır. Bunların 313’ü Rasuldür.” Bu Hadisi
nasıl açıklarsınız?
C.
Bu hadise istinaden, 313 sayısının dışında kalanları vahdet
yaşamı dışında tutmak, kelimenin tam manasıyla yanlış olur.
Zira, hiçbir Nebi ya da Rasulde
şirk yoktur. Ancak, çoğunluğu tepeden inmeci ve despot tavırlar
takınmadan, Nebilik kemalâtıyla ölüm ötesi
yaşam için insanların hazırlanmalarını tavsiye eder.
S. Vahidiyet ile vahdaniyet aynı şey midir.?
C.Tasavvuf ehli vahidiyet ile vahdaniyet sözcüklerini
benzer şeyler olarak mütalaa eder. Ne var ki bu sözcükler aynı
anlamları içermiyor. Vahidiyet “teklik seyri”,
Vahdaniyet ise “mana müşahedesi içinde olmak”
anlamına geliyor...
S. Euzu çekmek ne anlama gelir?
C.
Euzu’nun çekilmesi ezberlenen bir metnin tekrar edilmesi gibi
olmamalı. Anlamını bilerek çekmek çok daha farklı olur. Örneğin
Kelime-i tevhidin anlamı gibi. Günde 60. 000 kere “lâilahe
illallah” desen ve anlamını bilemesen neye yarar ki?
Yine de tanrıya davetiye çıkartmış olursun!.
‘Euzu’
sığınırım anlamına geliyor. Kuleuzu birabbilfelak/
kuleuzubirabbinnas surelerinin ilk ayetlerini hatırlayın.
Ne diyordu;
“De ki: “Sığınırım Felak’ın (karanlığı
yarıp sabahı ortaya çıkaran nurun) Rabbine”,
De ki: “Sığınırım Nas’ın Rabbine”.
S. Rububiyet / Rahmaniyet/ / Vahidiyet / Ahadiyet / Uluhiyet /
Melikiyet / Amaiyyet makamlarını “altında “ kalmak suretiyle
tasnif eder misiniz?
C.
Melikiyet (Halka dönük)
Rububiyet
Melikiyet (Hakk’a dönük)
Rahmaniyet
Vahidiyet
Ahadiyet
Ulûhiyet
Amaiyyet
S. İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: Resulullah
aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: Allah Teâla hazretleri
buyurdular ki: Büyüklük benim ridamdır, azamet de benim
izarımdır. Kim, bunlardan birinde benimle iddialaşmaya kalkarsa,
onu cehenneme atarım.
Bu kudsi hadisi nasıl anlayabiliriz?
C.
Mutlak Yaratıcı kendini örtmeyi dilediğinde kim bu örtüyü açmak
durumunda kalırsa yani zahir anlayışa ters düşen bir düşünce ya
da eylemde bulunursa veya O yine kendini açığa çıkartmak
istediğinde kim örtme eylemine girişmek isterse bir nevi
iddialaşma içinde olacağından varacağı yer cehennem olacaktır.
S. Sağlıklı bir yaşam için insanın kendine bakması yeterli bir
sebep olabilir mi?
Elbette gereklidir. Doktorların bu yönde bizlere devamlı
uyarıları var. Domates, elma, sarımsak yememiz, protein
ihtiyacını karşılamamız ve stresten uzak durmamız
yönünden.
Bunlara bir diyeceğim yok, ama bir de ilginç bir durum var şöyle
ki; insan gıdasına dikkat ediyor, spor yapıyor, kısacası
fazlasıyla kendine bakıyor. Bütün bunları yapmasına rağmen yine
de tam tersine hareket edenlere nazaran daha çok hastalıkla
mücadele ediyor.
Evet, “Nedir bu hal?” demeniz mümkün.
Konuyu biraz daha açalım: Önceki yazılarımda belirttiğim gibi
genetiğin hemen her konuda etkili olduğu unutulmamalı. Bu fikre
istinaden “kendinize iyi bakmayın, abur cubur yemeğe devam
edin” demiyorum. Ama yaşamınıza yön veren en önemli faktörün
genetik olduğu bilincine varın. Bu arada ilginç bir
bilgi aktarayım, bilim adamları diyor ki: DNA da aynen bizim
konuşma dilimizin kurallarına benzer bazı kurallara tabi imiş!.
S. “Emri bi’l-ma’ruf venehyi ani’l münker.” Bu sözcüğün ihtiva
ettiği anlam nedir?
C.
İyiliği emredip insanları kötülükten sakındırmayı anlatan bu
cümle, toplumda daima iyilerin kazanacağını da belgeleyen bir
deyim olmaktadır. Zihniyet kirliliğini önlemek
ancak böyle mümkün olur diyorum.
S. İnsanlarda bulunan ve TAKINtı denen şey ne ile alâkalı
olabilir?
C. Bazı olaylarla birlikte ortaya çıkan ve bireyin yaşamını
sekteye uğratan bu hal, astrolojik tesirler ve genetikle
alakalıdır ve mutlaka aşılması gerekir.
S. Bir Cumhurbaşkanına şöyle bir soru yönlendirilmiş:
“Vatanınızı seviyor musunuz?”
Cumhurbaşkanı'nın yanıtı ise
ilginç bir şekilde: “Ben Karımı seviyorum” olmuş. Bu cevabı
nasıl değerlendirebilirsiniz?
C.
Bu soruyu soranlar, herhalde soyut ve somut kavramların
nerede kullanılacağını pek kestirememişler, farkında
olamamışlar. ‘Soyut’ elle tutulamayan gözle görülemeyen ‘Somut’
ise elle tutulabilen canlı ve diri anlamına gelir. (Beş duyu
boyutuna istinaden bu tarifi yapıyorum) İlk bakışta
Cumhurbaşkanının yanlış gibi addedilen sözleri -mantık
silsilesi ile hem de zihni cesaret itibariyle- oldukça değerli
oluyor.
Sevgi ile kalın Allah’a emanet olun.
İstanbul -
15.03.2006
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com
|